ZEKİ İNSAN KİMDİR?

Bir su baskını olduğunda en güvenli hareket yüksek bir yere tırmanmaktır. Sular yükseldikçe daha yüksek bir yer bulmanız gerekir. Bir tufan geliyorsa, biliyorsunuz, bir gemi inşa etmeniz gerekir. Şu anda içinde bulunduğumuz bir…

İstersen izle
Video kapağı

Oynat düğmesine bastığında YouTube oynatıcısı yüklenir. YouTube’da izle ↗

Bu yazı, 14 Temmuz 2023 tarihinde yayımlanan Bebar Bilim videosunun metninden uyarlanmıştır. Güncel gelişmeler içeren değerlendirmeler özgün yayın tarihinin bağlamındadır.

Bir su baskını olduğunda en güvenli hareket yüksek bir yere tırmanmaktır. Sular yükseldikçe daha yüksek bir yer bulmanız gerekir. Bir tufan geliyorsa, biliyorsunuz, bir gemi inşa etmeniz gerekir. Şu anda içinde bulunduğumuz bir durumdan bahsediyorum. Bazı ovalarda, tepelerde ve dağlarda kendimizi güvende hissediyoruz belki. Ama sular yükseliyor. Hans Moravec. Avusturalyalı robotik araştırmacı ve yapay zeka uzmanı. Şöyle bir harita çıkarmıştı zamanında. “İnsan zekasının coğrafyası” demişti adına da.

Sular altında kalan yerlerde satrancı görebilirsiniz. Aritmetik de orada. Ve bazı temel beceriler. Bunlar makinelerin bizi geride bıraktığı beceriler. Kaybettiğimiz araziler bunlar. Çok da yüksek olmayan tepelerde yatırım, sürüş, programlama, sosyal etkileşim, çeviri gibi beceriler var. En güvende olanlar peki? Sanat, sinematografi, teori kanıtlama, kitap yazma ve bilim… Ve tabi bir de “yapay zeka tasarımı”… Makinelerin kendi makinelerini tasarlaması… Daha fazla beceri ekleyebiliriz tabi bu manzaraya. Ama ana fikir makinelerin “zekileşme” sürecini çok güzel anlatıyor.

Çember daralıyor yani. Onu biliyoruz. Ki Moravec bu grafiği hazırladığında ortada ChatGPT filan da yok. Yani sular daha da yükseldi. Ama bu tartışmalar çok önemli bir konuyu da tekrar tekrar karşımıza çıkarıyor. Bir türlü üzerinde anlaşamadığımız konu. Sahi. Zeka neydi? Amerikalılar için iyi görünen, özgüveni yüksek, sonuç odaklı biri… Zekidir. Japonya’da daha farklı. Düşünme becerisi, iyi bir hafıza… Afrika kültürlerinde uyumlu olmak. Kenya’da bir kabilede mesela bitkileri tanımak, bunlardan ilaç yapabilmek… Bir üniversite sınavında başarılı olmaktan daha önemli. Zeki insan yani. Kültüre göre de farklılık gösteriyor.

O yüzden işimiz zor. Çok genel, kapsayıcı bir tanıma ihtiyacımız var. Bu yolda çok fazla çaba sarfedildi tabi. Sayısız isim, sayısız tanım getirmeye çalıştı. Bazen işler çığrından da çıktı biliyorsunuz. Öjeni videomu izlediyseniz ne dediğimi anlarsınız. Francis Galton’a göre de bir zeka kriteri vardı ve bu kriterden, bu tanımdan büyük trajediler de doğmuştu. Daha bilimsel ve bilimsel yönteme dayalı tanımlama çabalarına bakalım o nedenle.

Alfred Binet mesela. Fransız psikolog. Farklı alanlardaki çalışmaları ile de tanınan Binet 1800’lerin sonunda zekayı da tanımlamıştı. Üç temel kriter belirlemişti bunun için. Birincisi, belirli bir hedef belirleyip bu hedefe yönelik çalışabilme becerisi. İkincisi belirlenen hedefe ulaşmak için gerekli değişiklikleri, uyarlamaları yapabilme kapasitesi ve üçüncüsü öz eleştiri becerisi. Önemli bir başlangıç noktası sunuyor bize Binet. Özellikle “öz eleştiri becerisi” ile.

Bunun yanında Alman psikolog William Stern de bize genel bir tanım sunuyor. Ve diyor ki “zeka bir insanın zihnini yeni oluşan şartlara bilinçli bir şekilde adapte edebilme kapasitesidir: yeni problemler ve yaşam şartlarına genel olarak ayak uydurabilme becerisi”. 90’lı yıllarda bir grup uzmanın bir panel sonrasında ortak bir şekilde açıkladığı tanıma bakarsak “zeka kompleks fikirleri anlama, çevreye uyum sağlama, deneyimden öğrenme, mantık yürütme ve düşünce yolu ile sorunların üstesinden gelme becerisi” olarak tanımlamışlardı. Ayrıca farklı kaynaklardan araştırdığımızda genel olarak karşımıza şu başlıklar çıkıyor:

Zeka deneyimden öğrenme, hatalardan ders çıkarmaktır. Zeka çevreye uyum sağlama becerisidir. Zeka kompleks fikirleri anlama, mantık yürütme ve soyut düşünebilme becerisidir. Zeka bir insanın genel kapasitesini ifade eden bilişsel becerilerinin toplamıdır. Ufak farklılıklar gösteren tanımlar bunlar. Ama. Biraz daha teknik bakabilir miyiz? Evet. İngiliz psikolog Charles Spearman 1927’de tam da bunu yapıyor. G faktörü diyor zekaya. Ya da iki faktörlü zeka teorisi de diyebiliriz yaklaşımına.

Spearman’a göre herhangi bir bilişsel görevdeki başarımız bir ana faktöre ve bir de bir veya daha fazla spesifik faktöre dayanır. Ana faktör için “g” spesifik faktörler için “s” harflerini kullanıyor. G faktörüne göre zeka her insanda farklı oranlarda bulunan genel bir olgudur. Yani her insan farklı oranlarda “g” genel zekaya sahiptir. Bir enerji gibi de düşünebilirsiniz bunu. Bu enerji zihinsel yeteneklerimizi belirleyen ve etkileyen bir kapasite gibi.

S yani spesifik faktör ise bazı insanların çok spesifik becerilerde çok daha üstün olabileceğini tanımlar. Genel zeka kapasitesinden farklı bir faktör bu. Entelektüel kapasitesi kısıtlı gibi görünse de bazı insanlar misal matematikte sıradışı performans gösterebilir. 1900’lerin başı için önemli bir yaklaşımdı bu ve tabi elbette zaman içinde bu tanıma alternatifler de gelecekti.

Bu görüşün karşısındakiler özellikle Spearman’ın bu ayrımını kabul etmeyerek aslında zekanın Spearman’ın da bahsettiği spesifik yeteneklerin toplamı olarak tanımlamışlardı. Özellikle psikometri ve psikofizik alanlarında Amerikalı bir psikolog olan Louis Leon Thurstone Spearman’ın bu teorisine karşı bir teori geliştirmiş ve zekanın bazı temel “ana” yeteneklere ayrılabileceğini söylemişti. Bunun için de “Temel Zihinsel Beceri Testi” adında bir test geliştirmiş ve yedi ana başlık belirlemişti. Buna göre bir insanın zeki olup olmadığını anlamak adına şu başlıklar altında incelenmeli diyordu:

Birincisi “sözlü anlama”. Yani kelimeleri anlama becerisi. Bir kelime testi yapılarak bir kişinin bu becerisi test edilebilir diyordu. İkincisi “kelime yetkinliği”. Bir kişi hızlı bir şekilde anagram olarak bildiğimiz ve harflerin veya bir kelime grubunun harflerinin değişik bir düzende yazıldığında başka bir kelime oluşturması olarak bilinen beceriye sahip olması veya sesteş kelimeleri hızlı bir şekilde düşünebilme becerisine sahib olması. Üçüncüsü “sayılar”. Sayılarla arasının iyi olması, hızlı bir şekilde matematik problemlerini çözebilmesi bir insanın zekasının bir göstergesi diyordu.

Dördüncüsü “mekânsal beceri”. Burada şekilleri, yerleri, boyutları, geometrik biçimleri farklı ortamlarda da olsa hemen anlayabilme, algılayabilme becerisi devreye giriyor. Beşincisi “hafıza”. Kelimeleri, cümleleri, daha uzun metinleri zihninde tutabilme ve sonrasında hatırlama becerisi. Altıncısı “algılama hızı”… Resimler, görseller arasında hızlı bir şekilde bağlantıları bulabilme, benzerlikleri, farklılıkları görebilme becerisi. Sonuncusu ise “mantık yürütme”… Rasgele bir sayı grubu verildiğinde bu grup içerisindeki bağlantıları, düzeni, tekrar etme düzenini görebilme becerisi.

Thurstone’un bu bakışı zeka ile ilgili bugün genel olarak kabul gören “çoklu zeka” teorisinin ilk örneklerinden biriydi ve son olarak Howard Gardner 90’lı yıllarda bunu son haline getirecekti. Gardner da özellikle zekanın standart testlerle, sınavlarla ölçülemeyeceğini, insanların çok farklı şekillerde zeki olabileceğini söylüyordu. Örneğin sosyal zekası çok yüksek bir insanın matematik veya mantık becerileri düşük olsa bile harika bir satışçı olabilirdi. Veya çok iyi bir bestekarın dil becerisi düşük olabilirdi. Ve Gardner farklı zeka türlerinin beynin farklı bölümleri ile de ilişkili olduğunu öne sürmüştü.

Onun çoklu zeka teorisinin ana başlıkları ise şu şekildeydi: Dil Zekası – Şairler, konuşmacılar, yazarlar veya rap şarkıcılarında gördüğümüz dil ve kelimeler üzerindeki hakimiyet, beceri ve yatkınlıktan bahsediyoruz. Müzik Zekası – Bestekarlar ve müzisyenlerde gördüğümüz müzik üretme ve sunma becerisi Matematik ve Mantık Zekası – Adı üstünde. Bilim ve matematikte, özellikle ileri matematikte gerekli matematik problemleri ve mantık sorunlarını çözme becerisi. Görsel Zeka – Sanatçılar, pilotlar, astronotlar vs. gibi meslek dallarında gördüğümüz yüksek mekânsal algılama becerisi.

Kinetik Zeka – Dansçılar veya sporcularda gördüğümüz vücut hareketlerini kontrol edebilme ve cisimleri büyük yetkinlik ile kontrol edebilme becerisi. Sosyal Zeka – İnsanları anlama, onlarla iletişim kurma, yönlendirebilme becerisi. Liderlerde gördüğümüz bir özellik. İçsel Zeka – Duyguları anlama ve bunları rehber olarak kullanabilme becerisi. Son olarak Doğal veya Doğacı Zeka – Doğadaki düzeni alglayabilme, bitkileri, hayvanları, mineralleri tanıma ve bu beceriyi tarım veya peyzaj gibi alanlarda kullanabilme becerisi… Elbette bu kadar değil. Çok daha fazla tanım yapıldı yapılıyor. Bunlardan birisine göre üç tip zeka var.

Biri analitik zeka. Standart testlerle belirleyebileceğimiz türden. Yaratıcı zeka. Sorunları hiçkimsenin daha önce düşünemediği şekilde çözebilme, yenilikler ortaya koyabilme becerisi. Çığır açan teorilere imza atan bilim insanlarının, büyük sanatçıların sahip olduğu türden. Bir de pratik zeka var. Günlük yaşamda, sokak bilgeliği olarak bildiğimiz türden. Tüm sorunları en kısa yoldan, hızlı bir şekilde çözebilme becerisi. Başka bir bakış açısına göre de bir deneyimlerimizden öğrendiğimiz ve uyguladığımız becerilerimiz var. Bir de “tanrı vergisi” zeka var. Yani. Biraz tanımlar içerisinde kaybolduk gibi. Ve şunu da anladık. Tek bir cevap yok.

Zeka dediğimiz şey… Bilinç gibi. Sürekli etrafında dolaştığımız fakat hala tam özüne inemediğimiz bir şey gibi. Ama isterseniz tüm bu tanımları bir süzerek şöyle bir tanım yapalım: Zeki bir insan kim midir?

Fikirlerine kayıtsız şartsız bağlı kalmayan, yeni fikirlere açık, eski inanışlarını kolayca terk edebilen ve akla ve mantığa daha uygun yeni fikirleri kabul edebilen kişidir. Çok yönlü bir tartışmayı tüm detayları ile yürütebilen, her koşulda akıl ve mantığa başvuran, bir sorunla karşılaştığında bu sorunun nedeni ve sonuçlarını çok zorlanmadan görebilen, sadece a ve b arasındaki bağlantıyı değil, a, b, c ve d’yi de aynı resim içerisinde görebilen kişidir zeki insan. Eylemlerinin sonuçlarını düşünebilen, her koşulda sadece kendisi için değil, çevresindekiler, çevre, doğa ve dünya için de en doğru kararı alabilen kişidir.

En önemlisi. Kendini bilendir zeki insan. Doğrusu ve yanlışı ile “öz muhasebesini” yapabilendir. Ne diyorsunuz? Kimdir sizce zeki insan? Ya da kim değildir? Buyrun tartışmaya.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir