Featured Video Play Icon

“Kimsenin Umurunda Değilsin” – Spotlight Etkisi Nedir?

Friends dizisinin gayet masum görünen bu sahnesinde aslında milyonlarca insanın hayatını ciddi ölçüde etkileyen psikolojik ve sosyolojik bir olgu ele alınıyor. “Bir kadının yalnız yemek yemesi” gibi gayet olağan bir durumun bile konu olabildiği bir olgu.

Spotlight Etkisinden bahsediyorum. Bir diğer adı ile Sahne Işığı etkisinden. Basit tanımı ile insanın başka insanların kendisini gerçekte olduğundan daha fazla umursadığını, izlediğini düşünmesi. Spotlight yani sahne ışığı altında olduğunu, herkesin kendisini izlediğini sanması olarak tanımlanabilir.

Her gün, günlük yaşamımızda her an karşılaşabildiğimiz bir durum bu. Olumlu ya da olumsuz da olabilir. Çok iyi bir iş yaptıktan sonra insanların size gıpta ile baktığı, sizi inanılmaz takdir ettiği yanılgısı da buna dahildir. Ya da tam tersi. Bir hata yaptığınızda herkesin tüm dikkatini bu hataya verdiğini düşünmeniz de… Örneğin bir arkadaş toplantısında elinizdeki içeceği baştan aşağı üstünüze döktüğünüzü düşünün. Banyoya üstünüzü temizlemeye giderken içinizden tüm insanların “ne kadar da sakar” şeklinde arkanızdan konuştuğunu düşünebilirsiniz. Birkaç gün sonra aynı arkadaşlara bu olaydan bahsettiğinizde olayı hatırlamadıklarını gördüğünüzde bunun böyle olmadığını anlarsınız. Aslında o kadar da “sahnede” değilsiniz. Bunu bilsek bile neden böyle davranmaya devam ediyoruz peki? Spotlight etkisinin altında ne yatıyor? Gelin bakalım.

Sürekli başkalarının bizimle ilgilendiğini düşünmek aslında sürekli kendimize odaklanmakla sonuçlanır. Bu etkinin altındayken de her anlamda önümüze çıkan fırsatları yargılanacağız veya ayıplanacağız korkusu ile kaçırabiliriz. Bunun ötesinde spotlight etkisi sosyal anksiyeteye de yol açabilmektedir. O nedenle sürekli izlendiğimiz algısını değiştirmek anksiyete ile başa çıkma konusunda yardımcı olabilir. Bunu nasıl yapabileceğimizi konuşmadan önce nedenlerine biraz bakalım isterseniz.

Spotlight etkisi “benmerkezci önyargı” olarak da bilinen bir tür bilişsel yanılgıdır. Bu yanılgılar kendi bakış açımıza gereğinden fazla önem atfetmemize neden olarak başka görüşleri ve olasılıkları hesaba katmamızı önler. Bunun en yaygın örneği aslında etrafımızdaki herkesin tam anlamı ile bizim görüşümüzü paylaştığı, bizim gibi düşündüğü yanılgısıdır. Daha ekstrem durumlarda sanki insanların bizim nasıl hissettiğimizi, nasıl düşündüğümüzü direkt anladığına inanabiliyor bu etki altındakiler. Düşünceleri bir vitrin camından görülebiliyormuş gibi.

Özünde aslında toplum içinde hepimiz amatör birer sosyal psikolog olabiliyoruz. İnsanların neden böyle davrandıklarını analiz eder, anlamlar çıkarırız. Fakat benmerkezi yanılgılarda bu analizlerin merkezine kendimizi koyma eğilimi ağır basar. Bunu çoğunlukla farkında olmadan yaparız. Referans alabileceğimiz tek bakış açısı kendi bakış açımız olduğu için. Yani tüm algımız aslında kendi filtremizden geçerek şekillenir.

Spotlight etkisinin diğer bir nedeni de “demirleme” etkisi olarak bildiğimiz etkidir. Davranışçı ekonominin kurucularından Tversky ve Kahneman’ın öne sürdüğü bu demirleme etkisi “aldığımız kararlarda sürecin en başında aldığımız bilgilere çok fazla bağlı kalmak” olarak özetlenebilir.

Bu etki ile de gerektiğinde düşüncelerimizi, davranışlarımızı değiştirmemiz gerektiğinde buna direnç gösterme eğilimimiz de artıyor. Kimi zaman bu demirleme o kadar güçlü oluyor ki aslında hedeflerimizle uyuşmayan bilgilere bile takılıp kalabiliyoruz. Örneğin bir deneyde insanlardan sosyal güvenlik numaralarının son iki hanesini söylemeleri istenmiş. Daha sonra kendilerine bazı ürünler gösterilmiş. Kitap, şarap, bilgisayar parçası gibi. Ve örneğin sosyal güvenlik numaralarının son iki hanesi 23 olan kişiye bu ürünlere 23 dolar ödeyip ödemeyeceği sorulmuş. Ardından bu kişilere numaralardan bağımsız şekilde maksimum ne kadar ödeyeceği sorulmuş. Daha sonra verileri analiz eden araştırmacılar sosyal güvenlik numalarının son iki hanesi daha yüksek olanların ürünlere daha yüksek fiyat teklif ettiği görülmüş. Tamamen rasgele sayılarda bile demirleme etkisi ortaya çıkabiliyor anlayacağınız.

Bunun spotlight etkisi ile alakası ne peki? Şöyle ki sosyal anlamda yargıya vardığımızda da aslında kendi bakış açımıza, düşünce ve davranışlarımıza, ahlak, etik gibi olgulara da “demirleyebiliyoruz”. Elimizde olan kendimize ait olan bilgileri referans alıyoruz.

Bununla bağlantılı başka bir deneyde öğrencilerden 90’larda çok popüler olan Ice Ice Baby’yi söyleyen Vanilla Ice’ın resmi bulunan bir tişört giyerek başka öğrencilerin bulunduğu bir ortama girmeleri isteniyor. Bu o zamanlar için özellikle öğrenciler arasında biraz utanç verici olarak algılanan bir olay. Kendilerinden içerideki öğrencilerden kaçının giydikleri tişörtü ve üzerinde ne olduğunu tahmin etmeleri söyleniyor. Daha sonra içerideki öğrencilere de fark edip fark etmedikleri soruluyor. Tshirt’ü giyenlerin tahminleri ile gerçek sayı arasında tahmin edeceğiniz üzere uçurum bulunuyordu. Tahminler ortalamada gerçek sayının iki katından bile fazlaydı.

Her anlamda derken de bundan bahsediyorum. Spotlight etkisi örneğin kendimizle alakalı bir değişiklik yaptığımızda, saçımızı biraz değişik yaptığımızda, normalde giymeyeceğimiz bir rengi giydiğimizde okulda, işte herkesin bunu fark edeceğini düşünmemiz. Örneğin yıllardır ders veren bir öğretmen bazı günlerde normalden daha kötü anlattığını düşünebilir. Fakat öğrencilerinden aldığı tepki kendisini çok iyi hissettiği derslerde olduğu gibidir. Kimi zaman kendisinin kötü olduğunu düşündüğü zamanlarda öğrencileri daha iyi anladığını bile söyleyebilir.

Yani anlayacağınız kendi algımız ile dış dünya arasında ciddi bir uçurum söz konusudur ve insanlar bizi düşündüğümüz kadar da umursamamaktadır.

Bunun neden önemli olduğuna gelirsek.

Yine az önce söylediğim gibi elbette sosyal anksiyete en ciddi sonuçlarından biri olabilir. Verdiğimiz kararlarda da yanlış varsayımlar nedeniyle istemediğimiz kararlar verebiliriz.

Bunun farkına varmak hayatta varabileceğiniz en önemli farkındalıklardan biridir.

Kendinizi gereğinden fazla “merkeze” koyduğunuzu fark ettiğinizde bunun üstesinden  gelmek için şunları yapabilirsiniz.

Öncelikle herhangi bir durumda, çok basit belki ama bir buluşmada dişinizde maydanoz kalmış olsun. Kendinizi karşınızdakinin yerine koyun. Siz nasıl tepki verirdiniz?  Bu sizin karşınızdaki ile ilgili fikirlerinizi kökünden etkiler miydi? Ya da katıldığınız bir ders ya da bir konferansta sözlerini unutan bir konuşmacı ile karşılaştınız mı? Bu sizin için ne kadar önemliydi? Hayatınızda bazen saçma davranan insanlar olmadı mı? Şimdi geriye baktığınızda bunlar çok umrunuzda mı?

Sadece bu soruları cevaplamak bile bu konuda rahatlamak için ilk adım olabilir.

Daha direkt bir çözüm olarak da genellikle anksiyete için kullanılan Bilişsel Davranışçı Terapide kullanılan bir yöntem olan worksheetler, yani çalışma kağıtları ya terapistin yönlendirmesi ile kendi başınıza ya da terapist ile birlikte doldurulabilir. Bilişsel yapılandırma adı verilen bir yöntemin parçası olarak. Bu çalışma kağıdında bulunan başlıkların altını sizde anksiyeteye neden olan olguları, düşünce biçimlerini yazarak öz farkındalığınızı artırabilir, çözüme giden en önemli adım olan farkındalık için bir adım atabilirsiniz. Sonraki adımda da düşünce dengesini sağlamak için örneğin bir hata yaptığınızda “Herkes çok aptal olduğumu düşünüyor” yerine “Muhtemelen hatamı fark ettiler ama o kadar da üzerinde durduklarını düşünmüyorum” gibi bir düşünce tarzını benimsemek gerekiyor.

Bu arada bu etki tahmin ettiğimizden de derin mevzularda karşımıza çıkıyor.   Toplum içinde azınlıkların bu etkiyi yaşadığına, bir ülkede azınlık olarak yaşayanların bu etkiyi çok daha ciddi şekilde yaşayarak sosyal anksiyete konusunda daha fazla risk altında olmalarına neden olabiliyor.

Yani özetle toplumdaki tabularla da şekillenen bu etki insanın günlük yaşamını ve geleceğine yönelik verdiği kararları, eş veya iş seçimini, kendi ile ilgili algısını derinden etkileyen ve çoğunlukla yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşüren bir etki.

Tüm araştırmalar da aslında bize insanların bizi düşündüğümüz kadar umursamadığını, geceleri bizi uyutmayan hatalarımızın aslında sadece zihnimizde gittikçe gereğinden fazla büyüdüğünü unutmamak gerekiyor.

Eğer bu etki anksiyete gibi sorunlara da yol açıyor ve sıradan fonksiyonlarınızı bile etkiliyorsa mutlaka bir uzmandan yardım almanız gerektiğini de unutmayın.

Ve her zaman olduğu gibi.

Tekrar görüşene dek.

İyi ki varsınız.

Sevgiler…

Kaynaklar:

https://www.verywellmind.com/what-is-the-spotlight-effect-3024470#:~:text=The%20spotlight%20effect%20is%20a,all%20the%20world%20to%20see.

https://www.psychologytoday.com/us/blog/the-big-questions/201111/the-spotlight-effect

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir