PSİKOLOJİK SALGIN – KİTLESEL HİSTERİ

Sağlık. Her şeyin başı elbette. Orada sorun yok.

Fakat sağlık dediğimizde hep başımız ağrımasın, misal korona olmayalım, kansere yakalanmayalım diye endişe ediyoruz. Sonuna kadar da haklıyız.

Fakat iş zihin sağlığına geldiğinde. I ıh. Hala psikoloğa gidenlere “hayırdır, contayı mı yaktın?” deme cüretini gösterebiliyoruz.

Bunun üzerine biraz düşünmek lazım aslında. Sağlık dediğimiz, psikolojik sağlıktan da bahsettiğimizde, sonunda biyolojik bir olgu mu sadece? Yoksa ruhsal sağlığa başka bir yerden mi bakmak gerekiyor? O yüzden mi bir türlü çare bulamıyoruz.

Misal biyolojik rahatsızlıklarımızın birçoğunu zihinsel sağlığımıza bağlayabilir miyiz?

Gelin bununla ilgili çok acayip yaşanmış birkaç hikaye anlatayım size.

2006 yılında Mexico City yakınlarında bulunan bir yatılı okulda kalan kız öğrencileri etkileyen çok gizemli bir hastalık baş gösteriyor.

Katolik ...  Devamı

Şizofreni ile Yaşamak

Şizofreni. Yaşamayan bilemez derler ya. Bunun en can alıcı örneklerinden biridir belki de. Anlaşılması ve anlatması çok zor. Depresyon gibi değil. Ya da uykusuzluk veya aşırı yorgunluk gibi belirtileri de anladığımız yanılgısına neden olabiliyor. Fakat şizofreninin öne çıkan en yaygın belirtilerine baktığımızda sanrılar, halüsinasyonlar ve düzensiz düşünceler karşımıza çıkıyor.  Bu belirtilerin ise bu hastalığa sahip olmayanların yaşamında doğrudan deneyimleyebileceği bir karşılığı neredeyse yoktur. İşte o yüzden anlaması çok zordur ve işte bu nedenle bu konuda oldukça fazla bilgi kirliliği bulunmakta ve yanlış tanıya ve hatta yanlış tedaviye kadar varmaktadır.

O nedenle sadece belirtilerine odaklanmaktansa daha iyi anlamak ve tespit etmek amacıyla şizofreniye yol açan derinlerde yatan mekanizmalara, sorunlara odaklanmamız gerekiyor.

Birçok uzmana göre şizofreninin ...  Devamı

Sınırda Yaşam – Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir?

Borderline Kişilik Bozukluğu

Jordan. Mutlu bir ailede dünyaya gelmiş bir bebekti. Biraz fazla huzursuz ve çok ağlıyordu ancak çocuğu olan birçok ailenin yaşadığı durumlardı bunlar. Büyüdükçe azalır dediler ama azalmıyordu. Gittikçe daha da huzursuz bir çocuk olmaya başlıyordu. Sürekli ağlıyor, yeni insanlar, yeni yerler sürekli mutsuz ediyordu onu. Durup dururken ağlama krizleri, oyuncaklarını fırlatma, bağırıp çağırma. Günlük hayatının bir parçası olmuştu ailenin. Büyüdükçe azalır dediler. Yok. Okul çağında, ergenlikte… Jordan gittikçe kontrolden çıkıyordu. Her geçen gün daha huzursuz, daha mutsuz. En ufak bir şeyden çok büyük bir trajedi çıkarabiliyor, herkese bağırıp çağırıyor, kırıp döküyordu. Neredeyse hiç arkadaşı olmuyor, olanlar da mutlaka bir kavgayla sonlanıyordu. Bununla birlikte bebekliğinden beri annesine aşırı derecede bağlıydı ve başka ...  Devamı

Sen De Herkes Gibisin: ASCH DENEYİ

Üniversitelerde Psikoloji bölümlerinde Psikoloji 101 dersi alan ya da bir şekilde psikoloji ile ilgili olan herhangi birisi için bu fotoğraf çok tanıdık gelecektir. Çekildiği yıl 1951. Masanın etrafında toplanmış gençler Swarthmore College’da okuyan ve bir “görsel hafıza deneyin” katıldıklarını sanan öğrenciler. Sağda ayakta duran adam ise Solomon Asch. Psikoloji dünyasının en bilinen isimlerinden biri.

Buna neden olan ise işte bu çubuklar.

Evet. Bu öğrencilere önce A B ve C şeklinde sınıflandırılmış çubuklar bulunan bir kart gösteriliyor.

Sonra tek bir çubuk bulunan başka bir kart.

Sonra soruyor Solomon Asch.

Size de soralım.

Bu tek çubuk diğer karttaki hangi çubukla aynıdır.

Böyle soru mu olur değil mi?

Yani bunu herkes bilir. Oradaki öğrenciler de tek tek hepsi C demiştir ve sonra evlerine dönmüşlerdir değil mi?

İşte öyle değil. Bu çubuklardan çok büyük bir toplumsal ...  Devamı

Tepkisel Bağlanma Bozukluğu Nedir?

Terapi söz konusu olduğunda sürekli karşımıza çıkan bir mizansen vardır. Hastanın çocukluğuna inmek. Biraz karikatürize edilmesi nedeniyle kimi zaman bunun ne kadar önemli olduğu, hayati önemi gölgelenebiliyor. İnsanın bebekliğinde, çocukluğunda yaşadıkları tüm hayatını dramatik bir şekilde etkileyebiliyor, ölene kadar kapanmayan yaralar açabiliyor zira.

İnsan doğduğunda anne babasının sürekli sevgi ve ilgisine muhtaçtır. Öyle ki bu hava, su, yemek gibi temel bir ihtiyaçtır. Anne-babasının kendisini koruduğunu ve ağladığında, korktuğunda kendisini sakinleştirdiğini görür ve buna güvenir. Güvenmek zorundadır.

Bunun sonucunda da anne-babası ile ya da sonrasında kendisi ile ilgilenen büyük annesi-babası ya da bakıcısı ile güvene dayalı, sağlıklı bir ilişki geliştirir.

Ancak kimi zaman bebekler ile anne-babası arasında bu ilişki kurulamayabiliyor, istediği, beklediği ...  Devamı

DEPERSONALİZASYON – Kendine Yabancılaşma!

“Bir sabah uyandığımda pencereden dışarı baktığımda gördüğüm çevre aynı çevre değildi. Aynı evde, çocukluğumdan beri yaşadığım evde olduğumdan emindim. Etraftaki evler de aynıydı. İnsanlar da. Ama aynı değillerdi işte. Anlatabiliyor muyum? Nasıl söylesem? Daha cansızlardı. Hayat daha cansızdı. Bir süre sonra geçer diye düşündüm. Ama geçmedi. Saatler. Günler geçti. Her baktığımda hayat, her şey daha sönüktü artık. Sanki bir fanusun içinde yaşıyormuşum gibi. Sanki gözlerimin önünde bir perde var gibi. Her şey daha uzak. Her şey daha yabancı. Doktora gittim. Strestendir. Geçer dedi.

Ama geçmedi. Üstelik ne oldu biliyor musunuz? Artık aynada gördüğüm kişi de ben değildim… Korkunçtu. Ben olduğumu biliyordum. Mantığım bana onun ben olduğunu söylüyordu ama. Nasıl anlatabilirim bunu size? Ben ben değildim işte. Bir yabancıya bakıyordum. Gerçekliğimi kontrol ...  Devamı

Beklenti Her Şeydir: PYGMALION ETKİSİ

Herkes için çocuğu bir başkadır değil mi? Yaptığı en ufak hareket çok heyecanlandırır anne babayı. Akranlarından çok daha zeki olduğunu, üstün zekalı olduğunu düşünmeyi çok sever herkes kendi çocuğunun.

Ama gelin size bir hikaye anlatayım.

Sıradışı bir atın hikayesini.

19. yüzyılın sonlarında William Von Osten isimli bir adam sahip olduğu atın üstün zekalı olduğunu, buradan yola çıkarak hayvanların da insanlar gibi öğrenebildiğini iddia ediyordu.

Birkaç hayvanda başarısız olduktan sonra Hans ismini verdiği bir atta başarılı olmuştu.

Clever Hans yani Zeki Hans olarak bilinen bu at kendisine sorulan soruların %90’ına doğru cevap veriyordu.

Sorular da öyle basit sorular değil. Hans toplama, çıkarma, bölme gibi işlemler yapabiliyor. Kendisine o günün saati veya tarihi sorulduğunda ön ayaklarını yere vurarak tam olarak doğru cevapları verebiliyordu.

Üstelik Hans Almanca yazılı ...  Devamı

Gerçeklikten Kaçış: Maladaptive Daydreaming

Hayalleriniz kontrolden çıktığında, bir takıntı, hatta bir bağımlılık halini aldığında ne olur? Hayal dünyanızın birer parçası olan olaylar, karakterler, kurgular gerçek hayatınızın kontrolünü almaya başladığında? Yaşantınız gerçeklikten gittikçe uzaklaşan bir hayal gücü girdabına dönüştüğünde? İzlediğiniz filmler ya da okuduğunuz kitaplarda etkilendiğiniz karakterler kafanızda kurduğunuz hayal dünyasının karakterleri olmaya başladığında? Ya da hayal gücü sahnenizde çevrenizdeki gerçek insanların da dâhil olduğu gerçeklikle alakası bile olmayan senaryolar kurmaya, bu senaryoları oynatmaya başladığınızda? Ve bunun için işinizi gücünüzü, yaptığınız her şeyi bırakıp saatlerinizi harcamaya başladığınızda?

Dikkat edin. Rüyalardan bahsetmiyorum. Gündüz gözüyle, gözünüz açık kurulan hayaller bunlar. Diğer adıyla Maladaptive Daydreaming’ten ...  Devamı

Japon İşi Sosyal Fobi – Taijin Kyofusho

Neden korkuyorsun?

Herkesin korktuğu bir şey var. Sen neden korkuyorsun?

Burada anlık korkulardan değil, insanın hayatı boyunca sürebilen derin korkulardan, fobilerden bahsediyoruz.

Örümcekler mesela, yükseklik, şimşekler, uçak?

Bunlar sadece bazıları. Ama en yaygını ne diye sorarsanız yeni dünya nüfusunun büyük bir kısmını etkileyen derin bir korku var.

Sosyal Anksiyete veya Sosyal Fobi.

Özellikle ABD gibi gelişmiş ülkelerde karşımıza çıkıyor bu tip korkular. Ama bu korkunun kültürel farklılıklar gösterdiği de oluyor.

Japonya bu örneklerden biri.

Genellikle çok utangaç ve çekingen olarak bildiğimiz Japonların kendine has sosyal bir korkusu var.

Adı da: TAIJIN KYOFUSHO!

Kısaca TKS.

Bunun normal sosyal fobiden farkı ne ya da neden Japonlara özgü bir sendromdan bahsediyoruz gelin konuşalım.

Taijin Kyofusho kelime anlamıyla “ilişki kurma korkusudur”.

Tanımında ise “kişinin bedensel olarak ...  Devamı

“Bu Benim Kızım Değil!” – Capgras Sendromu

Mary. 40 yaşında bir kadın. Doktoru tarafından çocuğuna agresif tavırlar gösterdiği ve çocuğun güvenliğinin tehlikede olması gerekçesiyle psikiyatri bölümüne sevk ediliyor. Mary’nin kendi, öz çocuğu olan Sarah’ya karşı saldırgan bir tavır sergilemesinin de kendisine göre bir nedeni var. Çünkü çocuğu kendi çocuğuna çok benzemesine rağmen aslında kendi çocuğu değil! Birileri. Devlet. Ona göre öz çocuğunu kendisinden aldı ve yerine ona çok benzeyen sahte bir çocuk verdiler. Hatta Mary ikiz doğurduğunu ama hastanenin sadece Sarah’yı kaydettiklerini de iddia ediyor. Kimi zaman kızı Sarah’yı okuldan almaya giden Mary kızını almayı reddediyor ve “Bana gerçek kızımı verin! Ne yaptığınızı biliyorum!” diyor…

Arkadaşları, ailesi, tüm doktorlar Sarah’nın kendi çocuğu olduğunu söylese de Mary sürekli öz kızının “kendi kızı” olmadığını söylüyor.

Bazen ...  Devamı