Her şeyin başı “elektrik”. Evet. Modern dünya söz konusu olduğunda durum net olarak bu. Elektrik yoksa, hiçbir şey yok. Yaşadığınız elektrik kesintilerini düşünün. Neyse ki çok uzun sürmüyor bu kesintiler ama o kısa sürede bile yaşadıklarınızı. En basit cihazların bile ne kadar önemli olduğunu anlamaya başlıyorsunuz. Ama bu süre biraz uzadıkça. Saatlerce elektrik gelmediğinde. Evin içinde volta atmaya başlarız. Bir gün geçtiğini düşünün. Birkaç gün. Elektrik gelmediğini. Bir de mevsim kışsa. Isıtmanın da elektriğe bağlı olduğunu düşündüğünüzde. Büyük bir stres baş göstermeye başlar.
Ama işleri biraz daha korkunç hale getirelim. Birkaç hafta, bir ay, iki ay… Mesela İstanbul’un tamamına elektrik verilmediğini düşünün. Büyük sıkıntı. Ölümlerden bahsederiz o zaman. Şirketlerin çökmesinden. Bozulacak milyonlarca liralık gıda stoğundan. Daha da geniş ölçekte bir ülkenin, askeri altyapısının tamamen çaresiz kalmasından bahsediyoruz. Yani elektriğe o kadar bağlıyız ki. Bunun farkında bile değiliz artık. Ve bu bağımlılığımız bazı çok kötü senaryoların hesaba katılmasına neden oluyor. Birileri, bir yerlerde işte bu bağımlılığımızı hedef alacak silahlar tasarlıyor. Bir “elektromanyetik bomba”… Kısaca e-bomba…
Burada sadece bir bölgenin elektriğinin kesilmesinden bahsetmiyoruz. Elektrikle çalışan tüm cihazların, makinelerin kullanılamaz hale getirilmesinden bahsediyoruz. Jeneratörlerin tamamen yanmasından, arabaların çalışamaz hale gelmesinden, artık telefon benzeri iletişim araçlarının tamamen kullanışsız olmasından. Yeterince büyük çaplı bir elektromanyetik bomba saldırısı ile bir şehir, bir ülke saniyeler içinde 200-300 sene öncesine hapsedilebilir.
Ve tahmin edin iddialara göre kimin elinde böyle bir bomba olduğuna dair söylentiler var? Evet. ABD. Daha da can sıkıcı olan birazdan da bahsedeceğimiz gibi bu teknoloji çok kolay erişilebilir bir teknoloji olduğu için kötü niyetli gruplar da üretiyor olabilir. – Bir elektromanyetik bomba ya da tam adı ile elektromanyetik atış (EMP) silahı basit bir tasarıma sahip. Bu tip silahlar çok yoğun bir elektromanyetik alan oluşturarak elektrik şebekesinde aşırı yüklemeye neden olmak için tasarlanır.
Daha önce elektromanyetizmadan bol bol bahsetmiştik. O nedenle elektromanyetik alanın bir sihir olmadığını biliyorsunuz. AM, FM, televizyon, telefon, cep telefonu vs. iletişimini sağlayan radyo sinyallerinin tamamı elektromanyetik enerjidir. Bildiğimiz ışığın kendisi de aslında özünde bir elektromanyetik dalgadır.
Bu video kapsamında elektromanyetizma ile ilgili hatırlamamız gereken en önemli şey ise elektrik akımının manyetik alan ve değişen manyetik alanın da elektrik akımı üretebildiğinidir. Basit bir radyo verici de bir devrede elektrik akımında dalga oluşturarak manyetik alan oluşturur. Bu manyetik alan da başka bir mesela bir anten gibi başka bir cihazda elektrik akımı üretir. Bu elektrik sinyali belirli bir bilgiye karşılık geliyorsa anten bunu deşifre eder ve biz de radyodan şarkı dinleyebiliriz.
Düşük yoğunluklu bir radyo iletiminde sadece belirli bir sinyali alıcıya iletebilecek kadar elektrik akımı üretilir. Ama bu sinyali, dolayısıyla manyetik alanı çok artırırsanız çok daha yüksek bir elektrik akımı ortaya çıkar. Yeterince yüksek bir akım da radyonun içindeki yarı iletkenleri bildiğimiz yakıp kullanılamaz hale getirir. Keşke tabi sorun sadece yeni bir radyo almak kadar kolay olsa.
Telefon hatları, elektrik kabloları hatta metal borular bile bir noktada anten görevi görür. Çok yüksek bir manyetik alan da tüm bu hatlara bağlı makineleri, bilgisayarları ve bağlı tüm bileşenleri eriterek, aküleri, pilleri yakarak ve hatta trafoları patlatarak ciddi bir kaos başlatabilir. Bu tip düzeyde bir manyetik alan oluşturarak iletebilecek bazı yöntemlere bakalım şimdi de.
Bu konsept yeni gibi gelse de aslında çok uzun süredir konuşulan bir konu. 1960’lardan 1980’lere kadar Amerika özellikle bu olasılığı paranoya düzeyinde dikkate alıyordu. Zira bu fikir 1950’lerdeki nükleer silah araştırmalarına kadar dayanıyor. 1958’de Amerika hidrojen bombalarını test ettiğinde çok şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkmıştı. Pasifik okyanusunda gerçekleştirilen test sonucunda yüzlerce kilometre ötedeki Hawaii’de sokak lambaları patlamıştı. Hatta Avusturalya’da bile radyolar bozulmuştu.
Araştırmacılar bu elektriksel arızaların sebebinin Compton etkisi nedeniyle olduğu sonucuna varmıştı. 1925’te Arthur Compton’ın teorileştirdiği bu etkiye göre elektromanyetik enerjiden kaynaklanan fotonlar düşük atom sayısına sahip atomlardaki elektronları serbest bırakabiliyordu. 1958’deki testte de patlamadan kaynaklı gama ışımasından yayılan fotonlar atmosferdeki oksijen ve azot atomlarındaki elektronları serbest bırakmıştı. Bu serbest elektronlar da dünyanın manyetik alanı ile etkileşime girerek bir elektrik akımı ortaya çıkarmış ve çok güçlü bir manyetik alan oluşturmuştu. Manyetik alandaki bu dengesizlikler de çok geniş alanda iletken maddelerin tamamında aşırı elektrik akımına neden olmuştu.
Soğuk savaş zamanında da ABD istihbaratı Sovyetler Birliğinin Amerika’nın 50 km üzerinde bir nükleer silah patlatması durumunda bu etkiyi yaratarak Amerika’nın altyapısını çökertebileceğinden korkuyordu. Bu arada bu saldırı ihtimali hala söz konusu. Ama tek ihtimal nükleer saldırı sonucu kaynaklanan bu etki de değil. Zira nükleer kaynaklı olmayan elektromanyetik bombalar da başka bir olasılık.
Başta bahsettiğimiz gibi Amerika’nın elinde EMP silahı olduğu düşünülüyor. Ama hangi tür olduğundan emin değiliz. Fakat bildiğimiz bir şey var. Bilimsel araştırmaların çoğu HPM olarak bilinen yüksek güçlü mikrodalgalara odaklanmış durumda. O nedenle bu tip bir teknolojinin bulunması yüksek ihtimal. Ama tabi şu var. Bu HPM’leri tam da silah olarak düşünemeyiz. Aslında bildiğimiz devasa güce sahip mikrodalga fırın gibi düşebiliriz. Belirli bir alana yoğun bir şekilde mikrodalga enerjisi iletebilen fırınlar. Bu tip cihazlar uçaklara monte edilerek belirli binaların veya bir bölgenin altyapısı hedef alınabilir.
Ama bu teknolojiyi üretmek ve kullanmak tabi ciddi bir teknolojik gelişmişlik ve bütçe gerektiriyor. Ve elektromanyetik silahların başka bir olasılığı ise daha ucuz ve asıl korkutucu olan da bu. Belirli bir bilgi birikime sahip bir grup bunları üretebilir. Flux compression generator bombs ya da FCG olarak bilinen ve akış sıkıştırma jeneratör bombaları olarak çevirebileceğimiz bu teknolojinin basit bir tasarımı var. Kısaca nasıl çalıştığından bahsedelim ama tabi kimse bu tanımdan faydalanarak bu tip silahı üretemez, merak etmeyin.
Basit olarak bu tip bir silahın armatür olarak bilinen metal bir silindiri, çevresinde bir bobini bulunur. Armatür silindiri patlayıcı ile doldurulur ve tamamını içine alan bir de muhafazası bulunur. Bobin ile silindir arasında da bir boşluk bulunur. Kapasitörlerden oluşan bir enerji kaynağı da bulunan bu silah ateşlendiğinde belirli bir hedefe çok güçlü bir elektromanyetik patlamaya neden olur. Peki. Farklı EMP olasılıklarından bahsettik ama böyle bir saldırı sonucunda asıl bizi neler bekliyor. Bu tip silahlar ne tür bir zarara neden olabilir. Ona bakalım.
Bu silahların özünde “ölümcül” olmadığını söyleyelim öncelikle. Asıl amaç can kaybına neden olmak değil. Seviyelerine bağlı olarak düşük seviyede elektronik sistemleri kısa süreli saf dışı etmekten bilgisayar ve sunucu altyapılarında verileri tamamen kullanılamaz hale getirmeye kadar kullanım alanları mevcut. Breaking Bad’in efsane sahnesi aklınıza gelmiştir izlediyseniz. Daha büyük çapta ise ulaşım sistemleri, iletişim sistemleri, navigasyon ve uzun veya kısa menzilli sensör sistemleri tamamen saf dışı bırakılabilir.
Bu sayede bir ülkenin askeri altyapısı tamamen kullanılamaz hale getirilerek navigasyon sistemi olmayan ordular gerilla tipi bir savaşa itilebilir. Sığınaklar hedef alınarak tüm havalandırma, ışıklandırma ve iletişim sistemleri yok edilebilir. Daha da kötüsü bir hastane hedef alındığında mesela yoğun bakımda destek ünitelerine bağlı hastaların hayatını kaybetmesine dahi neden olabilir. İşte tüm bu olasılıklar dünya çapında tüm ülkelerin savunma stratejilerinin bunu dikkate alarak geliştirilmesine neden olmuştur.
Birçok ülke istihbarat sistemlerini, gizli verilerini korumak amacı ile bu tip saldırılara dayanıklı binalar ve bölgeler inşa ediyorlar. Son olarak ise bu tip bir saldırının psikolojik etkileri de çok büyük olacaktır. Zira başta da bahsettiğimiz gibi büyük çaplı bir elektromanyetik saldırı ile modern dünyanın bel kemiği tamamen ortadan kalkarak yüzyıllar boyunca büyük emeklerle inşa edilen teknolojiler ve altyapılar yok edilerek bir ülke yüzyıllar öncesine ışınlanabilir. Sanırım şu 4. Dünya savaşı kazma kürekle olacak öngörüsünün arkasındaki korku da bu tip bir olasılık.
Tek ümidimiz elbette sayısız savaş görmüş ve hepsinden büyük zarar görmüş insanlığın artık bu kadar ahmak olmayacağını ummak…




