20. YÜZYILIN EN SIRADIŞI DEHASI: RICHARD FEYNMAN – Bölüm 1

Buna karşı çıkanlar elbette olacaktır. Herkesin de bir bakış açısı olabilir. Ancak. Örneğin MIT’ye, Caltech’e gitseniz ve kafeteryada fizik profesörlerini kahve içerken yakalasanız ve durduk yere “Sizce 20. Yüzyılın en sıradışı bilim insanı kimdi?” diye sorsanız büyük bir ihtimalle, artık kaç tane fizikçi varsa, hep bir ağızdan aynı ismi söylerlerdi: Richard Feynman.

En iyisi mi? Belki değil. En devrimcisi mi? Belki değil. Ancak en sıradışı. En eğlenceli. En farklı olduğunu söyleyebiliriz.

Bu arada yanlış anlaşılmasın. O en iyisiydi diyenler de hiç az değil. Ve hiç de haksız değiller. Çünkü gerçekten inanılmaz bir dehaydı. Kendi başına fizikte yepyeni bir alanı inşa etti. Yeni bir doğa yasası keşfetti. Kendisi buna amiyane tabirle gıcık olsa da ona bir Nobel Ödülü bile verdiler. O da işte basit bir teşekkürle kabul etti. Çok da umurunda değildi onun için ...  Devamı

Bu Sayı Nereden Çıktı? 137 – İnce Yapı Sabiti

“Sabitler” demiştik serinin bir önceki videosunda. Evrenimizin tarifi. Bu sabitlerle eğer elinizde yeterince güç bulunuyorsa bizimkine çok benzer bir evreni simüle edebilirsiniz. Birçoğunu da anlıyor, kullanıyor, rahatlıkla ifade edebiliyoruz.

Ama bazıları var ki. Bunları anlamak ve çözmek çok başka kapılar açardı bize.

Işık hızını mesela anlıyoruz. Yani en azından biliyoruz. Fakat ışık hızı o kadar da sabit değil. Ölçümü ne ile yaptığınıza ve hangi standart ile ifade ettiğinize göre sayılar değişebiliyor. Kendisi sabit ama ifadesi sabit olmayabiliyor.

Ama Fine Structure sabiti öyle değil. Ne yaparsanız yapın, hangi dilde, hangi ölçüm standardında ifade ederseniz edin.

Sonuç değişmiyor.

Sanki evrenin kural kitabının değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez birinci maddesi gibi.

1/137.

Evrenin en gizemli sayısı…

Neredeyse tüm büyük fizikçilerin radarında ...  Devamı

IRKÇILIK – Yok Edilmesi Gereken Musibet

Irkçılık aşırılıktır. Onunla nerede karşılaşılırsa karşılaşılsın, abartılmış benlik imgeleri ve diğerlerinin aşağılanan imgeleri, şiddetli ve hatta yıkıcı dışlama, radikal baskı, aşırı nefret veya abartılı karalama yapılarak gerçekliğin tek taraflı ve aşırı çarpıtılmasıyla uğraşılmak zorunda kalınır.

Irkçılık, en başta sağduyudan uzaklaşılan sürekli aşırılık olarak ifade edilir. Toplum algısında ise; insanlığın “temel kötülüğü” ve “belası”, bir “hastalık” ve “sanrı”, Modern Çağ’ın “sapkınlığı”, toplumun “virüsü” veya “yok edilmesi gereken bir musibet” olarak tanımlanmaktadır.

Bu satırlar Runik Kitap’ın Runik Bilgi Serisinden Irkçılığın Tarihi isimli kitabın giriş cümleleri.  Sık sık kitap önerileri yapmamı isteyenler oluyor, bu inanılmaz tartışmalı konuya girmeden kısaca size bu vesileyle dev bir ...  Devamı

Paralel Evrenler ve M-Teorisi – Sicim Teorisi 4. Bölüm

Evrenimiz.

Evimiz. Her şeyimiz.

O olmasaydı. Biz olmazdık.

Ama bir şeyler olmasaydı o da olmazdı.

Bir şarkı çok güzel giderken orkestrada bir enstrümanın birden bozulması gibi. Tüm ahengin bozulacağı bazı hayati unsurlar.

Sabitler.

Evrenimizi ayakta tutan, makinenin dişlilerinin şu anda döndüğü gibi dönmesini sağlayan sabitler.

En son gelişmelerle 27 tane olduğunu bildiğimiz bu sabitler. Elektronun ağırlığı gibi. Kütleçekimin kuvveti. Elektromanyetik, güçlü ve nükleer kuvvetler. Bunlar sabitler. Değişmezler. Işığın hızı gibi.

Bu sabitleri birer birer doğru düzeyde ayarladığınızda, sesi ne çok az ne de çok fazla açtığınızda mesela, tam kıvamında bıraktığınızda, işte bildiğimiz, yaşadığımız, sevdiğimiz evren olması gerektiği gibi işliyor.

Fakat bu sabitlerden birindeki ayarı ufak bir değiştirsek… En önemli olanları özellikle. Biraz sapma olsa…

O zaman. Bildiğimiz ...  Devamı

ATOMU UNUTUN – HER ŞEYİN YAPI TAŞI SİCİMLER

Yıl 1984. Oxford Üniversitesinin koridorlarında yürüyen öğrenciler bir duyuru panosunun önünden geçiyor. Birçoğu kafasını çevirip bakmıyor bile. Ama aralarından özellikle birisi göz ucuyla bakarken birden duruyor. Panoya yaklaşıyor. Bir konferans ilanı var. Konuşmacı Michael Green. Konunun başlığı “Her Şeyin Teorisi”…

Bir fizik öğrencisi olmanıza gerek yok. Bu başlığı gördüğünüzde, bu konu ile az da olsa ilgili biriyseniz bir bilim insanının bu konuda bir şeyler bulabilme ve bununla ilgili konuşuyor olma ihtimalini düşündüğünüzde kendinize engel olamazsınız. Tüm planlarınızı iptal edip o konferansa gidersiniz.

O öğrenci de öyle yapıyor. O zamanlar Harvard Üniversitesinde Fizik bölümünü bitirdikten sonra Oxford Üniversitesinde yüksek lisansını yapmak için gelmiş olan Brian Greene’di bu öğrenci.

Burada konuştuğumuz birçok konunun kaynağını da oluşturan ...  Devamı

NEDİR KARDEŞİM BU NFT?

Arkadaşlar bu aralar çok acayip şeyler oluyor. Bir devrim gerçekleşiyor olabilir ve bundan çok az kişi haberdar. Ya da yanlış söylemeyelim. Birçok kişi en azından ismen de olsa duydu ancak ya yanlış yorumluyor ya da tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyor.

Şundan bahsediyorum. Şöyle bir video var mesela. 10 saniyelik filan. Üzerinde hakaretler bulunan dijital bir ceset çalışması. Bir sanat eseri aslında en temelinde. Güzel bir çalışma olduğunu da söyleyebiliriz. Üzerine güzel tartışmalar da yapabiliriz. Ama en nihayetinde instagramda filan mesela görseniz “hmm” deyip çok düşünmeden “scroll” edeceğimiz bir “dijital art”. Her gün benzerlerini görüp beğenip ya da “bu ne ya” diye geçtiğimiz çalışmalardan biri. Neyse. Asıl önemli olan şu. Bu çalışma Beeple isimli bir dijital sanatçının çalışması. Adı da “Crossroads”.

Bu çalışma yakın zamanda 6.6 milyon dolara ...  Devamı

TANRININ DENKLEMİ – SİCİM TEORİSİ Bölüm 2

Bir formül.

Her şeye hükmedecek o formül.

Bir açıdan baktığınızda fantastik bir evrende kötülüğün eline geçirerek tüm dünyaya hükmetmesini sağlayacak o gizemli eşya gibi bir şey. Bu mertebeye ulaşacak bilim insanlarının da o noktada benzer bir duygu patlaması yaşayacağını düşünebiliriz.

Her şeyi açıklayan, evrendeki iki ayrı yasayı birleştiren ve nerede uygularsanız uygulayın, atomaltı parçacıklarda da, bir karadelikte de şiir gibi çalışacak o formül.

Her şeyin teorisi.

Neden buna ihtiyacımız var demiştik önceki bölümde? Neden uğraşıyoruz. Bu sorunun cevabını biraz daha açarak başlayalım isterseniz.

Kuvvetlerden bahsederek.

Evrenimizi yöneten kuvvetler.

Genel görelilik. Biliyorsunuz. Her şeyi bir arada tutan o muhteşem kuvveti açıklıyor bize. Kütleçekim. Makro evrenin üzerinde kurulu olduğu oyun sahnesinin harcı, tuğlası olan kuvvet.

Diğer tarafta ise önce klasik mekanikte ...  Devamı

Kozmik Senfoni – SİCİM TEORİSİ: Başlangıç

Nerede kalmıştık?

Bundan 60 yıl kadar önce modern fiziğin üzerinde kara bulutlar geziyordu. Sorun şuydu. Evreni açıklamak için elimizde 2 teori vardı. Bir evren, iki farklı açıklama.

Biri Einstein’ın Genel Göreliliğiydi. Galaksiler, yıldızlar gibi makro cisimleri açıklayan müthiş teori.

Fakat boyutumuzu küçülttüğümüzde, bu dev cisimleri oluşturan yapıtaşlarına, atomlara, atomaltı parçacıklara baktığımızda… Karşımızda tamamen yeni bir yasalar bütünü bulunuyordu. Tüm bilim insanlarının aklını zorlayan yepyeni bir olgu… Kuantum Mekaniği…

Bu iki ayrı kurallar bütünü kendi başlarına, kendi alanlarında inanılmaz başarılıydı. Kendi başlarına kusursuzlardı neredeyse. Fakat bu ikisini birbirine yaklaştırdığınızda… Asla kavuşamayacak aşıklar gibi. Olmuyordu. Birbirlerine yakışmıyorlardı. Birbirleri için yaratılmamışlardı.

Yani evrene iki pencereden bakıyoruz. ...  Devamı

Korkutucu Uçlarda Yaşamak: Bipolar Bozukluk

Uzun bir süre sınırsız mutluluk patlamaları yaşadığınızı düşünün… O kadar coşku dolusunuz ki uyumayı bile unutuyorsunuz. Kağıdı kalemi alıp aklınıza ne geliyorsa onu yazdığınızı düşünün. Ağzınıza ne geliyorsa söylediğinizi. Dışarıdan bakan biri için mantıksız düşüncelerle dolu şeyler.

Bu coşku dolu, mutluluktan bulutların üstünde gezdiğiniz zamanlarda da özgüveninizin tavan yaptığını. Bu özgüven ile normalde cesaret bile edemeyeceğiniz şeyler yaptığınızı. Tanımadığınız insanlarla tek gecelik ilişkiler yaşamaktan, kredi kartınızın tüm limitini doldurana kadar çılgınca alışveriş yapmaktan, tüm birikiminizi birkaç saat içinde tüketmekten bahsediyorum.

Sonra…

Birden, aniden, tüm bu “euphoria” yani coşkunun tam ortasında duvara toslayan bir araba gibi. Aniden paramparça olduğunuzu. Kendinizi, intiharı bile düşündürecek depresyon dehlizlerinde ...  Devamı

Şeytanın Elementi – PLÜTONYUM

25 Ağustos 2012’de, güneşten 18 milyar kilometre uzaklıkta, Voyager 1 heliosferden de çıkarak güneş sistemimizi terk edip, daha önce herhangi bir insan yapımı nesnenin ulaşamadığı yerlere doğru yelken açtı. Bu sınırı geçerek aslında Voyager 1 yıldızlararası seyahatine başlamıştı. Bu da başka bir ilkti.

Şimdi periyodik cetvelin en alt kısmına bir bakalım. Burada bulunan bir element işte bu seyahati mümkün kılacaktı. İnsanlığın hayal bile edilmesi zor mesafeleri kat etmesini sağlayan element. Plütonyum.

İlk kez 1940’larda bulunan Plütonyum insanlık tarihinde hem bu kadar yapıcı hem de yıkıcı potansiyele sahip nadir bir elementtir. Fizikçi John Goffman bir keresinde plütonyum için “Cehennemden gelen element”. Şeytanın elementi. demiştir.

Ama neden?

Nedenini iyi anlamak için önce kısaca bu elementi bir tanıyalım.

Her bir plütonyum atomunda 94 proton bulunur. Uranyumda bu ...  Devamı