Sınırda Yaşam – Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir?

Borderline Kişilik Bozukluğu

Jordan. Mutlu bir ailede dünyaya gelmiş bir bebekti. Biraz fazla huzursuz ve çok ağlıyordu ancak çocuğu olan birçok ailenin yaşadığı durumlardı bunlar. Büyüdükçe azalır dediler ama azalmıyordu. Gittikçe daha da huzursuz bir çocuk olmaya başlıyordu. Sürekli ağlıyor, yeni insanlar, yeni yerler sürekli mutsuz ediyordu onu. Durup dururken ağlama krizleri, oyuncaklarını fırlatma, bağırıp çağırma. Günlük hayatının bir parçası olmuştu ailenin. Büyüdükçe azalır dediler. Yok. Okul çağında, ergenlikte… Jordan gittikçe kontrolden çıkıyordu. Her geçen gün daha huzursuz, daha mutsuz. En ufak bir şeyden çok büyük bir trajedi çıkarabiliyor, herkese bağırıp çağırıyor, kırıp döküyordu. Neredeyse hiç arkadaşı olmuyor, olanlar da mutlaka bir kavgayla sonlanıyordu. Bununla birlikte bebekliğinden beri annesine aşırı derecede bağlıydı ve başka odaya gitse bile ortalığı birbirine katıyordu.

Kimi zaman çok büyük kavgalardan sonra kafasına esip evi terk ediyor. Birkaç gün ortalıkta görünmüyordu.

Bir noktada annesi kolunda yaralar gördü. Jordan kendine zarar vermeye de başlamıştı. “Çok yalnız hissettiğini ve sıkıldığını, bu şekilde rahatladığını söylüyordu.

O zamana kadar birkaç kez psikologla görüşmüşler ancak bir sonuç alamamışlardı ancak artık işlerin ciddiye bindiğini anlayan ailesi bulabildikleri en iyi psikiyatra götürdüler onu. Psikyatr da çok düşünmeden “bipolar kişilik bozukluğu” tanısını koymuştu. Bunun üstüne duygu durumunu düzenleyici ilaçlarla tedavi başlayacaktı.

Fakat Jordan’da bir düzelme olmayacaktı. Jordan’ın duygudurum değişiklikleri bipolar bozukluğun aksine çok sık gerçekleşiyordu. Oturmayan bir şeyler vardı.

Jordan bir gün internette bir makaleye denk gelecek ve ilk defa birilerinin kendisini anladığını fark edecekti. Jordan’ın durumu, belirtileri başka bir bozukluğa işaret ediyordu çünkü.

Borderline Kişilik Bozukluğu.

Jordan bu konu ile ilgili başka bir uzman ile görüştüğünde gerçekten de borderline kişilik bozukluğu olduğu anlaşılıyor ve buna göre tedavi ve terapiye başlayarak hayatı çok olumlu bir şekilde değişiyor. Ancak Jordan’ın hikayesinde gördüğümüz iki hayati konu var. Birincisi yanlış tanı. Bu konuyu detaylıca konuşmuştuk Rosenhan deneyi videomuzda. İkincisi ise ailesi. Belki daha önce daha iyi bir yönlendirme ile daha erken bir çözüm elde edilebilirdi ancak sonunda desteğini hiç esirgemeyerek, bir çözüm bulmasına yardımcı oluyorlar. Birçok insan için bu oldukça büyük bir lüks maalesef. Özellikle çevrenizden bir destek almadığınızda, ve hatta yargılandığınızda maalesef çok zor bir yaşam sizi bekliyor demektir.

Peki.

Borderline Kişilik Bozukluğu. Jordan’ın hikayesinde de genel bir fikir edindiğimiz bu bozukluk nedir? Belirtileri, nedenleri neler ve bu konuda neler yapılabilir isterseniz detaylıca bakalım.

Borderline ya da sınırda kişilik bozukluğu kendiniz ya da çevrenizdeki insanlarla ilgili düşünce ve duygu biçiminizi etkileyerek günlük yaşamınızda ciddi sorunlara yol açabilen bir bozuklktur.  Genel anlamda özbenlik algısı ile ilgili mutsuzluk, duygu ve davranışları yönetmede sorunlar ve dengesiz ilişkiler şeklinde kendini gösteren bu bozukluğa sahip birisi yoğun bir terkedilme korkusu yaşar ve yalnızlığa katlanmakta büyük sorun yaşarlar. Ancak buna rağmen öfke patlamaları, düşünmeden hareket etme ve sık duygu değişiklikleri nedeniyle çevrelerindeki insanları kendilerinden uzaklaştırırlar. Sağlıklı bir ilişki kurmak ve yalnız kalmamak isterken tam tersi bir durumla karşılaşırlar.

Bu bozukluk genellikle ergenlikte en şiddetli şekilde kendisini gösterir.

Peki. Belirtileri nedir bu bozukluğun.

Bu bozukluğa sahip kişiler hepsi birlikte olmasa da şu belirtilerine en az birkaçını sergilerler:

Bahsettiğimiz gibi. Yoğun bir terkedilme korkusu en belirgin belirtilerden biri. Ortada böyle bir ihtimal olmasa dahi bu olasılık bile kişinin çok sıradışı davranışlar sergileyerek çevresindekilerin dikkatini çekmeye çalışmasına yol açabilir.

Diğer bir belirti de çok yoğun duygularla seyreden bir ilişki. Örneğin birini tutku ile hayranlık ile severken bir anda bu kişinin kendisi ile ilgilenmediğini hatta kötü bir insan olduğunu söylemesine yol açabilir.

Ayrıca özbenlik ve kimlik algısında sürekli yaşanan değişimler. Bunun belirtileri sürekli değişen hedefler ya da değer algıları olabilir. Kendisini kötü bir insan olarak görebilir veya hiç yokmuş gibi görebilir.

Bunun yanında stresle tetiklenen paranoya atakları ve birkaç saat sürebilen gerçeklikten kopuş krizleri de gözlemlenebilir.

Ayrıca bu kişiler düşüncesiz hareket edebilir ve kontrolsüz harcama, kumar, aşırı yeme veya madde kullanımı ya da işler iyi giderken birden işten çıkma veya bir ilişkiyi sonlandırma gibi fevri hareketler de sergileyebilir.

Yine terkedilme korkusu ile başa çıkmak için kendine zarar verme tehditleri de sık sık gözlemlenebilir.

Elbette duygu durumunun birkaç saat ya da birkaç günde bir değişmesi de söz konusudur. Çok mutluyken bir anda huzursuz, utangaç veya endişeli bir hale bürünebilirler.

Sürekli bir boşluk hissi söz konusudur ve son olarak ani öfke patlamaları, agresif tavırlar ve hatta fiziksel kavgaya kadar varan bir ani parlama atakları da söz konusu olabilir.

Nedenlerine gelirsek.

Birçok psikolojik bozuklukta olduğu gibi bu bozukluğun tam olarak kesin bir nedeni bilinmiyor. Ancak araştırmalar bazı risk fatkörlerini ortaya koyuyor.

Bunlardan birisi genetik. Borderline bozukluğa sahip kişilerin beyinlerindeki taramalarda özellikle fevri hareketlerin kontrolünü ve duygu durumun düzenlenmesini sağlayan bölümlerinde yapısal ve fonksiyonel farklılıklar gözlemlenmiş. Elbette bu farklılıkların bozukluk ile doğrudan ilişkili olduğuna dair kesin bir sonuca varmak pek mümkün değil.

Diğer risk faktörlerinden biri ise aile geçmişi. Anne babada ya da kardeşlerden birinde borderline bozukluk geçmişi söz konusuysa bu sizin de risk grubunda olduğunuz anlamına geliyor.

Ve elbette olumsuz deneyimler. Borderline bozukluk tanısı konulan insanların birçoğunda çocuklukta taciz benzeri bir deneyim, travmalar, ilgisiz anne baba ya da erken yaşta aileden ayrılma gibi durumlar söz konusu olabiliyor. Ancak yine bu doğrudan bir neden olarak görülmemeli. Zira borderline bozukluğa sahip olanların hepsinde bu durum gözlemlenmeyebiliyor. Kaldı ki bu tip travmalar yaşayan herkeste de borderline bozukluk gelişmeyebiiyor.

Yani bu bahsettiklerimiz doğrudan nedenler değil risk faktörleri.

Peki bu bozukluğun tedavisi konusunda ne tür alternatifler mevcut.

Yakın zamana kadar bu bozukluğun tedavi edilemez olduğuna dair bir genel inanış söz konusuydu. Ancak 2017’de yayımlanan bir araştırma bu bozukluğun yüksek oranda tedavi edilebilir olduğunu ortaya koydu. Özellikle bir uzman yardımı bu noktada çok kritik önem taşıyor. Çünkü ancak ve ancak sürekli ve düzenli bir tedavi sonucunda belirtileri en aza indirerek daha kaliteli bir yaşama erişebilmeniz mümkün.

Bu bozukluğa sahip insanların özellikle kendine zarar verme ve riskli davranışlara daha meyilli olma durumu göz önüne alındığında düzgün ve sürekli tedavi daha da önem kazanıyor. Tedavi sonucunda bu belirtilerin en aza indiği sık sık gözlemlenmiştir. Ancak en önemli konulardan birisi de özellikle borderline kişilik bozukluğu konusunda uzman bir hekimden yardım almanız ayrıca çok önemli. Çünkü doğru tedaviyi almadığınız durumda istenilen sonuçlara ulaşmak zor olabilir.

Genel anlamda bu uzmanların önerdiği ve uyguladığı tedaviler ise şu şekilde.

Psikoterapi. En standart tedavilerden biridir. Borderline kişilik bozukluğu özelinde hem kabullenmeye hem de değişime eşzamanlı olarak odaklanan ve tedavide hem kabullenme hem de değişim stratejilerini simültane olarak kullanan bir terapi yöntemi olan Diyalektik Davranış Terapisi sıklıkla kullanılan yöntemlerdendir. Ayrıca aile bireylerinin duygu ve düşünce süreçleri konusunda farkındalık kazanmaları, empati ve zihinsel esneklik geliştirmeleri ve duygusal uyarılma anlarında alternatifler üretebilmelerini amaçlayan ve aile bireylerini de tedaviye dahil eden zihinselleştirme temelli terapi de kullanılabilir.

Tabi ilaç tedavisi ve özellikle kriz zamanlarında hastaneye yatırma gibi yöntemlere de başvurabilir uzmanlar.

Özetle bu bozukluk yaşam kalitesini ciddi anlamda bozan ve yaşayan insanın günlük yaşamını, iş, okul hayatını ve ilişkilerini çok ciddi şekilde etkileyen, nüfus oranına göre tahmin edildiğinden de yaygın olan bir rahatsızlıktır. Ancak gördüğünüz üzere tüm bozukluklarda olduğu gibi bir çaresi var. Bunun için öncelikle bu tip belirtiler gösteriyor veya çevrenizde gözlemliyorsanız zaman kaybetmeden bir uzmana danışmalısınız ve en kısa sürede tedaviye başladığınızda yaşam kalitenizin, ilişkilerinizin dramatik bir şekilde değiştiğini, geliştiğini gözlemleyeceksiniz.

Ve her zaman olduğu gibi.

Tekrar görüşene dek.

İyi ki varsınız.

Sevgiler…

Kaynaklar:

https://www.nimh.nih.gov/health/topics/borderline-personality-disorder/index.shtml

https://www.yourhealthinmind.org/mental-illnesses-disorders/bpd

https://www.verywellmind.com/what-is-borderline-personality-disorder-bpd-425487

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir