Featured Video Play Icon

İnsanın Marslıya Dönüşme Serüveni

Elon Musk’ın planı şu. 2022’de Starship aracı ile marsa inecek ve su kaynaklarını belirleyerek olası tehlikeleri tespit edecek. 2024’te Starship ilk insanları Mars’a gönderecek. Bununla birlikte çok daha fazla ekipman ve kaynak da götürülecek ve hemen yakıt santralleri kurulacak. Ardından mars’ın kolonileştirilmesine yönelik genişlemeye uygun bir üs kurulacak.

 Sadece SpaceX değil. Lockheed Martin şirketinin Mars Base Camp projesi, NASA’nın Deep Space Transport projesi ile birlikte Çin, Hindistan, Japonya ve Avrupa mars’a gözünü dikmiş durumda. Yani önümüzdeki 10 yıl içinde mars’ı kolonileştirme maratonu başlayabilir gibi görünüyor.

Ancak nasıl gideceğiz, nasıl kolonileştireceğiz, su, ekmek bulabilecek miyiz gibi sorulardan daha önemli bir soru var karşımızda. İnsanlık başka bir gezegene yerleşip orada yaşamaya başladığında Mars’ın hiç alışık olmadığımız atmosferi ve şartları nedeniyle insanlık uzun bir süre sonra insanlık olarak kalacak mı? Bilim kurgu filmlerinden alışık olduğumuz yeşil ve tek gözlü uzaylılara evrilme ihtimalimiz var mı? Torunlarımız neye benzeyecek? Gelin cevaplayalım.

Öncelikle, dünyamızın kaynaklarını kullanma ve sonu yokmuşçasına sömürme hızımıza bakarak gelecekte türümüzün devamı açısından en büyük kozumuz başka bir gezegeni kolonileştirmek gibi görünüyor. Bu açıdan elimizdeki en iyi aday da Mars. Bunun nedenlerini ayrı bir videoda konuşacağız.

Ancak en iyi aday olsa bile Mars’ın koşulları en basit tabirle bizim için biraz zor. Bu koşullara ayak uydurmak içinse haliyle vücudumuzda zaman içinde dramatik değişiklikler olacak ve zaman içinde olasılık o ki tamamen farklı bir insan türüne evrilme ihtimalimiz var.

Kaldı ki insanlık tarihine baktığımızda insanlık bulunduğu çevreye ve koşullara uyum sağlayacak inanılmaz bir biyolojik esnekliğe sahip. Bunun örneklerini gördük ve göreceğiz. Yani bir su gibi girdiğimiz kabın şeklini alıyoruz. Ama aynı gezegen üzerinde yaşarken bile bu kadar farklılaşabiliyorsak söz konusu mars olduğunda… İşte işler birazcık karışıyor.

Burada bahsettiğimiz daha az oksijen, daha zayıf bir kütleçekimi ve daha zararlı bir radyasyon oranına sahip bir gezegende hayatta kalmaktan daha fazlası. Bu kısmı çözdüğümüzü düşünerek bir sonraki adımda bu değişikliklerin uzun vadede insan bedeninde neden olabileceği kalıcı etkilerden bahsediyoruz.

Bunun bir örneğini astronotlarda görüyoruz.  Bugün 1 yıla kadar uzanan sürelerle uluslararası uzay istasyonunda yaşayan astronotların bu kütleçekimin çok düşük olduğu ortamda astronotların kemik ve kasları zayıflar, düşük kütleçekim nedeniyle omurgasındaki boşluklar artarak boyu 5 santim kadar uzar.

Bunun yanında neden olduğu psikolojik etkilerden bahsetmiyoruz bile.

Tabi bu değişimler kalıcı değil. 1 yıl bu tip değişimlerin kalıcı olması için çok çok kısa. Kaldı ki marstaki koşullar özellikle kütleçekim açısından uluslararası uzay istasyonunda olduğu kadar ekstrem olmayacak fakat ufak bir fark bile uzun süre, örneğin 1000 yıl sonunda, 10larca nesil geçtikten sonra insanlığın, torunlarımızın neye dönüşeceği konusunda çok etkili olabilir.

Öncelikle, marsa adaptasyonumuz iki şekilde gerçekleşecek.

İlk birkaç yüzyılda iskeletimiz ve kaslarımız küçülerek dünyadaki türdaşlarımıza göre daha minyon bir görünüme bürüneceğiz. Elbette bu küçülme ile ciddi sağlık sorunları baş gösterebilir. Özellikle kafatasımızın da küçülmesi ile nörolojik bozukluklar nedeniyle daha kısa yaşam sürelerinden bahsedebiliriz.

Bu durumda olacak olan da şu. Bu değişime ayak uydurmak amacıyla yaklaşık 1 milyon yıl sonra insan bedeni ters bir reaksiyon göstererek küçük ama çok güçlü bir yapıya kavuşabilir. Sonunda hayatta kalmanın bir yolunu bulmak zorunda bedenimiz, ayak uydurmak zorunda. Bunun sonucunda bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz tıknaz ama aşırı güçlü bir türe dönüşme ihtimalimiz var.

Diğer taraftan bazı bilim insanlarına göre ise yine filmlerde gördüğümüz yeşil yaratıkların aksine marsta cildimizin zamanla turuncuya dönme ihtimali var. Çünkü havuç, tatlı patates ve balkabağına turuncu rengini veren karotenin zararlı mor ötesi radyasyona karşı koruma sağladığı biliniyor. Marsta oldukça yüksek olan bu radyasyona karşı da bol bol bu besinleri tüketmemiz gerekecek ve bunları yediğimizde kanımızda ve cildimizde koryucu bir karoten takviyesine sahip olacağız. İlginç olan şu ki çok fazla havuç yediğinizde şimdi bile cildiniz turuncuya dönüşebilir.

Fakat bu turunculuk kansere karşı da bir koruma sağlayacaktır. Çünkü marsın atmosferi dünyanınki ile karşılaştırıldığında çok ince ve çok yüksek miktarda mor ötesi ışınların geçişine izin veriyor bu nedenle. Örneğin normal bir dünyalının yılda maruz kaldığı radyasyon miktarı 3 milisevert civarındadır. Bir marslı içinse bu oran 30 miliseverte çıkacaktır. Bunu da insanın ortalama ömrü ile birlikte hesapladığınızda bir marslı bir dünyalıya göre 5000 kat daha fazla radyasyona maruz kalacaktır.

Elbette değişim sadece görüntü bazında değil genetik kodlarımızda ve dnamızda da yaşanacak haliyle. Özellikle gelecek nesiller ve insan türünün geleceği konusunda çok dramatik değişiklikler bizi bekliyor.

Bahsettiğimiz çok yüksek orandaki radyasyon nedeniyle hücrelerimizdeki DNA’nın mutasyonu inanılmaz hızlanacak. Dünyalıların dnasındaki mutasyonun gerçekleşmesi genellikle birkaç yüzbin yılda gerçekleşir fakat marsta bu oran birkaç yüz yıla düşebilir. Yani bir dünyalıya göre en az 10 kat daha hızlı bir değişimle karşı karşıyayız.

Bu da şu anlama geliyor. Mutasyon gerçekleştiğinde kalıcı olan bu değişimler sonraki nesillere aktarılacak ve bu noktada kimlerin hayatta kalacağını ve kimlerin kalmayacağını kestirmek çok zor. Hayatta kalabilen yeni tür insanlar haliyle dünyalılardan çok farklı bir gen havuzuna sahip olabilir.

Bu da şu anlama geliyor. Oldu ki bir dünyalı ile bir marslı bir şekilde birbirine aşık oldu. Gayet mümkün sonuçta. Ancak bu aşkın sonu biraz hüsran olacak gibi. Çünkü marslı ve dünyalıların bağışıklık sistemi tamamen farklı olacak. Ve bu karşılaşma bir süre sonra tarihte örneklerine rastladığımız karşılaşmalara benzeyebilir. Avrupalılar Amerikanın yerlilerine çiçek hastalığını götürdüklerinde onbinlerce yerli hayatını kaybetmiş ve neredeyse bir topluluk yeryüzünden silinme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştı.

Diğer taraftan dünyalı ve marslı çiftimizin çocuklarının olması da çok mümkün olmayacaktır. Yani karşımızda imkansız bir aşk hikayesi duruyor diyebiliriz.

Bir de işin kültürel ve sosyal tarafından da bahsetmek gerekiyor.

Uzak bir gezegende biz dünyalıların politik ve kültürel çekişmelerinden ve belki de ahlaki normlarından uzak bir yaşam tarzını benimsemesi muhtemel bu yeni türün özellikle genetik mühendisliği alanında çok daha agresif olacağını söyleyebiliriz. Bir cyborg olma yolunda organ üretimi, genetik modifikasyon ve benzeri gelişmelere yönelmesi muhtemel  marslı dostlarımız kısa sürede daha önce de bahsettiğimiz transhümanizme erişebilme potansiyeline sahip diyebiliriz. Bu durumda bizden çok hızlı bir şekilde gelişme gösterebilirler tüm alanlarda haliyle.

Elbette bu işin psikolojik tarafı da var. Yeni insanlık bir noktada kendini dünyalılardan farklı bir tür olarak görmeye, belki de dünyalıları bir nevi alt tür olarak algılamaya da başlayabilir. Bu durumda dünyalılar insanları nasıl görür orası bilinmez. Belki de “uzaylı” diye düşündüğümüz türleri de oluşturacak olan bizleriz ne dersiniz? Fermi paradoksunda da bahsettiğimiz   büyük filtreyi ilk aşan medeniyet olarak evrene uzaylıları da ihraç edecek olan da bizlerizdir kimbilir.

Özetle bir gün marsa yerleşip orada yeni bir hayat başlatabilir insanlık. Kendi güneş sistemini kolonize edip daha üst seviye bir türe evrilen bir tür olma yolunda ilk adımı atabilir.

Kaldı ki bunu yapmak zorunda gibi de görünüyor.

Elon Musk bir röportajında şöyle söylemişti. “İnsanlığın önünde iki yol var. Ya bir gün bir şekilde birden fazla gezegende türünü devam ettiren bir tür olacağız ya da tek bir gezegende sıkışıp bir gün kesinlikle karşılaşacağımız kaçınılmaz son ile yüzleşeceğiz.”

Sizce mars macerasında bu bahsettiklerimizin dışında bizi ne tür zorluklar bekliyor? Kendi açınızdan marsa yerleşecek ilk insanlar arasında olmak ister miydiniz?

Yorumlarda tartışalım birlikte.

Ve her zaman olduğu gibi.

Tekrar görüşene dek.

İyi ki varsınız.

Sevgiler…

Kaynak:

How humans will evolve on Mars – Business Insider

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir