Bebar Bilim · Merak, evrenin en iyi başlangıç noktasıdır.
Toplum ve Öğrenme

KARA BORSA EKONOMİSİ HAKKINDA HER ŞEY!

▶ YouTube’da izle ↗

Oynatınca YouTube’a bağlanılır. YouTube’da aç ↗

Bu yazı, 5 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan Bebar Bilim videosunun metninden uyarlanmıştır. Güncel gelişmeler içeren değerlendirmeler özgün yayın tarihinin bağlamındadır.

Günümüzde ekonomik sorunlarla boğuşurken, dünyanın ikinci en büyük ekonomisinin hızla büyüdüğünü duymak kulağa hoş geliyor, değil mi? Ama bu inanılmaz hızla büyüyen ekonomi bir ülkeye ait değil. Amerika değil. Çin hiç değil. Hatta Çin’den de büyük bir ekonomiden bahsediyoruz. Kara Borsadan…

Kara borsa, ya da daha kibar adıyla "Sistem D", sadece silah ticareti ve uyuşturucu kaçakçılığından ibaret değil. İnanması güç ama, eğer Sistem D bir ülke olsaydı, ekonomik büyüklük açısından Amerika Birleşik Devletleri’nin hemen arkasında, dünyada ikinci sırada yer alacaktı! Karaborsaya “sistem D” denmesinin sebebi de şu: Sistem D terimi, Fransızca "débrouillard" kelimesinden geliyor. Bu kelime "becerikli" veya "durumdan sıyrılmayı bilen" anlamına geliyor. Terim ilk olarak Afrika ve Karayipler’deki Fransız kolonilerinde kullanılmaya başlanmış.

Robert Neuwirth, "Stealth of Nations: The Global Rise of the Informal Economy" kitabında bu terimi detaylıca açıklıyor. Fransızlar günlük hayatta "se débrouiller" (idare etmek, kendini kurtarmak) fiilini kullanıyor ve "Système D" deyimi buradan doğmuş. Yani resmi sistemin dışında, kendi yolunu bularak hayatta kalma becerisi. Kitapta açıklandığına göre, özellikle gelişmekte olan ülkelerde insanlar resmi ekonomik sistemin dışında kalınca, kendi çözümlerini üretmek zorunda kalıyor. İşte bu "durumu idare etme" ya da "bir yolunu bulma" kültürü zamanla "Sistem D" olarak adlandırılmış.

Peki nedir bu Sistem D? Aslında kayıt dışı gerçekleşen her türlü alışveriş, her türlü ticaret bu gölge ekonominin bir parçası. Dünya nüfusunun yarısı bir şekilde bu sistemin içinde yaşamını sürdürüyor. Ancak madalyonun bir de karanlık yüzü var: Yasadışı ve tehlikeli uygulamalar, çevreye zarar veren faaliyetler ve hatta canımızı tehlikeye atan işlemler… İşte bugün, modern dünyanın bu karanlık ekonomik sistemini konuşacağız. Peki, kara borsa tam olarak nedir? Aslında bu sorunun cevabı oldukça basit: Kara borsa, ister gerçek dünyada olsun ister sanal ortamda, yasal olmayan mal ve hizmet alışverişinin yapıldığı her türlü platformdur.

Peki bir pazarı "kara" yapan nedir? Burada üç durum söz konusu: – Ya alınıp satılan malın kendisi yasadışıdır – Ya yapılan işlemin şekli yasadışıdır – Ya da her ikisi birden yasadışıdır

Size günlük hayattan basit bir örnek vereyim: Yemek almak ya da satmak normalde tamamen yasal bir işlemdir. Ama eğer satılan yemek yasadışı bir şekilde üretilmişse, işte o zaman bu işlem kara borsanın parçası haline gelir. Ya da Hamburger satmak tabii ki yasal. Ama diyelim ki bir restoran sadece nakit çalışıyor ve devlete ödemesi gereken vergileri ödemiyor. İşte o zaman bu restoran da kara borsanın bir parçası haline gelmiş oluyor. Maalesef ülkemizde “kayıt dışı ekonomi” şeklinde bir tabir yaygınlaşmış olsa da bunu yumuşatmaya gerek yok. Aldığınız ürün veya hizmet karşılığı fiş kesmeyen her işletme karaborsanın bir parçasıdır.

Yani anlayacağınız, illa ki uyuşturucu ya da silah ticareti olması gerekmiyor – bazen en masum görünen işlemler bile, yapılış şekline göre kara borsaya dönüşebiliyor. Peki karaborsa neden var? Peki, kara borsa tam olarak neden ortaya çıkıyor? Bunu Türkiye’den örneklerle anlatayım size. Kara borsa, ya da diğer adıyla gölge ekonomi, öncelikle devletin yasakladığı mal ve hizmetlerin alınıp satılmak istenmesiyle ortaya çıkıyor. Bu işlemler resmi kayıtlara girmediği için ekonomik verileri de çarpıtıyor. Düşünün, ülkemizde kaç işlem vergisiz yapılıyor ve bunlar milli gelir hesaplarına hiç yansımıyor.

İnsanlar bazen yasal olan şeyler için bile kara borsaya yöneliyor, çünkü vergi ödemek istemiyorlar. Hatta öyle durumlar var ki, insanlar farkında olmadan kara borsanın parçası haline geliyor. Mesela komşunuzla eşya takas ediyorsunuz ama bunun vergisini ödemiyorsunuz. Ya da ev temizliğine gelen yardımcınızı veya çocuk bakıcınızı sigortasız çalıştırıyorsunuz.

Bir de devletin istediği ruhsat ve lisanslardan kaynaklanan durumlar var. Bazı meslekleri yapmak için öyle maliyetli izinler ve belgeler gerekiyor ki, insanlar mecburen kayıt dışına yöneliyor. Size çok güncel bir örnek vereyim: İstanbul’da bir ticari taksi plakası almak istediğinizde milyonlarca lira ödemeniz gerekiyor. Sıradan bir girişimcinin böyle bir parayı ödemesi imkansız. Ne oluyor peki? İnsanlar korsan taksicilik yapmaya başlıyor – en azından yakalanana kadar.

Bu durum öyle bir hal aldı ki, UBER gibi araç paylaşım uygulamaları bile bu boşluktan doğdu. Yani sistem insanları adeta kayıt dışına itiyor. Benzer durumu seyyar satıcılardan tutun da, küçük esnafa kadar birçok alanda görüyoruz. İşyeri açmak için gereken ruhsatlar, belgeler, izinler o kadar çok ve maliyetli ki, bazı insanlar risk alıp kayıt dışı çalışmayı tercih ediyor. Bu aslında bir kısır döngü: Kurallar ve maliyetler arttıkça insanlar sistemi bypass etmenin yollarını arıyor, sistem bypass edildikçe devlet daha sıkı kurallar getiriyor, ve döngü böyle devam ediyor. Peki neden ortaya çıktı bu Pazar?

Elbette Ekonomik krizler ve yüksek işsizlik, kara borsa ekonomisinin büyümesinde çok önemli bir rol oynuyor. Düşünün, normal ekonomide iş bulamayan insanlar ne yapıyor? Mecburen kayıt dışı ekonomiye, yani yeraltı dünyasına yöneliyorlar. Bu bazen çok masum görünen işlerle başlıyor: Mesela komşunuzun tıkanan lavabosunu tamir ediyorsunuz, karşılığında nakit para alıyorsunuz ve tabii ki bu geliri vergide göstermiyorsunuz. Ya da evlere temizliğe gidiyorsunuz ama hiçbir resmi kaydınız yok.

Ama işin bir de çok daha karanlık boyutu var. Bazı insanlar çaresizlikten çok daha tehlikeli işlere bulaşabiliyor. Örneğin uyuşturucu ticareti gibi. Bu durumda sadece elde edilen gelirin vergisinin ödenmemesi değil, satılan maddenin kendisi de yasadışı oluyor. Yani suç katlanarak büyüyor.

Bu durum özellikle ekonomik krizlerin derinleştiği, işsizliğin arttığı dönemlerde daha da yaygınlaşıyor. İnsanlar ailelerini geçindirmek, borçlarını ödemek, hayatta kalmak için yasal olmayan yollara sapabiliyorlar. Ve maalesef bu durum, kara borsa ekonomisini giderek daha da büyütüyor. Böylece bir kısır döngü oluşuyor: Ekonomi kötüleştikçe kara borsa büyüyor, kara borsa büyüdükçe resmi ekonomi daha da zayıflıyor. Peki bu pazarda neler alınıp satılıyor? Ve daha da önemlisi, bazı insanlara göre “karaborsa” neden gerekli?

Öncelikle Kara borsada neler mi var? İnsanların aklına ilk olarak uyuşturucu ticareti, seks işçiliği, taklit lüks ürünler ve karaborsadan bilet satışı geliyor. Ama bu buzdağının sadece görünen kısmı. Dünya çapında çok daha ciddi ve az bilinen kara borsa pazarları var: İnsan organları ticareti, nesli tükenmekte olan hayvanların satışı, bebek ticareti, silah kaçakçılığı ve en korkuncu da insan ticareti…

Kara borsa sadece fiziksel dünyada değil, dijital dünyada da karşımıza çıkıyor. İnternette de kara borsa pazarı oldukça geniş. Mesela yüksek puanlı sanal ticaret hesapları satılıyor – tabii ki amacı güvenilir satıcı görünmek. Ya da Instagram’da sahte takipçi satın alma işi artık sıradan bir ticaret haline geldi. Popüler görünmek isteyen insanlar için hazır takipçi satışı yapan bir sürü platform var.

Karaborsayı destekleyen insanların ise kendince bazı gerekçeleri var. Mesela bazıları şöyle düşünüyor: Yasal ilaçlardan fayda göremeyen hastalar için esrar gibi yasadışı maddeler hayat kalitesini artırabilir. Ya da gelişmemiş bazı ülkelerde veya doğal afet yaşanan şehirlerde, temel ihtiyaç maddelerine ulaşmanın tek yolu bazen kara borsa olabiliyor. Bir de işin ekonomik boyutu var: Kara borsa, normal şartlarda iş bulamayacak ya da sosyal yardıma muhtaç olacak insanlara geçim kaynağı sağlıyor. Bu insanlar aslında devlet düzenlemeleri daha az olsa ya da ekonomi daha iyi durumda olsa rahatlıkla iş bulabilecek kişiler.

Ama işin özünde, kara borsaya bakış açınız tamamen sizin ahlaki ve etik değerlerinize bağlı. Mesela bazı insanlar şöyle düşünüyor: "Uyuşturucu kullanmak kişinin kendi tercihidir, başkasına zararı yoktur." Bu düşüncede olanlar, uyuşturucu ticaretini yapan kara borsayı da bir sorun olarak görmeyebilir. Ya da vergilerin çok yüksek olduğunu düşünen biri, kayıt dışı işçi çalıştırmakta bir sakınca görmeyebilir. Bu konuda kesin bir doğru ya da yanlış yok. Ama kara borsanın karanlık yüzünü de konuşmak lazım bir yargıya varmak için. Her ne kadar bazıları kara borsayı savunsa da, neredeyse herkesin hemfikir olduğu çok ciddi sorunlar var.

Öncelikle şunu düşünün: Kara borsada satılan malların bir kısmı yasal pazarlardan çalınıyor. Bu da dürüst iş insanlarının ekmeğiyle oynamak demek. Mesela siz çok ucuza bir marka çanta aldığınızda "Oh ne güzel, kelepir buldum" diye düşünebilirsiniz. Ama aslında farkında olmadan organize bir suç şebekesine destek olmuş olabilirsiniz. İşin daha da korkunç yanı varOrganize suç örgütlerinin kara borsa faaliyetleri, sandığımızdan çok daha karmaşık ve tehlikeli. Bu örgütler sadece hırsızlık yapmıyor ya da çalıntı mal satmıyorlar. Elde ettikleri büyük miktardaki yasadışı parayı çok daha karanlık işlerde kullanıyorlar.

Nasıl mı? Öncelikle bu paralar kayıt dışı olduğu için bankacılık sisteminin dışında hareket ediyor. Yani kimin, ne zaman, ne kadar para transfer ettiği bilinmiyor. Böyle olunca da bu paralar kolaylıkla terör örgütlerine aktarılabiliyor. Örneğin kaçak silah ticaretinden elde edilen para, sahte şirketler üzerinden terör örgütlerine ulaşıyor. Ya da uyuşturucu ticaretinden gelen paralar, dünyanın bir ucundan diğer ucuna, hiçbir iz bırakmadan transfer edilebiliyor.

Bu durum sadece ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda ulusal güvenlik sorunu. Çünkü bu paraların nereye gittiğini takip edemeyen devletler, terör örgütlerinin finansmanını engellemekte de zorlanıyor. Yani kara borsa, farkında olmadan terörün finansmanına da zemin hazırlıyor. Şiddet de kara borsanın ayrılmaz bir parçası. Çünkü bu piyasada hiçbir yasal koruma yok. Örneğin bir uyuşturucu satıcısının malları rakip bir çete tarafından çalındığında ne yapabilir? Polise gidip "Benim kokaini çaldılar, bulur musunuz?" diyemez değil mi? Ne yapıyor peki? Ne yaptığını biliyorsunuz?

Bir de işin vergi boyutu var. Kara borsa ekonomisinde kimse vergi ödemediği için, bu yük dürüst vatandaşların sırtına biniyor. Yani siz vergilerinizi düzenli öderken, birileri hiç vergi ödemeden para kazanıyor ve bu yüzden sizin ödediğiniz vergiler daha da artıyor. Yani anlayacağınız, kara borsa sadece yasadışı bir ekonomik faaliyet değil, aynı zamanda toplumun temellerini kemiren, şiddeti besleyen ve dürüst insanların hayatını zorlaştıran karmaşık bir sistem. Ve maalesef bu sistemin etkileri, sandığımızdan çok daha derin ve yaygın.

Bir de son olarak “grip pazar" olarak bilinen kavramla ve kara borsa arasındaki farka bir bakalım. Bu ikisi sık sık karıştırılıyor ama aslında çok farklı şeyler. Kara borsada durum net: Hem alınıp satılan şey yasadışı, hem de yapılan işlemin kendisi yasadışı. Örneğin uyuşturucu ticareti ya da insan kaçakçılığı gibi. Veya yasal bir ürünü vergi ödemeden, kurallara uymadan satmak da kara borsa kapsamına giriyor.

Gri pazara gelince, işler biraz daha karışık. Burada satılan ürünler tamamen yasal, ama satış yöntemi biraz şüpheli. Diyelim ki yurt dışından getirilen bir telefon var. Telefon markasının Türkiye’deki resmi distribütöründen izin almadan, yan yollardan getiriliyor ve satılıyor. Ya da bir oyun veya film, resmi satış tarihi gelmeden önce piyasaya sürülüyor. İşte bunlar gri pazar örnekleri. Yani Kara borsa tamamen yasadışı bir dünyada faaliyet gösterirken, gri pazar yasallığın tam sınırında, biraz bulanık bir alanda çalışıyor. Satılan ürün yasal, ama satış şekli tam olarak kurallara uygun değil.

Özetle: Kara borsa sandığımızdan çok daha karmaşık bir sistem. Sadece ağır vergiler ya da sıkı düzenlemeler yüzünden ortaya çıkmıyor. İnsanları kara borsaya iten birçok neden var: Ekonomik zorluklar, yüksek işsizlik, ağır bürokrasi, ulaşılamayan lisans ve ruhsat ücretleri, adaletsiz gelir dağılımı ve daha nicesi…

Bu yüzden kara borsa, basit yasaklarla ya da daha sıkı denetimlerle ortadan kaldırılabilecek bir şey değil. Çünkü sorun sadece yasal düzenlemelerde değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal sistemin kendisinde. İnsanlar yasal yollardan geçimlerini sağlayamadıkça, sistem dışına çıkmaya devam edecekler. Bu da kara borsanın, tüm olumsuz sonuçlarıyla birlikte varlığını sürdüreceği anlamına geliyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Yorumlarda konuşalım.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

  1. Özgün Bebar Bilim videosu
  2. İlgili okuma (Wikipedia, İngilizce): Black market