Featured Video Play Icon

Gerçeklikten Kaçış: Maladaptive Daydreaming

Hayalleriniz kontrolden çıktığında, bir takıntı, hatta bir bağımlılık halini aldığında ne olur? Hayal dünyanızın birer parçası olan olaylar, karakterler, kurgular gerçek hayatınızın kontrolünü almaya başladığında? Yaşantınız gerçeklikten gittikçe uzaklaşan bir hayal gücü girdabına dönüştüğünde? İzlediğiniz filmler ya da okuduğunuz kitaplarda etkilendiğiniz karakterler kafanızda kurduğunuz hayal dünyasının karakterleri olmaya başladığında? Ya da hayal gücü sahnenizde çevrenizdeki gerçek insanların da dâhil olduğu gerçeklikle alakası bile olmayan senaryolar kurmaya, bu senaryoları oynatmaya başladığınızda? Ve bunun için işinizi gücünüzü, yaptığınız her şeyi bırakıp saatlerinizi harcamaya başladığınızda?

Dikkat edin. Rüyalardan bahsetmiyorum. Gündüz gözüyle, gözünüz açık kurulan hayaller bunlar. Diğer adıyla Maladaptive Daydreaming’ten yani Uyumsuz Hayal Kurmadan bahsediyorum. Detayları konuşmadan önce bu sorunu yaşayan birkaç kişinin sözlerine kulak verelim. Gizlilik gerekçesiyle gerçek isimlerini bilmiyoruz.

Sarah mesela. Üniversite kütüphanesinde çalışıyor. Her gün ortalama 4 saatini bu tip senaryolar kurarak, hayaller görerek geçirdiğini söylüyor. Kütüphanenin koridorlarında gözleri açık ama tek bir noktaya odaklanmış şekilde saatlerce bir ileri bir geri yürüdüğünü söylüyor kütüphaneye giden öğrenciler.

Marlin başka bir örnek. Bu gündüz hayallerine kimi zaman 8 saatini harcadığını söylüyor. Bu sürede yurdun koridorlarında bir ileri bir geri yürürken sınıfından bir çocukla evlendiğini, pembe panjurlu evlerinde çocukları ile mutlu mesut yaşayıp gittiğini görüyor. Tüm ayrıntılarıyla, gerçekten hiçbir farkı olmayacak şekilde. Hayallerinin ortasında biri durdurup “iyi misin” diye sorduğunda “spor yapıyordum” diye yalan söylüyor.

Bu hikayeler biraz eskiye dayanıyor. Ve bu insanlar sayısız defa psikoloğa gidiyor ama… Maalesef. Herhangi bir rahatsızlığa uymuyor belirtiler. En kötüsü “yanlış” tanı koyuluyor bir çoğuna. Dikkat Dağınıklığı tedavisi görenler… Depresyon tedavisi görenler…

2002 yılına gelindiğinde ise bu dertten mustarip olanların imdadına İsrailli Eli Somer isimli bir Klinik Psikoloji Profesörü yetişiyor. Ailesi Yahudi Soykırımından kurtulan Eli Somer klinik psikoloji okuyarak hayatını özellikle bu olaydan etkilenen insanların tedavisine adamış bir isim.

Az önce bahsettiğimiz örneklerde olduğu gibi kendisine gelen hastalarda önce disosiyatif kişilik bozukluğu olduğunu düşünüyor Somer. Ayrı bir video konusu olabilecek bu bozuklukta hayal kurmadan da öte hastanın yaşadığı ataklar sırasında ne olup bittiğine dair hiçbir şey hatırlamaması durumu mevcut. Ancak Maladaptive Daydreaming’te işler biraz daha değişik. Burada kendisine başvuranlar bunların hayal olduğunun da farkında. Bu konuda bir sıkıntı yok. O nedenle disosiyatif kişilik bozukluğu ihtimalini de eleyen Somer 2002’de yayımladığı araştırmasında Maladaptive Daydreaming terimini ortaya atıyor ve bu araştırması resmen viral oluyor o dönemde. Dünyanın dört bir köşesinden insanlar kendilerinin de bu durumda olduğunu, tam olarak kendilerini anlattığını söylüyor.

Peki bu durumun tanımına gelirsek.

Maladaptive Daydreaming’ten bahsetmeden Daydreaming nedir ondan bahsetmemiz lazım. Hayallere dalmak, hayal kurmak şeklinde çevirebileceğimiz Daydreaming kişinin o anda çevresinde olup bitenle alakasız konularla ilgili bilinçli bir şekilde hayal kurması olarak açıklanabilir. Bunu hepimiz yaparız. Lotoyu kazandığımızı, uzun bir tatile çıktığımızı, istifa ettiğimizi ya da okulu bıraktığımızı hayal ettiğimizde, bununla ilgili fanteziler kurduğumuzda biz de yaparız bunu. Hayal gücü yüksek ya da içedönük insanlar için bu çok daha sık tekrarlanan bir durum olabilir ancak genellikle hayatın günlük akışını etkileyen bir durum söz konusu değildir.

Kaldı ki bu tip hayalperestlik psikoloji dünyasının çok uzak olduğu bir mevzu değil. Sigmund Freud bununla ilgili “Çocuklar yaratıcı yazar gibi davranırlar. Kendi dünyalarını yaratırlar ya da içinde bulundukları dünyayı kendi isteklerine göre düzenlerler” demiştir.

Carl Jung da “aktif hayal kurmadan” bahseder. Bunu da herkesin uygulayabileceği bir tür meditasyon olarak da önerir. Burada hayalinizde yarattığınız bir karakterle dertleşebileceğinizi, normalde dile getiremeyeceğiniz şeyleri söyleyebileceğinizi söylüyor.

Ama Maladaptive Daydreaming’te işler biraz daha farklı. Bayağı farklı. Yani bu tip hayalperestlikten farkı ilk etapta bu sorunu yaşayanların kafasındaki “hayal dünyası kurgusunun” çok ama çok derin olması ve bir sürekliliğinin olmasıdır.

Bu terimi ortaya atan Eli Somer şu şekilde tanımlamıştır.

“İnsan etkileşiminin yerine geçen ve/veya akademik, sosyal veya iş hayatına odaklanmayı zorlaştıran aşırı hayal kurma”

Belirtileri ise şu şekilde özetlenebilir.

Çok canlı ve derin hayallerdir.

İçinden çıkılamayan çok uzun hayaller olabilir bunlar.

Günlük hayata devam etmek imkansız hale gelebilir.

Bu hayalleri bir film ya da bir şarkı tetikleyebilir.

Hayal kurarken ileri geri sallanma ya da daireler çizerek yürüme gibi tekrar eden fiziksel aktiviteler de gözlemlenebilir.

Daha da iyi anlaşılması için bu sorunu hayatı boyunca yaşamış ve kimseye anlatamamış bir kadının ağzından dinleyelim.

49 yaşında bir kadın. Dışarıdan bakıldığında oldukça sıradan bir hayatı var. Evli. Çocuğu var. İşi gücü var.  Fakat çocukluğundan beri gerçek hayatının dışında çok daha fazla zaman geçirdiği bir hayal dünyası var.

7 yaşlarındayken çok masum bir şekilde, her çocuğun yaşadığı gibi başlamış onun hikayesi. İzlediği çizgi filmlerin de etkisiyle uzay mekiğine atlayıp dünyayı uzaylılardan kurtarmaya koyuluyor en başlarda. Çok da mutlu. Kafasında yarattığı arkadaşları ile çıktığı maceralar sırasında bu arkadaşları ile bir tür bağ kuruyor. Kimsenin sahip olmadığı en iyi arkadaşları olmaya başlıyor. En iyi anlaştığı, her türlü maceraya sorgusuz sualsiz atıldığı müthiş arkadaşlar. Ama en güzeli, nereye giderse gitsin yanındalar. Okulda, yürürken, tek başınayken… Hep yanındalar. Sıkıldığı anda onlarla buluşuyor ve yeni maceralara atılıyorlar.

Sonrasında bir yetişkin oluyor, rüya bir evlilik yapıyor, çocuğu oluyor… Çok da mutlu ama işte yetmiyor. Tüm bunlar kafasının içindeki hayal dünyasının yanında sıkıcı kalıyor. Oğlundan ve kocasından uzaklaşıp bazen saatlerce kendisini en iyi anlayan, onu o olduğu için seven, onu yargılamayan hayali arkadaşlarının yanına gidiyor.  Çünkü diyor oradaki karakterlerin her biri benim aslında… Beni de benden daha iyi anlayan kimse yok… Bunları söylerken de ağlıyor. Çünkü 49 senedir kimseye anlatamadığı, yargılanmaktan korktuğu için kimseye söyleyemediği bir dünya bu. Daha da kötüsü anlatırsa tedaviyle, ilaçlarla, terapilerle bu dünyayı, en iyi arkadaşlarını kendisinden koparmalarından korkuyor. Onları bırakmak istemiyor asla.

Ama bu konuda internette oluşturulan bazı web sayfalarına, forumlarına yazıyor. Kendisi gibi olanlarla tanışmak, durumunu anlamak için. Hayal dünyası nedeniyle hayatını sürdüremeyen, normal bir hayatı olamayan insanlarla.

İşte normal bir hayalperestlikten çok daha ekstrem bir durumdan bahsediyoruz burada. İki farklı hayat yaşamaktan…

Şimdi buradaki en büyük sıkıntı şu.

Bu durum henüz bir rahatsızlık ya da bir sendrom olarak kabul edilmiş durumda değil. Evet. Garip gelebilir ama uluslararası anlamda kabul gören ve tüm ruhsal bozuklukların listelendiği Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabına henüz alınmış değil Maladaptive Daydreaming.

Üzerine sayısız araştırma yapılıyor, farklı deneyler gerçekleştiriliyor ancak hala kabul görmüş değil. Bunun yarattığı en büyük sorun da kabul görmüş bir tedavi yöntemi de bulunmaması. Ya da ortada tedavi edilmesi gereken bir şey olup olmadığı da kesin değil. Fakat vaka hikayelerine baktığımızda gerçekten mutsuz olan, gerçek hayatına devam edemeyen insanlar da var.

Bu insanlar da bir çözüm beklerken kendi aralarında oluşturdukları az önce bahsettiğim platformlarda kendilerince bir tür test geliştiriyorlar. En yaygın olanlardan bir tanesinde 5 adet soru mevcut. İsterseniz gelin bu sorulara birlikte Evet ya da Hayır şeklinde cevap verelim ve siz de bu konuda bir sorun yaşayıp yaşamadığınız hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.  Ancak her zamanki gibi uyarımızı yapalım. Bu kesin tanı için kullanılabilecek bir test değildir. Sadece yaygın belirtilere bakılarak bu sorunları yaşayanların oluşturduğu bir tür öz değerlendirme testi gibi düşünebilirsiniz.

Hazırsanız başlayalım.

1. Çok fazla hayal kurduğunuz için yataktan çıkmakta aşırı bir zorluk yaşıyor musunuz?

2. Hayaller kurarak saatler harcadığınız oluyor mu?

3.     Sürekli kurduğunuz hayallerin konuları şiddet, farklı bir benlik, güç ve kontrol, hapsedilme, kurtulma ve kaçma veya cinsel uyarılma temalarından biri veya daha fazlasını içeriyor mu?

4. Hayal kurarken sürekli tekrar eden ileri geri yürüme gibi fiziksel bir alışkanlığınız var mı?

5. Hayal kurarken müzik dinler misiniz?

Burada Evetler çoğunluktaysa ve yine hikayelerde de gördüğümüz gibi gününüzün büyük bir bölümünü hayal kurmaya ayırıyor ve günlük sorumluluklarınızı yerine getiremez durumdaysanız siz de Uyumsuz Hayal Kurma sorunu yaşıyor olabilirsiniz.

Burada bir konuya vurgu yapmadan da olmaz. Okuduğum bir araştırmaya dayanarak nacizane bir çıkarımda bulunmak istiyorum. Bu sorunu yaşayanların büyük çoğunluğunda gördüğümüz ileri geri sallanma, yerinde duramama veya amaçsız yürüme gibi tekrar eden fiziksel aktiviteler ayrıca Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunda da görülür. Ve 2010’da yapılan bir araştırmada Dikkat Eksikliği tanısı konulan çocuklara hareket ettikleri sırada ne yaptıkları sorulmuş. Ve %83 gibi ezici bir çoğunluk hareket halindeyken kafalarında bir senaryo oynattıklarını, bir hikaye kurguladıklarını söylemişler. Bu bende özellikle son zamanlarda hareketli çocukların neredeyse hepsine “Dikkat Eksikliği” var bunda denmesinin biraz yanlış olabileceği ya da şöyle söyleyeyim bu tanının biraz hızlı konduğu fikrini doğurdu. Çünkü bu araştırmayı yapan Roger Freeman bu çocukların takip edilmesi gerektiğini ve zaman içinde ne yönde gelişim, değişim gösterdiklerinin incelenmesi gerektiğini söylüyor.

Fakat elbette ilk fırsatta Maladaptive Daydreaming’in yaygın bir durum olarak kabul edilmesi, psikoloji ve psikiyatri dünyası tarafından daha resmi bir şekilde incelenmesi ve bahsettiğimiz kılavuza da alınarak gerekli araştırmaların yapılması gerekiyor. Şu aşamada bu sorunu yaşayanlar özellikle sosyal medya gruplarında kendileri gibi olan insanlarla bir araya gelerek en azından yalnız olmadıklarını hissetmeleri ve bu konuyu açıkça konuşabilecekleri bir ortam bulabilirlerse negatif etkilerini daha da aza indirebilirler diye düşünüyorum. Gelişmeleri de hep birlikte takip edeceğiz.

Bitirmeden bir iki film önerisi yapalım.

Secret Life of Walter Mitty

Ve

Science of Sleep

Bu konuyla ilgili izleyebileceğiniz filmlerden bazıları.

Türkçe oluşturulmuş bir platform var mı bilmiyorum ancak bu sorunu siz de yaşadığınızı düşünüyorsanız sizin gibi insanlarla buluşabileceğiniz bazı İngilizce blog, forum ve web sitesinin de bağlantılarını açıklamalara ekliyorum.

Ve her zaman olduğu gibi.

Tekrar görüşene dek.

İyi ki varsınız!

Sevgiler…

Kaynaklar:

Maladaptive daydreaming: Symptoms and management

Do you have Maladaptive Daydreaming?

Decades in a Daydream | Spotlight – MAG THE WEEKLY

Maladaptive daydreaming | The Psychologist

When Daydreaming Replaces Real Life – The Atlantic

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir