Featured Video Play Icon

Yalan Haber Nasıl Anlaşılır? – Dezenformasyon Nedir?

“Yeterince büyük bir yalan söyler ve sürekli tekrar ederseniz, sonunda halk buna inanır.”

Sosyal medyanın sunduğu müthiş olanakların hepimiz farkındayız. Hepimiz çok seviyor ve hunharca kullanıyoruz. Kullanmaya da devam edeceğiz.

Ama özellikle bugünlerde yaşadığımız zor günlerde tekrar karşımıza çıkan ve kendini hatırlatan çok ama çok rahatsız edici bir olguyu da hayatımıza soktu:

DEZENFORMASYON!

Sosyal medya değil elbette sadece. Ana akım medyanın da oldukça sevdiği ve kullandığı çok tehlikeli bir olgu dezenformasyon.

Genel anlamda tanımını yaparak başlayalım ve örneklerle ne olduğuna, nasıl önleyebileceğimize bir değinelim birlikte.

Dezenformasyondan kastımız “yanlış veya yanıltıcı bilgilerin ekonomik veya siyasi çıkar elde etmek ya da bilinçli bir şekilde insanları yanlış yönlendirmek için bilgi üretmek, sunmak ve yaymaktır”.

Sadece tamamen yanlış bilgiler olmasına da gerek yok. Kısmen doğru bilgilerin de abartılarak, çarptırılarak, kesilerek veya biçilerek biraz doğru biraz da kurgu ile sentezlenerek kişisel çıkar veya sırf zevk için yayılması da buna girer.

Şimdi ekonomik veya siyasi çıkar için kullanımını az çok anlayabilir, bunun gerekçelerini ne kadar yanlış olsa da ortaya koyabiliriz.

 Ama bana kalırsa işin en garip ve can sıkıcı kısmı bunu bir insanın tamamen zevk için, sırf dikkat çekmek ve online dünyada kötü de olsa, reklamın iyisi kötüsü olmaz diyerek öne çıkmak için yapmasıdır. Gerçekten.

Burada kendimizi de ayrı tutmayalım. Yanlış bir bilgiyi sorgulamadan, sırf bize doğru geldiği ve öyle olmasını istediğimiz için paylaş butonuna bastığımız anda biz de bunun failleri haline geliyoruz. Bir bilgiyi sorgulamadan paylaşmak da dezenformasyonun en temel ve tehlikeli halidir.

Sonuçları da oldukça can sıkıcı. Toplum ve demokrasi açısından ve hatta çevre, sağlık ve kişisel güvenlik açısından da büyük riskler taşır yanlış bilgilendirme ve yanlış bilgileri yayma.

Çünkü bazı kesimler dezenformasyonu ya da daha çok bilinen haliyle yalan haberleri insanların doğru haberlere ulaşmasının önüne geçmek için bir silah olarak kullanır.

Yalan haberler gerçeği çarpıtır, bozar ve geçerliliğinin yitirilmesine neden olur en sonunda. Gerçeğin çarpıtılmasına yol açar çünkü.

Gerçek gerçeklikten çıkar…

Siyasi açıdan baktığımızda demokrasi için çok büyük bir tehlike olmasının nedeni şudur. Demokraside en temel unsur insanların adaylar arasında bilinçli ve gerçeğe ve doğruya dayanan seçimler yapabilmesidir. Haliyle yalan haberlerle insanların doğru algısını çarpıttığınız zaman ortaya çıkan sonuç güvenilir olmamaktadır. İnsanlar doğruluğuna inandığı yalan bilgilere dayanarak doğru olanı tercih ettiğini, doğru olanı yaptığını düşünür. Vicdanen rahat eder.

Yani her paylaştığımız yalan haberde demokrasiye bir darbe de biz vuruyoruz. Doğrudan sorumlular bizleriz ve bunu önlemek de bizim elimizde.

Peki. En önemli soru.

Bir yalan haberi nasıl anlarız?

Öncelikle. İlk olarak bunun farkında olmamız şart. Yani böyle bir tehdit olduğunu, sırf bizi kandırmak, yalan haber üretmek, gerçekleri çarpıtmak için klavyelerinin başında bulunan insanlar olduğunu, işi yalan söylemek olan insanlar olduğunu bilmemiz gerekiyor.

Bu farkındalığı elde ettikten sonra bu “yalancıların” kullandığı taktikler açısından da bilinçli olmamız gerekiyor ki bir çırpıda anlayabilelim.

Peki bu teknikler neler?

Yani bir haberin yalan olup olmadığını nasıl anlarız?

İlk olarak bize bu bilgiyi ulaştıran kişinin kaynağından emin olmamız lazım. Yani en basit haliyle “bir arkadaşım” bir kaynak değildir. Bir arkadaşımın arkadaşı hele. Hiç güvenilir bir kaynak değildir. Bu kişinin arkadaşı bu bilgiyi twitterdan gördüyse hele on kere düşünmek gerekiyor. Çünkü özellikle twitter’da “bot hesaplar” resmen bir salgın boyutunda. Bazı “sansasyonel” haberlerin çıktığı twitter hesaplarına bakarsanız günde 20.000 tane tweet attığınızı görürsünüz. Normal bir insanın bu kadar tweet atması mümkün mü? Değil elbette. Diğer bir sıkıntı da bir haberi birden fazla hesapta gördüğümüz zaman “herkes paylaşıyor” diyerek güvenme eğilimi gösteriyoruz. Hayır. Onbinlerce hesabın tek bir kaynaktan yönetildiği ve işi gücü bu tip haberleri yaymak olan bazı merkezler mevcut. Yani bir haberin onbinlerce farklı kaynaktan yayılması onu daha doğru yapmaz. Yanlış ne kadar tekrar ederseniz yanlıştır. Yalan. Yalandır.

Bunun yanında bazen kaynağın güvenilir olduğu hissine kapılabiliyoruz. Bir gazeteci mesela. Ya da bir internet fenomeni. Milyonlarca kişi takip ediyorsa güvenilir olmalı değil mi?

Maalesef değil. Kendini uzman olarak tanımlayan kişilerin gerçekten uzman olup olmadığını geçmişi ile ilgili 5 dakikalık bir Google araması ile tespit edebilirsiniz. Yani “komplo teorisi uzmanlığı” ile gerçek uzmanlık çok başka şeylerdir.

Bunun yanında. Görmek inanmaktır deyimi de tarihe karıştı maalesef. Bazen bir fotoğraf gördüğümüzde “e fotoğrafı var o zaman doğru olmalı” diyoruz değil mi? İşte artık çok alakasız zamanlardan, çok alakasız fotoğraflar çok alakasız olaylarla ilişkilendirilerek paylaşılabiliyor. Burada da bir dakika durup bunun doğruluğunu da sorgulamamız gerekiyor. Neyse ki teknoloji bize bunu da sağlıyor. Google’ın görüntü araması özelliğini bilmiyorsanız bir fotoğrafı yüklediğinizde o fotoğrafın daha önce nerede kullanıldığını bize gösteriyor. Bunun için kullanılabilecek başka platformlar varsa siz de belirtin lütfen yorumlarda.

Ama bence en önemlisi duygular.

Yani gördüğünüz bir haber, bir fotoğraf, bir söylentinin sizi nasıl hissettirdiği de çok önemli bir faktördür.

Yani mesela bir haberi gördüğünüzde çok güçlü, özellikle çok negatif bir duygu hissediyorsanız, mesela çok sinirleniyor veya depresif hissediyorsanız burada mutlaka bir dakika durmanız ve şu soruyu sormanız lazım.

Biri kasıtlı olarak benim böyle hissetmemi istemiş olabilir mi?

Bu yalan haber kaynaklarının kullandığı taktikler o kadar güçlü ki kitleleri bir haberle harekete geçirebilirler.

Yani “bu bir tuzak olabilir mi?” ve “ben bir tuzağa mı düşüyorum şu an” diye sormanız çok ama çok önemli.

Çünkü yalan haberlerin, dezenformasyonun temel amaçlarından biri bu tip duyguları harekete geçirmek ve ana akım medyaya ve kamu görevlilerine duyulan duygunun çökertilmesidir. Bu tuzağa da düşmemeniz gerekiyor.

Bilinç ve farkındalık. Çok ama çok önemli. Bunların farkında olmamız ve en önemlisi bahsettiğim gibi bizi kandırmak için milyonlar harcandığını buna mesai harcadıklarını bilmemiz ve bunun kurbanı olmamak için elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Bu insanların da nedenleri başta da bahsettiğim gibi çok çok farklı olabiliyor. Ama temelde ayrıştırmaktır amaçları. Radikal kesimler oluşturarak sonrasında kendi isteklerine göre yönlendirmek. Ayrıştıkça, radikalleştikçe, fanatikleştikçe sadece birbirimizden değil doğrudan, gerçekten, hakikatten de uzaklaşıyoruz.

O yüzden şahsi tavsiyem şudur. Paylaşmayın. Kaynağından emin olmadığınız hiçbir haberi paylaşmayın. Sonuçları tahmin ettiğinizden de korkunç olabilir.  Doğru olmadığı kanıtlanana kadar yaşanan korku birçok insan için hayati önem arz edebilir. Ve hakikate olan güvenin de zedelenmesine neden olur.

Özetle. Lütfen. Duyduğunuz her şeye inanmayın. Sorgulayın. Farkında olun…

Ve her zaman olduğu gibi.

İyi ki varsınız.

Sevgiler…

Kaynaklar:

Tackling online disinformation | Shaping Europe’s digital future

Fighting Online Disinformation: Did the EU Code of Practice Forget about Freedom of Expression? by Aleksandra Kuczerawy :: SSRN

Stopping online disinformation: six ways you can help

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir