HER ŞEY BİR İLLÜZYON MU? – HOLOGRAFİK EVREN TEORİSİ

Jacob Bekenstein. Amerikalı bir teorik fizikçi. 1972 yılında kara deliklerle ilgili araştırma yapıyor. Ama teorik fizikçi de olsanız bir noktada bir konu canınızı çok sıkabiliyor. O da “test edilemezlik”. Her ne kadar kağıt üzerinde bir olguyu kusursuz görünecek şekilde ifade etseniz bile gerçek dünyada test edemediğiniz, gözlemleyemediğiniz sürece tatmin olmazsınız. Bekenstein da bu histen müzdaripti. Kağıt üzerinde bir sonuca varmıştı. Ne yaparsa yapsın tek bir şey çıkıyordu ortaya.

 ...  Devamı

TELEPATİ İÇİN İLK ADIM – BRAINNET!

İnsan. İnanılmaz bir varlık. Takdiri hak eden bir tür. Başardıkları. Geldiği nokta. Mağaralardan başka gezegenlere uzanan. Gözünü yıldızlararası seyahatlere dikmiş insanlık.

Fakat bir sıkıntımız var. Ciddi bir sıkıntı.

İletişim.

İlginç belki ama “iletişim çağında” hala çözemediğimiz bir sıkıntı. Hala yanlış anlaşılmalardan, kendimizi ifade etmede yaşadığımız sorunlara kadar. İkili ilişkilerden ülkeler arasındaki iletişime çözülemeyen bir sorun.

Bunun da en büyük nedeni elbette bir aracıya ihtiyaç duymamız. Kelimeler ya da vücut dili ile sıkışıp kalmış durumdayız.

Birine yol tarifi verirken bile, hele hele baskı altındaysak kafamızın içinde kurduğumuz edebi tanımlamalar yeni konuşmaya başlayan bir bebeğin kelime haznesine sığacak diyaloglara dönüşüyor.

Peki. Kelimeleri tamamen ortadan kaldırabilseydik? Yani bu aracıyı arada çıkarıp bir nevi beyinlerimiz ...  Devamı

Laplace’ın Şeytanı, Determinizm ve Özgür İrade

“Bir sorunu çözmek için 1 saatim olsaydı ve hayatım da buna bağlı olsaydı ilk 55 dakikasını doğru soruyu sormak için harcardım.” Einstein

Bu videonun sonunda video başlığındaki konularla ilgili bir cevap sunmayacağım size. Ama şuna emin olabilirsiniz. Bu videonun sonunda bir sürü soru işareti ile başbaşa kalacaksınız.

Sizinle başlayalım. Yaptığınız, yapacağınız, şu anda yaptığınız her şey aslında tahmin edilebilir mi? Bunları bilebilir miydiniz?

Kökenini Sokrat’a kadar dayandırabileceğimiz determinisme göre evet. Aslında olan biten her şey birer sebep sonuç ilişkisinin sonucu ve tüm bilgileriniz, inançlarınız, tüm yaptıklarınız sonunda sizi şu an olduğunuz kişi haline getiriyor. Yani bugün sizinle ilgili tüm bilgilere sahip olan üstün bir zeka, bir süper-bilgisayar sizin 10 yıl sonra nerede ve ne yapıyor olacağınızı bilebilir.

Tahmin edilebilirsiniz.

Determinizme ...  Devamı

2020 Nobel Fizik Ödülleri – “Devlerin Omuzlarında Yükselmek”

6 Ekim 2020.

İsveç Kraliyet Akademisinde Goran Hansson bu yılın Nobel fizik ödülünü kazananlarını açıklıyor.

Buraya nereden geldik peki biliyor musunuz?

Dikkatli bakarsak, biraz yakınlaştırırsak bu ödülün arkasında bazı büyük dâhilerin silüetlerini görebiliriz.

Isaac Newton’ın 1676’da Robert Hooke’a yazdığı mektupta söylediği gibi:

“Eğer daha uzağı görebiliyorsam bu, benden önceki devlerin omuzlarında durduğum içindir.”

Biz de bu ödülün detayına girmeden önce zamanı biraz geriye saralım o halde.

Albert Einstein.

Yüzyılın dâhilerinden. Belki de en büyüğü.

Uzun zamandır kendisinden bahsetme fırsatımız olmamıştı ama o ölümünden 65 yıl sonra bile kendini hatırlatmanın bir yolunu buluyor.

Genel görelilik teorisi ile sadece uzay, zaman, kütleçekim ve madde arasındaki ilişkiyi anlatmakla kalmamış daha sonra “kara delik” adını alacak olan, sadece uzay-zamanı değil ...  Devamı

Hayalet Nötronlar ve Ayna Evrenler – 9 Saniye Problemi

Bilimin en güzel taraflarından birisi şu. Bir gün, birisi, o kadar sıradışı bir fikirle ortaya çıkıyor ki. Önce bir reddediş dalgası baş gösteriyor. Olmaz öyle şeyler, geleneklere sıkı sıkı sarıla bilim insanları. Sonra birileri “mantıklı bu” demeye başlıyor. Sonra. Sonrasını biliyorsunuz. Einstein çok yaşadı bunu. Görelilik yasası. Herkesin aklını başından aldı. Ama sonunda. En basit sonuçlarından biri olan GPS’i bu sayede neredeyse hatasız kullanabiliyoruz.

Ve yine böyle bir fikirden bahsedeceğiz bugün. Algılaması güç, geleneksel algıya ciddi bir darbe indirecek bir iddia.

İddia şu. Bulunduğumuz anda, bulunduğumuz mekanda bizim, çevremizin, tüm yaşantımızın bir aynası hüküm sürüyor olabilir. Ayna atomlar, ayna gezegenler, ayna yaşamlar, ayna siz. Arabaların ters yönde ilerlediği, saatlerin geriye doğru gittiği ir evren.

Bir ayna evren.

Bahsettiğim gibi. Bu evren ...  Devamı

Kuantum ve Göçmen Kuşlar

Her biriniz eşsizsiniz. Hepinizin kendine has özellikleri var. Farklı yetenekleri, duyguları, korkuları, kendi içinde sakladığı bir evren. Birey olarak tahmin edilemezsiniz. İnsan olmanın en güzel tarafı da budur. Tahmin edilemezlik, belirsizlik… Fakat büyük bir kalabalığa, binlerce insandan oluşan bir topluluğa baktığınızda. Bu bireysel farkların önemi kalmaz. Ve o topluluğu doğru politikalar ile yönetebilme imkanınız da vardır. Toplum psikolojisi o nedenle çok güçlü bir alandır.  Topluluk içinde bireyin etkisini en aza indirir ve o topluluğu bir bütün olarak ele alırsınız.

Kuantum fiziğini de bu şekilde düşünmeyi seviyorum kimi zaman. Her bir atoma ayrı ayrı baktığımızda o atomun içindeki belirsizlikler, olasılıklar çok heyecan verici. Fakat bir araya gelip günlük yaşamda gördüğümüz nesneleri oluşturduklarında. Nasıl söylesem. Biraz sıkıcı hale geliyorlar. ...  Devamı

Kuantum Biyoloji: Organik Yaşamın Anahtarı

Roger Penrose Us Nerede? Kralın Yeni Usu isimli kitabında “beyin kuantum fiziği yasalarına dayanarak çalışır ve gerçekte bir kuantum bilgisayaridır” der.

Olağanüstü bir çalışma alanının en beylik laflarından biridir bu. Hayatın, yaşamın sırlarına dair çok şey şey barındıran bir iddia. Ve büyük ihtimalle yaşam denen olgunun tüm bilinmeyenlerini ortaya çıkarabilecek en önemli alan desek çok da yanlış olmaz.

Kuantum Biyolojisi.

Kuantum fiziği serisine başladığımızda da söylediğimiz gibi kuantum mekaniğinin tüm garipliklerini makro düzeyde, günlük yaşamda görmüyor, gözlemlemiyoruz ancak bildiğimiz ve bilmediğimiz, gördüğümüz veya görmediğimiz her şeyi oluşturan bu parçacıkların yasaları bunlar. Yapıtaşında bu denli garipliklerin olduğu süperpozisyonun, mesafeler arası korkunç olayın yani dolanıklığın, gözlemci paradoksunun olduğu bir evrende doğru baktığımız ...  Devamı

İnsanın Marslıya Dönüşme Serüveni

Elon Musk’ın planı şu. 2022’de Starship aracı ile marsa inecek ve su kaynaklarını belirleyerek olası tehlikeleri tespit edecek. 2024’te Starship ilk insanları Mars’a gönderecek. Bununla birlikte çok daha fazla ekipman ve kaynak da götürülecek ve hemen yakıt santralleri kurulacak. Ardından mars’ın kolonileştirilmesine yönelik genişlemeye uygun bir üs kurulacak.

 Sadece SpaceX değil. Lockheed Martin şirketinin Mars Base Camp projesi, NASA’nın Deep Space Transport projesi ile birlikte Çin, Hindistan, Japonya ve Avrupa mars’a gözünü dikmiş durumda. Yani önümüzdeki 10 yıl içinde mars’ı kolonileştirme maratonu başlayabilir gibi görünüyor.

Ancak nasıl gideceğiz, nasıl kolonileştireceğiz, su, ekmek bulabilecek miyiz gibi sorulardan daha önemli bir soru var karşımızda. İnsanlık başka bir gezegene yerleşip orada yaşamaya başladığında Mars’ın hiç alışık olmadığımız ...  Devamı

Harezmi, Hayyam, Biruni – MATEMATİK DEVRİMİ!

Mekke’nin fethinden sonra islam orduları kuzey afrukadan, güney avrupaya, orta doğudan hindistana kadar genişlemiş, çok geniş bir coğrafyaya hükmetmeye başlamıştı. Fetihlerle birlikte elde edilen ganimetler arasında belki de en önemlisi antik çağın bilimiydi. Özellikle tıp başta olmak üzere dönemin yöneticileri ve bilginleri kendilerine göre allaha yakınlaşmak için astronomiye de büyük önem vermişti. 100 yıl içinde farklı bölümlere ve yönetimlere ayrıldıktan sonra özellikle doğudaki Abbasi halifeliği gelişim merkezi haline gelecekti. İkinci abbasi halifesi olan Mansür başkenti Bağdat olarak belirlemiş, Harun Reşid de büyük bir kütüphane kurmuştu. Ardından gelen 7. Abbasi halifesi Memün de işleri bir adım öteye götürerek 9. Yüzyılda Bağdat’ı bir bilim ve eğitim merkezi haline getirecek adımı atmış Bağdat’ta bir kütüphane ve çeviri merkezi olan Beyt’ül Hikmet’i ...  Devamı

2000 Yıllık Bilgisayar – Antikythera Mekanizması

Bundan 220 yıl kadar önce 1901 yılında bir Yunan adası olan Antikitera adası, bizim bildiğimiz adıyla Küçük Çuha adasının açıklarında dalgıçlar bir gemi batığına denk geliyorlar. Bu antik bir roma gemisinin batığıydı ve içinde bir sürü tarihi eser bulunuyordu.

Yapılan incelemelerde geminin milattan önce 205 yılında battığı keşfedilecekti. Arkeologlar genellikle dönemine göre oldukça lüks eşyaların bulunduğu bu gemiden çıkarılan içlerinde mücevherler, eski paralar, heykeller bulunan parçaları incelerken belki de en gereksiz gördükleri parça 15087 kodunu verdikleri parçaydı. Bir kutu içinde bazı dişliler bulunan, ne olduğunu anlamadıkları bir parçaydı bu.

Kireçlenmiş, üstünde okunmayan yazılar bulunan bu parça o nedenle Yunanistan’da alelade bir parça gibi 50 yıl boyunca müzede bir sürü ilgisiz ziyaretçinin gözünden kaçacaktı. Ancak keşfedilmesinin ardından ...  Devamı