Bebar Bilim · Merak, evrenin en iyi başlangıç noktasıdır.
Uzay ve Evren

“Cevap Verirseniz Geliriz!” – 3 Cisim Problemi’nin Bilimi ve Hikayesi

▶ YouTube’da izle ↗

Oynatınca YouTube’a bağlanılır. YouTube’da aç ↗

Bu yazı, 24 Mart 2024 tarihinde yayımlanan Bebar Bilim videosunun metninden uyarlanmıştır. Güncel gelişmeler içeren değerlendirmeler özgün yayın tarihinin bağlamındadır.

Yıl 1967. Çin’in başkenti Pekin. Ye Wenjie babasının paramiliter kuvvetler tarafından infazına kendi gözleri ile şahit olur. Wenjie bir astrofizikçi. Ama vatan haini olduğu için infaz edilen bir babanın kızı olarak mimlenmiştir artık. Başka çaresi yoktur. Ya cezalandırılacak ya da sürülecektir. Moğolistan’da ücra bir üste bir gizli askeri projede çalışmaya başlar. Bu üsten asla ayrılmasına da izin verilmez. Tüm nefretini bilimsel araştırmalara ve bu üste bulunan ve dünya dışına sinyal göndermek için kullanılan anteni kullanarak uzayın derinliklerine sinyaller göndermeye yönlendirir. Ve bu gönderdiği sinyallerin ulaştığı bir gezegenden tüyler ürpertici bir cevap gelir: “Sakın cevap vermeyin. Sakın cevap vermeyin!”…

21 Mart’ta Netflix’te vizyona giren Üç Cisim Probleminin temel aldığı kitabın hikayesini böyle özetleyebiliriz. Andy Weir’in Marslı’sından beri tüm bilim kurgu severleri en çok heyecanlandıran yapımlardan biri. Ve gerçekten de fizikten matematiğe, kuantum fiziğinden çoklu evrenlere, sicim teorisinden oyun teorisine kadar birçok bilimsel teoriyi yığınla felsefi ikilem ile harika bir şekilde yoğuran bir hikaye Üç Cisim Problemi. Bir kitap uyarlaması olan bu yapımın bilimsel altyapısını, hikayenin çıkış noktasını ve değindiği felsefi ikilemleri spoiler vermeden, kitaplardan alıntılarla birlikte inceleyelim isterseniz. Şimdi.

Üç Cisim Problemi aslında Dünyanın Geçmişi olarak bilinen bir üçlemenin ilk kitabıdır. Bu serinin diğer kitapları Fermi Paradoksunu işleyen Karanlık Orman ve Ölüm’ün Sonu kitaplarıdır.

Çinli yazar Cixin Liu’nun yazdığı bu kitapların dizi uyarlaması ise Game Of Thrones’un yaratıcıları David Benioff ve D.B. Weiss’le birlikte senarist Alexander Woo tarafından gerçekleştirildi. Bir anlamda biraz hayal kırıklığı ile sona eren GOT serisinden sonra güçlü bir dönüş yapma fırsatı bu bu isimler için. Yapımcılar arasında da Star Wars’tan Ryan Johnson ve Brat Pitt ve Rosamund Pike gibi isimler de var. Kitabın kendisi dünya çapında 9 milyondan fazla satarak tarihin en iyi bilim kurgu eserleri arasına girmişti bile – Cixin Liu da aldığı ödüllerle Issac Asimov veya Dune’un yazarı Frank Herbert ile eşdeğer görülmeye başlandı. Ki bu ödüllerden biri de Bilim Kurgu ve fantastik edebiyatın nobeli olarak bilinen ve Asimov, Herbert, Vonnegut, R.R. Martin, J.K. Rowling gibi isimlerin de kazandığı Hugo Ödülleriydi. Zaten George R. R. Martin de 3 cisim probleminin hayranı olduğunu bizzat dile getirenlerden.

Aslında hiçbir hikayeyi, hiçbir yazarı yaşadığı dönemden ayrı düşünemeyiz – ki Cixin Liu’nun kitaplarında Çin’in 60’lardaki baskıcı rejiminin izleri çok ciddi şekilde görülür. Dizinin tamamında da bunun izleri sinmiştir. Liu Çin’de Mao Zedong liderliğinde başlayacak Çin Kültür Devriminden 3 yıl önce 1963’te doğmuştu. Kültür Devrimi sırasında bütün okullar ve üniversiteler, radikal bir şekilde komünizm savunucusu Kızıl Muhafızlar aracılığıyla Mao’nun bildirilerini takip edecek şekilde organize edilmişti, opera, tiyatro vb. kültür etkinliklerinde eski ve klasik eserler yasaklanmış, sadece "devrimci" eserlerin yer alması sağlanmıştı. Daha da önemlisi “bilimsel ve teknolojik” tüm ilerlemeler “batılı kapitalizmin laneti olarak görülecekti. Bilim insanlarının çoğu da yine bu dönemde türlü işkencelere maruz kalacaktı. Bilim-kurgu da bundan nasibini alacak ve kültür devrimi ve onun kriterleri ile bağdaşmayan, eskiyi veya batıyı anımsatan herhangi bir unsur içeren tüm eserler yasaklanacak, yok edilecekti. Bu dönemin siyasi iklimini ve tartışmaları bir kenara bırakırsak Cixin Liu da bundan nasibini alacak fakat her baskıcı rejimde görüldüğü gibi bu dönem de Liu gibi isimleri doğuracaktı. Liu birgün tozlu bir tavan arasında Jules Verne’ün Dünyanın Merkezine Yolculuk kitabını bulduğunda ise hiç tanışmadığı bilim kurguya hayran olacak ve en nihayetinde ilk kitabı “China 2185” ile bu türe adım atacaktı. Cyberpunk türü bu fantastik bilim kurguda da Mao’nun sanal bir gerçeklikte yeniden doğuşunu irdeliyordu Liu.

İşte Üç Cisim Problemi ile başlayan üçlemeye de ilham olan böyle bir hikayeydi. Diziyi izlerken veya kitapları okurken bu dönemin yankılarını, izlerini sıklıkla görebilirsiniz. Peki diğer detaylara girmeden birçoğunuzun merak ettiğini düşündüğüm gibi neden isminin 3 Cisim Problemi olduğunu bir konuşalım.

Bu problemi kaos teorisinden bahsettiğimiz videoda açıklamıştım. Birkaç yerde daha bahsetmiştim. Takip edenler hatırlar. Gerçek bir bilimsel problemdir bu. Anlamak için biraz derine inmemiz gerekiyor. 3 Cisim Problemini şöyle açıklayabiliriz. Kendi güneş sistemimiz mesela. Aslında yaşadığımız güneş sistemi çok kaotik bir sistem. Evet. Tahmin ufku da 100 milyon yıl civarıdır. Kaos teorisi ortaya atılmadan önce keşfedilen ilk kaotik sistemdir özünde.

Bu keşfin arkasında da Fransız matematikçi Henri Poincare bulunuyor. Poincare 1887’de şunu söyleyecekti. Isaac Newton’ın kütleçekim yasası örneğin iki gökcisminin kendi kütleçekim ektisi ile birbirinin yörüngelerinde nasıl hareket ettiğini çok hassas bir şekilde ölçebiliyordu. Sonrasında Pierre Simon Laplace bu yaklaşımı daha da geliştirecek ve matematiksel olarak ifade edecekti. Güneş sisteminin stabil olduğunu, tüm gezegenlerin bir düzlem üzerinde güneş yörüngesinde döndüğünü ve sonsuza dek döneceğini söylemişti. O nedenle güneş sistemi hep aynı konumda, mevcut durumundaydı ve sonsuza dek öyle olmak zorundaydı.

Fakat bu noktada işte “kaosu” konuşmamız gerekiyor. Newton yasalarına göre gerçekten de birbirlerinin yörüngesindeki iki cisim gerçekten de sonsuza dek oldukları sistem içerisinde kusursuz işleyebilirler. Fakat işte bu sisteme üçüncü bir cismi dahil ettiğiniz zaman. Kaos… Kısaca şöyle sorabiliriz: Birbirlerinin kütleçekimi etkisinde hareket eden üç cismin yörüngeleri bundan 10 bin yıl sonra ne olacaktır? Bu gerçekten de imkansız bir görevdi. Bilmek çok zordu. İsveç Kralı hatta o zaman bu soruyu çözene büyük bir ödül de vadetmişti. Bu ödülü de Henri Poincare kazanacaktı.

Bugün bilgisayarlarla bile zorlanacağımız matematiksel hesaplamaları kağıt üzerinde yapan Poincare bu sorunun çözümünü belirlemişti. Çözülemez… Birbirinin etkisi altındaki üç cismin yörüngelerini tahmin etmek imkansızdır… Gerçekten de birbirinin yörüngesindeki üç cismin birisinin yörüngesini çok az bir miktar değiştirseniz bundan milyonlarca yıl sonra bu cismin nerede olacağını bilmeniz imkansızdı. Olasılıklar sınırsızdı.

İşte bu “çözülemezlik” de Üç Cisim Probleminde kullanılan felsefi ikilemlerin temel özelliklerinden biriydi ve bu üç cisim problemi hikayede gerçekten de önemli bir yere sahip. Bunu anlamak için de aslında çok da spoiler vermeden verebileceğimiz bilgi şu: Karakterimiz uzayın derinliklerine bir sinyal gönderiyor ve dünya dışı yaşam ile ilk teması kuruyordu ya? İşte bu temas kurduğu medeniyetin bulunduğu gezegen bir üç cisim problemi yaşıyor. Bu problemi ise yine dizi içerisinde bir VR Oyunu ile hikayeye entegre ediyor Liu. Bu oyunda bizimki gibi tek bir güneşi olan değil, çoklu yıldız sistemi içerisinde bulunan bir gezegen ve bu gezegende yaşayanların kaderini anlamaya çalışıyorsunuz. Fakat bir noktadan sonra bunun bir oyun olmadığını göreceksiniz. Bundan sonrası spoilera gireceği için çok detaylandırmaya gerek yok. Ama temel olarak sorduğu sorular ise şunlar: hangi cisim hangisinin yörüngesinde? Bir düzen var mı? Ne sıklıkla tekrar ediyor? Tekrar ediyor mu? Bunları tahmin edebilir misiniz? Ve bu problemin çözülemezliği ve tahmin edilemezliği de bu gezegenin ve bu medeniyetin kaderini belirliyor. Kaos ile İstikrar arasındaki savaşın sonuçlarını. Bu kaderden kaçmak için bulacakları çözüm ise bizim de kaderimizi belirliyor.

Yani üç cisim problemi bilim-kurgunun en sevdiği “first-contact” yani uzaylılarla ilk temas temasını çok incelikli, çok derin bir şekilde işleyen bir hikaye. Kurtuluş Günü, Dünyalar Savaşı gibi uzaylıların çat kapı dibimizde bittiği hikayelerde gördüğümüzden çok daha çetrefilli bir hikaye aslında.

O yüzden diziden daha büyük keyif almak adına şu önemli noktaları aklınızda tutabilirsiniz. Gördüğünüz karakterlerin bazıları aslında adaptasyon sonucunda diziye özel olarak ortaya çıkan karakterler. Ama bu karakterler de kitaptaki bazı karakterlerin hikayesine katkıda bulunuyor. Bir karakteri üç ayrı karakterde görebiliyorsunuz yani. Başta bahsettiğimiz babasının infazına tanık olan bilim insanının kızının başına gelenler sonrası bir araya gelen bir grup göreceksiniz. En öne çıkan karakterlerden biri dedektif Da Shu kitaba sadık kalınan karakterlerden biri bu arada. Bu karakterler üzerinden de yine az önce bahsettiğim üç cisim problemi, uzaylılarla ilk temas, kütleçekimsel anomaliler anlatılıyor. Yine burada ilk temas ile ilgili Stephen Hawking’in de daha önce vurguladığı bazı ikilemlerin işlendiğini göreceksiniz. Hawking, 2015 yılında katıldığı bir etkinlikte dinleme yoluyla uzayda yaşamı bulma çabalarını desteklediğini söylemesine karşın, uzaylıların arkadaş canlısı olmayabileceklerini belirterek, bu tarz işaretlerle insanlığın evrendeki konumunun ve yaşantısının belli edilmesine kesinlikle karşı çıkmış ve "Tarihe bakarsanız, insanlar ve daha az zeki organizmalar arasındaki iletişim, onlar açısından genellikle felaketle sonuçlanmıştır. Gelişmiş teknolojilere sahip medeniyetler ile ilkel teknolojilere sahip olanlar arasındaki karşılaşmalar, daha az gelişmişler için hep kötü gitmiştir" demişti. Yani şu soruyu sorabiliriz burada diziden de bağımsız olarak: Çok da iyi niyetli olmayan çok gelişmiş bir medeniyet dünyamıza doğru yola çıksa insanlık buna nasıl tepki verirdi? İşte bunun cevaplarını da bulabileceğiniz bir yapım bu.

Bu sorular ve çok daha fazlasını, çok boyutlu, zaman sıçramaları ile ilerleyen bir hikaye ile izleyebileceğiniz bir yapım var karşınızda özetle. Bu çok boyutlu doğası ve yığınla zaman sıçraması içermesi nedeniyle de çok uzun süre “uyarlanamaz”, yani filmi veya dizisi çekilemez olarak görülüyordu fakat işte bir şekilde ekranlara taşındı. Ama tabi burada şunu vurgulamak lazım David Benioff ve D.B. Weiss’ın kitaplara tamamen sadık kalmadığını söyleyebiliriz. Bunun ne denli sorun yarattığını ise bu evrene hakim olanlar daha iyi görecektir.

Fakat burada şunu söylemek lazım. İlk sezon örneğin sadece 3 Cisim Problemi kitabıyla sınırlı değil. Son bölümün başlığına baktığınızda Wallfacer’ın aslında Karanlık Orman kitabında geçen bir konsept olduğunu da görürsünüz. Ve birçok yerde hatta üçüncü kitaba da yapılan göndermeler, referanslar mevcut. Yani yapımcılar bayağı bir özgürlük kullanmış olabilirler ve sadece 3 cisim problemi kitabını okuyarak bu diziyi izlerseniz bazı noktalar havada kalabilir. Zaten Netflix tanıtımda kitabı okumayanların da keyifle izleyebileceği bir yapım diyor.

Başka bir eleştiri de kitaplarda detaylıca yer verilen teknik detayların, 3 cisim probleminin matematiksel doğasının çok yüzeysel kaldığı. Bu kısımların bayağı bir havada bırakıldığı yönünde. Ki eğer kitaplara aşinaysanız ve karakterleri tanıyorsanız dizide bununla ilgili de ciddi değişimler görebilirsiniz. Yani bazılarına göre kitaplar gerçek bir “bilim kurguyken” dizi bir miktar “thriller” yani “gerilim” türüne daha yakın duruyor. Ama bunun kararını size bırakmak lazım, herkesin beklentileri farklı sonuçta.

Bir de karakterler üzerinden Oppenheimer’a ve Stanley Kubrick’in kült filmi A Space Odyssey’e de göndermeler, farklı referanslar dikkatinizi çekebilir. Bunun da hikayenin fazla “Çince” olması ve yapımcıların “Hollywoodlaştırmak” istemelerinin bir sonucu olduğunu söyleyenler var. Ki bu yüzden de asıl hikaye neredeyse tamamen Çin’de geçerken dizinin daha enternasyonal olması ve farklı kültürleri de içermesi için çoğunlukla Londra’da geçtiğini göreceksiniz.

Ve aslında bu hikayenin ilk adaptasyonu da değil. Çinli aktörlerle geçtiğimiz yıl da bir uyarlama gelmişti. Daha önce de film denemesi de olmuştu. Fakat uluslararası izleyiciye pek ulaşmayan denemelerdi bunlar. Game of Thrones’un yapımcıları işin içinde olduğu için yine tanıdık bazı yüzleri de görebilirsiniz bu yapımda tabi. Her şeye rağmen böyle “hardcore” diyebileceğimiz eserlerin çok daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlaması açısından bile şans verilebilecek bir dizi Üç Cisim Problemi. Bu video yayınlandığında birkaç gündür yayında olacak tabi bu arada dizi. İzleyenler fikirlerini yorumlarda belirtebilirler.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

  1. Özgün Bebar Bilim videosu
  2. İlgili okuma (Wikipedia, İngilizce): Three-body problem