Bazı video oyunları vardır. Distopik bir gelecekten bahseder. Dünyanın nasıl o hale geldiğini anlayamazsınız bir türlü. Sonra ortalığı karıştırırken her şeyi başlatan olaya dair bir not bulursunuz. Sıradan, öylesine yazılmış bir not gibidir. Ama ondan sonra hiçbir şey aynı olmamıştır hani… 30 Ocak 2024 TSİ 01:37’de Elon Musk gelecekte bu tip bir etkiyi yaratabilecek haberi duyurduğu bir tweet attı. Şöyle söylüyordu tweet. “Dün ilk kez bir insana Neuralink implantı yapıldı ve iyileşmesinde bir sorun yok. İlk sonuçlara göre de nöron aktivasyonu umut vaadediyor. Ve sonrasında attığı tweet’te de bu şeye bir isim koyuyor.
“İlk Neuralink ürününün adı “Telepathy”. Evet. Daha önce de konuştuğumuz Neuralink artık bir çatı şirket konumunda ve bu şirketin ilk ürünü de Telepathy adını verdikleri bu “şey”. Ve tabi bu “şey” bazı kapıları, çok önemli kapıları açtı önümüze. Gelin biz de açalım bu kapıları. Dilerseniz önce Neuralink’i bir hatırlayalım bilmeyenler veya henüz bu konuyla ilgili çok araştırma yapma fırsatı olmayanlar için. NeuraLink kendi sayfasında kuruluş amacını şöyle özetliyor. İnsan beynini bilgisayarlar ile fiziksel bir bağlantı olmadan bağlamaya yarayacak bir araç üretmek isteyen bir nöroteknoloji şirketi.
Evet bu işi beyne elektrotlar ile yaparak yine kendi açıklamalarına göre başlıca amaçlarından biri beyin hasarı yaşayan insanlara yardımcı olmak istiyorlar. Beyinde yaşanan fonksiyon bozukluklarını çözmek. Uzun vadede ise ki bana kalırsa asıl amacı insanı yapay zeka karşısında avantajlı duruma getirmek ve belki de şu anki halimizden daha gelişmiş bir insan formu ortaya çıkarmak… Süper insanlar geliyor diyebiliriz bir anlamda. Bu arada Elon Musk’ın bu proje ile ilgili ilham kaynağı bir bilim-kurgu serisi olan Iain Banks’in The Culture isimli kitap serisidir.
Bu seride Samanyolu Galaksisinde yıldızlararası bir yaşam evreninde hümanoidler, uzaylılar ve çok gelişmiş yapay zeka makinelerinin yaşadığı bir evrenden bahsediliyor. Tüm yaşam formlarının yapay zeka ile uyum içinde yaşadığı bir evrenden. İşte buradan yola çıkarak bahsettiğim gibi Elon Musk bu tip bir senaryoya karşı insanların elinde bir tür silah olmasını istiyor. Nasıl yapıldığına gelirsek.
Uzun süredir zaten hayvanlar üzerinde yürüttükleri çalışmalarda edindikleri başarılara da dayanarak insan beynine yerleştirilen elektrotlar ile insanın hafızasının ve bilişsel becerilerinin geliştirilmesi amaçlanıyor. Bu elektrotlara da sibernetik implantlar adı veriliyor. Sibernetik makineler ve canlılarda iletişim ve otomatik kontrol sistemlerinin bilimi olarak özetlenebilir. Bu implantlar ile insan beyni elektronik cihazlar ve yazılımlar ile bir tür bağlantıya sahip oluyor… Bu da tam olarak NeuraLink’in amacı zaten.
Bu elektrotları da nasıl yerleştireceğini açıklıyor şirket. Bir robot yardımı ile insanın kafatasında insan saçının onda biri kadar küçük bir delik açılacak ve bu deliklerden robot çok hassas bir şekilde bu elektrotları uygun yerlere yerleştirecek. Bir tür dikiş makinesi gibi düşünebileceğiniz bir robot gerçekleştiriyor bu işlemi de. Ve daha da ilginci bu elektrotlar kablosuz ve Elon Musk bu teknolojiyi bluetootha benzetiyor. Ayrıca şöyle söylemişti ilk duyurularında:
“Algıladığınız, duyduğunuz, hissettiğiniz veya düşündüğünüz her şey nöronlarda yaşanan faaliyetlerin sonucudur” İşte NeuraLink de buna odaklanacak. Beynin farklı bölgelerinde kayıtlar gerçekleştirecek ve bu bölgelerde aktivasyon oluşturacak. Kaldı ki zaten düşündüğümüzde şu an hepimiz birer Cyborg olarak yaşıyoruz aslında. Elon Musk’a göre “Telefonunuz, billgisayarınız ve kullandığınız tüm cihazlar ile bundan 30 yıl öncesine göre normal bir insandan daha geniş bir kontrol alanına sahibiz. Teknolojik bir uzantımız var.” İşte bu uzantının kapsamını bugün çok daha genişletmiş durumda Elon Musk. Bu da bizi tweet ile duyurduğu gelişmeye getiriyor.
Telepathy adını verdikleri bu ürünle temel olarak yapılmak istenen şey kendisinin de açıkladığı gibi “sadece düşünerek cihazları kontrol edebilme kabiliyeti kazandırmak”. Bunun ilk etapta kimleri hedef aldığını anlamışsınızdır zaten. Çeşitli engelleri bulunan insanlar. Zaten hedef olarak da bunu söylüyor Elon Musk. “Stephen Hawking’in bir “mezatçı” yani “açık artırmacı” veya bir “hızlı bir daktilocu” kadar hızlı iletişim kurabildiğini düşünün”… Bu telepathy’nin çıktığı çalışmaya verdikleri isim de PRIME. Kelime anlamı “ilk, öncül” olan bu çalışma uzun haliyle “Robotlarla Hassas Şekilde Nakledilen Beyin Bilgisayar Arayüzü”…
Bu PRIME çalışması da bir tür “klinik çalışma”. İlaç şirketlerinin daha çok bir ilacı piyasaya sürmeden önce yürüttüğü güvenlik çalışması gibi aslında. Bu çalışmaya yine ilk etapta engelleri bulunan insanları davet ediyorlar ve ilk nakil de bu katılımcılardan birine yapılıyor. Bu çalışmanın lansman videosunda da “kozmetik olarak estetik bir implant ile sadece düşünce gücünüzü kullanarak hiçbir fiziksel aktiviteye ihtiyaç duymadan sevdiklerinizle iletişim kurabilir hatta oyun oynayabilirsiniz” diyor. Ve en güzeli herhangi bir kablo ile bir yere bağlı değilsiniz.
Yine çalışmaya davet ettikleri insanların sahip oldukları engelleri de paylaşıyorlar bu yazıda. Kuandripleji olarak bildiğimiz kol bacak ve bedenin tamamen felç olması durumuna sahip olanlar, omurilik hasarı yaşamış olanlar veya ALS hastaları. Bu insanları hala bu arada web sayfalarından çalışmaya başvurmaya davet ediyorlar. Bu arada bahsedilen ürün şöyle bir şey. Üst kısımda kafanızın arka kısmına yerleştirilen ve saçlarınız uzadığında gözle görünmeyecek bir cihaz, ucundaki kablolar da beyninizin artık hangi işlev için gerekli ise o bölgesine yerleştirilen elektrotlara bağlanan bağlantı ucu bulunuyor.
Ve bugünkü gelişmenin neden önemli olduğuna gelirsek.
Elon Musk’ın tweetinde bahsettiği “nöron aktivasyonu algılanması” tarzında yaptığı açıklama şu anlama geliyor aslında. Beynine elektrotlar yerleştirilen deneğin beyninde elektronların yerleştirildiği bölgedeki nöronların “ateşlendiğini” cihaz algılayabiliyor. Bu da şu anlama geliyor. Nörobilim sayesinde beynin hangi bölgelerinin ne tür işlevlere karşılık geldiği konusunda iyi bir fikrimiz var. Ve bu nöron aktivasyonunu yorumladığınız zaman beyinde o bölgede bir aktivasyon olması aslında “niyetinizin” ne olduğunu gösteriyor. Elektrotlar aracılığı ile cihaz da bu “niyeti” okuyarak bunu eyleme geçirebiliyor. Yani kabaca bir örnek vermek gerekirse siz ekranda bir bağlantıya tıkladığınızı düşündüğünüzde cihaz bunu anında algılayarak ekranda o bağlantıya tıklıyor.
Bunun ne kadar devrimsel olduğunu anlayabiliyorsunuzdur sanırım. Bir anlamda zihin okumaktan bahsediyoruz burada. Niyetinizi okuyan bir cihaz. Ve bu Neuralink’in henüz bebek adımları. Burada nöron aktivitelerini yorumlayıp buna göre aksiyona geçebilmekten bahsediyoruz.
Fakat sonraki aşamalarda kaybedilmiş nöron bağlantılarının yeniden kurulabilmesinden, olmayan bağlantıların inşa edilebilmesinden ve hatta daha da ötesinden bahsedebiliriz. Misal ilk etapta yine farklı sebeplerle vücudundaki uzuvları kaybeden insanlarda robotik uzuvlar ile beynin ilgili bölgeleri arasındaki bağlantıyı kurarak sadece düşünerek bu uzuvları kontrol edebilmekten bahsediyoruz. Tıpkı kendi uzvunuz gibi.
Bu birçok kişiye göre Elon Musk’ın açık ara en çılgın girişimi. Mars’ı kolonileştirmekten bile öte bir devrim potansiyeli var bunun. Kaldı ki daha önce bahsettiğimiz çılgınlığa ulaşmasa bile felç, Parkinson ve benzeri hastalıklara çare olması bile çok çok büyük bir adım olacaktır. Ama ötesine bakalım isterseniz. Bu proje eğer Elon Musk’ın çılgın fikirlerini hayata geçirebilecek kadar başarılı olabilirse olabilecekler şunlar.
İnsan beyninin ve insanın yapabildiklerinin, tüm duyularımız, tüm düşüncelerimizin sadece beynimizdeki nöronların aktivasyonuna bağlı olduğunu düşündüğümüzde, sadece beyninizde bazı nöronları aktive ederek beyninizin içinde kimsenin duymadığı bir şarkı duyabilirsiniz. Kelimeler de sınırlı biliyorsunuz. Bazen ne düşündüğünüzü, ne hissettiğinizi tam anlatamazsınız ya. İşte buna da gerek kalmayabilir. Bir bilgisayara ve projektöre bağlı cihazınız ile düşündüğünüz şeyi ekrana tam da düşündüğünüz gibi yansıtabilirsiniz. Veya herkesin beyninde bu cihazlardan bulunan bir insan grubu birlikte hiçbir söz söylemeden filtresiz iletişim kurabilir. Ve daha da çılgını onlarca beynin gücünü aynı anda kullanarak gerçek bir “beyin fırtınası” yapabilirsiniz.
Ve tabi insani sınırların dışında kalan yetenekleri de eklemeyi düşünebiliriz burada. Ve bunu makine öğrenmesi ile entegre ettiğinizde… Olabilecekleri sadece hayal edebiliriz. Bir de tabi tüm bunların Elon Musk açısından başka bir amacı da var. Yapay Zeka’dan nasıl korktuğunu biliyoruz. İnsan için üzülüyor malum. Gelecekte insanı her anlamda gereksiz hale getirecek makinelerden korunmanın bir yolu olarak insanı makineleştirmek gibi bir hayalin bir parçası aslında bu. En azından makineler ile sorunsuz bir arayüze sahip olup insanı makineler karşısında ezdirmemek diyebiliriz.
Evet. Neuralink’in ilk ürünü demiştik bunun için. Tabi üzerinde çalıştıkları başka ürünler de var. VisionLink gibi. Tamamen görme engelli doğmuş ve ömrü boyunca hiç görmemiş birinin görme duyusunu bile geri kazandırabiliriz diyor Elon Musk bu ürünle. Başka buna benzer ürünler de bekleyebiliriz ama bakalım… Bu işin geleceğinin biraz sıkıntılı olduğunun da tabi herkes farkındadır sanıyorum. Yani yığınla etik, ahlaki ve felsefi sorun başgösteriyor. Transhümanizme kadar giden bir hikaye bu zira. Gerçekten de insanlık tarihinin en devrimsel gelişmelerinden biri olabilir bu.
Ve doğru yönetildiğinde tüm insanlığa seviye atlatabilecek türden bir devrim. Fakat tarih boyunca bu tip devrimleri elimize yüzümüze bulaştırma karnemiz de bayağı kabarık malum. Umarız bu sefer farklı olur…




