İntikam Duygusu Nereden Geliyor?

Hadi kabul edelim!

İntikam dünyanın en güzel duygularından biri.

Annemizin evini hacılayan dayıdan, bizi aldatan sevgiliden, önümüze kıran şerefsiz şoförden…

Aldığımız intikam sonrası hissettiğimiz duygu çok az şeyde vardır…

Ama çok çok azımız bu hissi yaşayabiliyoruz. Yani çok azımız kafamızda kurduğumuz intikam senaryolarını gerçekte uygulayabiliyoruz. Akşam yastığa başımızı koyduğumuzda tartışma sırasında veremediğimiz o müthiş cevapların hayaliyle yaşayıp gidiyoruz.

Kendisine yanlış yapan eski sevgilisinin yeni sevgilisine mesajlar atıp ne kadar alçak bir insan olduğundan bahsedenlerimiz çok azdır…

Değil mi? Yani inşallah.

Ama etrafımızda bunu kendine hayat kaidesi edinmiş insanlar vardır. İntikam dolu ruhlar. Ondan beslenenler. Hayatını buna adayanlar. Bir düşünün çevrenizdekileri… Geldi mi birkaç isim aklınıza?

Heh. Şimdi onlardan bahsedelim.

Çoğumuz sadece düşünmekle ve “amaan Allah’ından bulsun” demekle yetinirken neden bu intikam yakıtlı arkadaşlar durmuyor? Dertleri ne? Neden bu kadar tutkulular bu konuda?

Ben de “aman Allah’ından bulsun” ekibindenim ama işte bu arkadaşları da anlamak istiyorum. İstedim. Ve ciddi ciddi bu tam da bu konuda bir araştırmaya denk geldim.

Bilin bakalım kim yapmış bu araştırmayı? Sevgili İsviçreli bilim insanlarımız tabiki.

Bu çalışmadan bahsedeceğim birazdan. Sonuçlarından ve intikam duygusunun beynimizde yarattığı etkilerden.

İntikam duygusuna kültürel ve tarihi açıdan baktığımızda ise tüm alanlarda karşımızda. Filmlerin, epik hikayelerin, şarkıların (Merhaba Taylor Swift) ve daha birçok şeyin temelinde yatıyor, karşımıza çıkıyor.

Taa Hammurabi Kanunlarında geçen “Göze göz, dişe diş” deyimi hala daha kullanılır malum. Hatta kanun olarak kullanılmış. Bu deyimin temelinde biri birinin gözünü çıkardığında onun da gözü çıkarılır kanunu yatıyor mesela.

Hitler’in de tüm mitinglerini sonlandırdığı bir deyimdi bu “’augen zum augen, zahn zum zahn’ diyordu.

Şimdi çalışmaya gelirsek. İşte bilim insanları da bu karanlık, gizli ve çok güçlü duygunun arkasındaki nedeni araştırmaya karar vermişler.

Bunun için birçok psikoloji araştırmasında olduğu gibi intikam duygusunun beyinde hangi bölümleri aktive ettiğini bulmak amacıyla ufak çaplı bir deney ile deneye katılan insanların beyinlerinde tarama gerçekleştirmişler.

Laboratuvarda bir tür oyun organize ediyorlar ve bu oyun sırasında katılımcılardan biri bir başkasına çok kötü davranıyor. Hile yapıyor, karşısındakinin hakkını çalıyor filan. Hakkı yenen ve türlü hakarete uğrayan kişide ise hepimizde olduğu gibi bir intikam alma hissi doğuyor. Tam da bu anda beyin taramaları gerçekleştiriliyor. Burada zaman çok önemli. Neden olduğundan birazdan bahsedeceğim ama ortaya çıkan sonuç çok ilginç.

Taramalara göre intikam duygusuyla dolan insanın beyninde Kaudat Çekirdeği denen bölge sıradışı bir şekilde aktive oluyor.

Nedir peki bu Kaudat Çekirdeği. İlginç olan kısım da burası.

Bu bölge Ödül Mekanizmasından sorumlu.

Sadece o da değil. Aşık olmaktan da burası sorumlu. Öğrenmekten de… Yani birçok olumlu aktiviteden sorumlu bölge neden intikam duygusu ile harekete geçiyor? Çok ilginç değil mi?

Yani intikamı alarak daha iyi hissetmek, kendimizi ödüllendirmek istiyoruz bir anlamda. Dünyada başka hiçbir şeyin önemi kalmıyor bu aşamada.

O zaman bunda bir sorun yok diye düşünebiliriz. E bundan sonra intikam kovalayalım, aklımıza ne gelirse söyleyelim, bize bir yanlış yapana, bir yanlış söz söyleyene biz on söyleyelim olay bitsin.. Bizim iyi hissetmemiz daha iyi sonuçta…

Amma ve lakin…

Bu duygu ortaya çıktıktan sonra kısa bir süre içinde bu böyle gibi görünse de daha geniş çerçeveden baktığımızda tam tersi bir tablo çıkıyor ortaya.

Özellikle erkekler için… Çalışmada ortaya çıkan çok ilginç bir bulgudan da kısaca bahsetmek istiyorum. Şöyle ki, çalışma sırasında ayrıca şöyle bir şey çıkmış ortaya. Kendisine yanlış yapan katılımcıya düşük seviye bir elektrik şoku verilmiş. Bu ödül mekanizmasının çalışıp çalışmadığını görmek için. Erkeklerde yine aynı bölge aktive olmuş. Yani kendisine yanlış yapan insanın acı çektiğini görmek erkekleri mutlu etmiş. Ama kadınlarda farklı bir durum ortaya çıkmış. Ne olursa olsun, karşısındaki kişi kendisine yanlış yapmış bile olsa kadınların beyninde empati ile ilgili bölümde aktivasyon görülmüş. Bu tabi tüm kadınlar böyle mi demek? Değil tabi… Ama orantı bunu gösteriyor. Bilim öyle diyor…

Şimdi gelelim başka ilginç bir bulguya. Araştırmayı genişleten bilim insanları bakın kimlerin daha çok intikama yatkın olduğunu bulmuş…

Narsistler!

Sosyal özgüvenleri aşırı düzeyde olan, kendisine saygı duyulmamasından aşırı rahatsız olan ve henüz tam oluşturamadıkları benlik duyguları, karakterleri ve özsaygılarının tehlikeye düştüğüne inanan kişilikler intikam almaya ve intikam duygusunu bastırmamaya daha yatkın oluyorlarmış.

Joseph Burgo’nun The Narcissist You Know isimli kitabında Kinci Narsistler diye bir tanım var misal. Bu kişileri de şöyle ifade ediyor:

Kinci Narsistler bilinçaltında yatan kendinden utanma duygusunu bastırmaya çalışırlar. Bu utanç duygusu bir şekilde ortaya çıkarsa kendilerini kendilerine saldırı olarak algıladıkları çok da saldırı olmayan en ufak durumda dahi savunmasız hissederler ve buna karşı kendilerini savunmaya geçerler, bunun bedelini ödetmeye ant içerler…

Sadece narsist kişiler de değil bu arada. Nevrotik kişilikler de intikama yatkın oluyorlar. Burada bu kişilerin negatif duyguların esiri olduğunu ve ödül mekanizması gibi pozitif algıların mevcut olmayacağını düşünebilirsiniz ama burada nevrotik kişilerin duygularını kontrol edememe sorunu ortaya çıkıyor. Çünkü araştırmalara göre intikam duygusu ile öfke kontrolünde zayıflık elele ilerleyen duygularmış. Yani öfkesini kontrol edemeyenlerde de ağır bir intikam hissi ortaya çıkıyor. Hatta burada işler biraz daha ciddi boyutlarda oluyor. Misal John Maltby’nin yıllar süren araştırmasında nevrotik kişilikler yaşadıkları haksızlık ya da kötü muamelenin ardından 2.5 yıl sonra dahi intikam almayı istedikleri ortaya çıkmış. 2.5 yıl sönmeyen bir ateş…

Ama aslında insanın kendisini yakan bir ateş bu.

Şöyle ki ilk başlarda intikam aldıktan sonra ödül mekanizmasının da etkisiyle kendimizi çok iyi hissedebiliyoruz ancak birçok araştırmaya göre bu insanın huzura ermesine, yani beslediği düşmanlığı yenmesine neden olmuyor. Aksine yaşadığımız hakıszlığın ya da yanlışlığın negatif etkilerinin çok daha uzun süre hissedilmesine neden oluyor. Yani biz intikam alarak olayı kapattığımızı düşünüyoruz ancak beynimiz öyle söylemiyor. Bu duygu ne kadar ağır basarsa bir intikam döngüsünde kaybolup gidiyoruz.

Francis Bacon bunu şöyle özetlemiş

“İntikama odaklanan insan, normalde iyileşip düzelecek olan yaralarını açık tutar.”

Bacon, iyi güzel diyosun da nasıl başa çıkacağız bu duyguyla? Gözümüzü kan bürümüşken nasıl oturup bu hissin geçmesini bekleyeceğiz? Hiçbir şey yapmayalım mı yani ezik gibi?

Var aslında yapacak bir şeyler. Çünkü anlıyoruz ki karşımızdakini cezalandırmaya çalışırken hayatımıza devam edemez hale geliyor, sonunda kendimizi cezalandırıyoruz.

Bunun için bu duyguyu bastıracak yollara başvurmak, bu ödül mekanizmasını doyuracak seçeneklere odaklanmak gerekiyor. ****Bunun en sağlıklı yolunu da Frank Sinatra söylesin bize:

“Alabileceğiniz en iyi intikam, inanılmaz başarılı olmaktır.”

Yani bir daha o karanlık intikam duygusunun damarlarınızda gezindiğini hissettiğinizde o tutkulu hissi yönlendirin. Hedeflerinize, istediklerinize, kendinizi geliştirmeye yönlendirin.

Hedeflerinize ulaştığınızda ne kadar iyi hissedeceğinizi düşünün.

Sizi kötü hissettiren insanlara verebileceğiniz en iyi cevap da bana kalırsa budur.

Onları yok saymak…

İyi ki varsınız!

Sevgiler…

Kaynaklar:

  • Schumann, Karina and Michael Ross, “The Benefits, Costs, and Paradox of Revenge,”Social and Personality Psychology Compass (2010), vol.4 (12), 1193-1205.
  • Carlsmith, Kevin M., Timothy D. Wilson, and Daniel T. Gilbert, “The Paradoxical Consequences of Revenge, “Interpersonal Relations and Group Processes (2008), vol.95 (6), 1316-1324.
  • Singer, Tania, Ben Seymour, John P. O’Doherty. Klass E. Stephen. Raymond J. Dolan, and Chris O’Frith, “Empathic neural responses are modulated by the perceived fairness of others,” Nature (January 2006), 466-469.
  • Brown, Ryan P., “Vengeance is mine: Narcissism, vengeance, and the tendency to forgive,” Journal of Research In Personality(2004), 38, 576-584.
  • Burgo, Joseph. The Narcissist You Know. New York: Touchstone, 2015.
  • Maltby, John, Alex M. wood, Liza Day, Tabatha W.H. Kon, Ann Colley, and P. Alex Linley, “Personality Predictors of levels of forgiveness two-and-half years after transgression,” Journal of Research in Personality (2008), 42, 1088-1094.
  • Chester, David S. and C. Nathan DeWall, “Combating the Sting of Rejection with the Pleasure of Revenge: An New Look at How Emotion Shapes Aggression,” Journal of Personality and Social Psychology (2017), 112(3), 413-430

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir