Featured Video Play Icon

Bedavaysa Ürün Sensin – Bulut Bilişim’i (Cloud Computing) Anlamak

Tarih tekerrürden ibarettir. Gerçekten yaşamın garip yasalarından biri bu. Her alanda görüyoruz bunu. Savaşlar, devrimler, krallar ve genel olarak tarihin yazılı olmayan kuralı. Ancak bilgisayarların gelişiminde bile söz konusu desem? Biraz garip gelebilir belki ama öyle. Genellikle teknolojik gelişmeleri tek yönlü olarak görürüz, geri dönüşü olmayan bir ilerleme.

Bu şekilde son 30-40 yıldır radikal bir değişime tanık olduk bilgisayar dünyasında. Eski bir oda büyüklüğünde, merkezi şekilde çalışan sistemler demode olurken kişisel bilgisayarlar, herkesin kendi işini kendi yaptığı bilgisayarlar inanılmaz yaygınlaştı. Bunun öncesinde, yani kişisel bilgisayarlardan önce, 1980’lerin başlarında örneğin bir şirketin misal satış ya da maaş hesaplamalarını yaptırması gerektiğinde bu şirketler bünyelerinde bu tip dev bilgisayarlar bulunduran başka şirketlere gidip bu işlemleri orada yaptırması, tüm bu süreçleri “veri işleme” gücünü satın alması gerekiyordu.

Fakat tüm bu meşakkatli işleri bugün elinizdeki en ucuz akıllı telefonlarla bile yapabilecek işlem kapasitesine sahibiz. Sadece bunun için bazı yazılımlara ihtiyacımız var.

Ama işte burada da yeni bir trend başlıyor.

Tüm bu karmaşık işlemleri yapabilecek yazılımlara para ödemek, bunları bilgisayarınıza veya cihazlarınıza yüklemek artık eski moda olmaya başlıyor.

Tarih tekerrür ediyor ve sadece şirketler değil biz bile bizden çok uzakta büyük binalarda bulunan işlem gücünü kullanmaya başladık. Buna da “cloud computing” yani “bulut bilişim” diyoruz ve internetin durdurulamaz yükselişi ile birlikte yine çok radikal bir trend değişiminin tam da ortasındayız. Ve işin içinde bu video da dahil olmak üzere Youtube ve benzeri platformlarda gördüğünüz reklamlar var, bu hizmetlerin neden bedava olduğu var ve gelecekte hepsinin paralı olma ihtimali de var. Gelin önce bir cloud computing’i anlayalım sonra bunları konuşalım.

Bulut bilişim ya da cloud computing basit anlamı ile şirketlerde veya evlerde bulunan bilgisayar donanımları veya yazılımları yerine bu donanım gücü veya yazılımlarını başka bir şirketin internet üzerinden size sunmasıdır. Bu şirketin donanımları veya yazılımlarının nerede bulunduğu sizin umrunuzda olmaz. Dev bir “bulutun” içindedir sizin için ve siz sadece bağlanıp kullanırsınız.

Bu nedenle bulut deniyor aslında ve çok da bir anlamı yok. Sadece bilişim hizmetlerini dışarıdan almaktan bahsediyoruz aslında. O yüzden tanımına, anlamına çok takılmadan bize somut örneklere ve açıklamalara devam edelim.

Böyle havalı terimler kullanınca sıradan kullanıcıları ilgilendirmiyor gibi görünüyor insanlara. Hiç de öyle değil. Bizi çok da yakından ilgilendiriyor. Video sonunda çok net anlayacaksınız.

Misal internete bağlı bir cihaz kullanıyorsanız ki bu videoyu izliyorsanız zaten kullanıyorsunuz ve yine bu videoyu izliyorsanız zaten “buluttasınız” diyebiliriz. Her gün, gün boyunca bulut bilişimin nimetlerinden faydalanıyorsunuz. Youtube veya google’a bir şey yapıp arama yaptığınızda arama yaptığınız cihazınız neredeyse hiçbir şey yapmıyor diyebiliriz. Cihazınız bu durumda sadece bir elçi durumunda. Arama motoruna yazdığınız kelimeler çok hızlı bir şekilde ağ üzerinden Google’ın dev sunucu çiftliklerindeki bilgisayarlara iletiliyor, bu bilgisayarlar elindeki veri gücü ile aramanızı gerçekleştiriyor ve sonuçları tekrar size geri gönderiyor. Yani bir arama yaptığınızda bu aramayı aslında yapan bilgisayarlar California’da, Dublin’de, Tokyo’da ya da dünyanın herhangi bir yerinde. Ama bu sizi ilgilendiriyor mu? Hiç de ilgilendirmiyor.

Bulutun güzelliği…

Aynısı web tabanlı eposta hizmetleri için de geçerli. Benim gibi internet devriminin başlarını yaşayanlar bilir. Eskiden e-posta istemcisi de denen, bilgisayarınızda çalışan bir yazılım ile e-posta gönderip alabiliyordunuz.  Hala var bu hizmetler ama artık Hotmail gibi web-tabanlı hizmetler sayesinde artık bu hizmeti de buluttan alıyoruz. Nerede olursanız olun, hareket halindeyken artık çok uzak yerlerde saklanan gelen kutunuza ulaşabiliyor, istediğiniz zaman, istediğiniz yerden e-posta alıp gönderebiliyorsunuz.

Yahut henüz yeni bir bulut bilişim örneği de internet üzerinden doküman hazırlama hizmetleri. Google Documents bunlardan biri. Hala ben de Microsoft Office gibi eski usül yazılımları sevsem de artık buna da yavaştan elveda diyebiliriz. Google’ın veri merkezlerinde çalışan Google Documents sayesinde Word, Excel vb hizmetleri bilgisayarınıza hiçbir şey yüklemeden kullanabiliyor, istediğiniz yerden, istediğiniz zaman erişebiliyor ve düzenleyebiliyorsunuz. Peki belgeleriniz nerede saklanıyor biliyor musunuz? Hiç düşünmediniz değil mi? Çünkü umrunuzda değil. Olmamalı da. Hizmeti alabildiğiniz sürece sıkıntı yok. Siz de aslında kullanıcı olarak 80lerde şirketlerin yaptığı gibi “dış kaynak” kullanarak hizmet satın alıyorsunuz.

Hem de bedava! Aman allahım.

Durun. O kadar kolay değil. Hiç de bedava değil. Aslında bayağı bir bedel ödüyorsunuz. Bakacağız.

Önce bir Cloud Computing’in sağladığı faydalara biraz daha detaylı bakalım.

En önemlisi kullandığınız tüm Google, Youtube, Twitter, Instagram gibi hizmetleri sizin yerinize başkaları yönetiyor. Google DOcuments kullanuıyorsanız mesela yazılım lisansı almakla ya da bunları güncellemekle uğraşmazsınız. Daha da iyisi güvenlik derdiniz olmaz. Dosyalarınızın güvenliği de size bu hizmetleri sunan şirketlerin çok deneyimli siber güvenlik ekiplerine emanettir. Özellikle veri güvenliğinin üst düzey olduğu şirketler için bu hizmet çok değerlidir.

Onun dışında bulut hizmetleri genel çerçevede ücretsizken bazı hizmetleri ya daha fazla hizmet almak ya da  daha fazla kapasite kullanmak için satın alabilirsiniz. İşte bu satın alma kimi zaman maruz kaldığınız reklamlar ile gerçekleşiyor. Bunun da bir limiti olsa da birazdan da detayına gireceğimiz şekilde Google’ı veya Youtube’u bedava kullanabilmenizin tek yolu bu maruz kaldığınız reklamlardır. Ya da bazı hizmetlerde para ödeyerek bu reklamlardan da kurtulabiliyorsunuz. Temelde evinizde elektrik üretmek yerine elektrik faturası ödemek gibi düşünebilirsiniz bulut bilişimi.

Bir de işin mobil kısmı var. Bir de Nesnelerin İnterneti kısmı. Son 10 yıla ve biraz da geleceğe bakarsak mobil internet trafiği klasik bilgisayarların trafiğini geçeli çok oldu. Artık Google mesela mobil uyumlu web sitelerini daha önce endekslemeye başladı. Mobil cihazlar artık birincil konumda. Ve aslında elinizdeki telefonlar bulut bilişimin de en önemli destekçisi. Çünkü telefonunuzun internet bağlantısını kesin. Ne yapabilirsiniz? Bir düşünün. Bulut hizmetleri olmazsa neredeyse hiçbir şey. Gelecekte dünyadaki her şeyi internete bağlama niyetini de biliyorsunuz. Bununla birlikte bulut bilişim de çok daha önemli hale gelecek.

Diğer taraftan işin şimdi gizlilik kısmına gelelim. Yazılım lisansını satın almanın ve bilgisayarınızda yerel olarak kullanmanın en güzel tarafı elbette gizliliktir. Güvenliği de size aittir tabi. Fakat bulut bilişim ile bu değişmek zorunda. Gizlilikten kasıt da illa ki kişisel fotoğraflarınızın internette yayılmasından bahsetmiyoruz.  Güvenlik açısından buluta geçse de kullanıcılar bunun da bir bedeli var.

Şimdi o bedelden bahsedelim.

Gizlilik dedik ya. O kadar soyut bir kavram haline gelmiş durumdaki bilişim çağında.

Kullanıcıların birçoğu gizliliği birinci öncelik olarak görse de her gün instagram, twitter ve facebook gibi ortamlarda halka açık şekilde tüm bilgileri paylaşmaktan geri kalmıyoruz. Ama burası işin sadece görünen kısmı.

İşin arkasında daha önce de konuştuğumuz Big Data gibi bir olgu var. Yani sizin tüm bu platformları kullanma biçiminiz ve bununla ilgili bilgiler. Facebook, Instagram evet bedava ama kullandığınız her saniye, beğendiğiniz her postta o kadar değerli bilgiler veriyorsunuz ki farkında bile değilsiniz. Beğendiğiniz, etkileşim kurduğunuz içerikler ve kişiler bu dev şirketler için bir cevher. Bu sayede sizinle ilgili inanılmaz bilgiler ediniyorlar. Ve bunları şirketlere satmanın yanında çok önemli bir işe yarıyor. Size sizin ilgilendiğiniz reklamları göstermek.

Evet. Tüm bu hizmetler, dünyanın dört bir yanındaki dev sunucu çiftliklerini bir tıkla bedavaya kullanıyorsunuz ama bunun karşılığında kullanım alışkanlıklarınızla ilgili bilgilerinizi satıyorsunuz. Bu sayede de bu şirketler reklam verenlerin size daha ilgili reklamlar göstermesine ve satın alma alışkanlıklarınızı kullanmasına olanak sağlıyor. Bu sayede de kısmen de olsa geçimlerini sağlıyorlar.

Fakat bir sorun var. Ciddi bir sorun. Bu tip reklamların etkinliği ciddi ölçüde azalmaya başlıyor. Adblocker gibi uygulamalar ve harici programlarla reklamları engelleyen insanlar da bunun başında geliyor. Reklam veren şirketler reklam maliyetlerini karşılayamamaya başlıyorlar.

Bunun da bir sonucu olacak elbette. Yani reklamların etkinliği bu şekilde azalmaya devam ederse ve Google, Facebook, Microsoft vs. zarar etmeye başlarsa bu zamana kadar ücretsiz olan tüm hizmetler artık aylık abonelik sistemine geçmeye ve google’da bir şey aramak için para vermek zorunda kalmaya başlayabilirsiniz.

Yani ben de dahil hepimiz için can sıkıcı olan bu reklamlar sayesinde kısmen de olsa aslında bu hizmetlere ücretsiz erişebiliyoruz.

Şu rakamlara bir göz atalım isterseniz olayın boyutunu anlayabilmek için 2009 yılında bulut bilişim hizmetlerinin toplam değeri 58 milyar dolar civarındaydı. Bir yıl sonra, 2010’da 68 milyara çıktı. Sadece 7 yıl sonra, 2017’de 260 milyar dolarlık bir pazar haline geldi. Bu yılın sonunda bu rakamın 300 milyar doları aşması ve 2025 yılı itibari ile nesnelerin interneti, big data ve daha fazla mobil cihaz kullanımı ile birlikte genel anlamda kolektif ekonomik etkisinin 20 trilyon dolara çıkması bekleniyor. Sadece Amazon’un bulut hizmeti AWS 2019 yılında 25 milyar dolarlık bir girişim haline geldi. Bu 2018 yılında McDonalds’ın tüm dünyada elde ettiği gelirin de üstündeydi. Microsoft da bunun altında kalmıyor ve bu sektör patlamaya da devam edecek.

Fakat. İşte az önce konuştuğumuz konunun, yani bu kadar büyüyen bir sektörü reklamlar ile yürütebilirler mi? Orası ayrı bir konu.

Kesinlikle başka yollar bulmak zorundalar. Bunlar da ayrıca konuşacağımız konular elbette.

Yani bu konuyu da buraya bir bıraktık. Genel bir çerçevede değindik. Çok çetrefilli ve çok yönlü bir konu. Bir sanat eseri gibi ne taraftan baktığınıza göre çok farklı anlamlar ve konuşulacak bir o kadar konu mevcut. Biz de öyle yapacağız. Takipte kalın.

Ve her zaman olduğu gibi.

Tekrar görüşene dek.

İyi ki varsınız.

Sevgiler…

Kaynaklar:

https://medium.com/datadriveninvestor/cloud-computing-explained-in-simple-terms-955801c29bed

https://azure.microsoft.com/en-us/overview/what-is-cloud-computing/

https://searchcloudcomputing.techtarget.com/definition/cloud-computing

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir