Featured Video Play Icon

Takıntıların Esiri Olmak – Obsesif Kompülsif Bozukluk Nedir?

Mary. Her sabah saat 5’te uyanır. Evet. Biraz erken. Ama 5’te kalkmazsa sabah rutinini tamamlayamaz ve bu durumda işe gidemez ve tüm düzeni yerle bir olur. Gözlerini açar açmaz hemen yataktan fırlar. Zaten rüyalarında bile sürekli endişeli olduğu için doğru düzgün de uyuyamamıştır. Hemen duş alır. Ardından musluğu kapatır. Sonra duş başlığına bakar. Bakar. Uzunca bakar. Su gelmediğinden emin olmak için. Emin olduktan sonra 3 kere “kapattım, kapattım, kapattım” der. Sonra dişlerini fırçalar. Fırçaladıktan sonra sıcak ve soğuk su tarafını sımsıkı, sonuna kadar, eli ağrıyana kadar sıkar ve yine musluğa uzun bir süre bakar. Bakar. Elini musluğun altında tutar. Su gelmediğinden emin olduğunda yine üç kere “kapattım, kapattım, kapattım” der. Yine de biraz daha bakar. Emin olması lazım. Ardından bir top kağıt havlu alır eline. Günde 4-5 top harcayabilir bu arada. Sonra duş kabinindeki su damlalarını silmeye başlar. Siler. Siler. Kupkuru olana kadar siler. Ama durmaz. Bir damla bile kalmamalı. Ufak bir nokta bile kalsa baştan başlaması gerekebilir. Ardından sıvı sabunun altındaki kabı da siler. Sıvı sabun şişesini de tam olması gerektiği gibi yerine koyması gerekir. Bunu yaparken de 10’a kadar sayar. Tam düzgün şekilde yerleştiğinden emin olmak için. Sırada havluların ve yerdeki paspasların tam olarak hizalı durması vardır. Düzeltir, düzeltir. Emin olana kadar. Ardından tekrar duş musluğuna bakar. Su gelmiyor olması lazım. Gelmiyorsa tekrar üç kere “kapattım, kapattım, kapattım” der.

Sonra banyodan geri geri çıkar. Her şeyin düzgün durduğundan emin olana kadar arkasını dönmez.

Son olarak artık ışıkları kapatabilir. Kapatır. Durur. Kapandığından emin olmak için bir süre bekler.

Sonra üç kere “kapattım, kapattım, kapattım” der. Eğer bu süreçlerden herhangi birinde bir aksama olursa Mary en baştan başlamak zorundadır.

Ve bu bir kurgu değil. Mary Amerika’da bir psikiyatrın bir hastası. Gerçek ismi elbette gizli. Fakat bu bir insanın henüz güne başlarken geçtiği bir ritüel. Gününün geri kalanı da bundan farklı değil. Gece 1’e kadar devam eden bir ritüeller serisi. Ve gerçekten inanılmaz yorucu bir yaşam bu.

Bir obsesif kompülsif bozukluk hastasının hikayesi…

Günlük yaşamda belki de en yanlış bilinen ve herkesin diline takılmış, en ufak dikkatli bir davranışta bile insanlara bir lakap gibi takılan “obsesif” kelimesinin çıkış noktası.

Önce obsesif kompülsif bozukluk nedir onu bir inceleyelim isterseniz, ardından bu yanlış anlaşılmaları düzeltelim…

Obsesif Kompülsif Bozukluk, kısaca OCD özetle günlük yaşamın olağan seyrini ciddi ölçüde engelleyebilen takıntılar ya da önlenemeyen isteklerle ortaya çıkan bir tür bozukluktur. Önceleri anksiyete bozukluğunun bir türü olarak görülüyordu. Çünkü bu bozukluğa sahip insanlar obsesif düşünceler nedeniyle şiddetli anksiyete atakları da yaşayabiliyorlar. Ayrıca takıntılar nedeniyle anksiyeteyi azaltmak için sürekli devam eden ritüellere de başvurabiliyorlar.

Ancak Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabına göre artık OCD “Obsesif Kompülsif ve Bağlantılı Bozukluklar” olarak ayrı bir sınıf şeklinde tanımlanmıştır. Bu sınıfın altında beden algı bozukluğu, saç çekme takıntısı diyebileceğimiz trikotilomani ve istifleme bozukluğu da bulunmaktadır.

Çok uzatmadan belirtilerine gelelim isterseniz.

Sayısız belirtiden bahsedebiliriz ancak iki başlık altında toplarsak.

Önce işin zihinsel kısmı var. Takıntılar ya da korkular diyebileceğimiz kısmı.

Sürekli kendine ya da başkalarına zarar vermekten, yaralamaktan, kazaya neden olmaktan korkmak.

Düzen ve simetri takıntısı ve bazı sayılar, renkler ya da eşyaların yerleri ile ilgili aşırı düzeyde takıntılı olmak.

Bazı şeylerin tam olarak belirli bir şekilde ve mükemmel olarak yapılması gerektiğine, aksi halde çok kötü şeyler olacağına ya da cezalandırılabileceğine inanmak.

Tıbbi bir gerekçe olmamasına rağmen ciddi bir hastalığa sahip olunduğu düşüncesinden kurtulamamak.

Bir şeyi attığınızda çok kötü şeyler olabileceğine inanmak ya da ileride çok ihtiyaç duyabileceğiniz bir şeyi kaybetmekten korkmak.

Cinsellik, din gibi tabu konular ya da suç teşkil eden olaylarla ilgili istenmeyen düşüncelere sahip olmak.

Din ya da ahlak konusunda aşırıya kaçan hassasiyetlerin olması.

Şiddet içerikli önlenemeyen ve tekrar düşüncelere sahip olmak.

Bunlar işin zihinsel ve düşünsel kısmı.

Bu düşüncelerin de neden olduğu bazı davranış biçimleri, engellenemeyen ritüeller ya da teknik adıyla kompülsiyonlar var.

Bunlardan bazıları da şu şekilde.

Örneğin kapıyı kilitleyip kilitlemediğini her seferinde defalarca kontrol etmek ya da sevdiğiniz birinin yaşayıp yaşamadığını, uykuda nefesini dinleyerek mesela sürekli kontrol etmek.

Sürekli başkalarından onay beklemek.

Bir eylemi sürekli belirli bir sayıda tekrar etmek. Işıkları üç kere açıp kapatmak mesela. Ya da bir yeri 10 kere silmek gibi.

Eşyaların yerini sürekli düzeltmek, simetrik hale getirmek. Herhangi bir sorun olmasa bile bir eşyaya yeniden dokunarak simetrik olduğundan emin olmak. Biri bunlara dokunduğunda çok rahatsız olmak.

Şiddet içerikli, cinsel olarak uygun olmayan ya da günah olduğunu düşündüğünüz ya da hissettiren ortamlardan uzak durmak.

Sürekli, gereğinden fazla, aşırı şekilde dua etmek ya da benzeri dini ritüelleri gerçekleştirmek.

İhtiyacınız olmayan eşyaları toplamak ya da istiflemek.

Ve elbette son zamanlarda özellikle pandemi sürecinde gittikçe zorlaşan temizlik takıntısı söz konusu. Ki en yaygın görülen türü de temizlik konusunda gösterilen obsesif davranışlardır.

Bu noktada şunu unutmamak gerekiyor.

Tekrar eden her tür davranışı bu bozukluk kapsamında ele alamayız. Herkesin dönem dönem bazı şeyleri tekrar tekrar yaptığı olur. Bazı eşyalar gözüne batabilir, bunları düzeltebilir.

Fakat bu bozukluğa sahip bir insan için bu durum çok daha ciddi boyutlardadır.

Çünkü OCD’li bir insan davranışlarının aşırı ya da mantıksız olduğunu bilse bile bunları kontrol edemez. Bu tip davranışlara her gün 2 saatten fazlasını ayırır. Bu kimi zaman tüm gün, hayatı boyunca devam edebilir. Bu nedenle günlük yaşamı çok ama çok zor olabilir, tüm yaşamı, ilişkileri, iş hayatı bu davranış ve düşünce biçimleri ile şekillenir. Ve tüm tekrarlara ve kontrollere rağmen hiçbir zaman rahatlayamazlar.

Nedenleri ise elbette farklı şekillerde karşımıza çıkıyor.

Bunlardan en önemlisi biyolojik faktörler. Bir teoriye göre OCD her gün sahip olduğumuz düşünceleri, istekleri sansürleyen ya da engelleyen beyindeki bir bölgede mevcut bir sorun nedeniyle ortaya çıkıyor. Bu nedenle beyniniz hangi düşünceleri yok sayması gerektiğine karar veremiyor. Bir araştırmaya göre beynin bu bölümündeki sorun serotonin anomalilarinden kaynaklanıyor olabilir.

Diğer bir neden de elbette aile. Ailenizde, özellikle anne babanızda bu sorun söz konusuysa bir araştırmaya göre sizin de bu bozukluğa sahip olma riskiniz yaklaşık %25.

Ayrıca stresin de bu bozukluk açısından önemli bir tetikleyici olduğu düşünülüyor.

Özellikle işinizi kaybettiğinizde, sorunlu bir ilişki yaşadığınızda, bir hastalık ya da doğum sonrasında OCD belirtilerinde ciddi artışlar gözlemlenebiliyor.

Bununla birlikte bu belirtilerin bir kısmı ya da tamamı birlikte seyredebilir. Örneğin sadece takıntılı düşüncelere sahip olabilir ancak davranışsal bir sorun olmayabilir. Ya da sadece tekrar eden önlenemez davranış biçimleri gözlemlenebilir. Sadece temizlik takıntısı olarak ortaya çıkabilir ya da tabu düşünceler şeklinde de görülebilir.

Elbette bu tanımlanmış bir ruhsal bozukluk olduğu için tedavisi için de izlenen birkaç yol mevcuttur.

OCD belirtilerini hafifleten genellikle serotonin seviyesinin artırılmasına yönelik kullanılan ilaçlar olmasının yanında en sık uygulanan tedavi yöntemi psikoterapidir.

En yaygınları da Bilişsel Davranışçı Terapi ile Maruz Bırakma ve Tepki Önleme yani ERP terapisidir. Bunlar elbette bir uzman tarafından yürütülecek, kişiden kişiye uygulama biçimi değişiklik gösterebilecek tedavilerdir.

Ancak hayat kalitesini ciddi ölçüde düşüren bu bozukluk için sizin de bir uzmana danışmanın yanında atabileceğiniz bazı adımlardan bahsedebiliriz.

Öncelikle az önce de bahsettiğimiz gibi stres bu bozukluğun en önemli tetikleyicilerinden biri. Hayat tarzınızda  diyet, egzersiz ve uyku düzeninde yapacağınız değişiklikler sonucunda stres düzeyinizi ve dolayısıyla bu bozukluğun belirtilerini hafifletebilirsiniz. Ayrıca farklı meditasyon ve rahatlama tekniklerinin de faydalı olduğu görülmüştür.

Ancak bunlar sadece belirtileri bir nebze azaltabilecek geçici çözümlerdir ve bu noktada yaygın bir yanılgıdan da bahsetmek gerekiyor.

Birine ya da kendinize obsesif demek ya da “biraz rahatla bir şeyin kalmaz” demek pek bir şey ifade etmiyor. Bu insanlar bu sorunu çözmek, rahatlamak için elinden geleni yapıyor ancak bunu başaramıyor. Sorunun kökeni de burada zaten. O nedenle düzenli terapi ile ancak genel bir rahatlama elde edilebilir, bir çözüme ulaşılabilir.

Fakat en önemlisi bu insanları anlamaya çalışmaktır. Bu insanları takıntılı diye yaftalayarak geçiştirmektense yaşadıkları bu çok zorlu bozukluk konusunda desteklemek, anlayış göstermek gerekiyor. Abarttığını, gereksiz takıntı yaptığını söylemektense sınırlarına saygı duymalı ve gösterebileceğimiz her türlü desteği göstermeliyiz.

Her zaman olduğu gibi başkalarının neler yaşadığını, ne tür zorluklarla mücadele ettiğini tam olarak anlamamız, anlayabilmemiz mümkün değil. Tek yapmamız gereken empati kurmak ve önyargılardan kurtulmaktır. Bu sayede herkesin sorunlarını daha özgürce ifade edebildiği ve bu tip hassas konularda destek arayabildiği bir kültür ortaya çıkarabiliriz.

Ve her zaman olduğu gibi.

Tekrar görüşene dek.

İyi ki varsınız.

Sevgiler!

Kaynaklar:

Living with Obsessive-Compulsive Disorder | Psych Central

OCD Symptoms | Signs of OCD | Priory Group

Obsessive-Compulsive Disorder (OCD): Definition, Symptoms, Traits, Causes, Treatment

“Takıntıların Esiri Olmak – Obsesif Kompülsif Bozukluk Nedir?” için bir yorum

  1. Abi zeka gelişimi ve zeka hakkında bir video çekebilir misin?
    Eğer çekersen harika olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir