Bill Gates. Seveni de çok sevmeyeni de.
Bu tartışmaları bir kenara bıraktığımızda herkes şunu kabul edecektir sanırım. 20 ve 21. Yüzyılın teknolojik gelişmelerinin birçoğunun bir şekilde arkasında olan bir isim. İşletim sistemlerinden tutun herkesin kullandığı sayısız yazılıma kadar, donanımdan yazılıma her yerdeydi kurduğu şirketler. E tabi bugün konuştuğumuz yapay zeka devriminin de bir yerlerinde olacağını düşünmek yanlış olmaz. Ki önceki bölümlerden hatırlayacağınız üzere Microsoft’un kendi çalışmaları bir tarafa, OpenAI gibi bir devi doğrudan satın almasa da yaptığı yatırımlarla bir anlamda en önemli parçası oldu. Ve haliyle yapay zeka devriminin de en önemli oyuncularından biri oluverdi.
Bill Gates’in kendisi artık doğrudan bu süreçlerle ilgilenmese de teknolojiyi şekillendiren adamlardan biri olarak kendisinin bu devrim ile ilgili söyleyecekleri de önemli olacaktır haliyle. Ve evet. Yakın zamanda verdiği bir röportajda tam da bunu yaptı Bill Gates. 2024’ten başlayarak yapay zekanın geleceği, evrimi, etkileyeceği alanlar ve daha birçok konuda söylediklerine ve bunların ne anlama geldiğine bakalım birlikte.
İlk ve bence en önemli tahminlerinden biri ile başlayalım. Bu tahmin bilgisayarlarla olan ilişkimizi ilgilendiriyor. Bilgisayarlar, akıllı telefonlar veya tüm cihazlarla olan ilişkinizi düşünün bir an için. Ve bu cihazlarla yaptığınız işlemleri. Sayısız iş yapabiliyoruz fakat her farklı görev için sayısız uygulama veya yazılım kullanmamız gerekiyor. Bir metin hazırlamamız gerekiyorsa Word veya Google docs, sunum hazırlayacaksak Powerpoint veya benzerleri. Telefonlarımız, bilgisayarlarımız uygulama çöplüğüne dönmeye başladı değil mi? İşte yapay zekanın bunu tamamen değiştireceğini ve önümüzdeki 5 yıl içerisinde bambaşka bir deneyimin bizi beklediğini söylüyor Gates. Temelde bahsettiği şey şu. Her görev için farklı uygulamalar yerine her şeyi sadece konuşarak yaptıracağınız cihazlar kullanacağız. Cihazlarınız bir aracı değil doğrudan sizin asistanınız gibi davranacak. ChatGPT ve benzerlerinin dayandığı Büyük Dil Modellerinin devrimsel özelliği de burada inanılmaz işimize yarayacak. Zira herhangi bir şeyi sadece, bildiğimiz, günlük dili kullanarak yaptırabileceğiz. Bu cihazla, asistanınız da diyebiliriz artık, paylaşacağınız bilgi miktarına göre de yapabileceklerinin kapsamı artacak. Gizlilik konusunun çok başka yerlere gideceğini de burada görebiliriz tabi. Tüm bilgilerinizi elinde bulunduran, sizin tüm iş, banka, sağlık vb bilgilerinize sahip bir asistan da bazen siz ondan istemeden bile sizin için işlerinizi halletmeye başlayacak. Siri gibi aslında. Ama yapay zeka ve dil modelleri ile, derin öğrenme ile güçlendirilmiş bir siri gibi düşünün. Teknoloji ile ilgili bu dönüşüm de yabancı değil aslında. Bilgisayarların ilk dönemlerini hatırlayanlar Windows gibi işletim sistemlerinden önce bir işi yaptırmak için Simgelerin olmadığı, kod yazmanız gerektiği dönemleri hatırlayacaktır. Özellikle Steve Jobs’ın Macintosh ile bize sunduğu “simgeler” çok büyük bir devrimdi. İşte bu deneyimi de artık geride bırakacağız gibi görünüyor. Bu olasılığın da bu simgelere geçişten beri bilişimdeki en büyük devrimlerden biri olarak düşünüyor Gates. Gerçekten de böyle bir deneyim bizi bekliyor gibi. HER filmini izleyenlerin gözünde canlanmıştır olasılıklar diye tahmin ediyorum. İzlemeyenler için bu olasılığın bir simülasyonunu o filmde görebilirsiniz.
Burada elbette yazılım alanında çalışan, çalışmak isteyenlere de geleceğini planlarken zihinlerinin bir köşesinde tutabilecekleri bir konu da söz konusu. Artık yazılım, program veya uygulama geliştirmekten çok daha kapsamlı, çok daha farklı bir dünya açılabilir. Bu yazılım sektörünü de kökünden değiştirebilecek bir olasılık. Tek bir alanda uzmanlaşmak yeterli olmayabilir, çok farklı disiplinlere hakim olmaktan, daha bütünsel yaklaşabilmekten bahsediyoruz. Peki.
Gelelim neredeyse herkesin farkında olduğu bir tahminden. Yapay Zekanın şu anki durumunu internetin ilk günlerine benzetiyor Bill Gates. Yaşı benim gibi 40’a dayanmış olanlar özellikle bu konuda daha tecrübeli. İnternet denen müthiş icat önce çok daha spesifik uygulamalar için sadece şirketler veya üniversiteler tarafından kullanılırken 90’ların ikinci yarısından itibaren özellikle halka inmeye başlayınca önce çok küçük bir kitle hemen bu trene atlamıştı. İnternet Mahir’i de analım buradan. Early-adopter olarak bilinen “erken benimseyenler” diyebileceğimiz kitlenin öncülerindendi Mahir. Tabi ilk başlarda kimse ne işine yarayacağını bilmiyor, çoğunlukla gereksiz, geçici bir oyuncak gibi görüyordu. Bugüne hızlı bir atladığımız zaman çevrenizde internet ile bir şekilde haşır neşir olmayan birisini tanıyan var mı? Dedelerimiz, babalarımız, annelerimiz bile bankacılık, online alışveriş, sosyal medya derken bu işin gurusu oldular. Bugün de birçok insan yapay zekaya çok uzaklardan bakarken Bill Gates’e göre internette olduğu gibi kitleler halinde yapay zeka kullanımının yaygınlaşmasına tanık olacağız. Hatta tarih de veriyor bununla alakalı. ABD gibi gelişmiş ülkelerde önümüzdeki 18-24 ay içerisinde bu konuda bir tür patlama göreceğiz diyor. Üçüncü dünya ülkelerinde bunun 3-4 yıla uzayabileceğini söylüyor ancak eskisi kadar büyük bir uçurum değil bu diye de ekliyor. Türkiye’nin de özellikle bu konuya ilgi duyan, bu konuda kendini geliştirmiş ve geliştiren insanların sayısı gerçekten çok fazla ve bizim de bu konuda çok da geride kalmayacağımıza inanıyorum şahsen. Hatta Avrupa ülkelerinden çok daha hızlı bir yaygın kullanım göreceğimizi düşünüyorum. Bunu da ayrıca konuşuruz.
Gates’in Yapay Zeka’nın derinden etkileyeceğini söylediği alanlardan biri de elbette tıp. Zaten bu konu büyük bir heyecan yaratmış durumda. Sayısız girişim şu anda yapay zeka ile tıpta birçok alanda denemelere başlamış durumda. Bu konuya iki taraftan bakılabilir aslında. İlk olarak ilaç geliştirme konusunda yapay zeka, özellikle derin öğrenme algoritmaları kullanılarak inanılmaz bir gelişmeye tanık olacağız gibi. Halihazırda bazı üniversiteler ve özel şirketler bu yaklaşım ile özellikle kanser başta olmak üzere çok uzun süredir pek bir gelişme kat edemediğimiz hastalıklar için ilaç geliştirme çalışmaları yürütüyor. Bunun ötesinde yine kişiye özel ilaç geliştirme olasılığı da mevcut. Tıpta yapay zeka uygulamaları söz konusu olduğunda bir de tanı ve tedavi tarafında hem sağlık çalışanları hem de hastalar için çok heyecan verici olasılıklar var. Şu anda bile bazı hastanelerde hastanın sağlık geçmişine erişebilen yapay zeka uygulamalarını kullanan doktorlar tanı ve tedavi konusunda bu uygulamalardan büyük yardım almaya başladı. Ama uzmanlara göre burada en önemli devrim “triaj” olarak bildiğimiz ilk tanı ve teşhis konusunda olacak gibi. Sizin tüm sağlık geçmişinize erişebilen, bunun üzerine vücudunuza bağlanabilecek giyilebilir cihazlarla o anki durumunuza hakim ve konuşarak şikayetlerinizi söyleyebileceğiniz yapay zeka destekli bir asistan size ilk etapta yol gösterici olabilir. En azından sizin ciddi olmadığını düşündüğünüz bir durumda kalp krizi vs. gibi bir sorunun başlangıcını tespit edip sizi hastaneye yönlendirebilir veya daha da güzeli siz gidebilecek durumda değilseniz doğrudan sizin için ambulans çağırabilir.
Bu olasılık özellikle sağlık hizmetlerine erişimi olmayan gelişmemiş ülkelerdeki insanlar için inanılmaz büyük bir nimet olabilir. Daha önce konuştuğumuz uzaktan müdahale ve hatta ameliyat olasılıkları ile birlikte değerlendirdiğimizde gelecek bu açıdan çok heyecan verici gerçekten. Bir de elbette ruh sağlığı açısından da bahsettiğimiz tüm bilgilerinize hakim ve konuşarak iletişim kurabildiğiniz bir genel asistan birçok insan açısından hayat kurtarıcı olabilir. Ve tabi eğitim… Diğer olasılıklar kadar pek konuşulmayan bir ihtimal bu. Yapay zekanın eğitimde yaratacağı devrim.
Konuşulmamasının sebeplerinden biri birçok insanın özellikle öğretmenlerin yerini hiçbir şeyin alamayacağını düşünmesi…
Gerçekten de öyle. Ama burada şu kilit noktayı unutmamak lazım. Zamanın ruhunu yakalayan, teknoloji ve inovasyonun sağladığı imkanları “daha iyi nasıl öğretirim” sorusuna cevap arayarak kullanan ve değişime direnmeyen öğretmenlerin yerini yapay zeka alamayacaktır. Çünkü öğretmek, bilgi aktarımından çok daha fazlasıdır aslında. Yapay zeka destekli araçlar öğretmenler için inanılmaz olanaklar sunuyor. İlk olarak kağıt okuma gibi tekrar eden, öğretmenlerin büyük zamanını alan, asıl eğitim ve verimliliğe hiçbir katkısı olmayan rutin angarya işlerin tamamen yapay zeka destekli araçlarla yapılabilecek olması büyük bir kolaylık olacak. Ki şu anda bile bu işler için sayısız araç bulunuyor. Bu şu demek oluyor, öğretmenler asıl yapmaları gereken iş için, yani öğretmek için daha fazla zaman ve enerjiye sahip olabilecekler. Dolayısıyla, omuzlarından kalkan bazı yüklerin hafifliğiyle, öğretmenler ve öğrenciler arasında daha sağlıklı iletişim gerçekleşebilecek.
Diğer taraftan eğitim kısmında değişim başka noktalarda da devrimsel olacak. “Bilişsel bir değeri”, amacı, hedefi olmayan ödevleri, görevleri veya etkinlikleri yapay zeka araçları yapabiliyor olduğu için çocuklar asıl önemli olan kısma, yaratıcı, analitik düşünme kısmına odaklanabilecekler.
Şunun gibi aslında. Hesap makineleri veya Google Translate gibi araçlar da okullar için büyük tehlike olarak algılanıyordu zamanında. Gerçekten de bilişsel değeri olan bazı süreçlerde zarar veriyordu bu araçlar. Ama okullar bunlarla savaşarak bazı önemli dersler öğrendiler. Öğrencilere bu araçları ne zaman kullanıp ne zaman kullanmamaları gerektiğini öğretmek gibi. Hesap makinesi kullanmak çok daha önemli bir problemi çözmek için bir araç olacaksa o zaman izin verdiler mesela. Veya bugün ChatGPT konusunda öğrencilerle okullar arasında büyük bir savaş var malum. Ama bir öğrenci yazdığı bir araştırma ödevi için kaynak önerileri bulmak ve bulduğu kaynakların ne kadar güvenilir olduğunu değerlendirmeyi öğrenebilmek için, beyin fırtınası yapmak için, göremediği bağlantıları kendisine göstermesi açısından fikir vermesi için veya format, kaynakça biçimlendirmesi ve bunun gibi angarya işler için ChatGPT’yi kullanabilmeli mesela. Hatta buna teşvik edilmeli. Yapılan araştırmalarda ve devam eden tartışmalarda da özellikle üzerinde durulan nokta bu oluyor, “yapay zekanın etik kullanımı”. Bazı çalışmalar, öğrencilerin ChatGPT gibi yapay zeka araçlarının kullanımından oldukça fayda gördüğünü gösteriyor.
Tüm bunların dışında eğitim kurumları, özellikle üniversiteler de yapay zeka kullanımından oldukça fayda görecek gibi görünüyor. Kayıt, arşivleme gibi işlerden tutun, dersleri takip etmeyen öğrencilerin verilerinden sonuç çıkararak üniversitenin ihtiyaçlarını belirlemesi gibi hayati önem taşıyan konularda yapay zekanın oldukça yardımcı olacağını söylemek mümkün. Bunların dışında, üniversitelerin bünyelerindeki araştırma çalışmaları da yapay zeka yardımıyla inanılmaz hız kazanacak. Örneğin Stanford Üniversitesi tıp ve görüntülemede yapay zeka merkezi isimli girişimiyle görüntüleme, bilişim, istatistik, elektrik mühendisliği ve bilgisayar bilimi gibi farklı alanları biraraya getirerek varolan sorunlara yapay zeka desteğiyle disiplinler arası çözümler geliştiriyor.
Elbette hem Bill Gates’in hem de bizim değinmediğimiz, yapay zekanın doğrudan etkileyeceği başka alanlar da var. Ancak ilk etapta ufukta görünen değişimlerden bazıları bunlar. Hazırlanmak diyorum ya en başından beri. Olasılıkları, beklenen değişimleri önümüze koyuyoruz böylece. Önümüzdeki süreçte hem bu yazıda bahsettiğim alanları doğrudan hedef alan, sadece eğitim, sadece sağlık gibi farklı alanları daha derinlemesine inceleyeceğimiz videolar gelecek. Hepimiz kendimizi bir tartalım, önümüze daha özgüvenli şekilde bakalım diye.




