Bebar Bilim · Merak, evrenin en iyi başlangıç noktasıdır.
Bilim Tarihi

Kaçıranlar İçin: 2022’de Bilim ve Teknolojide Neler Olmuştu?

▶ YouTube’da izle ↗

Oynatınca YouTube’a bağlanılır. YouTube’da aç ↗

Bu yazı, 1 Ocak 2023 tarihinde yayımlanan Bebar Bilim videosunun metninden uyarlanmıştır. Güncel gelişmeler içeren değerlendirmeler özgün yayın tarihinin bağlamındadır.

Baş döndürücü… İnsanlığın bilim ve teknoloji alanında ulaştığı ivmeyi tanımlayabilecek tek kelime. Baş döndürücü. 300.000 yıllık tarih. 12.000 küsür yıllık medeniyet. 2000-3000 yıla yayabileceğimiz bilimsel bakış açısı, 400-500 yıla sığdırabileceğimiz bilimsel sıçrama ve sadece 50 yılda tümünün meyvelerini topladığımız bir teknolojik dönüşüm, devinim, evrim ya da devrim… Baş döndürücü. Daha neler oluyor, anlayamadan, her geçen gün yepyeni bir gelişme. Bunu şu video ile daha iyi anlayacağız zira… Bugün itibariyle 2022’yi tamamlamış ve yeni bir yıla yelken açmış olan insanlık bakın sadece bir yılda. Sadece 365 günde, sadece 8760 saatte…

Kozmosun en derinlerine bakabilen bir mühendislik harikası sayesinde evreni anlama yolculuğumuzda dev adımlar attık, Dünyamıza gözünü dikmiş bir asteroidin rotasını nasıl değiştireceğimizi öğrendik, bilgiyi daha hızlı iletmek için ışığı manipüle etmeyi öğrendik, yapay zekada yeni bir eşiği aştık ve yığınla problemin de farkına vardık… Ama tabi sadece bunlar değil… 2022’de bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikteyiz… Sonunda 2023’te bizi nelerin beklediğine de perdeyi hafif aralayıp bakacağız. Herkese mutlu yıllar! … 2022 Ocak ayına gidelim önce.

Güney Pasifik’te Hunga Tonga-Hunga Volkanı 15 Ocak’ta patlayarak atmosfere tonlarca kül bıraktı. Bu son 30 yılda gerçekleşen en şiddetli patlamaydı. Bu olayın ardından ortaya çıkan şok dalgası dünyanın çevresini iki kez dolaştı ve 5 kişinin ölümüne yol açan bir tsunamiye de nede oldu. Tonga adası bir anlamda yeryüzünden silinmiş oldu. Püskürttüğü küller ise deniz yüzeyinden 40 km yükseğe kadar ulaştı ki bu tespit edilmiş en yüksek seviyeydi. Bu olay ile birlikte jeotermal aktivitelerin takibinin ne kadar önemli olduğu ve doğayı çok iyi dinlememiz gerektiğini çok daha iyi anlamış olduk.

Mart ve Nisan aylarına gittiğimizde ise benim de bir shorts videosu ile duyurduğum üzere insan akciğerlerinde ve daha da kötüsü kanında “mikroplastik” bulunduğunu öğrendik. Bir susam taneciği kadar veya daha küçük olan “mikroplastiklerin” her yerde olduğunu biliyorduk. Çeşme suyunda da varlar, Everest Dağının tepesinde, okyanusların bir kara parçasına en uzak yerlerinde, sindirim sistemimizde. Bunları kabul etmiştik. Fakat Nisan 2022’de araştırmacılar bunlardan akciğerlerimizde ve hatta kanımızda da olduğunu keşfetti. Bunun sonuçları ise daha fazla araştırma sonucunda ortaya çıkacak.

Temmuz ayına geldiğimizde ise yıllardır dört gözle beklediğimiz ve sonunda 25 Aralık 2021’de gönderebildiğimiz James Webb teleskobundan ilk görüntüler gelmeye başladı. Çok daha uzağı ve çok daha geçmişi görmemizi sağlayan bu cihazdan gelen daha önce hiç bu detay seviyesinde görmediğimiz fotoğraflar 12 Temmuz 2022’de açıklanmış ve Carina Nebulası, Stephan Beşlisi, Southern Ring Nebulası ile birlikte bir ötegezegenin atmosferinin spektrumu ulaşmıştı.

Bununla birlikte daha önce alınan derin alan fotoğrafı ile de büyük patlamadan 100 milyon yıl sonrasına kadar gidebildik. Ayrıca kendi güneş sistemimizden de fotoğraflar alabildik. Neptün’ün kızılötesi dalgaboyunda görüntülenen halkaları gibi. Ve bu yeni gözümüz şu an için dünyadışı yaşamı bulma konusunda en iyi şansımız olabilir. Ağustos ayında ise genetik alanında müthiş bir gelişme yaşandı ve bilim insanları domuzlarda bildiğimiz klinik anlamda ölü organları canlandırabildiklerini duyurdular.

Ölümsüzlüğün peşindeki insanlık için ilk etapta ömrü daha da uzatma yolunda ilk başa çıkması gereken sorun elbette organ yetmezliği. Buna yönelik ilk olarak BrainEx isimli bir girişim ile ölü bir beynin bazı bölümlerini canlandırmayı başaran araştırmacılar ardından geliştirdikleri OrganEx projesi ile domuzlarda ölümden birkaç saat sonra bile organları kısmen de olsa canlandırabildiklerini gördüler.

Sistem kalp, karaciğer ve böbreklerdeki ölü hücreleri çok yavaş bir süreç sonucunda belirli bir oranda yeniden canlandırmayı başardılar. Tabi bir yaşam-destek ünitesine bağlı bir şekilde gerçekleşen bu sistem ile ölü bir insanı canlandırma konusunda gidecek daha çok yolumuz olsa da gelecekte “ölümün” tanımını yeniden yapmamıza neden olabilecek bir ilk adım bu. Bu konu ile ilgili daha kapsamlı bir video yapabilirim bu arada… Detayları da çok ilginç. Cebimizde dursun.

Yine Ağustos ayında Batı Afrika’nın 400 km açıklarında daha önce keşfedilmemiş çok geniş bir asteroid krateri keşfedildi. Görünüşe göre bu çarpışma da Meksika’da bulunan ve dinozorların neslinin tükenmesine neden olan Chicxulub asteroidi ile aynı zamanlarda gerçekleşmiş ve bu bulguya göre dinozorların neslini bir değil iki, belki de daha fazla asteroidin neden olabileceği görülüyor. Kraterin çapı 8 km civarında ve Kuzey Atlantik Okyanusunun dibinde bulunuyor. Chicxulub kraterinden ayrılan bir parça da olabilir elbette bu ancak tabi bunun tamamen ayrı bir asteroid olabileceği olasılığı da mevcut.

Bu bulguyla aynı zamanlarda da bununla ilişkili bir başka gelişme yaşanmıştı. Eylül ayında hayata geçirilen NASA Dart görevi. Çok bahsi geçti, mutlaka duymuşsunuzdur ancak. Özetle bu görev ile bir uzay aracı 26 Eylül’de bir asteroid sistemine çarptırılmış ve bu şekilde bir asteroidin yörüngesi değiştirilerek olası bir tehlike durumunda dünyamızın korunup korunamayacağı test edilmişti.

Araç başarılı bir şekilde, saatte 23 bin km hızla başka bir asteroidin yörüngesinde bulunan bir asteroide çarptırılmış ve bir süre sonra alınan sonuçlara göre görev beklenenden de başarılı bir şekilde tamamlanmıştı. Astronomlar yörüngesini 1-2 dk civarında değiştirmeyi beklerken sonuçta 32 dakikalık bir sapma sağlanmıştı. Bu test ile gelecekte dünyamıza yönelecek bir asteroid durumunda etkili bir asteroid saptırma sistemine sahip olmayı umuyoruz.

Yine eylül ayında, bu sefer yapay zeka ile genetik alanında harika bir gelişme gerçekleşti. Adli tıpta özellikle çözülmemiş ve üzerinden çok uzun süre geçmiş suçlarda çok fazla insan gücü gerekiyor ve süreç çok yavaş ilerliyor. Bu şekilde bile başarı oranı %4’ü geçmiyor. İşte Standford Üniversitesinde geliştirilen bir matematiksel bir modele dayanan bir algoritma ile özellikle DNA konusunda vakalar 10 kat daha hızlı çözülebiliyor ve başarı oranı da %94’e ulaşmış durumda. Bu çözülmemiş vakalar konusunda müthiş bir gelişme olabilir. Bu konuyu da cebimize koyalım…

Ekim ayına geldiğimizde ise yine kanalda detaylıca konuştuğumuz ve hepimizi çok heyecanlandıran Nobel Ödülleri verildi. Özellikle 50 yıla yayılan bir çalışma sonucunda Alain Aspect, John Clauser ve Anton Zeilinger’in Kuantum Dolanıklığı ile ilgili çalışmaları Nobel Fizik Ödülüne layık görüldü ve bir anlamda “mesafeler arası ürkütücü olay” kanıtlanmış oldu. Bu çalışma atomaltı evrenle ilgili garip davranışları açıklamaktan da öte “kuantum bilişimin” en önemli alanlarından biri. Dijital dünyada yepyeni kapıları aralayacak.

Kasım ayında ise yine bir shorts videosu ile konuştuğumuz bir kara delik keşfi söz konusuydu. Bu kara delik keşfini diğerlerinden ayıran ise bunun dünyamıza en yakın kara delik olmasıydı. Bu kara deliğin de yörüngesinde bir yıldız bulunuyor ve bu yıldızın kaderini de maalesef çok iyi biliyoruz. Bir gün o kara deliğin tekilliğinde bulacak kendisini.

Yıl artık böyle bitecek derken Aralık ayında ChatGPT denen çılgın gelişme ile ortalık yine karıştı. Sorduğunuz neredeyse tüm sorulara çok kapsamlı, çok doğru ve ürkütücü biçimde “insansı” yanıtlar veren bu “chat” botu makine öğrenmesinin geldiği noktayı çok iyi gösteriyor. Bir anlamda gideceği yerle alakalı da spoiler veriyor bize.

E artık bu kadar gelişme yeter derken seneyi yine detaylıca konuştuğumuz müthiş bir haberle kapattık sayılır. Tarihte ilk defa. Nükleer Füzyon deneylerinde harcanan enerji ile elde edilen enerji arasında pozitif bir eşitsizlik sağlandı. Harcadığımızdan daha çok enerji elde ettik. Ve onyıllardır beklenen, temiz, sınırsız enerji hayalimize bir adım daha yaklaştık. Tabi sırada bunu en az 100 kat daha verimli hale getirmek var. Onun da zamanı gelecektir.

Yılı böyle kapattık sayılır demiştim zira bir de insanlığın aya yeniden ve bu sefer kalıcı olarak yapacağı yolculuğun ilk adımını da gördük. Artemis görevinin ilk insansız aşaması ay yörüngesindeki test görevini tamamladıktan sonra başarıyla geri döndü. Önümüzdeki yılki aşamada ay yüzeyine inme görevi bizi bekliyor. Bu da önümüzdeki yıla dair heyecanla beklediğimiz gelişmelerden birisi… İşte böyle…

Bitti mi? Bitmedi. İrili ufaklı, bahsetmeye kalksak saatler sürecek o kadar çok gelişme oldu ki. Tıpta, genetikte, teknoloji, fizik, kimya… Yüzbinlerce müthiş bilim insanı gecesini gündüzüne katarak bir taraftan pratikte yaşamı daha yaşanabilir kılmaya, insanı bir adım öteye taşımaya çalışırken diğer taraftan da evrenin gizemlerini çözmeye çalışıyor. Biz de en ön sıradan muhteşem bir gösteri izleyen bir çocuğun heyecanı ile olan biteni takip ediyoruz. Tekrar mutlu, sağlıklı, sevgi dolu yıllar diliyorum.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

  1. Özgün Bebar Bilim videosu
  2. İlgili okuma (Wikipedia, İngilizce): 2022 in science