Uzaylılar Nerede? – Fermi Paradoksu

Biraz şehir dışındayken, belki bir kamp yaparken kafanızı kaldırıp gökyüzüne baktığınızda yıldızlar normalden çok daha parlak, çok daha fazla ve çok daha yakın görünür. Ve gözlerinizi bu şölende gezdirirken büyülenirsiniz. Karışık duygular hissedersiniz. Büyülenmenin yanında bir miktar korkarsınız bu büyüklük karşısında. Daha sonra varoluşsal bir kriz baş gösterir. Çok küçük hissedersiniz. Sonra bir noktada neredeyse herkesin aklına şu soru gelir.

Bu kadar fazla yıldız. Bu kadar geniş alan… Bu kadar fazla olasılık.

Evrende gerçekten yalnız mıyız? Oralarda bir yerlerde başka canlılar yok mu? Olmalı! Öyleyse. Nerede bunlar?

Fakat. Burada bir sıkıntı var. Gökyüzüne baktığımızda. Bize sonsuz gibi gelen o boşluk… Şöyle söyleyeyim size. Evinizin arka bahçesine bakıp tüm evreni anladığınızı, gördüğünüzü düşünmekten farksız. Çünkü uzayın bu çıplak ...  Devamı

Organ Yenilemenin Kralı: Semenderler

Aksolotl. Semender ailesinin bir üyesi. Görebileceğiniz en şirin görünümlü hayvanlardan biri. Neredeyse gülümseyen bir yüzü var. Diğer taraftan maalesef nesli tükenmek üzere bu canlıların.

Fakat bize belki de inanılmaz bir miras bırakacaklar. Çünkü bu semenderler yenilenebiliyorlar.

Ruhani bir yenilenme, yeni bir sayfa açmadan filan bahsetmiyorum.

Herhangi bir organı, bir kolu, bir bacağı bir kazaya kurban gittiğinde bu müthiş canlılar bu organları yeniden üretebiliyorlar. Evet. Yeniden çıkıyor. Uzuyor. Eskisinden hiçbir farkı yok hem de. Bir şekil bozukluğu vs olmadan. Tam da olması gerektiği gibi.

Sadece kol bacak da değil. Dişiler yumurtalıklarını yeniden üretebiliyor. Ya da akciğer dokusu zarar gördüğünde. Hatta beyinlerinin bazı bölümleri ve omurilikleri zarar gördüğünde bu kısımları da sadece birkaç hafta içinde yeniden oluşturarak, arkasında herhangi bir iz bırakmadan ...  Devamı

Büyük Patlama – Evrenin Doğuşu

Zamanın birinde sen yoktun.

Zamanın birinde madde yoktu.

Şehirler, ülkeler, kıtalar, dünya, yıldızlar, galaksiler… Evren yoktu.

Zamanın birinde uzay da yoktu. Boşluk da…

O kadar yoktu ki… Yok bile yoktu.

Yani zamanın birinde. Zaman bile. Yoktu…

Her şey. Sen. Ben. Hepimiz. Her şey. Tek bir noktada, bir kağıda bir kalemin ucu ile koyabileceğiniz en küçük noktadan da küçük bir noktada. Hepimiz oradaydık. Gördüğümüz ve göreceğimiz her şey o noktanın içindeydi…

Evren. Bir noktaydı.

O noktaya gidelim mi? O ana.

İnsanlık tarihine yaşanmış müthiş anları, savaşları, tüm gelişmeleri. Her şeyi unutun.

Gelin tarihin tartışmasız en önemli anına gidelim. Zamanı biraz geri saralım ve zamanın ve her şeyin başladığı ana gidelim.

Büyük patlamaya…

Büyük patlama. Şu anda evrenin doğuşu ile ilgili kabul gören ve bilim tarihinin en ünlü teorilerinden biri. Sayısız gözlem ve kanıtla olduğunu ...  Devamı

Kara Delik Bilgi Paradoksu

Fizikçilerin yeri geldiğinde bir nevi medyum olabileceğini biliyor muydunuz? Evet. Astrolojiyi filan unutun. Bundan 5 yıl sonra tam olarak nerede olacağınızı öğrenmek istiyorsanız bir fizikçiye, özellikle bir kuantum fizikçiye danışın. Size çok yüksek bir doğrulukla söyleyecektir.

Ancak sizinle ilgili bazı bilgilere ihtiyacı olacaktır. Bazı temel bilgilere. Şu anda tam olarak nerede olduğunuzu ve “durumunuzu” bilmesi gerekecektir. Fakat elbette ekonomik durumunuz, psikolojiniz, eğitiminiz gibi fizik açısından önemsiz bilgilerden bahsetmiyoruz. Kuantum durumunuzdan bahsediyoruz. Bir fizikçi kuantum durumunuzu bildiğinde sizin ne zaman nerede olacağınızı tam olarak söyleyebilir. Sihir filan da yok. Basit bazı formülleri uygulayarak bunu yapabilir.

Burada “kuantum fiziğinin” belirsizliğinden bahsedebiliriz. Hani hiçbir şey kesin değildi? Hani olasılıklar vardı? Doğru. O konu maalesef ...  Devamı

Kuantum Alan Teorisi: Her Şeyin Teorisi (Bildiğimiz Kadarıyla)

Paradigm Shift. Yani Paradigma Değişimi…

Kısaca “Sorgulanması bile abes kaçan kuralların alaşağı edilmesi” durumu.

Bu terimin de bilim dünyasındaki temsilcilerinin en başında gelenlerden biri bana kalırsa, merak etmeyin Einstein demeyeceğim 🙂 Onun nasıl bir değişime neden olduğunu zaten bol bol konuştuk… Fakat zamanı ve neden olduğu değişim göz önüne alındığında bu isim Michael Faraday’dir…

Bol bol konuştuk diplomasız dâhimizden Faraday videomuzda. Elektrik ve manyetizma konusundaki keşifleri inanılmazdı. Elektromanyetizmanın temellerini atmış ve bir devri kapatıp yenisini açmıştı bilim dünyasında. Ondan sonra gelen tüm gelişmeler bir noktada onun sayesinde desek çok abartmış olmayız.

Buna kuantum fiziği de dahil. Evet. Kuantum fiziği. Ve ötesi.

Ancak Faraday’ın yaktığı ateş ile birlikte evren ile ilgili algımız inanılmaz bir değişime uğruyor ve bu videoyla birlikte ...  Devamı

ANTİMADDE: Sınırsız Gücün Anahtarı

Nasıl varız? Neden değil. Nasıl oluyor da biz, tüm maddeler, gezegenler… Her şey nasıl oluyor da var oluyor?

Çünkü teoriye göre. Fiziğe, matematiğe… Nereye bakarsanız bakın. Var olmamamız gerekiyor.

Çünkü enerji dediğimiz şey aslında yok edici bir etkileşimin sonucu. İkiz kardeşlerin, bir arada bulunamayan, bir araya gelemeyen, geldiğinde birbirini yok eden ikiz güçlerin sonucu. Ve bu mantıkla bu karşıt güçlerin birbirini yok etmesi gerekiyordu. Ve maddenin ve her şeyin de var olmaması…

Peki. Neden bahsediyoruz?

Aslında obsesif ve sıradışı bir dâhinin çılgın bir bulgusundan.

Paul Dirac’tan bahsediyoruz. Adına “Strangest Man” yani En Sıradışı İnsan isminde bir kitap bulunan ve gerçekten de bir bulgusu ile fizik dünyasını alt üst eden adamdan. Maddenin ölümcül ikizinden. Antimaddeden bahsediyoruz…

 Dirac’ın bulgusunu ve bu antimaddenin ne olduğunu anlamak için biraz ...  Devamı

CERN’deki Kara Delikler Dünyayı Yutar mı? – İlk Kara Deliğin Hikayesi

Yıl 2008. Almanya ve Amerika’da mahkemelere ilginç davalar gelmeye başlıyor.

Dava dosyalarında şu ifadeler geçiyor:

“Ortaya çıkacak kara delikler kontrolden çıkacak ve dünyamızı birkaç saat içinde yutarak gezegenimizin sonu olacaktır. Bu deneyler derhal durdurulmalıdır.”

Belki hatırlayanlarınız vardır. Davalı taraf ise o yıl içinde Eylül ayında faaliyetlerine başlamış olan, İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan CERN laboratuvarındaki Büyük Hadron Çarpıştırıcısında çalışan bilim insanlarıydı.

O dönem dünya çapında insanlar bu olasılığı konuşuyor, ciddi ciddi korkuyorlardı. Haksız da değillerdi. Bir anda dünyanın bir kara delik tarafından yutulması olasılığı gerçekten de korkunç bir senaryo değil mi? Bilim kurgu filmlerinde bile az rastlanır bir öykü. Elbette komplo teorisyenlerine de gün doğmuş ve bu korkuyu bugün de 5g ve benzeri gelişmelerde olduğu gibi ...  Devamı

Evrenin Kara Kutusu – Kara Delikler

Evrendeki en garip, en sıradışı, en olanaksız… Tüm fizik kurallarını yıkıp geçen oluşum… Nedir?

Kara delikler…

Gerçekten. Fizik dünyasının, hatta bilim dünyasının en büyük ve ateşli tartışmalarının öznesidir.

Newton zamanına gidelim isterseniz önce. Evrensel Kütleçekim Yasasını öne sürdükten sonra elbette herkes bunu konuşur olmuştu. Bu yasayı yorumlayan farklı bilim insanları bir noktada bir sonuca varıyordu. Bir cismin kütlesi büyüdükçe kütleçekim etkisinin de artması gerekiyordu haliyle. Yani bu durumda bu dev cisimden uzaklaşmak isteyen herhangi bir şeyin çok daha hızlı hareket etmesi gerekiyordu. Yani cisim hayal gücünün sınırlarını zorlayacak bir kütleye sahipse, misal güneşimizden onlarca kat daha fazla kütleye sahipse ne olacaktı peki? Haliyle ışık bile kaçamayacaktı ondan…

İşte karadeliklerle ilgili ilk varsayımımız 400 yıl kadar önce bu şekildeydi. ...  Devamı

Karanlık Enerji ve Einstein’ın Muhteşem Dönüşü!

90ların başında iki grup astronom bir tür rekabet içine giriyorlar. Evrenin kaderini anlamaktı amaçları. Bu iki grup biri Şili’deki bu Cello Tororo gözlemevi de dahil olmak üzere birçok teleskobu kullanarak tek bir şeyi gözlemleyerek evrenin doğuşu ve geleceği ile ilgili fikir sahibi olacaklarına inanıyorlardı.

Bir yıldızın ölümünü gözlemleyerek.

Ama öyle sıradan bir yıldız değildi bu. Bir beyaz cüce. Beyaz cüce dediğimiz yaşamının son evresindeki yıldızlardır. Nükleer yakıtını bitirmiş güneşimize benzer bir yıldız kırmızı dev olur. Bu aşamada aşırı genişleyen yıldız beyaz cüce olurken içe doğru çöker. Ardından yıldızın etrafındaki helyum çok fazla sıkışır ve bir noktada patlar. Bu patlamada yıldızın kütlesinin bir çoğu uzaya yayılır ve geriye kalan, çoğunlukla çekirdeğinden oluşan kısım işte bir beyaz cücedir.

Ancak bu astronomların gözlemlediği ...  Devamı

Dünyada Yaşam Nasıl Başladı?

AMFİBOLİT!

Durun. Yabancı bir kanala bağlanmadınız. BebarBilim’deyiz.

Ama Amfibolit’ten bahsedeceğiz.

Metamorfik yani Başkalaşım geçirmiş kayaçlardan.

Ve ardından kıtalardan, sudan, okyanustan, sıcak bir gölde ortaya çıkan ilk yaşam formlarından…

Sonrası… Sonrasına bakalım hadi birlikte…

Önceki videoda konuştuk. Bir toz bulutunda toz taneleri bir araya gelerek gezegenimizi oluşturmuştu.

Sonra sonu gelmeyen meteor yağmurları.  Ardından Theia isimli bir başka gök cismi gelip dünyamıza çarpmış ama bu felaket sonunda dünya tam da olması gereken açıyla güneş yörüngesine yerleşmiş ve daha da güzeli uydumuz ay bu toz bulutundan meydana gelmişti. Ama dünyada hala bir şeyler eksikti. Kıtalar ve okyanuslar…

Amfibolitler diyorduk. Dünyanın kara parçasını oluşturan kayaçların bir bölümünü bunlar oluşturur.

Bunlar genellikle derinlerde, yüksek ısı ve yüksek basınç şartlarında ...  Devamı