Featured Video Play Icon

TELEPATİ İÇİN İLK ADIM – BRAINNET!

İnsan. İnanılmaz bir varlık. Takdiri hak eden bir tür. Başardıkları. Geldiği nokta. Mağaralardan başka gezegenlere uzanan. Gözünü yıldızlararası seyahatlere dikmiş insanlık.

Fakat bir sıkıntımız var. Ciddi bir sıkıntı.

İletişim.

İlginç belki ama “iletişim çağında” hala çözemediğimiz bir sıkıntı. Hala yanlış anlaşılmalardan, kendimizi ifade etmede yaşadığımız sorunlara kadar. İkili ilişkilerden ülkeler arasındaki iletişime çözülemeyen bir sorun.

Bunun da en büyük nedeni elbette bir aracıya ihtiyaç duymamız. Kelimeler ya da vücut dili ile sıkışıp kalmış durumdayız.

Birine yol tarifi verirken bile, hele hele baskı altındaysak kafamızın içinde kurduğumuz edebi tanımlamalar yeni konuşmaya başlayan bir bebeğin kelime haznesine sığacak diyaloglara dönüşüyor.

Peki. Kelimeleri tamamen ortadan kaldırabilseydik? Yani bu aracıyı arada çıkarıp bir nevi beyinlerimiz arasında kurduğumuz bir internet ağı üzerinden düşüncelerimizi doğrudan, aracısız bir şekilde karşıdaki bir kişiye ya da gruba aktarabilseydik?

Evet.  Anladığınız üzere bir nevi telepatiden bahsediyorum.

Ama heyecanlanmayın. Henüz başarmış değiliz. Daha gelmedik. Ancak Washington Üniversitesinden bizim gibi bu sorundan muzdarip olan insanları düşünen bir ekip bu konuda ilk adımı atmış olabilir. Bir beyin-beyin arayüzü ile. Elon Musk’ın beyin-bilgisayar arayüzü projesi Neuralink gibi. Ama burada alıcı ve verici insan.  Dil bilgisi, dünyadaki 7000’e yakın farklı dil ve çeviri kısıtlamalarından bağımsız, insanlık için tam anlamıyla evrensel bir iletişim aracının ilk adımlarından bahsediyoruz. BrainNet’ten…

 Rajesh Rao. Geleceği şekillendirecek projelerde mutlaka sık sık duyacağımız bir isim. Ve Rao’nun liderliğinde bir ekip işte başta bahsettiğim beyinler arası arayüz ile ilgili çalışmalarını 2018 yılında yayımladılar. Bu çalışmada üç kişinin sadece beyinleri arasındaki bağlantıyı kullanarak herkesin bildiği Tetris’e benzer bir oyunu oynadılar. BrainNet adını verdikleri bu arayüz “gönderici” olarak adlandırılan iki kişinin beyin aktivitelerini okuyarak oyunla ilgili ne yapılması gerektiğini öğreniyor. Daha sonra bu talimatları kullanarak “alıcı” olan bir kişi bu bilgilerle oyunda gerekli hareketleri gerçekleştiriyor.

Yani şu an için oldukça basit talimatlardan bahsediyoruz. Sistem elbette cümle kuracak düzeyde bir kişinin düşüncelerini karşı tarafa aktarma seviyesinde değil fakat bu sistem aslında en temel düzeyde olsa bile bilim kurgu dünyasına ait bu telepati olanağının gerçekleşebileceğine dair ilk kanıttır desek yeridir.

Öncelikle isterseniz nereden geldiğimize bir bakalım.

Bu çalışma beyinler arası aracısız iletişimle ilgili ilk çalışma değil bu arada.

2014 yılında İspanya’da nörobilim çalışmaları yapan bir ekip aralarında 3200 km bulunan iki kişinin beyin dalgaları ile iletişim kurarak bir tür soru cevap oyununu oynamasına olanak sağlayacak bir arayüz geliştirdi. Bunun yanında Rajesh Rao’nun da yine 2014 yılında bu çerçevede yayımlanmış bir çalışması vardı.

Bu çalışmalar ise temelde iki ana unsura dayanıyordu. Bir tarafta gerekli nöron aktivitelerini okuyan ve anlamlarını çözen bir mekanizma, diğer tarafta ise bu bilgileri alıcının beynine ileten bir sistem vardı.

Bilgileri okuyan sistem aslında tanıdık bir sistem. Bazı hastalıkların tanısında sık sık kullanılan EEG adı verilen sistem ile bir kişinin kafasına yerleştirilen şapka benzeri bir cihazda bulunan elektrotlar kişinin beynindeki elektrik aktivitelerini okuyor. Mesela bu kişi kolunu belirli bir yöne uzattığını düşündüğü zaman EEG bir nevi bu kişinin niyetini beyindeki hareketleri koordine eden motor korteksteki elektriksel değişimleri inceleyerek okuyor diyebiliriz.

İş bu bilgileri karşı tarafa göndermeye geldiğinde ise beynin çeşitli bölgelerinin elektromanyetik uyarımı anlamına gelen TMS isimli bir sistem kullanılıyor.

Manyetik bir bobin vasıtası ile TMS beynin belirli kısımlarındaki elektriksel aktiviteleri değiştirmek amacıyla beynin o bölümünde manyetik alanı değiştiriyor. Bu değişimi beynin hangi bölgesinde yaptığınıza bağlı olarak örneğin kişinin parmağını otomatik bir şekilde oynatabilirsiniz. Veya bu kişinin görüş alanında fosfen oluşmasına neden olabilirsiniz. Fosfen dediğimiz de göz kapalıyken fiziksel ya da elektriksel baskıya maruz kaldığında retinanın uyarılması sonucu beynin görme merkezine giden uyarı sonucu oluşan görme hisleridir.

İşte Rao’nun 2014’teki çalışmasında iki gönüllüden oluşan gruplarla bir bilgisayar oyunu oynandı. Bu oyunda katılımcıların üzerlerine gelen füzelere roket fırlatması gerekiyordu. Bu iki kişiden sadece “gönderici” konumunda bulunan kişi ekranı görebiliyordu ve bu kişinin ekranda fare imlecini hareket ettiğini düşünmesi gerekiyordu. Bu düşünce de EEG tarafından kaydedilerek   daha sonra az önce bahsettiğimiz alıcıda bulunan TMS cihazına “ateş et” komutunu gönderiyordu. Bu sayede de ekranı görmeyen alıcının beyninin motor hareket korteksinin uyarılması ile roketi fırlatması için tuşlara basması sağlanıyordu.

Bu çalışmada katılımcıların arasında yaklaşık 1.5 km vardı ve tüm grupların ortalaması alındığında %80 gibi bir oranda oyunu kazanmayı başarmışlardı.

Sadece beyin gücü ile.

Mevcut teknoloji imkanları ile basit de olsa beyinler arasında bilgi transferi gerçekleştirilebiliyor anlayacağınız.

 Bahsettiğimiz bu çalışmaları başlangıç noktası olarak alan araştırmacılar elbette işleri biraz daha ileriye taşımaya karar veriyor.

İki kişiyle çalışan bu sistemde sayıyı artırmaya, 3 ve daha fazla kişiden oluşan gruplarda denemeye karar veriyorlar.

 2018 yılında yaptıkları çalışmada da iki kişiyi gönderici olarak kullanıyorlar bu nedenle. İki kişiye EEG cihazını, bir kişiye de TMS cihazını takıyorlar.

Burada da  bu kişilerin görevi tetris oyunundaki gibi düşen bir parçanın döndürülüp döndürülmeyeceğine karar vermekti.

Önceki çalışmada olduğu gibi sadece göndericiler ekranın tamamını görebiliyordu. Bu sefer alıcı düşen parçayı görebiliyordu ancak o parçanın nereye düşeceğini yani döndürülüp döndürülmemesi gerektiğini bilmiyordu.

Bu kişi karar vermek için iki farklı kaynaktan beynine iletilecek bilgilere güvenmek zorundaydı.

Ancak burada ilk olarak göndericiler alıcının doğru kararı verip vermediğini görüyorlar. Yani tetris parçasını döndürüp döndürmediğine bakıyorlar. Bu sayede alıcıya geribildirim göndererek hata yapmasını engelleyebiliyorlardı.

Fakat burada ilk çalışmanın aksine EEG ile el hareketini yaptığını düşünmesine bakılmadı. Daha değişik bir yaklaşımla araştıemacılar talimatları karşı tarafa göndermek için beyin dalgalarını farklı bir şekilde kullanmaya karar verdiler. Örneğin bir şarkının ritminde ya da baktığımız bir ışık kaynağının frekansındaki değişiklikler beyin dalgalarımızın frekansını da değiştirir.

“Parçayı döndürmelisin” talimatını göndermek için gönderici 17 hz frekansta yanıp sönen bir LED ışığına bakıyordu. “Parçayı döndürme, böyle kalsın” demek için de 15 hz ile yanıp sönen bir ışığa bakıyordu. Bu sayede EEG bu frekans değişikliklerini algılayarak karşı taraftaki TMS’e iletiyor.

Örneğin alıcı tarafta TMS “döndür” talimatını aldığında bu kişinin görsel korteksi tetiklenerek yanıp sönen bir ışık görmesine neden oluyor. Döndürme talimatı da aynı şekilde ancak buradaki yanıp sönme frekansı farklı olduğu için hangisinin hangisi olduğuna alıcı kişi karar veriyor.

Bu şekilde oyunu oynayan grupların yine %81 kadarı başarılı oldular.

İşleri biraz daha karıştırmak isteyen araştırmacılar gönderici olan iki kişiden birinin bilerek yanlış bilgi iletmesini istiyorlar. Zaman içinde alıcı tarafta bulunan kişi hangi bilginin güvenilir olup olmadığını yani yalan haber gönderen beyin dalgalarını algılamaya başlıyor.

Bu çalışmanın genel anlamda en önemli avantajı beyinle ilgili herhangi bir operasyona, ameliyata ya da bir çip takılmasına gerek duymaması. Harici cihazlarla bir grup insanın sadece beynin elektrik sinyallerini kullanarak bir sorunu çözdüğü ilk çalışmalardan biri.

Yani şunu sorabiliriz. İnsanlık yeni bir iletişim aracı mı buldu yani?

Aslında evet.  Şimdilik sadece evet hayır sorularına cevap verebiliyor olsak da mesela arkadaş grubunda bu tip bir cihazla birlikte konuşmadan anlaşabileceğiniz, örneğin  “bu insana güveniyor musun, ne diyorsun bu işi yapalım mı” gibi sorulara arkadaşınızdan basit bir evet-hayır cevabı alabileceğiniz bir olasılık söz konusu.

Ekip de bunun farkında ve aslında beynimizin bant genişliğini daha fazla kullanabilmek ve beyin faaliyetlerindeki değişiklikleri daha iyi okuyabilmek amacıyla MRI gibi teknikleri de kullanmak üzere çalışmalarını genişletiyorlar.

Yani daha fazla sinyali okuyabildiğimizde ileride daha gelişmiş bir iletişim kanalı açılabilir. Hafif hafif telepati yolu ile birbirimizle sohbete başlayabiliriz kim bilir?

 Bu arada  bu tip cihazlarla nöroteknoloji alanındaki gelişmeler her geçen gün artmakta. Bu kapsamda yapılan çalışmalardan birinde dört tane laboratuvar faresine takılan elektrotlarla fareler bir süre sonra karmaşık bulmacaları uzaktan grup halinde çözmeye başlıyorlar. Başka bir çalışmada da maymunlar grup halinde protez bir kolu beyin dalgaları ile uzaktan kontrol etmek üzere eğitiliyorlar. Burada işin garibi şuydu. Maymunlar tek başlarına başarılı olamazken tek bir kolu birkaç maymunun kontrol etmesi istendiğinde işbirliği halinde çok daha başarılı bir iş çıkarıyordu.

Bu kolu kullanarak ortak çalışan maymunlar örneğin bu kol ile bir topu yakalayabiliyordu.

Yani aslında bu çalışmalar inanılmaz bir kapı açıyor bize farkında mısınız?

İnsanlığın karşılaştığı en büyük sorunları düşünün. Bu sosyal bir sorun da olabilir örneğin küresel ısınma da olabilir.

Yani milyonlarca insanın beyin gücünü bu şekilde birleştirerek tam da istediğimiz ortak çalışma, birlikte çalışma, yaşama ve hepimizi ilgilendiren sorunları işbirliği içinde hep birlikte çözme hayalimizi gerçekleştirebiliriz. Bir elin nesi, iki elin sesi derler ya. Milyonlarca beyinin, dil, kültür, algı engeli olmadan birlikte neler yapabileceğini hayal bile edemiyorum…

Bu konu ve bu çalışma ise aslında benim en heyecan duyduğum, uzun süredir araştırmalarımı ve okumalarımı biriktirdiğim “biyoteknolojiler” ve “nöroteknolojiler” konularına yavaştan yer ayırmaya başlayabileceğimiz anlamına geliyor. Tüm çalışmaları ve olasılıkları birlikte takip edeceğiz ve gerçekten inanılmaz imkanlar karşımızda. Takipte kalın mutlaka…

Ve her zaman olduğu gibi.

Tekrar görüşene dek.

İyi ki varsınız.

Sevgiler…

Kaynaklar:

With BrainNet, 3 people play Tetris with their minds – Futurity

How BrainNet Enabled 3 People to Directly Transmit Thoughts

BrainNet: First brain-to-brain interface for people tests gameplay using just the mind- Technology News, Firstpost

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir