Matematiğin Kökeni

“Kim sardı bu matematiği bizim başımıza?”

Bir çoğumuz okul yıllarımızda söylüyoruz, duyuyoruz bunu.

“Ne işime yarayacak kardeşim tüm bunlar benim gerçek hayatta?”

Suçluyu açıklıyorum.

İşte bu arkadaşlar. (Antik Mısırlılar)

Yani olağan şüphelilerden en ünlüleri.

Daha eskiye de gidebiliriz mutlaka ama sistematik bir biçimde matematiğin gerçek hayatta ne işe yaradığını bulan insanlar.

Tabi binlerce yıl sonra çocuklar okulda düşük not alsınlar, gıcık olsunlar diye trollük yapmak değildi amaçları.

Önceki videoda konuştuğumuz “keşif mi icat mı sorusunun” matematik icattır argümanına daha yakın bir süreçle Matematiği başımıza sardılar çünkü mecburlardı.

Tabi çıkış noktaları da elbette doğadaki düzendi. Süreklilikti. Nil nehrinin kıyısında bir medeniyet inşa ederken sürekli gerçekleşen olayları hesaplayarak tarımdaki verimliliği artırmak, toprak paylaşımını ...  Devamı

Matematiğin Hikayesi – BAŞLANGIÇ

İşin en heyecan verici kısmına geldik hep birlikte.

Bugüne kadar fiziğin derinliklerine, oradan kuantum fiziğine uzanan bir yolculuk yaptık. Daha gidecek çok yolumuz da var ancak anlamlandırmaya çalışırken hep bir yerlerde bir şeylerin eksikliğini duyduk. Anladığımızı sandığımız şeyleri ifade etmeye çalışırken tıkandık bir noktada. Anlıyor ama konuşamıyorduk.

Anlıyor ama anlatamıyorduk.

Bir araca ihtiyacımız vardı. Hepsini ifade edebilmek için konuşabilmeye, bir dile.

İşte tüm evreni, seni, beni, her şeyi oluşturan bu sıradışı kurallar bütününün dilini öğrenme vaktidir artık.

Evrenin en derinlerinde, kuantum fiziğinin kuytu köşelerinde, kuantum alanlarının kumaşlarında gizli şifreleri öğrenmeye, bu şifreleri çözmek için ömrünü adayan insanları, bu insanların hikayesini, bizi bugüne getiren tüm gelişmelerin gizemli dilini öğrenmeye hazır mısınız?

Gelin kuantum ...  Devamı

Sen Ölümsüzsün! – Kuantum Ölümsüzlüğü

Bebar Bilimin beyin yakma videolarını bilirsiniz. Özellikle kuantum mekaniğine girdiğimiz zaman kaybolduğumuz zamanlar olmuştu. Güzel, entelektüel bir kayboluş. Uzun süredir pek yapmamıştık. Fakat zamanı geldi. Bir miktar bilimsel felsefeye de kayacağız. Peki. Biraz kaybolalım mı?

“Bir şeyin olma ihtimali varsa o şey olur”.

Evet. Başlangıç noktamız burası. Kuantum mekaniğinin temel iddialarından ya da çıkarımlarında biri diyebiliriz.

Yine bu noktada sizden bir şeyleri unutmanızı isteyeceğim. Kendi deneyimlerinizi, yaşantınızı, algınızı bir kenara bırakın.

Bu noktada fark edeceksiniz ki bu iddia aslında doğru. “Bir şeyin olma ihtimali varsa o şey olur”.

Hatta. Ölüm kalım meselesinde de. Evet. Ölmek ya da ölmemek konusunda da doğru bu. Ve bu konuyu biraz düşündüğümüzde ve irdelediğimizde çok ama çok acayip olasılıklar karşımıza çıkıyor! Bir sonuca varmak durumunda ...  Devamı

Bir Kelebeğin Kasırgası – KAOS TEORİSİ!

KAOS ve DÜZEN.

Zıt kavramlar diye biliyoruz.

Fakat KAOS ve DÜZEN zıt değil. KAOS da bir DÜZEN, DÜZEN de bir KAOS içerir.

DÜZEN KAOSTUR, KAOS ise DÜZEN…

Nerden mi biliyoruz?

Havadan. Evet. Hava durumundan.

1961 yılında. Edward Lorenz isimli bir metorolog.  Hepimizde de olan bir miktar tembellik ve kolaya kaçma sonucunda neye uğradığını şaşırıyor.

Her zamanki gibi hava tahminleri yapmaya çalıştığı bir günde dünyada her alanda kullanılmaya başlanan bilgisayarların gücünü kullanmaya karar veriyor. Bir matematiksel model ortaya çıkarıyor ve bu modeli mevcut hava durumunu temsilen bir dizi sayı ile beslediğinizde hava durumunu birkaç dakikalık bir doğrulukla önceden tahmin edebilecekti.

Haliyle Lorenz bu modeli daha da uzun süreli tahminler için kullanmak istiyordu. Mevcut hava durumunu sürekli güncelleyerek daha geniş çaplı bir tahmin sistemi üretmek.

Ve ilk başlarda oldukça başarılı ...  Devamı

İnsanlık Kaderiyle mi Oynuyor? – Epigenetik Nedir?

“Bugün Tanrı’nın yaşamı yarattığı dili öğrenmeye başlıyoruz”.

Bunlar Bill Clinton’ın İnsan Genom Projesi sonucunda ilk dna dizilemesinin başarılı olması neticesinde kurduğu cümlelerden biriydi.

Genetik bilimi başta olmak üzere kimine göre ateşi, tekerleği, sıfırı ya da tüm diğer gelişmeleri bir kenara bırakın insanlığın tanık olduğu en önemli gelişmeydi bu.

Elbette “Tanrı’nın dili” dendiğinde tüm basın, tüm dünya kulak kesilmiş ve insanı, insan beynini, canlı biyolojisini çözdüğümüzü düşünmüşlerdi.

Ama elbette çok yanılmıştı herkes.

Henüz yakın bile değildik. Evet. Gerçekten bir ilk adım ve çok da önemli bir adımdı bu fakat daha gidecek çok yolumuz vardı.

Evet. Aslında temelde basit. İnsan genomu sadece 4 harften oluşur. G, T, C, A. DNA sarmalını oluşturan harfler. Ve bunlar tekrar, tekrar, tekrar ve tekrar birleşerek tüm canlıların temelini ...  Devamı

Obsesif Dahi – Marie Curie

Marie Curie.

Dünyayı değiştiren kadın.

Bugün bile bilim insanları ve doktorlar için hayati önem taşıyan çalışmaların mimarı, bilim tarihinin en önemli insanlarından biri.

İki farklı kategoride, iki farklı Nobel ödülü kazanmış ilk ve tek insan.

Radyum elementini bularak atomun gizemlerini çözen, bugün bile laboratuvarında kullandığı Fransa’da bir müzede özel bir alanda tutulan ve 1500 yıl daha radyoaktif olacağı düşünülen not defterine bakabilmek için radyasyon tehlikesini kabul ettiğinizi gösteren bir kağıt imzalamanız ve koruyucu kıyafet giymeniz gereken, öldükten sonra bedenindeki radyasyon nedeniyle kurşun bir tabutta gömülen, hayatını bilime adamış, modern fiziğin öncüsü.

Onun bu başarılara giden yolu ise dönemin şartları göz önüne alındığında özellikle bir kadın için inanılmaz zorluklar ve engellerle doluydu.

Bilimde bilinmezliklere karşı verdiği savaşın ...  Devamı

Evrenin Kısayolu: Solucan Delikleri

A notkasından B noktasına gitmek. Binlerce yıl boyunca insanlık için en büyük dertlerden biriydi. At sırtında aylarca süren yolculuklar günlük yaşamın bir gerçeğiydi. Yirminci yüzyıla geldiğimizde bir kıvılcımla her şey değişti. Trenler, arabalar derken uçaklarla globalleşmenin adımları atıldı ve başka bir deyişle dünya büyük bir köy halini aldı. Bugün başka şehirlerde hatta başka ülkelerde çalışıp başka ülkelerde yaşayan ve günlük olarak ülkeler arası seyahatler gerçekleştiren insanlar var. Harika bir imkan. A noktasından B noktasına çok çok daha hızlı gidebilmek. Fakat insanlık biraz doyumsuzdur malum. B noktasını her seferinde biraz daha uzağa koyarak o noktaya ne kadar hızlı gideriz diye düşünüp duruyoruz. Bu noktayı uzattıkça uzatıyor, hedefi her an daha da zorlaştırıyoruz. Ve gözümüzü Mars’a filan diktik. Oraya gideceğiz. Geri dönüşü yok. Bir ...  Devamı

Uzaylılar Nerede? – Fermi Paradoksu

Biraz şehir dışındayken, belki bir kamp yaparken kafanızı kaldırıp gökyüzüne baktığınızda yıldızlar normalden çok daha parlak, çok daha fazla ve çok daha yakın görünür. Ve gözlerinizi bu şölende gezdirirken büyülenirsiniz. Karışık duygular hissedersiniz. Büyülenmenin yanında bir miktar korkarsınız bu büyüklük karşısında. Daha sonra varoluşsal bir kriz baş gösterir. Çok küçük hissedersiniz. Sonra bir noktada neredeyse herkesin aklına şu soru gelir.

Bu kadar fazla yıldız. Bu kadar geniş alan… Bu kadar fazla olasılık.

Evrende gerçekten yalnız mıyız? Oralarda bir yerlerde başka canlılar yok mu? Olmalı! Öyleyse. Nerede bunlar?

Fakat. Burada bir sıkıntı var. Gökyüzüne baktığımızda. Bize sonsuz gibi gelen o boşluk… Şöyle söyleyeyim size. Evinizin arka bahçesine bakıp tüm evreni anladığınızı, gördüğünüzü düşünmekten farksız. Çünkü uzayın bu çıplak ...  Devamı

Organ Yenilemenin Kralı: Semenderler

Aksolotl. Semender ailesinin bir üyesi. Görebileceğiniz en şirin görünümlü hayvanlardan biri. Neredeyse gülümseyen bir yüzü var. Diğer taraftan maalesef nesli tükenmek üzere bu canlıların.

Fakat bize belki de inanılmaz bir miras bırakacaklar. Çünkü bu semenderler yenilenebiliyorlar.

Ruhani bir yenilenme, yeni bir sayfa açmadan filan bahsetmiyorum.

Herhangi bir organı, bir kolu, bir bacağı bir kazaya kurban gittiğinde bu müthiş canlılar bu organları yeniden üretebiliyorlar. Evet. Yeniden çıkıyor. Uzuyor. Eskisinden hiçbir farkı yok hem de. Bir şekil bozukluğu vs olmadan. Tam da olması gerektiği gibi.

Sadece kol bacak da değil. Dişiler yumurtalıklarını yeniden üretebiliyor. Ya da akciğer dokusu zarar gördüğünde. Hatta beyinlerinin bazı bölümleri ve omurilikleri zarar gördüğünde bu kısımları da sadece birkaç hafta içinde yeniden oluşturarak, arkasında herhangi bir iz bırakmadan ...  Devamı

Büyük Patlama – Evrenin Doğuşu

Zamanın birinde sen yoktun.

Zamanın birinde madde yoktu.

Şehirler, ülkeler, kıtalar, dünya, yıldızlar, galaksiler… Evren yoktu.

Zamanın birinde uzay da yoktu. Boşluk da…

O kadar yoktu ki… Yok bile yoktu.

Yani zamanın birinde. Zaman bile. Yoktu…

Her şey. Sen. Ben. Hepimiz. Her şey. Tek bir noktada, bir kağıda bir kalemin ucu ile koyabileceğiniz en küçük noktadan da küçük bir noktada. Hepimiz oradaydık. Gördüğümüz ve göreceğimiz her şey o noktanın içindeydi…

Evren. Bir noktaydı.

O noktaya gidelim mi? O ana.

İnsanlık tarihine yaşanmış müthiş anları, savaşları, tüm gelişmeleri. Her şeyi unutun.

Gelin tarihin tartışmasız en önemli anına gidelim. Zamanı biraz geri saralım ve zamanın ve her şeyin başladığı ana gidelim.

Büyük patlamaya…

Büyük patlama. Şu anda evrenin doğuşu ile ilgili kabul gören ve bilim tarihinin en ünlü teorilerinden biri. Sayısız gözlem ve kanıtla olduğunu ...  Devamı