Bebar Bilim · Merak, evrenin en iyi başlangıç noktasıdır.
Teknoloji

NVidia’nın Muhteşem Yükselişi

▶ YouTube’da izle ↗

Oynatınca YouTube’a bağlanılır. YouTube’da aç ↗

Bu yazı, 27 Mart 2024 tarihinde yayımlanan Bebar Bilim videosunun metninden uyarlanmıştır. Güncel gelişmeler içeren değerlendirmeler özgün yayın tarihinin bağlamındadır.

Bazı başarı hikayeleri öyle bir ilerler ki… Şans mı dersiniz? Vizyon mu? Artık ne derseniz deyin. Evren öyle ince ince işler ki bu hikayeyi, şaşkınlık ve hayranlıkla izlersiniz…

Bundan 30 yıl kadar önce video oyunlarında 3 Boyutlu grafiklerin gelecekte çok önemli bir yer edineceğine dair inancı ile sadece 40 bin dolar ile yola çıkan Silikon Vadisinde orta seviyeli 3 mühendisin hikayesi de böyle ilerleyecekti. 40 bin dolarla yola çıkan bu 3 mühendisin kurduğu şirketin değeri geçtiğimiz dönemde sadece bir gecede tam 200 milyar dolar birden artarak META, Amazın, tüm Google ürünlerini barındıran Alphabet ve Tesla gibi şirketleri geride bırakarak Microsoft ve Apple’dan sonra en değerli şirket haline geldi.

NVidia’dan bahsediyoruz. Oyunlarla başlayan hikayesi petrol arama çalışmalarından kripto para madenciliğine, metaverseten Yapay Zekaya uzanan bir oyun şirketinin nasıl yeni dünyanın en büyük oyuncusu haline geldiğini konuşacağımız bu modern dünya destanına hoş geldiniz…

21. yüzyılda insanların kafasını en çok karıştıran şeylerden biri sanırım herhangi bir elle tutulur ürünü olmayan Google gibi şirketlerin dünyanın en büyük şirketleri arasına girmesiydi. Dijital bir dünyada hiçbir fiziksel mağazası olmayan Amazon veya kendi taksisi olmayan dünyanın en büyük taksi şirketi Uber’in bu noktaya gelmesi hala birçok insanı şaşırtabiliyor. Vitrinde de zaten Apple, Google, Microsoft gibi teknoloji şirketlerini görüyoruz. Fakat bu vitrinde görünen ürünlerin, hizmetlerin arkaplanında çok da “süslü püslü” olmayan ancak tüm bunları mümkün kılan devler pek konuşulmuyor. Texas Instruments, Qualcomm veya işte NVidia gibi.

NVidia ile yine de haşır neşiriz biraz. Az da olsa bilgisayarlarla, bilgisayar oyunları ile ilgiliyseniz bir şekilde yolunuz kesişmiştir. İşte bu keyifli zaman geçirmemizi sağlayan grafik kartlarının markası bugün birçok uzmana göre aslında dünyanın en önemli şirketlerinden biri. Hatta kimine göre en önemlisi. Öyle ki daha sonra başka bir videoda genişçe yer ayıracağımız 40.000 dolarlık fiyat etiketi ile ülkeleri birbirine düşürecek, ABD’nin Çin’e ihracını yasaklamasına kadar gidecek düzeyde değerli H100 işlemcisi ile aslında yapay zekanın global anlamda tüm geleceğini de elinde bulunduran bir deve dönüştü.

Nasıl dönüştü peki? Hem vizyon hem de bolca şans var bu hikayede. Bugün NVidia’nın Ceo’su konumundaki Jensen Huang 1993 yılında LSI Logic CoreWare şirketinden ayrılıp Sun Microsystems’ta çalışan Chris Malaxhowsky ve Curtis Preim ile birlikte yenilikçi grafik tabanlı bilişim alanında çalışmaya başlamıştı. Bu yeni sektörün geleceğini o zamanlar çok iyi görmüşlerdi.

1998 yılına gelindiğinde şirket 2 ve 3 boyutlu video grafik hızlandırma çipi RIVA TNT’yi piyasaya sunmuştu. Benim de ilk bilgisayarlarımdan birinde takılı bir karttı bu bu arada. Rakibi 3DFx isimli bir şirketti bu arada. Ve bu şirketin Voodoo isimli model serisi o zamanlar piyasaya hükmediyordu. 3DFx’e ne oldu derseniz. Battı. Neyse. Sonra Geforce serisi doğacaktı. Geforce 256 ile. İlk kez tüketici bilgisayarlarında 3 boyutlu grafiklerde ışıklandırma ve benzeri yenilikler getirmişti. Ki zaten bugün hala devam eden bir efsaneye dönüşecekti GeForce.

40.000 dolarla çıktıkları yolda bu geleceğin potansiyelini gören şirketler bir anlamda para atmışlardı üzerlerine. 20 milyon dolarlık bir fon geçmişti ellerine. Ve bu fonu da müthiş verimli kullanarak tarihe geçmeye başlayacaklardı.

RIVA TNT ve GeForce 256’nın müthiş başarısının ardından NVidia’ya dönemin devi Microsoft harika bir teklifle gelmişti. Xbox’ oyun konsolları için “grafik donanımını” yapma işi. Microsoft bu iş için daha başlamadan 200 milyon doları da masaya koyacaktı tabi. Ve şirket tüm kaynaklarını da bu işe ayıracaktı haliyle. Hem bu projenin üstesinden başarıyla gelmiş hem de aynı zamanda Geforce 2 GTS’i de çıkarabilmişlerdi bu arada.

Girdikleri tüm projelerin altından başarıyla kalkan şirketin kapısını bu sefer başka bir dev çalacaktı. Bir işte çok iyiyseniz, en iyisiyseniz rekabet sizi ilgilendirmez… O yüzden Xbox’ın rakibi Sony, Playstation 3’ün grafik donanımı tarafını onlara verdiğinde yepyeni bir kapı da açılacaktı. O zamana kadar edindikleri tüm deneyim ve bilgi birikimi bu efsane konsola aktaran şirket buradan da alnının akıyla çıkacaktı.

2000’ler harika geçiyordu. Ta ki 2008’e kadar. İlk tökezleme bu tarihten sonra yaşanacaktı. Ürettiği hala tam olarak hangi modeller olduğunu bilemediğimiz bazı modellerinde üretim hataları ile şirketin itibarı ve hisse değeri ciddi ölçüde yara alacaktı.

2010’lar başladığında ise bu yarayı hızlı bir şekilde kapatıp, tüm hatalı ürünleri piyasadan hatalarından ders alan Nvidia bu sefer Intel ile birkaç milyar dolarlık bir anlaşma yapacaktı. Ama şirketin tüm kaderi asıl 2014 yılında aldıkları bir kararla değişecekti. Nvidia Shield gibi kendi konsolunu yapma denemeleri ve birkaç başarısız genişleme denemesinden sonra yönetim kurulu radikal bir karar alarak ürün gamını 3 ana alanla kısıtlamaya karar veriyor. Otomotiv elektroniği, mobil cihazlar ve video oyunları. O zamandan bu yana da zaten temel olarak bu alanların dışına çıkmadılar. Bazen sınırları doğru çizmek de önemli. Fakat zaten çıkmalarına da gerek kalmayacaktı. Bu ürünlerden bazılarının potansiyeli ve işlem gücü hiç de planlamadıkları başka teknolojilerin belkemiği olmaya doğuştan adaydı.

Neyse. İşte bu ürünlerden özellikle otomotiv teknolojileri konusunda 2016 yılında Toyota ile yaptıkları anlaşma da bu alana en önemli girişlerinden biri oldu. Ve hemen ardından Google, Apple derken birlikte çalışmadıkları pek bir dev kalmamış oldu. Ama sonra ne oldu bakın. Bir kader anı daha. Çok önceden beri zaten makine öğrenmesi, derin öğrenme vs. çalışmaları başlamıştı fakat hala beklenen ivmeyi kazanamayacaktı. Çünkü insan beynini andıran sinir ağları ile çalışan bu teknolojilerin veriye ihtiyacı vardı. Devasa veriye. Ve bu da işte internet denen korkunç teknolojinin doğuşu ile kendiliğinden eksponansiyel şekilde akmaya başlamıştı.

Birden bu kadar veri akışı karşısında ne yapacağını şaşıran şirketler yarışmalar, araştırmalar yapmaya başlamış, veriyi dizginleyecek çözümler aramaya başlamıştı. Tabi topa ilk girenlerden biri Google’dı. 2012 yılında youtube videoları ile eğittiği ve Google Brain adını verdikleri bir sinir ağı ilk kez fotoğraf ve videolarda “kedileri” algılamaya başlamıştı. Bu altyapı için 5 milyar dolarlık bir yatırım ile 1000 adet toplam 16.000 çekirdekli bir CPU altyapısı inşa etmişlerdi. 5 milyar dolar harcayıp kedileri tanıyacak bir şey mi yapmışlar demeyin. Bu devrimsel bir şeydi. Gerçekten de büyük sükse yapmıştı. Ama NVidia’nın bu potansiyeli görüp Stanford Üniversitesinde bulunan Andrew Ng isimli bir araştırmacı ile bu işi nasıl daha ekonomik ve verimli yapabiliriz diye çalışmaya başladılar. Ve Google’ın 5 milyar dolar döktüğü işlem gücünü sadece 33 bin dolara ve 1000 CPU’ya karşılık sadece 3 GPU ile yanı bildiğiniz 3 ekran kartı ile yapabildiklerini gördüler.

Ve işte bu tüm piyasayı sarsacak ve NVidia’nın durdurulamaz yükselişini başlatacaktı. Çünkü bu şu anlama geliyordu. Normalde bilgisayarların ana işletim birimi olan CPU’lar yerine grafik işleme birimleri olan GPU’lar bu derin öğrenme, makine öğrenemesi ve genel anlamda Yapay Zeka için çok daha uygun bir mimariye sahipti. Bunun üzerine NVidia tüm yazılımcılar için GPU’yu bu tip makine öğrenme çalışmaları için programalamalarına olanak sağlayacak CUDA denen altyapıyı da hizmete soktuğunda zaten kitleler halinde insanlar bu GPU’ların inanılmaz yeteneklerini akla hayale gelmeyecek şekillerde kullanmaya başladılar.

Yani bu açılan kapı öyle bir kapıydı ki. Bakın sonra bu kapıdan neler neler girdi. Bu tip işlemler için uyuyan bir canavar vardı bir yerlerde. Bitcoin ile birlikte doğan blokchain teknolojisi. İnanılmaz karmaşık matematik problemlerini çözerek “madenciliğini” yapabildiğiniz bu garip yeni dijital para birimi için de tam bir biçilmiş kaftandı NVidia’nın ürünleri. Zaten özellikle 2017 yılındaki Bitcoin rallisinde hatırlayanlar vardır, insanlar 5’er 10’ar alıp evlerinde ekran kartı çiftlikleri kurmaya başlamışlardı. Kara borsaya düşmüştü NVidia’nın ürünleri. Sadece oyun oynamak isteyen masum oyuncuların elleri boş kalmıştı.

NVidia artık talebi karşılayamaz hale gelmişti. Daha bu bitmeden bir dönem ortalığı kasıp kavuran Metaverse çılgınlığı başladı. Bunun için de özellikle VR denen sanal gerçekliğe de en uygun kartlar bilin yine hangisiydi? Evet. NVidia’nın özellikle 10 serisi bu iş için biçilmiş kaftandı. Ama tüm bunları gölgede bırakacak asıl olay OpenAI denen bir şirketin ChatGPT diye bir şey çıkarması ile yaşanacaktı. NVidia’nın çok şanslı olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat NVidia OpenAI’a daha ilk günden büyük dil modellerine uygun çözümler sunarak destek olan ilk şirketlerden biriydi. Buradaki potansiyeli de görmüştü zamanında anlayacağınız.

İşte bugüne kadar yaşanan tüm gelişmeleri geride bırakan ve artık tüm şirketlerin büyük bir panik halinde girmeye çalıştığı bu yapay zeka yarışında OpenAI’dan Meta’ya Amazon’dan Apple’a herkes, ama herkes NVidia’nın eline bakar hale geldiler. NVidia’nın özellikle bu tip dil modellerinin ve benzeri yapay zeka modellerinin geliştirilmesi için özel olarak tasarladığı ürünler için hem bu şirketler hem de ülkeler sıraya girmiş durumda. Daha geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan doğrudan devlet seviyesinde NVidia’dan 3000 adet H100 kartı siparişi verdi.

Bugüne geldiğimizde ise NVidia geçtiğimiz haftalarda sadece bir gecede 200 milyar dolarlık değer artışı ile trilyonluk şirketler ligine girerek bırakın şirketleri, tüm dünyada 15-16 ülke hariç tüm ülkelerden daha değerli bir konuma gelmiş durumda. Aman aman… Ne hikaye ama değil mi?

Şimdi. NVidia’nın bir anlamda tekelleştiğini de görüyoruz burada. Bu birçok hikayede bazı şirketlerin bilerek ve isteyerek, rakiplerini yok ederek gerçekleştirdiği bir şeydir. Fakat NVidia bu hikayede bu tip şirketlerden ayrılıyor. NVidia’nın hikayesi ne kadar şans dersek diyelim bir tür potansiyelin farkında olmak, doğru alanda doğru çalışmalar yürütmek, bilimin gücünü de arkasına almaktan geçiyor daha çok. Evet. Teknolojinin gelişimi bir anlamda tam da bu çalışmaların paralelinde gerçekleşmiş olabilir. Fakat işte kimi zaman bir alanda en iyisi olduğunuz zaman evren sizi bu şekilde ödüllendirebiliyor.

NVidia tabi öyle kolay kolay bu sahneden inecek gibi değil fakat biraz dikkatli olmasında fayda var. Bu mecburiyet tabi ki şirketlerin hoşuna gitmiyor. OpenAI başta olmak üzere Apple gibi şirketler bu yeni dünyada bu tip bir avantajı kendi lehlerine çevirmek için tamamen baştan kendi çiplerini, çözümlerini üretmeye hazırlanıyor. OpenAI CEO’su Sam Altman’ın 7 trilyon dolar lazım demesinin sebebi de tam olarak bu zaten. Bu 7 trilyon doların sadece yatırım kısmı olduğunu unutmayın. Bunun karşılığında beklenen gelirin, dünyanın ekonomisinin geleceğinin nasıl şekilleneceğinin de bir işareti bu.

Bir de GPU tabanlı sistemlerden de kurtulmak amacıyla özellikle Elon Musk LPU yani dil tabanlı işletim ünitelerini geliştirerek bir alternatif sunmaya çalışıyorlar.

Birkaç videodur bu mücadeleden, yeni dünyanın yeni güçlerinden, yepyeni bir sosyo ekonomik düzenden bahsederken kimi zaman “abartıyorsun” diyenler oluyordu fakat işte çok geçmeden bunun emareleri kendini gösteriyor. Yepyeni bir dünya doğuyor arkadaşlar. Bırakın bizi, ne ülkelerin ne de geleneksel şirketlerin hazır olduğu bir dünya bu. Google gibi bir şirket bile hazır değildi inanır mısınız? Evet. O yüzden birkaç yıl içerisinde neler olabileceğini, daha hangi oyuncuların bu hikayeye dahil olacağını kestirmek çok zor.

Geleceğinizi, çocuklarınızın geleceğini planlarken artık alışık olduğumuz tüm öğretilerin dışında düşünmemiz gerekiyor. Yolumuzu biraz kendimiz bulacağız. Bulmak zorundayız. Bu hikaye devam edecek, hikaye devam ettikçe ben de anlatmaya devam edeceğim. Takipte kalmayı unutmayın.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

  1. Özgün Bebar Bilim videosu
  2. İlgili okuma (Wikipedia, İngilizce): Nvidia