Akılalmaz Gerçeklik: Gecikmiş Seçim Kuantum Silgisi Deneyi

Richard Feynman. Kuantum mekaniğine en doğru açıdan bakan isimlerden birisi belki de. Ne “mistik” olduğunu kabul ediyor. Ne de şaşırılacak hiçbir şey olmadığını. Birçok insan için de böyle. En azından kuantum mekaniğine ufak da olsa göz atmış birisi için. Özellikle bu kişiler için her şey “sıradışı ve doğa üstü” gibi gelebilir. Ki bu da çok normal. Niels Bohr’un da dediği gibi. Kuantum yasalarından şok olmuyorsanız zaten kuantum mekaniğini anlamamışsınızdır. 

Daha da derinlere inip deneysel anlamda kuantum fiziği çalışan insanlar için de durum aynı. Atomaltı parçacıkları gözlemlediğinizde tüm hayatınızı kontrol eden klasik yasaların gözünüzün önünde yok olduğunu, tuzla buz olduğunu gördüğünüzü düşünün. Gerçekten kolay değil.

Ne kadar deney yaparsanız yapın, ne kadar farklı açıdan bakarsanız bakın kuantum mekaniği klasik algıyı yerle ...  Devamı

İnanılmaz Teori: Büyük Patlamada Patlayan Bir Kara Delik Miydi?

Uçsuz bucaksız evreni anlamaya çalışan bir tür olarak 19 ve 20. Yüzyılda gösterdiğimiz gelişmenin yüzbinlerce yıllık tarihimizde eşi benzeri yok.  100 yıl gibi insanlık için kısa, evren için minicik bir zaman önce henüz Samanyolu Galaksisinin evren olduğunu zannediyor, bu evrenin statik, sabit, mutemelen ezeli ve ebedi olduğuna inanıyorduk. Newton yasaları da bunu bir nevi destekliyordu.

Tüm bunlar sadece birkaç yıl içinde dramatik bir biçimde değişecekti. Albert Einstein’ın Genel Göreliliği Newton’ın kütleçekiminin yerine geçecek ve bununla birlikte madde, enerji ve uzay-zaman kumaşının arasındaki ilişkiyi de net bir şekilde ifade edecekti. Einstein’ın denklemlerine göre evren sabit olamazdı, dinamik olmalıydı. Sonrasında evrenin genişlediği anlaşılınca bu iddiası da doğrulanacaktı.

Ayrıca Einstein kara delikleri de öngörmüş ve bunlar da daha sonra kanıtlanmıştı. ...  Devamı

“Kimsenin Umurunda Değilsin” – Spotlight Etkisi Nedir?

Friends dizisinin gayet masum görünen bu sahnesinde aslında milyonlarca insanın hayatını ciddi ölçüde etkileyen psikolojik ve sosyolojik bir olgu ele alınıyor. “Bir kadının yalnız yemek yemesi” gibi gayet olağan bir durumun bile konu olabildiği bir olgu.

Spotlight Etkisinden bahsediyorum. Bir diğer adı ile Sahne Işığı etkisinden. Basit tanımı ile insanın başka insanların kendisini gerçekte olduğundan daha fazla umursadığını, izlediğini düşünmesi. Spotlight yani sahne ışığı altında olduğunu, herkesin kendisini izlediğini sanması olarak tanımlanabilir.

Her gün, günlük yaşamımızda her an karşılaşabildiğimiz bir durum bu. Olumlu ya da olumsuz da olabilir. Çok iyi bir iş yaptıktan sonra insanların size gıpta ile baktığı, sizi inanılmaz takdir ettiği yanılgısı da buna dahildir. Ya da tam tersi. Bir hata yaptığınızda herkesin tüm dikkatini bu hataya verdiğini düşünmeniz ...  Devamı

İnsan Işık Olarak Doğsaydı? – Bir Fotonun Yaşamı

Evrendeki her şey. Aşırı genelleme olduğunu biliyorum fakat. Ya maddedir ya da ışık. Basitçe böyle ifade edebiliriz.

İkisini ayıran şey ise sabit kütlesidir.

Maddenin kütlesi vardır. Işığın. Yoktur.

Ama burada bir sıkıntı var. Kütle dediğimiz şey temel, değişmez bir özellik değil. Geçici bir özellik.

Sadece parçacıklar arasındaki etkileşimler sonucunda ortaya çıkan bir sonuç.

Misal. Bir kara deliği düşünün. Biliyorsunuz. Koca koca yıldızları şekerleme gibi yutabilen canavarlar.

Fakat menüleri de gayet geniş. Maddeyle yetinmiyorlar. Işığı da yiyorlar.

İşte sıkıntı da burada. Işık kütlesiz diyoruz fakat kara delikler ışığı yediğinde ne oluyor biliyor musunuz? Kilo alıyorlar. Evet. Su içsem bile yarıyor diyoruz ya. Işığı yese bile kilo alıyor kara delikler. Büyüyorlar. Kütleleri artıyor.

Çünkü ışık. Hapsedildiği zaman kütle kazanıyor. Confinement. Yani ışığın ...  Devamı

Hiçbir Şeyden Zevk Almamak: ANHEDONİ NEDİR?

İnanılmaz lezzetli görünen bir pasta düşünün. En iyi malzemelerle yapılmış, muhteşem meyvelerle süslenmiş. İçi en sevdiğiniz krema ile dolu. Durduramıyorsunuz kendinizi. Bir ısırık alıyorsunuz. O da ne? Tadı yok bunun. Ama olmaz ki? Bir ısırık daha alıyorsunuz. Yok. Hatta rahatsız ediyor sizi. O kadar tatsız ki. Ama öyle görünmüyordu? Sonra etrafınızdaki insanlara bakıyorsunuz. Aynı pastadan yiyen insanlara. Her ısırıkta kendilerinden geçiyorlar. Birbirlerine “hayatımda daha güzel bir pasta yemedim” diyorlar birbirlerine. Bir sorun var herhalde diyorsunuz. Bir dilim daha alıyorsunuz. Yok. Bir gazete kağıdını ısırıyormuşsunuz gibi. Çok kıskanıyorsunuz etrafınızdakileri. Sizin alamadığınız tadı almalarına imreniyorsunuz. Ama yine de gülümsüyorsunuz siz de. Ağzınızda çoğalan pastayı bitirip “Evet. Çok güzeldi” diyorsunuz.

Anhedoninin bir tanımıydı bu. Haz ...  Devamı

1859 Carrington Olayı Tekrar Yaşansa Ne Olur?

1 Eylül 1859 sabah saatleri. Londra’da evinin bir bölümünü bir tür gözlemevine çeviren Richard Carrington her zaman olduğu gibi kahvaltısını yaptıktan sonra özel gözlemevinin çatısını açıp pirinçten yapılma teleskobunun başına geçiyor. Merceği güneşe çevirip ayarları yaptıktan sonra çok geçmeden bir gariplik fark ediyor. Güneşin yüzeyinde birkaç tane dev siyah nokta. Normalde bulunmayan dev noktalar.  Güneş lekeleri olarak biliyoruz bunları. Carrington bu lekelerden çıkan inanılmaz parlak ve beyaz ışıkları da görüyor. Carrington insanlık tarihinde tespit edilen en büyük güneş patlamalarından birine tanık olduğunun o anda farkında da değildi. Fakat birkaç saat sonra olacaktı. Gördüğü o inanılmaz parlak ve beyaz ışığın taşıdığı enerji dünyamıza ulaştığında. Bir “geomanyetik” felaketin başlangıcını yakalamıştı. Ve işte o yüzden 1859’da ...  Devamı

Evrene Açılan Yepyeni Bir Pencere: KÜTLEÇEKİM DALGALARI

Bundan 100 yıl kadar önce Albert Einstein uzay ve zamanla ilgili tüm bildiklerimizi yeniden yazacaktı. Tüm bunları yaparken de bugünü bile şekillendirecek sayısız “varsayımda” da bulunacaktı. O zaman için kanıtlanması mümkün olmayan, kimilerine göre “yaşlandı artık, kredisi de çok bizde, he diyelim” dedikleri varsayımlardı bunlar. Ama.

İşte yüz yıl kadar sonra 2015’in Kasım ayında “deli saçması” olarak görülen bir varsayımı daha kanıtlanacaktı.

Kütleçekim Dalgalarından bahsediyorum. Gravitational Waves. Uzay-zaman adını verdiğimiz kumaştaki dalgacıklardan. Genel görelilik teorisinde evrenin işleyiş şekli ile ilgili çıkarımlardan biriydi bu. Sadece bir adamın aklında oluşan ve kağıt üzerinde öngördüğü, dev karadeliklerin, büyük patlamaların neden olacağını hesapladığı bir olgu.

Kendisi de “yani bu var ama insanlığın bunları tespit edebileceğini ...  Devamı

Tüm Sırların Kurtarıcısı: KUANTUM KRİPTOGRAFİ

Tüm büyük ülkeler, dünyanın en büyük teknoloji şirketleri şu anda çok da üzerinde durulmayan çok büyük bir savaş içerisindeler. Dramatik sonuçları olabilecek, kazananın tüm dünyada söz sahibi olacağı büyük bir savaş. Kullanılabilir bir “Kuantum Bilgisayarı” üretmek için verilen amansız mücadeleden bahsediyorum.

Bu konudan bahsedildiğinde elbette herkesin aklına “kuantum bilgisayarları” ile çözülebilecek yığınla günlük problem veya cevaplanabilecek bir sürü bilimsel soru geliyor. Moleküllerin veya en nihayetinde evrenin bile simülasyonu gibi sorunlar.

Fakat “çalışan”, ki çalışan derken belirli bir seviyenin üzerinde stabil şekilde çalışabilen ve gerçek sorulara gerçek cevaplar verebilen bir bilgisayardan bahsediyoruz. Çalışan bir kuantum bilgisayarı ve kuantum teknolojisi tahminimizden çok daha derin sonuçları olabilecek bir olgu.

Bunlardan biri de “sırlar”. ...  Devamı

Kainatın En Güzelleri: NEBULALAR

Bilimin güzelliğinden bahsederken genellikle soyut anlamda konuşuyoruz. Araştırmak çok güzel, anlamak çok güzel. Bilmek çok güzel. Bu konuda neredeyse herkes hemfikirdir zaten. Fakat bilimin bir alanı var ki sadece çalışmalar değil, yapılan çalışmada ele alınan öğelerin kendisi somut anlamda, görsel anlamda, her anlamda muhteşem görünüyorlar. Tabi ki astronomiden bahsediyorum. Bir astronomsunuz. Alıyorsunuz elinize teleskobu, hesaplamalar yapmak için Satürn’e çeviriyorsunuz merceği. Ama uzun bir süre “bu nasıl bir güzelliktir” demekten kendinizi alamıyorsunuz. Bundan bahsediyorum.

Elbette sadece gezegenler değil. Nereye bakarsanız bakın. Yıldızlar, galaksiler. Muhteşem.

Ama galiba evrenin bir güzellik yarışması olsaydı podyumun tartışmasız en güzeli “nebulalar” olurdu herhalde. Estetik oldukları kadar da becerikli, yıldızların doğum yeri, nebulalar…

Nebula aslen Latince ...  Devamı

İnsanlığın Küreselleşme Hikayesi: Matbaa, Patates ve Salgınlar

Bu zamana kadar bilimsel gelişmeler ve genellikle bu gelişmelerin hikayelerini bilimsel bir çerçeveden tarihi bir bakış açısı ile ele aldık ve almaya da devam edeceğiz. Her zaman söylüyorum. Biliyorsunuz. Çoğunlukla öğrendiğiniz şeyden ziyade, ki bu bir formül de olabilir bir yabancı dil de, o olgunun, dilin, formülün ortaya çıkış hikayesini öğrenmek aslında daha önemlidir. Size ihtiyacınız olan altyapıyı, motivasyonu ve heyecanı kazandırır ve artık onu öğrenmemek imkansızdır sizin için. Uzatmadan. Bilimin hikayesini konuşurken de ne kadar aralarda kültürel arkaplana da değinmeye çalışsam da elbette tam bir resim oluşmayabiliyor. O nedenle aslında insanlığın geçmişini de, kısmen siyasi ancak çoğunlukla kültürel anlamda geçmişini öğrenmenin de tüm büyük fikirlerin nasıl bir ortamda ortaya çıktığını anlayabilmek açısından çok hayati olduğu kanısındayım.

Kültürel ...  Devamı