İkizler Paradoksunu Anlamak

Zaman Nedir videomuzda Ahmet’le Ayşe’den bahsetmiştim hatırlarsınız. Biri ışık hızına yakın seyahat edip geri dönüyor, biri yaşlanırken biri genç kalıyordu hani. Bunu anlatırken de merak etmeyin “ikizler paradoksundan bahsetmeyeceğim” demiştim. Birçok yorumda “ikizler paradoksundan bahsetmeyeceğim deyip ikizler paradoksundan bahsetmek de, ne bileyim” diyenler olmuştu. Ama emin olun. O bahsettiğim, bu yaş problemi paradoks filan değildi. Bu birazdan konuşacaklarımızın yanında gayet olağan bir şey. Olması gereken, görelilik ile alakalı bir “yanılsamadan” ibaretti sadece. İşin asıl beyin yakan kısmına gelelim mi o halde? Artık ne kadar başarılı oluruz bilmiyorum ama gelin asıl “ikizler paradoksunu” beraber anlamaya çalışalım.

Aranızda ikizi olan var mı? Ya da aynı yaşta olduğunuz bir arkadaşınız da olur. Şimdi aranızda anlaşın. Çünkü birinizi bir yolculuğa ...  Devamı

İstatistik Milyonlarca Hayatı Nasıl Kurtardı?

En sevdiğim konulardan biri olan istatistiğe birkaç video ile güzel bir giriş yapmıştık hatırlarsınız. Biraz ara verdik ama aralarda döneceğimi söylemiştim. O gün geldi. Hem de istatistiğin en çılgın kullanım alanlarına, etkilediği hayatlara, insanlığı ne yönde etkileyebileceğine dair çok çarpıcı bir alan ile.

İstatistik ve Savaşlar…

İstatistik ve olasılık dediğimizde malum aklımıza hemen bilimsel araştırmalar ve iş dünyasında kullanılan analizler geliyor. Fakat istatistiğin aslında en hayati uygulamalarından biri de ülkelerin ayakta durabilmesini ve kimi zaman savaşlar kazanmasını sağlamasıdır. Şifreleri kırarak, batan gemileri bularak ya da hatta bir sonraki savaşın ne zaman patlak vereceğini tahmin ederek. Nasıl mı? Gelin birkaç hikaye anlatayım size.

Çocukluğunda şifreli mesajlar gönderenler olmuştur illa ki. Biliyorsunuz. Arkadaşlarınız arasında başkalarının ...  Devamı

Hiçliğin Dansı: Kuantum Köpüğü

Bundan yüz yıl kadar önce evrenin temel yasalarına bakış açımız radikal bir şekilde değişecekti.

Newton’ın kütleçekimi ile mutlu mesut yaşayıp giderken, Maxwell’in denklemlerini ve elektromanyetizmayı henüz yeni yeni sindirmeye başlamışken biraz şans eseri biraz da sürekli daha derine bakmaya cesaret eden bilim insanlarının çabalarının kaçınılmaz sonucu olarak yepyeni bir evren ile karşı karşıya kaldık.

Önce özel görelilik ve ardından kuantum fiziği ile taş üstünde taş kalmamış, fizik dünyası neye uğradığını şaşırmıştı.

Intuitive kelimesini çok kullanırlar bu durumlarda. Sezgisel olarak çeviririz. Mantıklı, akla yatkın da diyebiliriz. Newton yasaları “intuitive” di mesela. Yasalar ile tecrübelerimiz paralel, birebir örtüşüyordu. Klasikti. Doğrudan bizim deneyimlerimizi anlatıyor, evren ile ilişkimizi güzel bir şekilde ifade ediyordu.

Kuantum Fiziği ve özel ...  Devamı

Çözülemeyen Denklem – KUANTUM DALGA FONKSİYONU

Kuantum mekaniğinde bugüne kadar ne konuştuysak dikkat ettiyseniz laf bir şekilde dönüp dolaşıp parçacıkların “dalga” özelliğine gelip durdu. Dalga-parçacık ikiliği, dalga fonksiyonu derken birçok çılgınlıktan bahsettik. Çift yarık deneyi, hem dalga hem parçacık olabilen parçacıklar… Ve artık az çok bir fikrimiz var. Burada garip şeyler dönüyor. Bundan eminiz. O yüzden biraz daha işleri karıştırmanın vakti geldi diye düşünüyorum. Dalga derken neden bahsediyoruz? Bu dalga nereden çıktı? Nasıl bulduk? Bunun hikayesi nedir?

Bunların cevabını hem vereceğimiz hem de veremeyeceğimiz bir video olacak bu. Ve sonunda anlayacaksınız ki bazı soruların cevaplarını 100 yıldır uğraşan hiçbir fizikçi verebilmiş değil. Peki bu ne anlama geliyor. Bazı cevaplar hala oralarda bir yerlerde. Ve bilim dünyasında, tarihte, dünyanın geleceğinde iz bırakmak istiyorsanız isminizi yazdırabileceğiniz ...  Devamı

Bin Formüle Bedel: Feynman Diyagramları – Muhteşem Feynman Bölüm 2

Werner Heisenberg kuantum mekaniğini yeni bir seviyeye taşıyarak formülleri ile artık bu teorinin atomaltı evreni kusursuz bir şekilde açıkladıktan sonra fizikte artık yeni bir kapı kapanmamak üzere açılmıştı. Artık bu evrende keşfedilecek ne varsa fizikçiler onun peşine düşmüştü. Yeni norm buydu artık.

Keşfedilmeyi bekleyen sorunlardan biri de özellikle yüklü parçacıkların davranışıydı. Kuantum mekaniği henüz elektron gibi yüklü parçacıkların hareketini açıklamaya yetmiyordu. Yani elektromanyetizma ile kuantum fiziği henüz barışmamıştı. Burada elbette fizikçiler elektrik yükü ile parçacıkların etkileşimini inceleyen elektrodinamiğe yönelmiş ancak klasik elektrodinamiğin artık elbette modası geçmiş, burada da yeni bir bakış açısına ihtiyaç vardı.

Burada devreye efsane 1927 Solvay Konferansına katılan en genç fizikçi olan Paul Dirac girecek ve kuantum mekaniği ...  Devamı

20. YÜZYILIN EN SIRADIŞI DEHASI: RICHARD FEYNMAN – Bölüm 1

Buna karşı çıkanlar elbette olacaktır. Herkesin de bir bakış açısı olabilir. Ancak. Örneğin MIT’ye, Caltech’e gitseniz ve kafeteryada fizik profesörlerini kahve içerken yakalasanız ve durduk yere “Sizce 20. Yüzyılın en sıradışı bilim insanı kimdi?” diye sorsanız büyük bir ihtimalle, artık kaç tane fizikçi varsa, hep bir ağızdan aynı ismi söylerlerdi: Richard Feynman.

En iyisi mi? Belki değil. En devrimcisi mi? Belki değil. Ancak en sıradışı. En eğlenceli. En farklı olduğunu söyleyebiliriz.

Bu arada yanlış anlaşılmasın. O en iyisiydi diyenler de hiç az değil. Ve hiç de haksız değiller. Çünkü gerçekten inanılmaz bir dehaydı. Kendi başına fizikte yepyeni bir alanı inşa etti. Yeni bir doğa yasası keşfetti. Kendisi buna amiyane tabirle gıcık olsa da ona bir Nobel Ödülü bile verdiler. O da işte basit bir teşekkürle kabul etti. Çok da umurunda değildi onun için ...  Devamı

Bu Sayı Nereden Çıktı? 137 – İnce Yapı Sabiti

“Sabitler” demiştik serinin bir önceki videosunda. Evrenimizin tarifi. Bu sabitlerle eğer elinizde yeterince güç bulunuyorsa bizimkine çok benzer bir evreni simüle edebilirsiniz. Birçoğunu da anlıyor, kullanıyor, rahatlıkla ifade edebiliyoruz.

Ama bazıları var ki. Bunları anlamak ve çözmek çok başka kapılar açardı bize.

Işık hızını mesela anlıyoruz. Yani en azından biliyoruz. Fakat ışık hızı o kadar da sabit değil. Ölçümü ne ile yaptığınıza ve hangi standart ile ifade ettiğinize göre sayılar değişebiliyor. Kendisi sabit ama ifadesi sabit olmayabiliyor.

Ama Fine Structure sabiti öyle değil. Ne yaparsanız yapın, hangi dilde, hangi ölçüm standardında ifade ederseniz edin.

Sonuç değişmiyor.

Sanki evrenin kural kitabının değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez birinci maddesi gibi.

1/137.

Evrenin en gizemli sayısı…

Neredeyse tüm büyük fizikçilerin radarında ...  Devamı

IRKÇILIK – Yok Edilmesi Gereken Musibet

Irkçılık aşırılıktır. Onunla nerede karşılaşılırsa karşılaşılsın, abartılmış benlik imgeleri ve diğerlerinin aşağılanan imgeleri, şiddetli ve hatta yıkıcı dışlama, radikal baskı, aşırı nefret veya abartılı karalama yapılarak gerçekliğin tek taraflı ve aşırı çarpıtılmasıyla uğraşılmak zorunda kalınır.

Irkçılık, en başta sağduyudan uzaklaşılan sürekli aşırılık olarak ifade edilir. Toplum algısında ise; insanlığın “temel kötülüğü” ve “belası”, bir “hastalık” ve “sanrı”, Modern Çağ’ın “sapkınlığı”, toplumun “virüsü” veya “yok edilmesi gereken bir musibet” olarak tanımlanmaktadır.

Bu satırlar Runik Kitap’ın Runik Bilgi Serisinden Irkçılığın Tarihi isimli kitabın giriş cümleleri.  Sık sık kitap önerileri yapmamı isteyenler oluyor, bu inanılmaz tartışmalı konuya girmeden kısaca size bu vesileyle dev bir ...  Devamı

Paralel Evrenler ve M-Teorisi – Sicim Teorisi 4. Bölüm

Evrenimiz.

Evimiz. Her şeyimiz.

O olmasaydı. Biz olmazdık.

Ama bir şeyler olmasaydı o da olmazdı.

Bir şarkı çok güzel giderken orkestrada bir enstrümanın birden bozulması gibi. Tüm ahengin bozulacağı bazı hayati unsurlar.

Sabitler.

Evrenimizi ayakta tutan, makinenin dişlilerinin şu anda döndüğü gibi dönmesini sağlayan sabitler.

En son gelişmelerle 27 tane olduğunu bildiğimiz bu sabitler. Elektronun ağırlığı gibi. Kütleçekimin kuvveti. Elektromanyetik, güçlü ve nükleer kuvvetler. Bunlar sabitler. Değişmezler. Işığın hızı gibi.

Bu sabitleri birer birer doğru düzeyde ayarladığınızda, sesi ne çok az ne de çok fazla açtığınızda mesela, tam kıvamında bıraktığınızda, işte bildiğimiz, yaşadığımız, sevdiğimiz evren olması gerektiği gibi işliyor.

Fakat bu sabitlerden birindeki ayarı ufak bir değiştirsek… En önemli olanları özellikle. Biraz sapma olsa…

O zaman. Bildiğimiz ...  Devamı

ATOMU UNUTUN – HER ŞEYİN YAPI TAŞI SİCİMLER

Yıl 1984. Oxford Üniversitesinin koridorlarında yürüyen öğrenciler bir duyuru panosunun önünden geçiyor. Birçoğu kafasını çevirip bakmıyor bile. Ama aralarından özellikle birisi göz ucuyla bakarken birden duruyor. Panoya yaklaşıyor. Bir konferans ilanı var. Konuşmacı Michael Green. Konunun başlığı “Her Şeyin Teorisi”…

Bir fizik öğrencisi olmanıza gerek yok. Bu başlığı gördüğünüzde, bu konu ile az da olsa ilgili biriyseniz bir bilim insanının bu konuda bir şeyler bulabilme ve bununla ilgili konuşuyor olma ihtimalini düşündüğünüzde kendinize engel olamazsınız. Tüm planlarınızı iptal edip o konferansa gidersiniz.

O öğrenci de öyle yapıyor. O zamanlar Harvard Üniversitesinde Fizik bölümünü bitirdikten sonra Oxford Üniversitesinde yüksek lisansını yapmak için gelmiş olan Brian Greene’di bu öğrenci.

Burada konuştuğumuz birçok konunun kaynağını da oluşturan ...  Devamı