ATOMU UNUTUN – HER ŞEYİN YAPI TAŞI SİCİMLER

Yıl 1984. Oxford Üniversitesinin koridorlarında yürüyen öğrenciler bir duyuru panosunun önünden geçiyor. Birçoğu kafasını çevirip bakmıyor bile. Ama aralarından özellikle birisi göz ucuyla bakarken birden duruyor. Panoya yaklaşıyor. Bir konferans ilanı var. Konuşmacı Michael Green. Konunun başlığı “Her Şeyin Teorisi”…

Bir fizik öğrencisi olmanıza gerek yok. Bu başlığı gördüğünüzde, bu konu ile az da olsa ilgili biriyseniz bir bilim insanının bu konuda bir şeyler bulabilme ve bununla ilgili konuşuyor olma ihtimalini düşündüğünüzde kendinize engel olamazsınız. Tüm planlarınızı iptal edip o konferansa gidersiniz.

O öğrenci de öyle yapıyor. O zamanlar Harvard Üniversitesinde Fizik bölümünü bitirdikten sonra Oxford Üniversitesinde yüksek lisansını yapmak için gelmiş olan Brian Greene’di bu öğrenci.

Burada konuştuğumuz birçok konunun kaynağını da oluşturan ...  Devamı

NEDİR KARDEŞİM BU NFT?

Arkadaşlar bu aralar çok acayip şeyler oluyor. Bir devrim gerçekleşiyor olabilir ve bundan çok az kişi haberdar. Ya da yanlış söylemeyelim. Birçok kişi en azından ismen de olsa duydu ancak ya yanlış yorumluyor ya da tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyor.

Şundan bahsediyorum. Şöyle bir video var mesela. 10 saniyelik filan. Üzerinde hakaretler bulunan dijital bir ceset çalışması. Bir sanat eseri aslında en temelinde. Güzel bir çalışma olduğunu da söyleyebiliriz. Üzerine güzel tartışmalar da yapabiliriz. Ama en nihayetinde instagramda filan mesela görseniz “hmm” deyip çok düşünmeden “scroll” edeceğimiz bir “dijital art”. Her gün benzerlerini görüp beğenip ya da “bu ne ya” diye geçtiğimiz çalışmalardan biri. Neyse. Asıl önemli olan şu. Bu çalışma Beeple isimli bir dijital sanatçının çalışması. Adı da “Crossroads”.

Bu çalışma yakın zamanda 6.6 milyon dolara ...  Devamı

TANRININ DENKLEMİ – SİCİM TEORİSİ Bölüm 2

Bir formül.

Her şeye hükmedecek o formül.

Bir açıdan baktığınızda fantastik bir evrende kötülüğün eline geçirerek tüm dünyaya hükmetmesini sağlayacak o gizemli eşya gibi bir şey. Bu mertebeye ulaşacak bilim insanlarının da o noktada benzer bir duygu patlaması yaşayacağını düşünebiliriz.

Her şeyi açıklayan, evrendeki iki ayrı yasayı birleştiren ve nerede uygularsanız uygulayın, atomaltı parçacıklarda da, bir karadelikte de şiir gibi çalışacak o formül.

Her şeyin teorisi.

Neden buna ihtiyacımız var demiştik önceki bölümde? Neden uğraşıyoruz. Bu sorunun cevabını biraz daha açarak başlayalım isterseniz.

Kuvvetlerden bahsederek.

Evrenimizi yöneten kuvvetler.

Genel görelilik. Biliyorsunuz. Her şeyi bir arada tutan o muhteşem kuvveti açıklıyor bize. Kütleçekim. Makro evrenin üzerinde kurulu olduğu oyun sahnesinin harcı, tuğlası olan kuvvet.

Diğer tarafta ise önce klasik mekanikte ...  Devamı

Kozmik Senfoni – SİCİM TEORİSİ: Başlangıç

Nerede kalmıştık?

Bundan 60 yıl kadar önce modern fiziğin üzerinde kara bulutlar geziyordu. Sorun şuydu. Evreni açıklamak için elimizde 2 teori vardı. Bir evren, iki farklı açıklama.

Biri Einstein’ın Genel Göreliliğiydi. Galaksiler, yıldızlar gibi makro cisimleri açıklayan müthiş teori.

Fakat boyutumuzu küçülttüğümüzde, bu dev cisimleri oluşturan yapıtaşlarına, atomlara, atomaltı parçacıklara baktığımızda… Karşımızda tamamen yeni bir yasalar bütünü bulunuyordu. Tüm bilim insanlarının aklını zorlayan yepyeni bir olgu… Kuantum Mekaniği…

Bu iki ayrı kurallar bütünü kendi başlarına, kendi alanlarında inanılmaz başarılıydı. Kendi başlarına kusursuzlardı neredeyse. Fakat bu ikisini birbirine yaklaştırdığınızda… Asla kavuşamayacak aşıklar gibi. Olmuyordu. Birbirlerine yakışmıyorlardı. Birbirleri için yaratılmamışlardı.

Yani evrene iki pencereden bakıyoruz. ...  Devamı

Korkutucu Uçlarda Yaşamak: Bipolar Bozukluk

Uzun bir süre sınırsız mutluluk patlamaları yaşadığınızı düşünün… O kadar coşku dolusunuz ki uyumayı bile unutuyorsunuz. Kağıdı kalemi alıp aklınıza ne geliyorsa onu yazdığınızı düşünün. Ağzınıza ne geliyorsa söylediğinizi. Dışarıdan bakan biri için mantıksız düşüncelerle dolu şeyler.

Bu coşku dolu, mutluluktan bulutların üstünde gezdiğiniz zamanlarda da özgüveninizin tavan yaptığını. Bu özgüven ile normalde cesaret bile edemeyeceğiniz şeyler yaptığınızı. Tanımadığınız insanlarla tek gecelik ilişkiler yaşamaktan, kredi kartınızın tüm limitini doldurana kadar çılgınca alışveriş yapmaktan, tüm birikiminizi birkaç saat içinde tüketmekten bahsediyorum.

Sonra…

Birden, aniden, tüm bu “euphoria” yani coşkunun tam ortasında duvara toslayan bir araba gibi. Aniden paramparça olduğunuzu. Kendinizi, intiharı bile düşündürecek depresyon dehlizlerinde ...  Devamı

Şeytanın Elementi – PLÜTONYUM

25 Ağustos 2012’de, güneşten 18 milyar kilometre uzaklıkta, Voyager 1 heliosferden de çıkarak güneş sistemimizi terk edip, daha önce herhangi bir insan yapımı nesnenin ulaşamadığı yerlere doğru yelken açtı. Bu sınırı geçerek aslında Voyager 1 yıldızlararası seyahatine başlamıştı. Bu da başka bir ilkti.

Şimdi periyodik cetvelin en alt kısmına bir bakalım. Burada bulunan bir element işte bu seyahati mümkün kılacaktı. İnsanlığın hayal bile edilmesi zor mesafeleri kat etmesini sağlayan element. Plütonyum.

İlk kez 1940’larda bulunan Plütonyum insanlık tarihinde hem bu kadar yapıcı hem de yıkıcı potansiyele sahip nadir bir elementtir. Fizikçi John Goffman bir keresinde plütonyum için “Cehennemden gelen element”. Şeytanın elementi. demiştir.

Ama neden?

Nedenini iyi anlamak için önce kısaca bu elementi bir tanıyalım.

Her bir plütonyum atomunda 94 proton bulunur. Uranyumda bu ...  Devamı

Tesla Bot Neleri Değiştirecek? – Detroit Become Human Gerçek Mi Oluyor?

Oynamaya doyamadığım bir oyun var. Detroit: Become Human… Hem teknik altyapısı, hem geleceğin “olası” teknolojilerinin “olası” sonuçlarını inanılmaz etkileyici bir hikaye ile birleştirmesi, hem de yarattığı evren ile gerçekten bir başyapıt.

Oynamayanlar için basitçe anlatmak gerekirse bu oyun kurgusal bir yakın gelecek evrenini bize anlatan bir oyun. Bu evrende insanların yaptığı basit işleri artık androidler yapıyor. Ağır işler, hizmet sektörü ve daha birçok alanda. Ama tabi tahmin edeceğiniz üzere işler karışıyor. İnsanlar işsizlik nedeniyle androidlerden nefret etmeye başlıyor. Ciddi bir ayrımcılık ve şiddet patlaması. Ardından da androidler “siz hayırdır”, biz de varız deyip isyan bayrağını çekiyorlar.

Bu mücadele içinde siz de büyük etik ikilemler içinde yolunu bulmaya çalışan bir karaktersiniz.

Yaptığınız seçimlere dayanan 40 civarı farklı sonu bulunan ...  Devamı

HALÜSİNASYON GÖRMENİZİ SAĞLAYAN TEST – GANZFLICKER

“Sanki ekran başka bir yere açılan bir kapı gibiydi.”

“Işıklar tüm odayı kaplamaya başladı. Bir anda ekran genişlemeye başladı sanki.”

“Tarihi bir kale belirdi birden. Sanki. Bir kuş gibi yukarıdan görebiliyordum kaleyi.”

Bu cümleleri kimler söylemiştir sizce? İlaç etkisindeki insanlar mı? İnsanların tanımladığı rüyalar mı acaba?

 Hayır. Bu cümleler Ganzflicker etkisi. Gayet bilinçli bir şekilde ekranda bir görüntüyü izleyen insanların deneyimleri bunlar. Ganzflicker testini yapan insanlar. Ganzflicker adı verilen ve bir grup nörobilimci tarafından çeşitli deneyler için kullanılan bu basit uygulama aslında birbiri ardına yanıp sönen siyah ve kırmızı görüntülerden ibaret.

Başlamadan çok önemli bir uyarı yapmam gerekiyor. Bu videoda bahsedeceğim ve sizden de isteyeceğim deney ışığa duyarlı epilepsiyi tetikleme riski barındırmaktadır. Eğer böyle bir duyarlılığınız ...  Devamı

Nasıl Ölümsüz Olunur? – ALBERT Belgeseli – Son Bölüm

Yıl 1919. Dünya tarihinin en karanlık dönemlerinden biri yeni sona ermiş. Milyonlar yok olmuş, kalanların elinde hala kan izleri. Korkunç bir dönem.

Diğer tarafta bu karanlığın içinde hala ışığı arayan insanlar.

Birkaç yıl önce Albert “Pardon bölüyorum ama, evrenin yeni yasasını sunmama izin verin” demişti. Genel göreliliği tamamlamıştı.

Peşinden yüzlerce yıl boyunca çözülememiş merkürün yörüngesindeki sapmayı sıfır sapma ile açıklamıştı bu teorisi.

Ardından işte 1919 yılında ilk kez gözleme dayalı bir şekilde kanıtlanacaktı.

Arthur Eddington bir güneş tutulması sırasında Albert’ın teorisini tekrar teste tabi tutmuş ve ışığın tam da onun tahmin ettiği gibi büküldüğünü, uzay-zamanın bükülmesini kanıtlamıştı.

Albert mı? Şöyle demişti. “Eğer Arthur’un bu deneyinden beklediğimden farklı bir sonuç çıksaydı benim için bir şey fark etmezdi. ...  Devamı

Çoklu Evrenlerin Gerçek Olabileceğini Gösteren 4 Neden

1954 yılında 27 yaşında bir Princeton mezunu olan Hugh Everett arkadaşları ile koyu bir sohbet içindeydi. Birçoğu fizik bölümü mezunu bu arkadaş grubu haliyle dönemin en popüler konusu kuantum mekaniği ile ilgili fikirler ortaya atıyordu. Hugh Everett de bir noktada ipleri koparıp  kuantum mekaniğinin kafaları en çok kurcalayan sorularından birine kendince  bir cevap bulacaktı.

Biliyorsunuz, bol bol konuştuk. Kuantum fiziğinde elektron gibi temel parçacıklar tek bir durumda değil, bir süperpozisyondadır. Ölçülene kadar aynı anda birden fazla yerde, hızda ve yönde olabilirler. Ancak bizim deneyimlediğimiz makro evrende bir şey ya bir yerdedir ya da başka bir yerde. Kesinlik hakimdir. Makro evrende belirsizlik, süperpozisyon yoktur. Zaten makro evrende bir anlığına da olsa bir cismin süperpozisyonda olduğunu görsek bu görebileceğimiz en ilginç şeylerden biri olurdu herhalde. Birçoğumuz ...  Devamı