2020 Nobel Fizik Ödülleri – “Devlerin Omuzlarında Yükselmek”

6 Ekim 2020.

İsveç Kraliyet Akademisinde Goran Hansson bu yılın Nobel fizik ödülünü kazananlarını açıklıyor.

Buraya nereden geldik peki biliyor musunuz?

Dikkatli bakarsak, biraz yakınlaştırırsak bu ödülün arkasında bazı büyük dâhilerin silüetlerini görebiliriz.

Isaac Newton’ın 1676’da Robert Hooke’a yazdığı mektupta söylediği gibi:

“Eğer daha uzağı görebiliyorsam bu, benden önceki devlerin omuzlarında durduğum içindir.”

Biz de bu ödülün detayına girmeden önce zamanı biraz geriye saralım o halde.

Albert Einstein.

Yüzyılın dâhilerinden. Belki de en büyüğü.

Uzun zamandır kendisinden bahsetme fırsatımız olmamıştı ama o ölümünden 65 yıl sonra bile kendini hatırlatmanın bir yolunu buluyor.

Genel görelilik teorisi ile sadece uzay, zaman, kütleçekim ve madde arasındaki ilişkiyi anlatmakla kalmamış daha sonra “kara delik” adını alacak olan, sadece uzay-zamanı değil ...  Devamı

Elektriğin Babası: Michael Faraday – Diplomasız Deha

Kuantum yolculuğumuzda kimi zaman biz de kuantum sıçramaları yaşayacağız.

Sonuçta biz de parçacıklardan oluşuyoruz değil mi?

İlk sıçramamızı bu video ile gerçekleştiriyoruz.

19. yüzyıla bir yolculuğa çıkacağız birlikte.

Size müthiş bir hikaye anlatacağım.

Tarihte görebileceğiniz en sıradışı beyinlerden birinin hikayesini.

20. ve 21. Yüzyılın tüm gelişmelerini gözünüzün önüne getirin.

Makinelerin hayatımıza girişini. Evlerimizdeki makineleri. Çamaşır, bulaşık… Fabrikaları…

Bu yüzyılı ve geleceğimizi şekillendirecek her şeyi…

İşte tüm bunların fitilini ateşleyen.

Maddeye, doğaya, ışığa, elektriğe, manyetizmaya bakış açımızı değiştiren adamın hikayesini anlatacağım size.

MICHAEL FARADAY’in hikayesini.

Tüm buluşlarının ve keşiflerinin ötesinde sadece hayat öyküsü bile bugün dahi hepimizin örnek alması gereken, tüm gençlere, insanlığa ilham olacak ...  Devamı

Uzay Boşluk Değilmiş – Genel Görelilik Kuramı

https://youtu.be/DonvBVwCnZs

Dünyamızdan yaklaşık 15 milyar ışık yılı uzaklıkta iki adet ışığa bakıyoruz şu an. İki ayrı gök cismine.

Bu kadar uzaktan bu kadar parlak görünmesinin nedeni ise bu cisimlerin bir KUAZAR ya da Türkçe YILBERK adı verilen çok gizemli cisimler olmasıdır.

Ama konumuz bu değil.

Bu cisimler ilk kez İngiltere’deki bir teleskoptan 1979 yılında görüntülendi. Ve bilim insanları haliyle ayrı isimler verdiler bu cisimlere.

Birine QSO 957 diğerine de QSO 561 dediler.

Sonra incelemeye devam ettiler.

Bir gariplik vardı.

Bu cisimler birbirine biraz fazla benziyordu.

Her anlamda. Yapılan tüm incelemelerde garip benzerlikler ortaya çıkıyordu.

Sanki. Aynı gibilerdi.

Gibisi de fazla.

Bu iki cisim. Aslında. Aynıydı. Öyle olmalıydı. Çok anlamsız belki ama öyle.

Astronomlar için de öyleydi. Çölde bir serap görüyor gibilerdi.

Fakat aralarından biri sonunda sorunu çözecekti.

Evet. Yanılmıyorlardı. İki ayrı ...  Devamı

Zaman Nedir?

ZAMAN.

NEDİR?

Nerede başlar? Nerede biter? Büyük patlamadan önce.

Zaman.

Var mıydı?

Veya.

Bir sonu olacak mı?

Güneş sistemimiz ömrünü doldurduğunda.

Biz yok olduğumuzda.

Zaman.

Olacak mı?

Her şeyden. Hepimizden. Mekandan bağımsız.

Düz bir çizgi halinde.

Akıp giden bir şey mi?

Klasik fiziğin babaları olarak kabul edilen Galileo, Newton gibi isimlere göre.

Evet.

Zaman mutlaktır, değişmezdir, sabittir, her şeyden bağımsız akıp gider.

Özellikle “mutlak zaman” dendiğinde Newton gelir herkesin aklına.

Ama.

Bern kentinde bir patent ofisinde çalışan genç bir adam vardı hatırladınız mı?

Bir gün günlüğüne ne yazmıştı biliyor musunuz?

“Newton. Çok üzgünüm…”

Newton, Descartes, Galileo, Maxwell ve onlarca başka bilim insanı. Tarihi değiştiren onlarca isim.

Hepsine bir nevi “diss” atıyordu bu cümlesiyle.

“Beyler. Üzgünüm. Ama o iş öyle değil.” diyordu.

Bizim asi gencimiz… Albert ...  Devamı

Newton ile Fiziğe Giriş – Herkes Anlasın Diye

https://youtu.be/x6coqmUO4mk

Lise matematik ve fizik derslerimi hatırlıyorum. Pek de iyi hatırlamıyorum. Branşımın İngilizce olduğunu biliyorsunuzdur. Dil çalışmalarını sevmemin yanında dil seçmemin nedenlerinden biri de özellikle matematiğin benim için anlaşılması çok zor, inanılmaz soyut ve bir nevi büyülü rakamlardan ibaret bir alan olarak gelmesi olmuştur. Öyle anladım. Daha doğrusu. Öyle anlatıldı. Ve çok gariptir ki sonradan öğrendim ki aslında dil ve matematik çok çok benzer becerilermiş… Neyse…

Bir eğitimci olarak şu an geriye baktığımda suçu önce kendimde ama daha çok öğretmenlerimde buluyorum.

Einstein’ın “Bir şeyi basitçe anlatamıyorsan, sen de anlamamışsındır” sözü aklıma geliyor böyle durumlarda.

İşte o zamanki öğretmenlerime kızgınlığımın nedeni de budur.

Bugün kendi kendime matematik ve özellikle fizik çalışırken, anlamaya çalışırken fark ettiğimde bu oldu.

Matematik, ...  Devamı

Yeni Renk Hayal Etmek Neden İmkansızdır? – Renklerle İlgili Her Şey!

Yıl 1665…

Isaac Newton 23 yaşında bir genç…

Odasında oturuyor. Canı sıkılmış…

Aklına birden bir soru geliyor…

Durup dururken…

RENK NEDİR? RENKLER NEREDELER? DOĞADA VARLAR MI? YOKSA KAFAMIN İÇİNDELER Mİ?

Kimin aklına gelir ki bu durup dururken diye düşünüyor insan…

İşte Isaac Newton gibileri diğerlerinden ayıran da bu özellik…

Aklına geliyor işte… Ve durmuyor.

Hemen kendine gidip bir Cam Prizma buluyor. Öyle hediyelik eşya dükkanları filan yok tabi o zamanlar. Ne kadar zor olduğunu tahmin edersiniz.

Koşarak dönüyor yine odasına.

Tüm perdeleri kapatıyor.

Güneşin geldiği taraftaki perdede bir delik açıyor.

Ve bekliyor.

Bekliyor.

Bekliyor.

Bekliyor.

Güneşin tam olarak doğru açıya gelmesini bekliyor.

Ve işte bir noktada güneş ışığı geliyor ve prizmaya çarpıyor!

Sonrası sihir gibi bir şey.

Prizma güneş ışığını kırıyor ve duvarda bir gökkuşağı beliriyor.

Prizmaya giren beyaz ...  Devamı