3 Büyük Keşif: Yeni Gözümüz Yapay Zeka

Leeuwenhoek'in damlasından yapay zekâya: 2000 yıl önce yanmış rulolardan okunan ilk kelime, ispermeçet balinalarının kodaları ve Erdős'ün 80 yıl doğru sanılan iddiasını çürüten ispat.

İstersen izle
Video kapağı

Oynat düğmesine bastığında YouTube oynatıcısı yüklenir. YouTube’da izle ↗

Bu yazı, Bebar Bilim’in “3 Büyük Keşif: Yeni Gözümüz Yapay Zeka” videosunun metninden uyarlanmıştır.

1670’lerde Hollanda’da Antonie van Leeuwenhoek diye bir kumaş tüccarı var. Kumaşın dokusunu daha iyi görmek için kendi küçük merceklerini yapıyor. Bir gün bu merceklerden biriyle bir damla göl suyuna bakıyor ve suyun içinde kıpır kıpır yüzen yüzlerce küçük canlı görüyor. Heyecanla Londra’daki Royal Society’ye mektup yazıyor.[1] Orada kimse inanmıyor. Bir damla suyun içinde canlı dolu bir dünya olduğunu söyleyen bir kumaşçı… Kulağa saçma geliyor.

Antonie van Leeuwenhoek portresi, Jan Verkolje
Antonie van Leeuwenhoek. Tablo: Jan Verkolje, kamu malı, Wikimedia Commons

Ama o canlılar hep oradaydı. İnsanlar binlerce yıldır o suyu içiyor, o suyla yıkanıyordu. Eksik olan tek şey bakacak bir aletti.

Bilimde bu çok sık olur. Galileo teleskobunu Jüpiter’e çeviriyor ve etrafında dönen uyduları görüyor. Röntgen bir ışın buluyor ve ilk kez canlı bir insanın kemiklerine bakabiliyoruz. Dünya değişmiyor, biz onu görmenin yeni bir yolunu buluyoruz.

Bugün de elimizde böyle yeni bir alet var. Çoğumuz onu sohbet eden bir program olarak tanıyoruz ama yapay zekanın asıl gücü başka yerde. Işığa değil veriye bakıyor. Bir insanın bir ömürde inceleyemeyeceği kadar büyük, ya da gözünün fark edemeyeceği kadar ince örüntüleri yakalıyor. Ve son birkaç yılda bilim insanları onu nereye çevirdiyse, orada hep duran ama kimsenin göremediği bir şey çıktı.

Bu yazıda bunun üç örneğini anlatacağım: 2000 yıl önce yanmış bir kütüphane, okyanusta konuşan balinalar ve 80 yıl boyunca doğru sanılan bir matematik iddiası.

1. Keşif: Yanmış kütüphane

MS 79’da Vezüv patlıyor. Pompeii’nin hemen yanındaki Herculaneum kasabası da volkanik malzemenin altında kalıyor. Kasabanın dışında büyük bir villa var, villanın içinde de bir kütüphane. 1750’lerde kazı yapanlar bu kütüphaneyi buluyor ve içinden 1800’den fazla papirüs rulo çıkarıyorlar. Antik dünyadan bütün hâlinde bize ulaşan tek kütüphane bu. Yalnız rulolar yanardağın sıcağında kömürleşmiş. Hatta ilk bulduklarında kömür parçası sanıyorlar.

Karl Bryullov, Pompeii'nin Son Günü
MS 79 patlaması, 19. yüzyıl ressamının gözünden. Tablo: Karl Bryullov, Pompeii’nin Son Günü (1830–1833), kamu malı, Wikimedia Commons (kırpıldı)

Sonra bu ruloları açmaya çalışıyorlar. Bıçakla kesiyorlar, kimyasal döküyorlar, ruloyu milim milim açan makineler yapıyorlar. 250 yıl boyunca uğraşıyorlar ve ruloların çoğu bu sırada parçalanıyor. Açılabilenlerin de büyük kısmı okunmuyor. Sonunda kalanlara dokunmamaya karar veriyorlar.

Çerçevelenmiş kömürleşmiş Herculaneum papirüsü parçası
Açılmaya çalışılmış bir rulodan kalan kömürleşmiş parçalar (Papirüs 1521). Fotoğraf: British Library, kamu malı, Wikimedia Commons

1990’ların sonunda Kentucky Üniversitesi’nden Brent Seales diye bir bilgisayar bilimci işin içine giriyor. Diyor ki ruloyu açmayalım, tomografiye sokalım, katmanlarını bilgisayarda sanal olarak açalım. Bu yöntem başka antik belgelerde işe yarıyor[2] ama Herculaneum’da takılıyor. Çünkü o dönemin mürekkebi isten yapılıyor, yani karbon. Yanmış papirüs de karbon. Taramada papirüsün kıvrımları görünüyor ama yazı arka plandan ayrılmıyor.

Seales’in ekibi burada yapay zekaya dönüyor. Mürekkep gözle görünmese de papirüsün yüzeyinde çok ince bir doku farkı bırakıyor olabilir diye düşünüyorlar. Bir modele mürekkepli ve mürekkepsiz binlerce örnek gösteriyorlar ki o farkı kendisi öğrensin.

2023’te işi herkese açıyorlar. Vesuvius Challenge adında 1 milyon dolar ödüllü bir yarışma başlatıyorlar ve tarama verilerini internete koyuyorlar. Aynı yılın Ekim ayında Nebraska’da 21 yaşında bir üniversite öğrencisi, Luke Farritor, kendi eğittiği modeli bir rulonun taramasında çalıştırıyor ve ekranda bir kelime beliriyor. Kelime antik Yunanca “porphyras”, yani mor. 2000 yıldır açılmamış bir kitabın içinden okunan ilk kelime bu.[3]

İlk okunan kelime: porphyras
Kömürleşmiş bir rulonun taramasından okunan ilk kelime. Grafik: Bebar Bilim

Ondan sonra işler hızlanıyor. Birkaç ay içinde 2000’den fazla harf okunuyor. Sonra bir rulonun başlığı çıkıyor: Epikürcü filozof Philodemus’un “Kusurlar Üzerine” adlı kitabı.[4] Bu yılın Haziran ayında da 1980’lerde açmaya çalışıp “okunamaz” dedikleri bir rulonun içinden bir buçuk metreye yakın bir metin çıkarıyorlar. Daha önce kimsenin bilmediği bir felsefe metni.[5] Üstelik açılmayı bekleyen 600’den fazla rulo daha var.

Rulolarda yeni gelişmeler: kurşunlu mürekkep

Bu rulolardan birkaç ay önce kısa bir videoda bahsetmiştim. O videodan sonra iki şey daha oldu. Eylül’de Berkeley’den bir ekip kendi papirüs rulolarını yaptı, üzerine biraz kurşun karıştırılmış mürekkeple yazdı ve onları Vezüv’deki gibi oksijensiz bir ortamda yaktı. Sonra taradılar ve kurşunlu mürekkebin taramada parlak izler olarak çıktığını gördüler.[6] Antik dönemde bazı mürekkeplere kurşun ya da bakır katıldığı biliniyor. Yani bazı rulolardaki yazılar sandığımızdan çok daha kolay okunabilir. Hatta elde taşınan bir cihazla hangi ruloda kurşun olduğuna bakıp önce onları taramak mümkün. Bir de yarışmanın ekibi yeni bir hedef koydu: Haziran 2027’ye kadar herhangi bir ruloyu güvenilir şekilde okuyabilen yönteme 1 milyon dolar.[7]

Burada şunu söylemem lazım. Bu metinleri yapay zeka okumuyor. Model sadece mürekkebin nerede olduğunu gösteriyor. Harfleri tek tek çıkarıp antik Yunancayı okuyan, ne anlattığını yorumlayan papirologlar.

2. Keşif: Konuşan balinalar

İkinci gelişme okyanustan.

Bu ara ispermeçet balinalarından çok bahsediyoruz. Geçenlerde paylaştığım dev kalamar videosunda da başrolde onlar vardı. Karanlık derinliklerde yollarını ve avlarını tıkırtılarla buluyorlar. Ama araştırmacılar bir süre sonra bir şey fark ediyor. Balinalar bir araya geldiğinde, yan yana yüzerken, belli ritimlerde tıkırtı dizileri çıkarıyorlar. Bu dizilere koda diyorlar.

Kanadalı biyolog Shane Gero 2005’ten beri Dominika açıklarında aynı balina ailelerini dinliyor. Her ailenin, her klanın kendine ait kodaları olduğunu görüyor. Yavrular bunları annelerinden öğreniyor. Yani balinaların bir kültürü var. Ama bu kodaların ne anlama geldiğini kimse bilmiyor. İnsan kulağıyla 21 farklı koda ayırt edebiliyorlar, daha ötesine geçemiyorlar.

2020’de Project CETI kuruluyor ve bu kayıtları yapay zekayla incelemeye başlıyorlar.[9] 2024’te MIT’den bir ekip 8.700’den fazla kodayı analiz ediyor ve kodaların sabit kalıplar olmadığını görüyor. Balinalar aynı ritmi bazen uzatıyor, bazen kısaltıyor, bazen sonuna fazladan bir tık ekliyor. Bu küçük parçaları birbiriyle birleştiriyorlar. 21 diye bildikleri koda sayısı bir anda 150’yi geçiyor.[8]

İspermeçet balinası kodalarının ritim ve tempo tablosu
Kodaların ritim ve tempo türlerine göre dağılımı; araştırmacılar buna balinaların “fonetik alfabesi” diyor. Şekil: Sharma vd. (2024), Nature Communications, CC BY 4.0

Geçen yıl Berkeley’den dilbilimci Gašper Beguš başka bir şey deniyor. Balinaların tıkırtıları bizim konuşmamıza göre çok yavaş. Belki de yanlış hızda dinliyoruz diye düşünüyor ve kayıtları hızlandırıyor, aradaki sessizlikleri çıkarıyor. Hızlanınca kayıtlarda bizim “a” ve “i” seslerimize benzeyen iki ayrı ünlü duyuluyor.[10] Bir ünlüden diğerine kayan sesler de var. Bu yıl yayımlanan başka bir çalışma da bu seslerin, bizim dillerimizdeki ünlüler gibi, yanlarındaki sese göre değiştiğini gösteriyor.[11]

Yapay zeka burada telefon klavyenizin yaptığına benzer bir şey yapıyor. Klavye mesaj yazarken bir sonraki kelimenizi tahmin ediyor ama ne yazdığınızı anlamıyor. Milyonlarca cümleye bakıp hangi kelimenin hangisinden sonra geldiğini öğreniyor, o kadar. CETI’nin modelleri de koda dizilerine bakıp bir sonraki kodayı tahmin etmeye çalışıyor ve bazen tutturuyor.

Kodaların anlamını hâlâ bilmiyoruz. Yapıyı görüyoruz ama anlam için her sesin hangi davranışla birlikte çıktığını eşleştirmek gerekiyor. O bilgiyi de yine yıllarını teknede geçiren insanlar topluyor. Ama yüzyıllarca yağı için avladığımız bir hayvanla konuşmaya hiç bu kadar yaklaşmamıştık.

3. Keşif: 80 yıllık hata

Üçüncü gelişme matematikten.

1946’da Paul Erdős’ün sorduğu bir soru var.[12] Bu soruyu anlatmanın en kolay yolu bir masa. Masaya bozuk paralar diziyorsunuz, elinizde de hepsi aynı boyda bir kutu kibrit var. Kural şu: iki paranın arası tam bir kibrit boyuysa, aralarına bir kibrit koyabiliyorsunuz. Biraz kısa ya da biraz uzunsa olmaz, tam o boy olacak. Soru da şu: paraları nasıl dizerseniz masaya en çok kibriti koyarsınız?

Kibrit kuralı: iki para arasına ancak tam bir kibrit boyu varsa kibrit konur
Kural: iki paranın arası tam bir kibrit boyu olmalı. Grafik: Bebar Bilim

Üç parayla başlayalım. Üçünü bir üçgenin köşelerine koyarsanız her biri diğer ikisine tam bir kibrit uzaklıkta oluyor. 3 para, 3 kibrit. Dördüncü parayı da üçgenin bir kenarının öbür tarafına, yanına ikinci bir üçgen oluşacak şekilde koyarsanız iki kibrit daha geliyor. 4 para, 5 kibrit. Buraya kadar kolay. Ama para sayısı yüze, bine, milyona çıkınca iş değişiyor.

Akla ilk gelen, paraları kareli defter gibi bir ızgaraya dizmek. Her para sağındaki ve üstündeki komşusuna bir kibritle bağlanıyor, yani para başına aşağı yukarı iki kibrit düşüyor. Erdős burada daha akıllıca bir şey yapıyor. Kibriti ızgaranın bir karesi kadar değil, beş karesi kadar uzun alıyor. Çünkü kareli defterde bir noktadan beş kare uzaklığa tek bir yoldan gitmiyorsunuz. Dümdüz beş kare gidebilirsiniz, ama üç kare sağa, dört kare yukarı gittiğinizde de tam beş kare uzaktasınız. Bütün yönleri sayınca her paranın çevresinde ona tam bir kibrit uzaklıkta 12 para çıkıyor. Kibrit boyunu böyle birçok farklı yoldan tutturulabilen uzunluklara göre seçtikçe kibrit sayısı daha da artıyor.

Kibrit boyu büyüdükçe komşu sayısı artıyor: 5 kare 12, 25 kare 20, 65 kare 36 komşu
Kibrit boyunu birçok yoldan tutturulabilen uzunluklara göre seçmek komşu sayısını artırıyor. Grafik: Bebar Bilim

Yalnız bu numaranın bir sınırı var. Para sayısı büyüdükçe çok az işe yarıyor. Para sayısını bin kat, milyon kat artırıyorsunuz, para başına düşen kibrit ancak birkaç tane artıyor. Erdős bundan çok daha iyisinin yapılamayacağını düşünüyor. Paraları nasıl dizerseniz dizin, para başına düşen kibritin hep bu kadar yavaş artacağını söylüyor. Bu iddia 80 yıl boyunca ne kanıtlanabiliyor ne çürütülebiliyor ama matematikçilerin çoğu doğru olduğuna inanıyor.

Erdős'ün 1946 iddiası: para başına kibrit bundan hızlı artamaz
Erdős’ün iddiası: para başına düşen kibrit, ızgara yönteminden belirgin biçimde hızlı artamaz. Grafik: Bebar Bilim

Geçen yıl Ekim ayında bir yapay zeka şirketinin yöneticisi çıkıp modellerinin Erdős’ün çözülmemiş on problemini çözdüğünü duyuruyor. Birkaç gün içinde bu çözümlerin çoğunun zaten yıllar önce yayımlandığı ortaya çıkıyor. Model yeni bir şey bulmamış, eski makaleleri bulmuş. Paylaşımı siliyorlar.[13]

O yüzden bu yılın Mayıs ayında OpenAI tam bu soruyla ilgili bir duyuru yaptığında herkes temkinli yaklaşıyor. Ama bu sefer gerçekten yeni bir şey var. Matematik için özel eğitilmemiş, genel amaçlı bir model, paralar çoğaldıkça para başına düşen kibritin de gerçekten, düzenli olarak arttığı dizilimler buluyor. Yani Erdős’ün olmaz dediği şey oluyor.[14][15]

Yapay zekanın bulduğu dizilimlerde para başına kibrit Erdős'ün sınırını aşıyor
Modelin bulduğu dizilimler Erdős’ün öngördüğü sınırın üstüne çıkıyor. Grafik: Bebar Bilim

Asıl ilginç olan, modelin bu dizilimleri nereden bulduğu. Erdős’ün beş karelik numarasına bir daha bakın. O numara aslında geometriden değil, sayılardan geliyor. 25 sayısının hem 0 ile 5’in, hem de 3 ile 4’ün karelerinin toplamı olmasına dayanıyor. Model bu fikri alıp sıradan sayıların çok ötesine taşıyor. Matematikçilerin bambaşka sorular için geliştirdiği, simetrileri çok daha zengin sayı sistemlerini kullanıyor. Bu sistemlerde aynı uzunluğu tutturmanın yolu çok daha fazla. Paraları da bunların üzerine diziyor.

Bağımsız matematikçiler ispatı satır satır kontrol ediyor ve doğru buluyor. Fields Madalyası sahibi Tim Gowers, bu makaleyi bir insan yazmış olsaydı tereddüt etmeden yayımlanmasını önereceğini söylüyor.[16]

Aradaki fark çok küçük. Para başına düşen kibrit, para sayısıyla birlikte çok ama çok yavaş artıyor. Ama artıyor. Ve 80 yıldır doğru sanılan iddia yanlış çıkıyor.

80 yıl doğru sanılan iddia yanlış çıktı
Fark küçük ama gerçek: 80 yıl doğru sanılan iddia yanlış. Grafik: Bebar Bilim

Görmek ve anlamak

Leeuwenhoek’e dönersek, damladaki canlıları görmek işin sadece başıydı. Onların ne olduğunu, hastalıklarla ne ilgisi olduğunu anlamak için iki yüz yıl ve Pasteur gibi insanlar gerekti. Mikroskop görmemizi sağladı, anlamak bize kaldı.

Louis Pasteur laboratuvarında, Albert Edelfelt
Louis Pasteur laboratuvarında. Tablo: Albert Edelfelt (1885), kamu malı, Wikimedia Commons

Bugün de rulolardaki mürekkebi yapay zeka buldu ama metni papirologlar okudu. Balinaların seslerindeki yapıyı modeller çıkardı ama o seslerin anlamını onları yıllardır izleyen biyologlar çözecek. Erdős’ün sorusunun cevabını bir model buldu ama soruyu soran da ispatı onaylayan da matematikçilerdi.

Elimize yeni bir göz geçti. O gözü nereye çevireceğimize ve gördüğümüzden ne anlayacağımıza yine biz karar vereceğiz. Siz olsanız ilk nereye çevirirdiniz?

Merakın burada bitmesin.

Kaynakça

  1. van Leeuwenhoek, A. (1677). Observations, communicated to the publisher by Mr. Antony van Leewenhoeck, in a Dutch letter of the 9th Octob. 1676. Philosophical Transactions of the Royal Society, 12(133), 821–831. https://doi.org/10.1098/rstl.1677.0003
  2. Seales, W. B. vd. (2016). From damage to discovery via virtual unwrapping: Reading the scroll from En-Gedi. Science Advances, 2(9), e1601247. https://doi.org/10.1126/sciadv.1601247
  3. Vesuvius Challenge: 2023 ilk kelime ve 2024 büyük ödül duyuruları. https://scrollprize.org
  4. ESRF. The day the Herculaneum scrolls began speaking again. https://www.esrf.fr/home/news/general/content-news/general/the-day-the-herculaneum-scrolls-began-speaking-again.html
  5. Kentucky Üniversitesi / Vesuvius Challenge, 25 Haziran 2026 açıklaması (Newswise). https://www.newswise.com/articles/historic-breakthrough-ancient-works-recovered-from-carbonized-herculaneum-scrolls
  6. UC Berkeley, kurşunlu mürekkep deneyi, PLOS ONE, 16 Eylül 2026 (ScienceDaily özeti). https://www.sciencedaily.com/releases/2026/09/260925005414.htm
  7. Vesuvius Challenge. 2026 Open Problems (Haziran 2027 hedefli 1 milyon dolarlık ödül). https://scrollprize.org/2026_open_problems
  8. Sharma, P., Gero, S., Payne, R., Gruber, D. F., Rus, D., Torralba, A. ve Andreas, J. (2024). Contextual and combinatorial structure in sperm whale vocalisations. Nature Communications, 15, 3617. https://doi.org/10.1038/s41467-024-47221-8
  9. Project CETI, araştırma sayfası. https://projectceti.org/research
  10. National Geographic (12 Kasım 2025). Sperm whale speech has human-like “vowels”. https://www.nationalgeographic.com/animals/article/sperm-whale-communicate-vowels
  11. Nisan 2026 Proceedings of the Royal Society B çalışmasının özeti (MarineBio). https://www.marinebio.org/we-have-been-listening-to-sperm-whales-for-40-years-we-were-missing-most-of-what-they-were-saying/
  12. Erdős, P. (1946). On sets of distances of n points. The American Mathematical Monthly, 53(5), 248–250. https://doi.org/10.2307/2305092
  13. TechCrunch (19 Ekim 2025). OpenAI’s “embarrassing” math. https://techcrunch.com/2025/10/19/openais-embarrassing-math/
  14. OpenAI (20 Mayıs 2026). Model disproves discrete geometry conjecture. https://openai.com/index/model-disproves-discrete-geometry-conjecture/
  15. TechCrunch (20 Mayıs 2026). OpenAI claims it solved an 80-year-old math problem, for real this time. https://techcrunch.com/2026/05/20/openai-claims-it-solved-an-80-year-old-math-problem-for-real-this-time/
  16. Scientific American. OpenAI announces AI’s biggest math breakthrough yet (Tim Gowers’ın değerlendirmesi). https://www.scientificamerican.com/article/ai-just-solved-an-80-year-old-erdos-problem-and-mathematicians-are-amazed/

Görseller: Grafikler Bebar Bilim’e aittir. Tablolar ve fotoğraflar Wikimedia Commons’tan, kamu malı olarak kullanılmıştır: Jan Verkolje, Karl Bryullov, British Library, Albert Edelfelt. Koda tablosu: Sharma vd. (2024), Nature Communications (CC BY 4.0).

Birlikte düşünelim

Sorunu, katkını veya farklı bakış açını paylaş. Saygılı ve konuyla ilgili yorumlar birlikte düşünmemize yardımcı olur.

SENİN BEBAR ALANIN

Merakını yanında taşı.

Yazıları sakla, favorilerini biriktir ve topluluğa katıl. Üyelik ücretsiz.

Giriş yap / Üye ol →

Girişten sonra kaldığın içeriğe döneceksin.