Featured Video Play Icon

Aracılardan Kurtul – Özgürleş: BLOCKCHAIN

Temel Brittanica, Meydan Larousse ya da bir sürü başka ansiklopedi. Hatırlayanlar burada mı? Belki hala bazılarınızın evinde bu koleksiyonlar duruyordur?

Bu ne diyen arkadaşlara kısaca anlatayım. Bunlar bizim için bugün Wikipedia neyse oydu. Tek ve en güvenilir bilgi kaynağımız. Canımız sıkıldıkça dinozorlardan dünyanın öbür ucundaki ülkelere kadar çok farklı konularda bilgi almak için okuduğumuz başucu kitaplarımız.

Ama buradaki sıkıntı şuydu. Bu kaynakları bir şirket hazırlıyordu ve anlaştığı yazarlarla çok çok önce gerçekleşmiş olaylarla ilgili bilgiler bulunuyordu sadece. Ama en büyük sıkıntı şuydu. Okuduğumuz bilgilerin doğruluğundan da emin değildik. Teyit edebileceğimiz tek yer yine başka ansiklopedilerdi. Bu kaynakları hazırlayanlara güvenmek zorundaydık. Zor zamanlardı anlayacağınız.

Sonra 90’ların başlarında bir şey oldu.

O zamana kadar sadece orduların, büyük şirketlerin, üniversitelerin erişimine açık olan “INTERNET” halka açıldı.

Tabi o zamanlar kimse bunun ne anlama geldiğini bilmiyordu. Ama biz sadece şu ansiklopedi örneği üzerinden gidersek artık tüm okuduğumuz bilgiler dijitale aktarılmaya başlandı ve artık ortada belli bir şirket yoktu. Herkes bilgi paylaşmaya, internette içerik üretmeye  ve henüz birkaç dakika önce olmuş olaylarla ilgili verileri dünyayla paylaşmaya başladı.

Ansiklopedileri yazan ve güvenmek zorunda olduğumuz şirketler artık yoktu. Onun yerine Wikipedia gibi platformlar kurulmaya başlandı ve artık yüzbinlerce kişi veri sağlıyor ve bu bilgileri herkes kontrol edip doğruluğunu veya yanlışlığını kontrol ediyor ve gerçek zamanlı bir veri akışı gerçekleşiyordu.

İşte bu ortamın içinde doğanlar için çok sıradışı görünmese bile ansiklopedilere mahkum olan bizler için müthiş ötesi, olağanüstü bir şeydi bu. Her türlü bilgiye tek bir tıkla ulaşabiliyor ve bu bilginin doğruluğunu saniyeler içinde yüzbinlerce farklı kaynaktan teyit edebiliyorduk… İ-NA-NIL-MAZ!

Burada olan şuydu. Birkaç şirketin veya hükümetin tekelinde olan bilgiler artık birkaç merkezin inisiyatifinde değildi. Merkezi olmayan ya da teknik adıyla DECENTRALISED bir sistem kurulmuştu.

Fakat burada bahsettiğimiz bizim deneyimlediğimiz haliyle sadece data. Yani videolar, resimler, metinler… Bunlar için kurulmuş merkezi olmayan bir sistem.

Peki. Bunu her şey için yapabildiğinizi düşünün şimdi.

Yani kelimenin tam anlamıyla. Her şey için. Dün bilgileri kontrol eden şirketleri aradan çıkardığımız gibi paramızı kontrol eden bankaları, ev-araba alıp satarken mecbur olduğumuz emlakçıları, noterleri… Vergilerimizi kontrol eden kurumları… Hatta ve hatta bize hizmet sağlayan internet servis sağlayıcılarını aradan çıkardığınızı. Çok daha güvenilir ve çok daha hızlı bir sistem kurduğunuzu düşünün…

İşte şu anda gerçekleşen bir devrim bu. Tüm dünyayı belki de maksimum 10 yıl içinde kökünden değiştirecek bir devrim.

BLOCKCHAIN DEVRİMİ!

Diğer adıyla Blok Zinciri Teknolojisinden bahsediyorum.

Önce nereden ve neden ortaya çıktığına bakalım. Sonra nasıl çalıştığını basitçe anlatmaya çalışayım. Sonunda ne tür bir devrim bizleri bekliyor örneklerle bakalım isterseniz.

Bu teknoloji fikri yine 90’ların başına kadar gitse de bildiğimiz haliyle 2009 yılında gizemli bir kişi ya da kişiler tarafından yayımlanmış bir çalışmayla karşımıza çıktı.

Ekonomik Kriz

2008 ve 2009 yılında hatırlarsanız dünyada ciddi bir kriz baş göstermişti. Amerika’da bankalar teker teker iflasın eşiğine gelmiş ve global anlamda dünya müthiş bir çöküşün eşiğinden dönmüştü. Bu krizin etkilerini hala deneyimliyoruz ancak bir tür felaket bir şekilde engellenmiş ama bu kriz bize çok önemli bir tehdidin sinyalini vermişti.

Dünya çok hızlı büyüyor, her gün, her an yapılan işlem sayısı ve yoğunluğu inanılmaz bir hızla artıyor ve şirketler ve dünya hükümetleri bu yoğunluğu yönetmek için hala eski tip sistemlere, şirketlere, anlayışa güveniyordu. Alınan yanlış kararlar, yapılan yanlış yatırımlar tüm sistemin çökmesine neden olabilecek felaketlere yol açıyordu. En basit haliyle mevcut bankacılık sistemine artık güvenemiyorduk. Bu gün gibi açıktı.

Blockchain Nereden Çıktı?

Ve işte 2009 yılında adı sanı bilinmeyen, bir takma isimle, Satoshi Nakomoto adına bir kişi ya da grup Bitcoin: Peer-to-Peer Electronic Cash System, yani Eşler Arası Elektronik Nakit Sistemi adında bir tanıtım bülteni yayınladı.

Bu bültende bu gizemli grup Bitcoin ismini verdikleri yeni bir dijital para biriminden bahsediyor ve tamamen yeni global bir finans sisteminin sinyallerini veriyordu.

Mevcut düzene güven bu kadar azalmışken insanlar için bir tür kurtarıcıdan gelen bir vahiy gibiydi bu bülten.

Söz konusu para birimi için kullanacakları Blockchain adında da bir sistemden bahsediliyordu ve bu teknoloji büyük ihtimalle kendilerinin de farkında olmadığı çok önemli olasılıklar barındırıyordu.

Blockchain Ne Demek ve Ne İşe Yarıyor?

Blockchain en basit haliyle bir “kayıt defteridir”. Bunu bankadaki hesabınız gibi düşünebilirsiniz. Mevcut sistemde bankadaki işlemlerinizin doğruluğu ile ilgili bankaya güvenmek durumundasınız. Onlar bu kayıt defterine sahip ve tüm girdileri çıktıları onlar ayarlıyor. Ama buradaki sıkıntı şu. Bir tek onlarda var bu. Bu deftere bir şey olduğunda. Hacklendiğinde… Kaybolduğunda… Yani banka iflas ettiğinde mesela… Ne yapacaksınız? Nereden kanıtlayabilirsiniz bunu? Hiçbir yerden.

İşte blockchain bu sorunu çözüyor. Bir tane kayıt defteri yok. Aynı kayıt defterinden yüzbinlerce var dünyanın dört bir tarafında. Siz bir işlem yaptığınızda, birine para gönderdiğinizde bu işlem bu defterlere aynı anda kaydediliyor ve artık sonsuza kadar o işlemi ve hesabınızdaki parayı güvence altına almış durumdasınız.

İsterseniz örnekle açıklayalım blockchain’in çalışma sistemini.

Mesela internetten bir alışveriş yapıyorsunuz diyelim. Siz bu işlemi yaptığınızda ödemeyi bir dijital para birimi ile yaptığınızda defterde bir kayıt açıyorsunuz. Bu kayıtta alıcı, satıcı, para miktarı gibi bilgiler mevcut. Bu bilgilerin size ait olduğunu doğrulamak içinse bir public key’iniz var. Bu bilgileri girmek içinse sadece size ait bir private key’iniz. Bu bilgiler sistemde blok adını verdiğimiz yere kaydedilmeden önce bu merkezi olmayan sistemde sizin işlemi yaptığınız doğrulanıyor, daha sonra alıcı işlemi onaylıyor, hesap bilgileriniz önceki işlemlerinize bakılarak kontrol ediliyor ve son olarak tüm bilgiler doğru ise sizinki ile birlikte birçok bilgi bu bloğa kaydediliyor ve bloğun kapasitesi dolduktan sonra bu blok zincire eklenecek duruma geliyor. Ve hayırlı olsun. Hiçbir bankaya, aracıya, banka hesaplarında oluşacak teknik hatalara ya da karşı tarafta sizin siparişinizi onaylayıp işleme koyacak kişilerin hatalarına yer verilmeksizin siparişiniz onaylanıyor. Bunun gibi binlerce, milyonlarca işlem her saniye sistemde işleniyor.

Bu işlemleri de işte dünya çapındaki bilgisayarlar “mining” dediğimiz bir işlemle doğruluyor. Crypto Madenciliği dediğimiz kavram da buradan geliyor. Sizin işleminizin doğruluğunu onaylamak için bu bilgisayarlar çok karmaşık bir matematik problemini çözmek zorundalar. Bunun için de çok güçlü bilgisayarlar gerekli. Çünkü kim daha hızlı çözerse bir problemi, yani bir işlemi ne kadar hızlı onaylarsa bu madencilik işleminden bir miktar pay alıyor.

Sadece Para Mı?

Tüm bunlar işin teknik kısmı ve burada bahsettiğimiz işin sadece finansal boyutu. Bahsettiğimiz işlem Bitcoin başta olmak üzere bugün sayısı binleri geçen farklı kripto para biriminde bazı farklılıklarla birlikte aynı şekilde işleniyor.

Ama biz çerçeveyi biraz daha genişletelim isterseniz. Bu bloklardan oluşan ve her blokta önceki işlemlerin de bir kopyası olan, değiştirilmesi, hacklenmesi imkansız bu kayıt defterinin kullanım olasılıkları inanılmaz.

Çünkü en önemli işlevlerinden birisi “traceability” yani “takip edilebilme, izlenebilme” özelliğidir bu zincirlerin.

 Örneğin tedarik zincirlerini ele alalım. Tedarik zinciri dediğimiz şey bir ürünün hammaddesi dahil olmak üzere son tüketiciye yani size ulaşana kadar geçirdiği tüm aşamaları ilgilendirir. Ama son tüketici olarak örneğin siz marketten peynir aldığınızda sadece o markete ulaşabiliyorsunuz.  Ama blockchain teknolojisi söz konusu olduğunda siz aldığınız peynirin barkoduna baktığınızda o peynirin üretildiği sütün alındığı hayvana kadar takip edebileceksiniz. Hangi çiftlikte hangi tarihte üretildiğini, oradan toptancıya ne zaman gittiğini, toptancının nereden ne zaman marketlere ulaştırdığını, ne zaman rafa konduğunu… Her şeyi takip edebileceksiniz.

Akıllı Sözleşmeler (Smart Contract)

Ya da mesela bir ürün tasarlıyorsunuz ve bir şirket ile bunun satılması için anlaşıyorsunuz. Bir sözleşmeniz var ama anlaştığınız şirket bu sözleşmeyi uygulamıyor. Hakkınız olanın daha azını ödüyor. Ya da hiç ödemiyor. Evet mahkemeler ile hakkınızı arayabilirsiniz ama mesela blockchain ile buna hiç gerek yok.

Blockchain’de Smart Contract yani Akıllı Sözleşme diye bir hizmet mevcut. Örneğin siz şirket ile anlaşıyorsunuz ama klasik sözleşme yerine Akıllı Sözleşme yapıyorsunuz ve bunu Blockchain’e yüklüyorsunuz. Artık değiştirilmesi mümkün değil. Daha da güzeli sözleşmenin şartları da otomatik uygulanıyor. Örneğin birisi sizin tasarladığınız ürünü blockchain üzerinden bir kriptopara ile satın aldığında sözleşme şartlarına uygun olarak hakkınız olan miktar hesabınıza otomatik olarak yatırılıyor. Şirketlerin, bu şirketlerin muhasebecilerinin, bankaları ile olan anlaşmaların hiçbirine gerek yok artık.

Belki tek bir ülke içinde değerlendirdiğimizde çok gerekli mi diye sorsak bile artık dünyanın dört bir yanında çok farklı para birimleri ile çalıştığımızı düşününce uluslararası para transferlerindeki inanılmaz işlem ücretleri, gecikme süreleri ve para birimleri arasındaki kur farkları da önemsiz hale geliyor bu sistem sayesinde.

Oy Kullanmak Daha Güvenli

Ama belki de en çarpıcı kullanım olasılığı oylama için de kullanılabilecek olmasıdır.

Tüm bu işlemler sadece size ait bir gizli anahtarla yapıldığı için kimse sizin kim olduğunuzu bilemiyor. Bu sayede özellikle gelişmemiş ülkelerdeki oy hırsızlığı veya yolsuzluğunun önüne blockchain ile geçilebilir. Blockchain üzerinden kullanılan oylar asla değiştirilemeyeceği ve aynı anda milyonlarca farklı yerden doğrulanabileceği için ulaşabileceğiniz en güvenli oylama sistemi olacaktır.

Yani Blockchain ile kimseye güvenmenize gerek yok. Sisteme, algoritmalara, matematiğe güveniyorsunuz. Birinin bir hata yapması tüm sistemi tehdit etmeyecek. Bir işlem yaptığınızda her zaman o işlemin değiştirilmemiş şekilde orada olduğunu bilirsiniz.

Ve tüm bu bahsettiklerim sadece tıpkı 1990’ların başında insanların internetin geleceği ile ilgili yaptığı yorumlara benziyor. Hiçbir fikrimiz yok aslında işlerin nereye gidebileceğine dair.

Çünkü burada sadece tek taraflı bakıyoruz.  Blockchain’i Yapay Zeka, Nesnelerin İnterneti ve Kuantum Bilgisayarları ile birlikte düşündüğünüzde ortaya inanılmaz ama gerçekten inanılmaz olasılıklar çıkıyor.

Bu olasılıkları da zaman geldikçe konuşacağız hep birlikte.

Ama önce sanırım Kuantum Bilgisayarlarından konuşmanın vakti geldi. Ne dersiniz?

Bebar Bilimi Instagram ve Twitter’dan takip etmeyi ve Discord kanalımızdaki tartışmalara katılmayı unutmayın.

Ayrıca Katıl Butonu ve Patreon aracılığı ile destek veren herkese çok çok teşekkür ediyorum. Siz de destek olarak Türkiye’de bilime bir ışık yakabilirsiniz.

Ve her zaman olduğu gibi.

Tekrar görüşene dek.

İyi ki varsınız!

Sevgiler…

Kaynaklar:

What is Blockchain Technology? A Step-by-Step Guide For Beginners

Blockchain: Everything You Need to Know

Blockchain Explained: Ultimate Guide on How Blockchain Works

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir