Bebar Bilim · Merak, evrenin en iyi başlangıç noktasıdır.
Uzay ve Evren

DÜNYANIN DÖNÜŞÜ BİRDEN DURSAYDI NE OLURDU?

▶ YouTube’da izle ↗

Oynatınca YouTube’a bağlanılır. YouTube’da aç ↗

Bu yazı, 21 Ocak 2024 tarihinde yayımlanan Bebar Bilim videosunun metninden uyarlanmıştır. Güncel gelişmeler içeren değerlendirmeler özgün yayın tarihinin bağlamındadır.

Dünya dönüyor evet. Çünkü onu durduracak hiçbir şey yok. Uzay boşluğunda ne bir hava direnci ne bir sürtünme. Dönmekten başka yapacak bir şeyi yok. O yüzden dönüyor. Bir tek ay biraz yavaşlatıyor bizi. O da 50.000 yılda bir saniye kadar etki ediyor o kadar. O nedenle dönmeye devam edeceğiz, çok uzun bir süre. Ama ya öyle olmasaydı. Yani. Bir anda. Bir nedenle. Dünya dönmekten vazgeçseydi? Olmaz ya. Biliyoruz olmaz. Ama ya olsaydı? Emin olun hiç de iyi olmazdı. Neden mi? Gelin bakalım.

Şimdi. Dünyamız kendi ekseni etrafında ekvatordan ölçtüğümüzde saatte 1600 km civarında dönüyor. Dünyanın ekvatordan ölçtüğümüzde çevresi de 40.000.000 metrenin üzerinde. Yani yüzeyde saniyede 400 metrelik bir hız söz konusu. Ciddi hızlar bunlar. Bu hız ekvatordan kutuplara doğru ilerledikçe azalır ve kutuplarda bir anlamda sıfırlanır diyebiliriz. Peki neden hissetmiyoruz biz bu dönüşü? Çünkü biz ve çevremizdeki her şey aynı hızda hareket ediyor. Sabit bir hızla dümdüz bir yolda ilerleyen bir araçta süzülürken herhangi bir ivme, kuvvet vs. hissetmememizle benzer bir neden aslında.

Biz bu yazının senaryosunda sadece dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşünün durduğunu var sayalım. Güneş yörüngesindeki dönüşü devam etsin. Yani saatte 1600 km civarı bir hıza karşılık gelen bir momentumun bir anda ortadan kalktığını düşünelim. Bunun ne anlama geldiğini tahmin edebiliyoruz sanırım. Saatte 100 km hızla giderken duvara çarpan bir araçta emniyet kemeri vs. sizi durduracak hiçbir şey olmadığında ne olur? Siz de aracın ön camına ve tabi duvara o hızla savrulursunuz. Dünya için de aynı şekilde. Ekvatorda bir sahil kenarında içeceğini yudumlayan biri olduğunuzu düşünün. Olacak olan şu.

Bir saniye önce manzaranın keyfini çıkarırken bir saniye sonra saatte 1600 km hızla doğuya doğru savrulmaya başlardınız. Sizinle birlikte çevrenizdeki her şey, sahildeki kum, şemsiyeler, ve dünyanın kabuğuna güçlü bir şekilde sabitlenmemiş her şey ile birlikte. Hayvanlar, arabalar her şey… Hep birlikte doğuya doğru müthiş bir hızla savrulmaktan bahsediyoruz. Bu savrulma elbette sonsuza kadar sürmezdi. Bir zaman sonra çarpışmalar, hava direnci vs nedeniyle her şey yavaşlayıp dünyanın kütleçekimi etkisi ile yine yeryüzüne inecektir.

Daha da garibi eğer kuzey veya güney kutbunda olsaydınız dünyanın durduğunu ilk başta hissetmezdiniz bile. Çünkü bu konumlarda açısal momentum sıfırdır. Neyse. Siz inanılmaz bir hızla kendinizi bir anda havada savrulurken buldunuz ve çok düşük bir ihtimal ama mucizevi bir şekilde hayatta kaldınız diyelim. Buna yaşamak denirse tabi. Çünkü. Dünya durdu. Siz de durdunuz ama durmayan bir şeyler var hala. Atmosfer… Saatte 100-200-300 km hızla esen rüzgarlar olduğunda yaşanan felaketleri biliyorsunuz değil mi?

İşte şimdi dünyanın tüm atmosferi duran dünyanın çevresinde 1600 km’ye varan hızlarla devam edecek. Korkunç küresel bir kasırgadan söz ediyoruz burada. Dünyada bu zamana kadar kaydedilmiş en yüksek rüzgar hızı saatte 400 km civarındadır. O nedenle insan yapımı neredeyse hiçbir şey bu küresel kasırgaya dayanamayacaktır. Ama bu problemlerimizin en basit kısmı olacaktır. Çünkü sabit olmayan her şey hareket edecek dedik ya. İşte okyanusların ve dünyamızın kabuğunun da sabit olmadığını hatırlamamız gerekiyor.

Öncelikle bu ani durma sırasında denizler ve okyanuslar da belirli bir momentumda doğuya doğru devasa dalgalar, tsunamiler oluşturarak hareket edecek, önünde ne var ne yok yutacaktır. Bu tabi bildiğimiz haliyle kıtaların, okyanusların tamamen farklı bir görünüme sahip olmasına neden olacak. Bugün kıta, kara olarak bildiğimiz birçok yer su altında kalırken, yepyeni kıtalar da ortaya çıkacak. Özellikle şu anda ekvatora doğru dünyanın dönüşü nedeniyle oluşan santrifüj kuvveti suların ekvator civarında kutuplara doğru olan sulara göre daha yüksek olmasına neden oluyor. İşte dönüş ortadan kalktığında bu kuvvet de ortadan kalkacağı için daha kutuplara doğru sular yükselirken ekvatorda yeni kıtalar görmeye başlayacağız.

Ama tabi asıl sıkıntı başka yerde. Magma üzerinde sürekli hareket halinde olan kıtalar. Bu kıta hareketleri biliyorsunuz depremlere, volkanik faaliyetlere, dağ oluşumlarına neden oluyor. Ama bu çok yavaş olduğu için dönemsel felaketler dışında biz pek hissetmiyoruz. Fakat bu ani durma nedeniyle bu kıtaların hareketleri inanılmaz boyutlara ulaşacak. Büyük kıta hareketleri nedeniyle devasa depremler, yıkımlar, aniden oluşan dağlar görebiliriz. Tüm bu savrulmalar, okyanus ve kıta hareketleri elbette bir noktada sakinleşecek… İşte asıl hikaye de bundan sonra başlayacak.

Bu noktada kasırgaların vs. durduğuna şahit olacağız fakat iklimde ve gündüz gece, mevsim vs. döngülerinde yepyeni bir döneme gireceğiz. Dünya güneş yörüngesinde dönüşüne devam ettiği için hala gündüz gece döngüsü olacak tabi ancak bunu şöyle düşünebilirsiniz. 1 gün artık 1 yıl olacak. 6 ay gece 6 ay gündüz şeklinde bir döngü bizi bekliyor. Buna da en alışkın canlılar şu an için penguenler tabi. Bunu zaten yaşayan penguenler bu felaketin en güçlü canlılarından biri olacak tabi. Tabi bu 6 ay gece 6 ay gündüz döngüsü başka bir şeye de neden olacak.

6 ay boyunca güneşe bakan yüzeyde sıcaklıkların 100 santrigrat derecenin üzerine çıktığını göreceğiz. Bu döngüye uygun şekilde evrimleşmeyen tüm canlılar için tabi bu büyük bir yok oluş anlamına gelecek. Tabi yeni türler, bu yaşama ayak uydurarak evrimleşen türler de olacak… Biz peki? Yani kalan küçük bir kısmımız? Ne yapacağız biliyor musunuz? Yani yapmak zorunda kalacağız… Özümüze döneceğiz. Göçebe hayata merhaba… Ne gündüz ne de gece tarafı sürekli yaşam için hiç uygun olmayacak. Sürekli sıcaklığın ve ışığın en optimum seviyede olduğu alacakaranlık kuşağını takip ederek yaşamak zorunda kalacağız. Yepyeni bir insan topluluğu.

Alacakaranlık İnsanları… Binlerce yıldır inşa ettiğimiz, yerleşik hayata geçerek edindiğimiz tüm kazanımları arkamızda bırakarak, avlanarak, hayatta kalmaya çalışarak yaşardık. Bu şekilde alacakaranlığı takip ederek bir süre hayatta kalabilirdik. Ama sonra en son felaket gerçekleşirdi… Çünkü dünyanın dönmesi durduğunda başka bir şey de büyük ihtimalle bir süre sonra duracaktır. Dünyanın çekirdeği. Bu erimiş demir yoğunluklu çekirdek döndüğü için dünyamızı güneşin zararlı ışınlarından koruyan bir manyetik alan oluşturur. Bu manyetik alan sayesinde bir atmosferimiz, yaşam söz konusu.

Bu olmadığında tüm kalkanını kaybetmiş şekilde çıplak kalırdı dünya. Ve kozmik ışınlar yavaş yavaş atmosferi süpürürken yaşayan tüm canlıların DNA’sında da kalıcı mutasyonlara ve en nihayetinde yok oluşa neden olurdu. Tıpkı Mars gibi. Hiçbir şeyin yaşayamadığı bir kara parçası. Ve en nihayetinde evet… Ölü bir gezegen kalırdı elimizde. Yani dünya birden dönmekten vazgeçseydi. İyi şeyler olmazdı… Peki asıl soru. Bu mümkün mü? Evet. Mümkün. Yani kağıt üzerinde mümkün. Bunun iki yolu var. Birincisi zaten şu an gerçekleşiyor.

Başta bahsettiğimiz gibi ayın kütleçekim etkisi bizi çok çok yavaş da olsa yavaşlatıyor. Çok uzun süre sonra, milyarlarca yıldan bahsediyoruz tabi, tamamen durma söz konusu olmasa bile ciddi bir şekilde yavaşlayabilir, aylarca sürecek günlerden bahsedebiliriz. Ama bu bizi pek ilgilendirmezdi zira o zamana kadar zaten güneş kızıl deve dönüşeceği için birincil problemimiz dünyanın yavaşlaması olmazdı. İkinci yol da büyük bir cisimle çarpışma.

Dünyaya bir gezegen boyutundaki bir cisim çarptığında da belki tamamen durma söz konusu olmasa bile dönüş hızı veya momentumunda ciddi bir değişim olabilirdi ki burada da asıl problemimiz dünyanın dönmesinin durması olmazdı. Böyle bir çarpışma sonucunda zaten hem dünya hem de çarpan gezegen büyük birer lav topuna dönüşürdü.

Bu tip bir çarpışmayı Dünyanın tarihinde bir kez yaşadığı düşünülüyor. Theia isimli bir gezegen ile çarpışan dünyanın eksen eğikliğini buradan kazandığı ve ayın da bu çarpışma sonucunda ortaya çıktığını söyleyen teoriler mevcut. Bu çarpışma aslında felaket gibi görünse de bugün mevsimleri mümkün kılan eksen eğikliğini mümkün kıldığı için uzun vadede bizim için çok iyi olmuştu. Tabi başka senaryolar da mümkün. Güneş sistemine girecek bir kara delik de dünyanın dönüşünü ciddi ölçüde etkileyebilir. Bu durumda olacak senaryoları da başka bir videoda konuşmuştuk. Bu durumda da dünyanın dönmemesi asıl problem olmazdı biliyorsunuz. İşte böyle.

Bilim kurguyu sevenler olarak bu senaryoları konuşmak, düşünmek hoşumuza gidiyor tabi. Bir de neyse ki olma ihtimali olmadığı için iyi bir film izlemiş gibi hissederek hayatımıza devam edebiliyoruz. Fakat bu ayrıca bizde şu duyguyu da uyandırmalı. Çok şanslıyız. Dünya bu haliyle çok güzel. Kısa yaşamlarımızda türlü badireler atlatmış bu dünyada her şeye rağmen var olmamız bile büyük bir mucize. Bu mucizenin değerini bilip, buna göre yaşamak gerekiyor sanki. Çünkü bildiğimiz kadarıyla başka dünya yok. Bu soluk mavi noktadan başka.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

  1. Özgün Bebar Bilim videosu
  2. İlgili okuma (Wikipedia, İngilizce): Earth's rotation