Burası SAP Center… California’da bulunan bir stadyum. Genellikle buz hokeyi gibi spor müsabakaları için kullanılan bu mekan birçok kez de çok ünlü müzisyenlerin konserlerine de sahne oldu. 18.000 kişilik kapasitesi olan bu mekanda geçtiğimiz günlerde alışılmışın dışında bir etkinlik vardı. İzleyicilerin hınca hınç doldurduğu stadda ne olduğunu bilmeseniz kesin çok ünlü birinin konseri var derdiniz. Ama yok. Bu sefer bu coşkulu seyirciler bir pop starı değil bir “yazılımcıyı” bekliyorlardı. Evet. Jensen Huang… NVidia’nın bu yılki Geliştiriciler Konferansında sahnedeydi.
Gerçek geliştiriciler ve yazılımcıların da bulunduğu bu konferansta Huang’ın hayranları, gazeteciler, film yıldızları da vardı. Bir miktar hayal kırıklığı yaşamış olabilirler. Zira Huang öyle alkış kıyamet geçen Apple konferanslarının aksine hiç sakınmayıp çok teknik, çok “nerd”, çok detaylı ve show bekleyenler için bir miktar sıkıcı olabilecek 2 saatlik bir sunum yaptı. Zaten “bu bir konser değil biliyorsunuz değil mi” derken de bunun mesajını vermişti. Ve 11 bin kişiden fazla kişinin doldurduğu mekanda bir anlamda geleceğin resmini çizdi. Öyle şeylerden bahsetti, öyle teknolojiler tanıttı ki… Sıkı tutunsanız iyi edersiniz. Neden mi?
Size olan biteni özetleyeyim isterseniz. Önce biraz teknik konuşacağız ama sonunda tüm bunların açtığı kapıları, dijital evrenleri, yepyeni bir sanayi devrimini, Disney’den çıkmış robotları ama en önemlisi şu anda dijital bir antrenman sahasında eğitim alan gerçek robotlar ve bunların ne anlama geldiğini konuşacağız.
NVidia’nın hikayesini anlattığım ve her gün yeni bir gelişme nedeniyle bir türlü yayınlayamadığım videoda bir çipten bahsetmiştim. NVidia’nın bir gecede trilyon dolarlık şirketler arasına girmesini ve dünyanın en önemli şirketi haline gelmesini sağlayan. Hopper adı verilen mimari üzerine kurulu H100 kartlarından. ABD’nin Çin’e ihracını yasakladığı, ChatGPT gibi tüm modellerin eğitiminde kullanılan bir çipti bu. Ne zaman duyurulmuştu biliyor musunuz? 2022 Eylül ayında. Şimdi. Bu çip zaten bugünkü yapay zeka çılgınlığının lokomotifi durumundayken Jensen Huang bu etkinlikte henüz 2 yıllık çiplerini bir anlamda “eskidi”, daha büyüğüne ihtiyacımız var diyerek Blackwell çiplerini duyurdu. Oyun teorisi, olasılık teorisi, bilgi teorisi ve istatistiğe önemli katkılarda bulunan ve Yapay Zekanın da en önemli isimlerinden biri Amerikalı bir istatistikçi ve matematikçi David Blackwell’den alıyor ismini. 10 milyar dolarlık arge bedeliyle geliştirilen ve sıkı durun, bu, Huang’ın elinde tuttuğu şeyin içinde 208 milyar tane transistör bulunuyor. Kendi deyimiyle geliştirilebilecek en büyük çip bu. Ve bu aslında iki ayrı çipin birbiri ile paralel konumlandırılması ile oluşturulmuş bu çip mevcut H100 mimarisine göre çok daha fazla işlem gücü vaadediyor. Ve daha iyi anlamak için aslında şu bilgi yeterli olacaktır. Şu anda müşteri tipi kartlarından en güçlülerinden biri GTX 4090, 90 Teraflop işlem gücü sunuyor. Teraflop dediğimiz de bir sistemin saniyede sunabildiği hesaplama gücünün bir ölçütüdür. TFLOP, saniyede trilyonlarca hesaplama anlamına geliyor. Blackwell’de bu işte 10.000 Teraflop’a kadar çıkabiliyor. Ve bununla 28 trilyon parametreye kadar işlem hacmi sunduğunu da söylüyor. Bunu da şöyle zihnimizde canlandırabiliriz. Şu anki en gelişmiş büyük dil modeli GPT-4’ü eğitmek için 1.8 trilyon parametre kullanılıyor. Sunduğu hacmi hayal edin.
Ve bu platformun sunduğu asıl büyük avantaj “ölçeklenebilir” olması. Birçok Blackwell tabanlı çipi tek bir sistem içerisinde kullanarak çok daha az donanım ile süper bilgisayar elde edebilirsiniz anlamına geliyor bu. Bunu da GB200 isimli bir sistemle gösterdiler zaten. Blacwell çipleri ve yine kendi CPU’ları Grace ile birleştirilerek oluşturulmuş GB200 kartlardan 36 tanesini tek bir kasaya yerleştirerek tek bir GPU gibi davranmasını ve 1.400.000 teraflop işlem gücü elde etmesini sağlayabiliyorsunuz. Ve bunlardan onlarca, yüzlerce yerleştirdiğiniz bir “Yapay Zeka Fabrikasında” hepsi tek bir GPU olarak çalışan bir “matrix” inşa etmeniz mümkün. Bu matrix kısmını açacağız birazdan ama u anda tek bir çipin 50.000 dolara kadar bir fiyat etiketi olacağı tahmin ediliyor ve buna rağmen dünyanın en büyük şirketleri cüzdanlarını çıkarmış hazır bekliyorlar. Sıraya girmiş durumdalar. Zaten daha duyurmadan Amazon bu çiplerden 20.000 tane sipariş etmiş bile.
Burada şunu dipnot olarak düşmek lazım. Nvidia’nın Blackwell’de kullandığı mimariyi aslında AMD çok uzun süredir kullanıyor. NVidia bir anlamda alışkanlıklarından da vazgeçiyor gibi görünüyor. Bunun sebepleri yakında ortaya çıkar ama burada biz “nvidia’nın” alışkanlıklarını değiştirmesine odaklanalım. Zira bu kartlar yarın sizin alıp bilgisayarınızda kullanabileceğiniz ürünler değil. Bunlar devlerin yeni dünyayı şekillendirirken kullanacakları altyapılar. Ve bakın NVidia bu konuda neler vadediyor.
Donanım tarafında zaten yıllardır gelen deneyimini birçok kez başarısız olduğu yazılım alanında da göstermeye başlayacak Nvidia. Ve asıl fark yaratan da bu olacak.
Sadece Generative AI için özel geliştirilen bu Blackwell platformunun yanında bir şey daha duyurdu Jensen. Jetson Thor isimli bir tür mikro işlem ünitesi. Bu ünitenin temel amacı ise GROOT ismini verdikleri yeni tip robotların beyni ve kalbi olması… Evet. NVidia robot işine giriyor. Hem de elindeki tüm imkanlarla. Ama zaten Figure 01 gibi bir sürü robot görüyoruz, NVidia ekstra ne sağlayacak derseniz matrix burada devreye giriyor işte. Ki zaten Jensen’ın sahnede sunduğu 8 robota dikkatli bakarsanız Figure 01’i de görebilirsiniz aralarında. Ama bu robotlarla ilgili en büyük sıkıntı ney? Gerçek hayatı öğrenmeleri için gerekli eğitim. Bu robotların gerçek dünyada deneme yanılma yolu ile, gösterimlerle vs. eğitilmesi biraz meşakkatli bir iş malum. NVidia da diyor ki. Gerçek dünyanın bir modelini oluştursak ve robotlar orada kendileri takılsa ve bu sırada kendini geliştirse. İşte bunun için Omniverse’ü geliştiriyorlar. Bu Omniverse de çok boyutlu bir evren aslında. Robotların spor salonu olarak tanımladığı Isaac Lab bu omniverse içerisinde mesela. Ama aslında kendi ihtiyaçlarınıza göre özelleştirebileceğiniz GROOT robotları görsellerden, videolardan, insanları izleyerek ve türlü kaynaklardan öğrenerek kendini geliştirebilen evrensel bir yapı. Omniverse ise yine çeşitli entegrasyonlarla ki buna Apple Vision Pro da dahil bu dijital evren ile gerçek dünya arasında bir köprü kuruluyor. Örneğin gerçek bir fabrikanın dijital bir ikizini yaratabilir ve VR Gözlükleri takarak bu gerçeğin kopyası ve gerçek zamanlı olarak güncellenen dijital fabrikada gezerek sorunları anında görüp çözebilir, gerçekte uygulaması aylar sürecek denemeleri dijitalde gerçekleştirebilirsiniz… Sadece bu da değil elbette. Endüstriyel tasarıma da uygulayabilirsiniz bunu. Yeni bir ürün tasarımını da, bir otomobil tasarımını da, bir binayı da, aklınıza gelebilecek her şeyi yine Omniverse üzerinde, VR Gözlüklerinizle gerçekleştirebilirsiniz…
İhtimalleri gözünüzde bir canlandırmanızı istiyorum burada. Hepsini konuşsak sabahlarız büyük ihtimalle ama konuşacağız tabi bol bol… Bir dünya modelinden bahsediyoruz burada. Yepyeni bir sanayi devriminden. Generative AI dediğimizde birçok insanın aklına gelen görsel üretmekten, basit sorulara cevap vermekten çok daha öte bir şeyden bahsediyoruz burada. Çok uzun süre önce de “bunlar deneme, bunlar bambaşka bir şeye hazırlık” diyordum, takip edenler zaten hatırlar. Heh. İşte tüm bunlar bunun için bir hazırlıktı. Yani. Biliyorum “daha ne olabilir” diye düşünebilirsiniz ama şunu söyleyeyim. Bu gördükleriniz bile daha başlangıç…
Huang bu arada 2 saat boyunca teknik detaylarla uykusunu getirdiği bir gösteri bekleyen hayranlarını da konferansın sonunda bayağı mutlu etti. Disney’nin tasarladığı ve NVidia’nın GROOT robotları için geliştirdiği Jetson Thor çipleri ile desteklediği ve Orange ve Green adını verdikleri iki robot Jensen’ın yanına gelerek kapanışı birlikte yaptılar.
Yani özetle tek tek ürünlerden ziyade NVidia hem Blackwell, hem omniverse, hem groot hem de burada detaylarına girmediğimiz bazı yazılım çözümleri ile birlikte “future-proof” yani gelecekte de geçerli olacak, ölçeklenebilir, sürekli kullanılabilir, özelleştirilebilir bir tür hizmet, ürün, çözüm sağlayıcısına dönüşüyor. Bu dönüşüm de hem NVidia için hem de dünya için yepyeni kapılar açıyor. Gerçekten de Sam Altman’ın söylediği gibi insanlık tarihinin en ilginç ve heyecan verici yıllarından biri olabilir şu anda içinde bulunduğumuz 2024 yılı. Açıkçası ben çok heyecanlıyım. Meraklı ve umutluyum da.
Bu heyecanımı paylaşmaya da devam edeceğim. Tüm senaryolarla birlikte bu devrimi birlikte takip edeceğiz. Siz de katılın bu yolculuğa. Ve her zaman odluğu gibi.




