Nikola Tesla’yı Hiç Böyle Dinlemediniz!

https://youtu.be/HNTrEKPrZCo

 Önceki videolarda da hep vurguladığım gibi. İnsan beyni inanılmaz bir sisteme sahip. Konuşabiliyoruz, eleştirel düşünebiliyoruz, hayal kurabiliyoruz…

Herkeste aynı beceriler de mevcut. Ama bazı insanlar çok farklı. Onlar dünyanın kalanından çok daha farklı görüyor dünyayı. O kafaların içinde neler olup bitiyor bilmiyoruz.

Hemen aklımıza Einstein geliyor misal. Bize evreni yöneten yasaları, zaman, uzay ve madde gibi aklın sınırlarını zorlayan konuları anlatmaya adanmış bir isim. Teorilerin babası..

Ama bugünümüzü şekillendiren, insan hayatını kolaylaştıran buluşlara bakarsak eğer bu alanda öne çıkan, aklınıza gelebilecek tüm mucitleri biraz amatör gösterecek tek bir isim var…

NİKOLA TESLA!

Bana kalırsa tüm mucitlerin, bilim insanlarının arasında yeri çok başkadır Tesla’nın. Görüp görebileceğiniz en nadir akıllardan biriydi.

Öyle ki ta çocukluğunda tüm bir kitabı satır satır aklında tutabiliyor, bir projeyi, icadı aklından hatasız şekilde tasarlayabiliyor ve burada da kalmayıp aklındaki bu icatları hayata geçirmeyi kendine görev biliyordu.

Şimdi TESLA dediğimizde özellikle yeni neslin aklında otomobiller canlanıyor olabilir. Kalanının da TESLA hakkında bildikleri maalesef çoğunlukla kulaktan dolma bilgiler ve daha da önemlisi birçok kişinin TESLA ile ilgili bildikleri o kadar yüzeysel kalıyor ki bu inanılmaz zekaya yeterli değeri gösteremiyoruz gibi geliyor bana.

O yüzden gelin bunu değiştirelim…

Nikola Tesla kimdir, bugün yaşadığımız dünyayı ne yönde ve nasıl değiştirmiştir bir bakalım.

Tabi bu resmi çizmek için önce her şeyin başladığı çocukluğundan başlayalım…

Aslen Sırp olan Tesla 1856 yılında bugün Hırvatistan olarak bildiğimiz ülkede Avusturya İmparatorluğunun küçük bir köyünde dünyaya geliyor.

Nikola Tesla doğarken çok şiddetli bir fırtına vardır. Şimşekler, yıldırımlar…

Doğumu gerçekleştiren ve batıl inançlara sahip olan ebesi ise bunu kötü bir işaret olarak görüyor ve karanlık bir kaderi olacağını söylüyor.

Annesi ise “Hayır. Benim çocuğum ışığın çocuğu olacak” diyor.

Daha sonra ikisinin de haklı çıkacağını görmek çok üzücü aslında…

Daha çocukluk yıllarında çok farklı bir çocuk olacağını anlıyoruz Tesla’nın…

Lisedeyken kafasından integral hesapları yapabiliyordu. O kadar sıradışıydı ki bu öğretmenleri kopya çektiğini düşünüyordu.

Diğer taraftan fotografik bir hafızası vardı. Gördüğü herhangi bir şeyi, bir makineyi tüm detaylarına kadar hatırlayabiliyordu.

Sürpriz olmayacak bir şekilde liseyi akranlarından çok erken bitiriyor Nikola.

Ama 17 yaşındayken ölüm kapısını çalıyor. Çağın salgını koleraya yakalanıyor. Hayatını kaybetmeye çok yaklaşıyor bu dönemde. Tam 9 ay yatağa bağlı şekilde yaşıyor.

Bu korkunç hastalıkla mücadele ederken bunu bir fırsat görüyor ve babasına “mühendislik okumama izin verirsen yaşayabileceğini” söylüyor.

Çünkü babası onun bir rahip ya da asker olmasını istiyor.

Ama çocuğunun durumunu gören baba belki de son isteği olabileceğini de düşünerek bunu kabul ediyor.

Çok ilginç bir şekilde Tesla kısa sürede mucizevi bir iyileşme gösteriyor ve babası da sözünü tutarak üniversitede mühendislik okumasına izin veriyor.

Ve işte bu sayede bizim bildiğimiz haliyle tarihin akışı tamamen değişmiş oluyor.

Bu arada 3 yıllık zorunlu askerlik görevinden kaçmak için iyileştikten sonra uzun bir süre dağlarda, doğanın içinde yaşıyor Tesla.

Ardından Avusturya’da Graz Teknoloji Üniversitesi’nde okumaya başlayan tesla 21 yaşındayken sürekli en yüksek notları alıyor, 8 dil konuşabiliyordu. Üniversitenin en iyi öğrencisiydi.

İddiaya göre gününün çok uzun bir bölümünü çalışarak geçiriyordu ve bu nedenle hocalarından biri Tesla’nın babasına “bu kadar çalışırsa hayatını kaybedebilir” diye bir mektup yollamıştı.

Fakat ikinci yılının sonunda işler ters gitmeye başlıyor.

Tesla kumar bağımlılığı nedeniyle bursunu kaybediyor ve 3. Yılında ise aldığı tüm harçlıkları ve bursları kumarda kaybediyordu.

Bir noktada tüm kaybettiklerinden daha fazlasını kazanıp ailesine para dahi gönderebiliyor ama maalesef bu bağımlılığı nedeniyle üniversite hayatı bu noktada sona eriyordu.

Son yılında ailesine okulu bıraktığını söylememek için tüm ailesi ve arkadaşları ile ilişkisini birden kesiyor.

O kadar ani oluyor ki bu tüm arkadaşları onun öldüğünü düşünüyor.

Daha sonra ise önce Slovenya Maribor’a gidiyor. Burada yerel bir mühendislik firmasında çalışmaya başlıyor. Bu sırada babası ziyaretine geliyor ve eve dönmesi için ikna etmeye çalışıyor ama Tesla dönmüyor.

Daha sonra amcalarının da yardımı ile Prag’a gidiyor ve akademik çalışmalarına devam etmek için Karl-Ferdinand üniversitesine başvuruyor ama Çekçe bilmediği için kayıt olamıyor. Buna rağmen diploma alamayacağını bile bile üniversitedeki derslere devam ediyor ve kalan tüm zamanını da yine Prag’taki Klementinum Kütüphanesinde geçiriyor.

Daha sonra bir telefon şirketinde iş bulan Tesla Budapeşte’ye taşınıyor. Burada telefon sistemlerinde sayısız iyileştirme yapıyor ve sorunsuz çalışmasına katkıda bulunuyor.

Ardından bazı bağlantılar sayesinde Fransa’da Edison Continental Şirketinde çalışma fırsatı buluyor.

Evet Edison ile ilk bağlantısı burada başlıyor diyebiliriz. Ama Thomas Edison ile henüz tanışmış değil.

Edisonun Continental şirketinin Paris şubesinde göreve başlıyor ve şirketin avrupaya yayılmasına katkıda bulunuyor bir nevi. Aslında görevi teknisyenlikti burada ve Edison’un şirketinin Doğru Akım ile ilgili yaşadığı sorunları çözmekti asıl işi. Her gün başka bir noktada kısa devreler, patlamalar yaşanıyordu ve Tesla bu noktalara gidip sorunları çözüyordu. O kadar kısa sürede çözüm buluyordu ki herkesin dikkatini çekmeyi başarmıştı.

Ama en önemli görevi Strasbourg’taki bir Alman tren istasyonunun açılışına denk gelecekti.

Almanya’nın o zamanki imparatoru 1. Wilhelm’in de katılımı ile açılışı yapılan istasyonda yine kısa devre nedeniyle büyük bir patlama yaşanıyor ve imparator da neredeyse hayatını kaybediyordu bu patlamada.

Tesla hemen buradaki sorunu çözmek için gönderiliyor tabi.

Elbette buradaki sorunu da kalıcı bir şekilde çözüyor ama Doğru Akımın artık işe yaramadığına, yeni bir çözüm bulunması gerektiğine, Alternatif Akıma yatırım yapılması gerektiğine artık iyiden iyiye inanmaya başlıyor.

Bu nedenle ilk aşama olarak 1885 yılında Thomas Edison’un sürekli bozulan, kısa devre yapan, patlayan Doğru Akım motorları ve jeneratörlerini yeniden tasarlayabileceğini söylüyor.

Edison da bu fikri aslına beğeniyor ve kendisine bu işi çözebilirse bugünün parasıyla 1 milyon dolar vereceğini söylüyor.

Tesla da hemen işe koyuluyor ve bu motorların bir daha patlamamasını, kısa devre yapmamasını sağlayacak bir çözüm buluyor kısa sürede.

Bunun için de çok karmaşık olan tasarımlarını basitleştiriyor ve daha güvenilir hale getiriyor.

Aslında bu tasarım o kadar iyiydi ki bugün hala ev aletlerinden su pompalarına ve hatta bugünkü Tesla arabalarına kadar hala kullanılmaktadır bu yaptığı yeniden tasarım.

Tesla işi tamamlayıp Edison’dan parasını istiyor haliyle.

Edison ise gülerek şu cevabı veriyor:

“Sayın Tesla. Amerikalıların espri anlayışını kavrayamamışsınız hala”…

Bu Edison’un Tesla’yı ilk kez aldatması oluyor… Büyük bir hayal kırıklığı…

Bu olayların yaşanırken dünya da bir devrimin eşiğindeydi. Elektrik devrimi yaşanmak üzereydi.

Elektrik dünyayı kökünden değiştirmek üzereydi ve tıpkı 90’larda yaşanan .com balonu gibi bir yatırım furyası da başlamıştı.

Birden milyar dolarlık şirketler ortaya çıkmış ve Amerikan ekonomisi de ta bugüne kadar sürecek olan inanılmaz bir ekonomik sıçrama yaşıyordu.

Bunun nedeni de elektriğin üretime, ev teknolojilerine ve çalışma hayatındaki genel verimliliğin artmasına yaptığı katkı olmuştur.

Artık yaşam o kadar basitleşmiştir ki. Yani nasıl bir devrimden, değişimden bahsettiğimizi bizler çok anlayamayız. Çünkü biz, babalarımız, onların babası elektrikle doğdu. Olmadığını bir düşünün. Ya da benim gibi biraz yaşınız varsa internetsiz yaşamı bir hatırlayın. Bugünkü çocuklara internetin olmadığı zamanı anlatmaya çalışın. Ne yaparsanız yapın anlamayacaklardır. Gerçekten nasıl bir şey olduğunu anlamayacaklardır en azından.

Neyse. İşte Tesla Edison tarafından aldatıldıktan sonra hırslanıyor haliyle. Bu elektrik devrimini daha güvenilir olan Alternatif Akım ile desteklemek istiyordu.

Ama bu dönem çok kolay olmayacaktı. Günlüğü 2 dolara inşaatlarda, yol kazılarında çalışmaya başlamıştı o dönemde. Kendisi de hayatının en zor dönemlerinden biri olarak tanımlıyor bu süreci.

Ama sonunda projeleri bir kişimim ilgisini çekmeyi başarıyordu. GEORGE WESTINGHOUSE!

Edison’un azılı düşmanı. Westinghouse şirketinin kurucusu ve bugün AKIM SAVAŞLARI olarak bildiğimiz tarihin en büyük güç mücadelesinin aktörlerinden biri.

EDISON ve WESTINGHOUSE arasında yaşanan bu para, patent ve güç mücadelesinde olan yine bizim kahramanımız Nikola Tesla’ya oluyor… Aklında sadece icatları olan, daha iyisini yapmak için icatları ile yatıp kalkan adama…

 Edison’un bu süreçte General Electric şirketini de kurduğundan bahsedelim. Çünkü Tesla ile Edison arasındaki mücadeleye geniş açıdan bakarsak aslında Westinghouse ve General Electric arasındaki patent savaşlarını göreceyiz.

Neyse işte Westinghouse’un desteğini arkasına alan Tesla, Edison’un güvenilir olmayan Doğru Akım teknolojisine karşı çözümler üretmeye başlıyor.

Doğru Akım ile ilgili en büyük problemlerden biri de elektriği çok uzun mesafelere taşıyamaması, bunun için birkaç kilometrede bir bir elektrik santrali kurulmasına ihtiyaç duyulmasıydı. Ayrıca çok ama çok kalın kabloların kullanılması gerekiyordu.

Yani bugünkü dünyayı da gözünüzün önüne alacak olursanız dünyadaki tüm evlere elektrik götürmek için hiç uygun değildi.

Ama Tesla’nın Alternatif Akım sisteminde çok ince kablolar kullanılıyordu, çok daha fazla voltaj taşınabiliyordu ve elektrik çok uzun mesafelere sorunsuz şekilde iletilebiliyordu.

İşte bu şekilde mücadele başlıyordu. Kazanan tüm dünyayı aydınlatacaktı.

1893 yılında Edison ve arkasındaki Amerikan avukat orduları Westinghouse ve Tesla’nın icatlarına ve fikirlerine yönelik sayısız patent davası açıyordu. Bununla birlikte söz konusu savaş da zirve yapıyordu.

Çünkü Edison da çok ama çok iyi biliyordu Tesla’nın sisteminin çok daha iyi olduğunu ama bunun halk tarafından bilinmesini kaldıramazdı.

Bunun için Alternatif Akımın çok yüksek voltaj taşımasının çok kötü bir şey olduğunu kanıtlaması gerekiyordu.

Ama nasıl?

Çok ilginç bir söylentiden bahsedelim burada.

Edison’un laboratuvarının bulunduğu bölgede yaşayan insanlar bir anda garip olaylar yaşamaya başlıyor. Ev hayvanları, kedileri, köpekleri birer birer ortadan kayboluyor.

Tabi bu uzaylıların işi değildi. Edison bazı çocuklara yakalayıp getirdikleri her hayvan için 25 sent ödüyordu.

Ve Edison çocuklardan aldığı bu hayvanlara halka açık şekilde elektrik vererek öldürüyordu. Ve bunun için de Tesla’nın Alternatif Akımını kullanıyordu. Bununla bu akımın evlerde kullanılmasının çok tehlikeli olduğunu göstermeye çalışıyordu.

Bununla da kalmayıp Edison Elektrikli Sandalye’nin de üretilmesi için finansal destek sağlıyor. Tabi ki yine Tesla’nın alternatif akımını kullanarak. Bir idam yönteminde kullanılacak kadar şeytani bir şey olduğunu vurgulamak adına…

Ne kadar hırslı olduğunu bu iki örnekten kolayca anlayabiliriz elbette…

Ama Tesla da boş durmuyor.

1893 yılında bir fuarda Alternatif Akımı kendi vücuduna vererek ışık çıkarıyordu…

Bu aslında Edison’un kaybetmesi için yeterliydi. Şah-mattı bu hareket…

Bu olayla birlikte Westinghouse’un ürettiği alternatif akım jeneratörleri ve sistemleri teknik avantajları ile birlikte dünyada daha da yaygın hale geliyordu…

Ve Nikola Tesla da hayatının en iyi dönemini yaşayacaktı. Adeta bir dünya starı olmuştu. Herkes adını biliyordu ve zamanın en önemli insanları ile birlikte ismi anılmaya başlamıştı. Dünyada herkes hayatlarını kolaylaştırdığı için ona kahraman gözüyle bakıyor. Çok seviyorlardı…

Cebinde sadece 4 sentle geldiği ülkede artık bir stardı o… Zekası ve vazgeçmemesi sayesinde zirveye oturmuştu…

Bu süreçte de Tesla Alternatif Akım motorları, jeneratörler, trafolar ve güç iletim teknolojileri de dahil olmak üzere telefonun icadından beri en önemli 25 farklı icadın patenti alınmıştı.

Bu icatlar o kadar önemliydi ki az önce de bahsettiğim gibi tümü bugün evimizde kullandığımız tüm elektrikli cihazların temelinde bunlar yatıyor.

Buraya kadar bile Tesla’nın efsane olmasına yetecekken Tesla durmuyordu. Sonraki birkaç yılda ortaya çıkardığı icatlar 20. Yüzyıldaki tüm gelişmelerin temelnini oluşturacaktı…

Sadece birkaçına bakalım ne dediğimi anlayacaksınız.

Mesela herkes radyonun mucidinin Guglielma Marconi olduğunu düşünür. Ancak Marconi’nin tüm çalışmaları Tesla’nın çalışmalarına dayanıyordu. 1893’te Tesla bir çalışmasında Radyo Dalgaları aracılığı ile bilgi aktarımı yapılabileceğini teorileştirmişti. Ve 1898’de de kalabalığın önünde bir tekneyi uzaktan kumanda ile kontrol etmişti. O zaman için o kadar sıradışı bir şeydi ki bu kalabalık Tesla’nın sihir yaptığını ya da teknenin içinde küçük bir maymun filan bulunduğunu düşünmüştü.

Ancak Marconi ilk transatlantik radyo mesajını gönderdikten sonra bu ünvanı elde etmiş ve dünyaca ünlü olmuştu.

Tesla bir konuşmasında Marconi ile ilgili şunları söylemişti: “Marconi benim 17 tane patentimi kullanıyor ama kendisi iyi bir insandır. Bırakın çalışmalarına devam etsin”.

Gelelim başka çok önemli bir keşfine…

X-Işınları…

Garip değil mi. Hepimiz Wilhelm Roentgen olduğunu düşünüyoruz…

Ancak garip bir hikayesi var bunun da…

Aslında ilk Röntgen filmini çeken Nikola Tesla’nın ta kendisidir.

Burada işler biraz daha farklı. Roentgen ile Tesla aynı zamanda birbirlerinden habersiz aynı çalışmaları yürütüyorlar.

Farklı tüplerle yapılan çalışmalarda Tesla Roentgen X Radyasyonu adını verdiği keşfini açıklamadan birkaç hafta önce Tesla ilk x radyasyonu fotoğrafını çekmeyi başarıyor. Ancak çektiği fotoğrafta birçok düzensizlik bulunuyordu ve bu nedenle henüz sonuca ulaşamamıştı kendince. Bundan birkaç hafta sonra ise Roentgen keşfini dünyaya açıklıyordu.

Edison’a da bir sayfa açmak gerekirse, bu icadı da denemek ve belki de kendisi patentini almak için bu ışınları Clarence Dully isimli bir çalışanının üzerinde deniyor. Bu kadar zararlı bir radyasyona maruz kalan Dully önce kollarını kaybediyor ve sonra kanserden hayatını kaybediyor. Edison gözlerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor…

Burada da Tesla için en karanlık olaylardan birinden bahsetmek gerekiyor.

1895’in Mart ayında Tesla’nın laboratuvarının bulunduğu binada bir yangın çıkıyor.

Tesla’nın o zamana kadar yaptığı tüm çalışmalar, tasarım aşamasındaki icatları, modelleri, tüm notları. Her şeyi yanıyor… Ama her şeyi…. 50.000 dolarlık malzemesi de çöpe gidiyor…

New York Times’tan bir muhabir sonrasında kendisine nasıl hissettiğini sorduğunda “Korkunç kötü hissediyorum. Söyleyecek söz bulamıyorum” diyordu…

Gelelim başka bir icadına…

Hidroelektrik Santralleri…

İlk hidroelektrik santrali tasarlayan da Tesla’dır…

Niagara Şelalelerinde kurulacak bir santral ile büyük bir şehrin tüm elektrik ihtiyacının karşılanabileceğini söylemişti. Tabi kimse inanmamıştı kendisine. O ise bunu taa çocukken düşünmüş ve tasarlamıştı bile… Çocuk yaşlarda hareket eden sudan nasıl enerji elde edilebileceğine kafa yormuştu…

Ve sonunda Niagara Şelalelerine inşa edilen santral ile New York’a elektrik iletilebilmiş, sudan koca bir şehir Alternatif Akım sayesinde elektriğe kavuşmuştu.

Başka bir ilginç icadı da Deprem Makinesidir…

Çok ilginç bir hikayesi var bunun da… Laboratuvarında bir titreşim makinesi üzerinde çalışan Tesla bu makinenin titreşimini binanın doğal titreşimi ile eşzamanlı hale getirdiğinde binanın da sallandığını fark ediyor. Gücünü kademe kademe artırıyor makinenin ve bir noktada binadan çatlama sesleri geliyor, laboratuvardaki çok ağır makineler sağa sola sallanmaya başlıyor…

Ve sonunda sıvalar dökülmeye başladığında bir çekiçle makineyi kırarak durdurmak zorunda kalıyor…

Binadan çığlıklar geliyor, herkes deprem olduğunu zannediyor.. Hatta birkaç dakika sonra polisler de binaya geliyorlar…

Burada ilginç olan şey ise binayı yıkılacak noktaya getirecek makinenin neredeyse bir tablet kadar küçük olması…

Doğal titreşimle senkronize olacak tüm güçlerin çok tehlikeli olabileceğini, hatta bir grup askerin senkronize adımlarla bir köprüden geçerken titreşimlerin eş zamanlı olması durumunda köprünün yıkılacağını söylüyor…

Gelelim şimdi en önemli projesine.

Bugün bile aklın sınırlarını zorlayacak, başarılı olması durumunda bugün dünyanın çok ama çok başka bir yer olmasına neden olabilecek bir projeye.

Tesla Kulesi… Diğer adıyla Wardenclyffe Kulesi…

Öyle bir hikaye ki bu…

Tesla Kulesi temel olarak tüm dünyaya kablosuz şekilde elektrik iletimi yapmayı hedefliyordu. Dünyanın iyonosfer tabakasını kullanarak herkese ve her yere kablosuz güç iletimi… Kablosuz. Elektrik…

Bugün hala uğraşıyor bilim insanları bu projeyi gerçekleştirmek için.

Hikayenin üzücü kısmı ise şu. Tesla ciddi ciddi bu projeyi hayata geçirmek üzereydi. İlk testler başarılı dahi olmuştu. Ancak birkaç problem vardı.

Projenin finansörü JP Morgan’dı ve Tesla bu projeyi tanıtırken kendisi de ilk başta sadece uzak mesafelere bilgi aktarımı yapacağını söylemişti.

Ama Marconi’yi hatırlıyorsunuz. Transatlantik mesajını başarılı şekilde aktardıktan sonra JP Morgan da bu kuleye ihtiyaç kalmadığını söyleyerek tüm para desteğini çekiyor bu projeden.

Diğer taraftan Teslanin zamanin cok ötesinde, pek çoklarına göre uçuk, ve daha da önemlisi maddi getirisi kestirilemeyen/olmayacağı düşünülen projelerinin yatırımcıları korkutması ve teker teker desteklerinin çekilmesi, 1905 yılında teslanin alternatif akim motorlarinin da dahil oldugu pek cok patentinin süresinin dolmasiyla telif haklarindan gelen gelirlerinin de kesilmesiyle bu kulenin yapımı büyük yollar katedildikten sonra durmus, teslanin cesitli cabalarina ragmen bitirilememistir.

Ayrıca bu projenin tamamlanamamasi ayni dönemde teslanin basina gelen laboratuvarinin yangininda pek cok ekipmaninin, notlarinin ve dökümanlarinin kaybi ve maddi sikintiya düsmesiyle birlikte teslanin psikolojik cöküntü icine girmesi de cok büyük bir etkendir.

Bu proje başarı ile tamamlanmış olsaydı daha sonra Tesla’nın az bilinen projelerine de bir temel oluşturacaktı. Tesla’nın Ölüm Işını veya Parçacık Işını da bunlardan biriydi.

Ama şanssızlıklar, imkansızlıklar ve yanlış hesaplamalar ile Teslanın belki de zamanının da çok ötesinde olması nedeniyle ilk kez başarısız olmuştu ve ciddi paralar harcanmıştı bu tamamlanamayan proje için…

Bu başarısızlıklar, laboratuvarının yanması, tamamlanmayan projeler…

Bunun üstüne Tesla’nın karakteri ve ruhsal durumuna da değinmek lazım.

Kendisi gerçekten kendini insanlığa adamıştı. İnsan hayatını geliştirmek, iyileştirmek, yaşam kalitesini artırmak tek amacıydı. Paranın gerçekten onun için hiç önemi yoktu. Kendisi ile yapılan bir röportajda şunları söylemişti: “Para herkes için çok şey ifade ediyor olabilir ama benim için hiçbir değeri yok. Kazandığım tüm paraları yeni icatlara, buluşlara harcadım….” diyordu.

Bunun yanında kablosuz enerji ve bilgi transferi üzerinde çalışırken tesla aslında o zamanlar kablosuz internetin temelini de atıyordu. Projelerinden birinde bu kablosuz iletişim ağı ile toplanan verilerin bir el cihazında toplanmasına yönelik bir çalışma yapmıştı. Bu da bugün bildiğimiz haliyle cep telefonlarına en yakın tasarımdı aslında. 1901’de bunu düşünmüştü.

Tesla’nın akıl sağlığı da çok yerinde değildi diyebiliriz. Öncelikle birçok kaynağa göre kendisi obsesif bir kişiliğe sahipti ve büyük ihtimalle insomnia yani uyku sorunu yaşıyordu. Arkadaşları kendisinin 2 saatten fazla uyumadığını söylüyordu. Kalan tüm zamanını ise problem çözerek, projeleri üzerinde çalışarak geçiriyordu.

Yine 3 rakamına ilginç bir takıntısı olduğunu ve akşam yemeklerinde yemeğe başlamadan önce masayı silmek için tam olarak 18 mendil kullandığını da biliyoruz. Yuvarlak nesnelerden, takılardan, tokalaşmaktan ve saça dokunmaktan da garip bir şekilde nefret ediyordu.

Müthiş zekaların arkasındaki çok garip davranışlardan Tesla’da da vardı anlayacağınız.

O nedenle başarısızlıkları çok iyi de karşılayamadı.

Tesla Kulesi ile başlayan başarısızlıklar silsilesi ile geri dönülmez bir yola girmişti.

Sıfırdan başlayıp zirveye ulaştığı yolda aynı hızla tekrar sıfırı tüketmişti.

Ama bu çok sancılı olmuş ve bu süreçte klinik derecede akıl sağlığını da kaybetmiş ve gerçeklikle hayal dünyası arasındaki farkı da anlayamayacak noktaya gelmişti.

Bir röportajında şunları söylemişti:

“Yıllardır binlerce güvercin beslemişimdir. Ama bir tanesi farklıydı. Onunla aramızda çok ilginç bir bağ vardı. Aşk bile diyebilirsiniz. Her seferinde binlerce güvercin arasından gelir o beni bulurdu. Bir gece ben yine problemler üzerinde çalışırken yanıma geldi ve bana önemli bir şey söyleyecek gibiydi. Öleceğini söylemişti. Anlamıştım bunu. Gözlerine baktım ve gözlerinden ışıklar çıktı.”

Bu da ne tür bir ruh halinde olduğunu anlatıyor bize aslında…

Tesla yaşamı boyunca 100 patentli icada ve toplamda 700 farklı icada imzasını atmıştır. Ama hayatının son dönemini New Yorker isimli otelin 3327 numaralı odasında odanın parasını dahi ödeyemeyecek kadar fakir bir şekilde geçirmiştir.

Neden böyle oldu sorusunun da cevabı basit aslında.

Westinghouse şirketi Edison ile savaşı sırasında büyük bir sıkıntıya düşmüştü. Ve Tesla’ya bu sıkıntı geçene kadar pay vermemeyi teklif ediyor. Tesla da bunu kabul ediyor ve orada, o anda tüm sözleşmeleri yırtıyor. Bahsettiğimiz anlaşmanın bugünkü fiyatı ise neredeyse 300 milyar dolar civarındadır.

Herkes ona sırt çevirdiğinde Westinghouse ona kapılarını açmıştı, ona inanmıştı. Belki de bu yeterliydi Nikola Tesla için… Ve paraya da ne kadar değer verdiği buradan da anlaşılabilir…

Belki de dünyayı değiştirdiğini görmüş ve bu yeterli olmuştu omnun için…

Edison’u da tam olarak gömmeden hakkını verelim isterim. Özellikle ampulün icadı konusunda biraz haksızlık ediliyor kendine. Burada bir benzetme yaparsak Thomas Edison ampul konusunda bugün Steve Jobs iphone için kimse kendisi de ampul için öyledir. Tüm çalışmaları doğru bir şekilde yönlendirmiş ve ampulün icadına vesile olmuştur.

Ayrıca son bir dipnot olarak da Tesla’dan önceki bilim insanlarının da isimlerini anmadan geçmeyelim. Alternatif Akımı stabil hale getiren Tesla’ydı ama Tesla’dan önce teoride Michael Faraday ve pratikte Hippolyte Pixii de bu konuda çok önemli çalışmalar yapmıştı.

Kaldı ki tanık olduğumuz tüm icatlar aslında tek bir isme atfedilse de aslında öncesinde yüzlerce binlerce ismin, çalışmanın kollektif başarısıdır.

Mark Twain bu konuda şunları söylemişti:

“Bir telegrafı, buhar motorunu, fonografı, fotoğrafı veya bir telefonu ya da başka herhangi önemli bir şeyi ortaya çıkaran binlerce kişidir… Ama genellikle son kişi tüm krediyi toplar ve biz de arkasındaki tüm bu insanları unuturuz. Tek yaptığı şey son parçayı oraya koymaktır. Ortaya çıkarılan tüm gelişmelerin %99’u esinlenmedir, alıntıdır diyebiliriz aslında. Bunu göz önüne alarak aslında daha alçakgönüllü olmayı öğrenmemiz gerekiyor. Ama olamıyoruz işte.”

Özetle Nikola Tesla çok ama çok önemli bir isimdi. Birçok isim kendisinin ismini de kullanarak milyarlarca doların, büyük bir şöhretin de sahibi oldular ancak kendisini hatırlarken bu videoda anlattıklarım ile hatırlamanızı rica ediyorum.

Bu videoyu hazırlarken birçok kaynaktan yararlandım ve birçok bilgi kirliliği ile başa çıkmak zorunda kaldım. Ama en objektif ve gerçekçi şekilde anlatmaya çalıştım size. Benim için uzun ama çok keyifli bir deneyimdi bu. Umarım siz de benim kadar keyif almışsınızdır.

Ve her zaman olduğu gibi…

İyi ki varsınız!

Sevgiler!

“Nikola Tesla’yı Hiç Böyle Dinlemediniz!” üzerine 3 yorum

  1. Merhabalar,

    Nikola Tesla ile ilgili videonuzun kapanış müziğini çok beğendim, carol of the bells olduğunu öğrendim ancak hiç bir versiyonunu bu kadar sevemedim. Sizin kulladığınız cover in linkini benimle paylaşırsanız inanın çok mutlu olurum.

    Saygılarımla

    Nadir

  2. Saygı değer Bebar Bilim Yöneticileri, kanalımız beğenerek takip etmek bulunmaktayım. İşlediğiniz Nikola Tesla dosyasının kaynaklarını bizimle paylasirmisiniz? Almanya Hamburg dan saygılar Mehmet Piri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir