Bebar Bilim · Merak, evrenin en iyi başlangıç noktasıdır.
Bilim Tarihi

BİLİM UĞRUNA ÖLÜMÜ GÖZE ALAN ADAM – GIORDANO BRUNO

▶ YouTube’da izle ↗

Oynatınca YouTube’a bağlanılır. YouTube’da aç ↗

Bu yazı, 5 Mart 2023 tarihinde yayımlanan Bebar Bilim videosunun metninden uyarlanmıştır. Güncel gelişmeler içeren değerlendirmeler özgün yayın tarihinin bağlamındadır.

Mevcut Hristiyanlık anlayışı beni sefil ve aptalca bir aldatmacadan ibaret sisteminin kölesi yapmaya çalışıyordu. Ruhumu bu zincirlerden kurtarmaya uğraşıyordum. Zıt görüşleri daha derinlemesine incelemeden bana öğretilenleri asla kabul etmiyordum. Aziz Dominik manastırında epey zengin bir kütüphane vardı ama birçok kitap yasaklı listesindeydi. Gizlice edindiğim kitapları okudukça, manastırdaki sözde din alimlerinin sahtekâr, yalancı ve yozlaşmış kişiler olduğuna dair düşüncelerim netleşiyordu.

Dominikan tarikatı papazları, katı dinciydiler ve kendilerini “zındıkların amansız düşmanları” olarak tanımlıyorlardı. Ne saçma! Bilgiyi aramak yerine engizisyon kurup kâfir bulmaya çabalamak! Bayraklarında ağzında ateş tutan bir köpek resmedilmişti. Tanrı’nın sadık köpekleri… Evet, biraz aksi ve inatçı davranıyor olabilirim, hatta beni seven ve destekleyenlerle bile tartıştığım oluyordu ama bilgisizliğe dayanamıyordum. Bunlar Evrim Ağacı’nın web sitesinden, Okan Cinemre’nin kaleme aldığı Giordano Bruno’nun kendi ağzından hayat hikayesi temalı harika yazısından kesitler. Yazının tamamını mutlaka okuyun.

Bu kesitler aslında tam da Bruno’nun karakteri ve dönemin şartları göz önüne alındığında yaşayacakları ile ilgili fikir veriyor. Giordano Bruno. Kimine göre bir Bilim Şehidi… Gerçekleri savunduğu ve bundan asla vazgeçmediği için Roma meydanında yakılarak öldürülen adam. 1548 yılında o dönemde Napoli Krallığı olarak bilinen yönetime ait Nola isimli bir yerde doğdu.

Ailesi kendisine Filippo ismini vermişti ilk başta. Babası bir asker olan Giovanni Bruno ve annesi Fraulissa Savolino’ydu. Gençliğinde Stadium Generale olarak bilinen ve ortaçağ üniversitelerinden biri olan bir okulda derslere katılmış, o dönem çok fazla sayıda olan Hristiyan mezhep veya tarikatlerinden biri olan Augustinian manastırında ders almıştı. Ardından yine başka bir tarikat olan Dominikan Tarikatına katılmıştı. Burada Giordano ismini almış ve 1572’de yetkili bir papaz olmuştu.

Ama Giordano’nun asıl üstün yeteneği hafızasıydı. İnanılmaz bir hafızaya sahipti ve bu yeteneği sayesinde yolu Roma’ya kadar uzanmış ve Papa da bu genç dahi ile tanışmak istemişti. Bunun ötesinde hafıza geliştirme ile ilgili yazdığı “Hafıza Sanatı” isimli kitabı bugün bile geçerliliğini korumaktadır. Yani o dönemlerde yetenekleri sayesinde oldukça el üstünde tutulan bir isimdi Giordano. Fakat okuduğu kitaplar, tanıştığı isimler, örnek aldığı isimler üzerine asla gerçekleri söylemekten çekinmeyen karakteri, geleceğini bir anlamda kaosa sürükleyecekti.

Etkilendiği isimlerden biri de Endülüslü bir Müslüman olan ve Averossa olarak da bilinen İbn Rüşd idi. İbn Rüşd Aristoteles’in eserlerinin yorumlanmasına dayanan bir felsefe ortaya koymuştu. Temel olarak da şunu söylüyordu: Akıl ve felsefenin ürettikleri, çağlar boyunca inançtan ve iman üzerine kurulu bilgiden üstündür. Bu öğreti ile ve özellikle Kopernik’in evrenin doğası ile ilgili çalışmalarının da etkisi ile Giordano “Dell Infinito, Universo e Mondi” yani “Evrenin ve Dünyaların Sonsuzluğu Üzerine” isimli bir kitap yazacaktı.

Burada da temel olarak şunu söyleyecekti: Eğer dünya evrenin merkezi değilse ve gökyüzünde gördüğümüz tüm bu yıldızların da birer güneş olduğunu düşünürsek… O zaman evrende, üzerinde bizim gibi canlıların da bulunduğu sonsuz sayıda dünya olmalı… Bu bizim için oldukça tartışması kolay konunun o dönemde ne büyük bir infial yaratacağını tahmin edersiniz. Zira bu Kilisenin tüm öğretileri ve İncil’in evren tavsirine ters düşüyordu.

Buradan da yola çıkarak Bruno şunu söylüyordu. İncil’i ahlaki eğitim için kullanmalıyız, fiziği veya doğayı öğretmek için değil. Ve ayrıca Hristiyanlık veya tüm inanç sistemlerinin felsefi veya bilimsel akıl yürütme ile değil, sadece ve sadece “inanç” üzerine kurulu olabileceğini de söylüyordu. Yani aslında inancı, dinleri… Ki kendisi de bir papazdı… Reddetmiyor. Yalnızca ayırmayı, farklı ele almayı öneriyordu. Bunun da ötesinde o dönemde, ki avrupanın karanlık çağından bahsediyoruz, tüm mezheplerin ve cemaatlerin aslında bir arada, barış içinde yaşamaları gerektiğini de söylemişti. Ne var ki bunda denilebilir ama işte. O zaman için vardı… Bu nedenlerle önce Dominikan Tarikatı tarafından papaz ünvanı alınmış ve ardından da aforoz edilmişti.

Bu işte çok uzun sürecek sürgün yaşamının başlamasına neden olmuştu. İtalya’da başka şehirlerde başlayan macerası, Fransa, İsviçre, İngiltere gibi farklı ülkelere seyahat etmesine, bir anlamda sürülmesine yol açacaktı. Zira nereye giderse gitsin doğru bildiğini söylemekten çekinmiyor ve nereye giderse gitsin bu düşünceleri bir şekilde Hristiyanlığın herhangi bir tarikatı veya mezhebi tarafından ayıplanmasına ve dışlanmasına neden oluyordu. Çevresinde onun gibi düşünen, din, doğa felsefesini özümseyen kimse yoktu. Tüm papazlar bir anlamda din tüccarı olmuştu.

Bu arada Giordano’nun kaderi tarihte az örnekten biri değildi. O dönemde bazılarının adını bildiğimiz birçok bilim insanı veya filozof bir şekilde İncil’e biraz aksi bir şey söylediği için meydanlarda diri diri yakılıyordu. Bunlardan birisi de insan vücudundaki kan dolaşımının nasıl olduğu ile ilgili çalışmalar yapan Miguel Servet’ti. Kilise “insan bedeni kesilip biçilemez” diyerek onu da yakmıştı. Giordano ilk hapis tecrübesini de bunu eleştirdiği için yaşayacaktı.

Bir şekilde artık adı çıkmıştı Giordano’nun ve bir hedef haline gelmişti. Tüm bu yaşananlar üzerine işte 1584’te az önce bahsettiğim Evrenin ve Dünyaların Sonsuzluğu Üzerine kitabını da çıkardığında artık suyu tamamen ısınmıştı.

Kaçacak pek bir yeri de kalmayan Giordano tam da bu sıralarda Venedik’te bir patrik olan Giovanni Mocenigo’dan ülkesine dönmesi ve çalışmalarını yürütmesi için davet aldı. Tüm yaşananlar üzerine bu denli “ılımlı” bir davet tabi Giordano’yu şüphelendirdi mi bilmiyoruz ama burada geçirdiği süre içinde Mocenigo Giordano’yu Venedik Engizisyon mahkemesine birkaç kez şikayet etmişti bile. Birkaçından güçlü savunmaları sayesinde kurtulsa da en nihayetinde “Bruno, din ile felsefeyi birlikte yorumluyor. İnsan aklı ile her şeyi kavrayabilir diyor, bu bir anlamda insanoğluna sınırsız özgürlük çağrısıdır!” şeklinde bir şikayette bulunduğunda Kilise giordano’yu tutukluyor ve tam 7 yıl boyunca Roma’da türlü işkencelerle sorguluyordu.

Giordano ise bu süreçte bir kez olsun doğru bildiklerini söylemekten vazgeçmiyordu.

Bu 7 yıl boyunca sürdürülen sorguya dair oldukça fazla kayıt da söz konusu bu arada. Bazı belgeler kurtarılmış ve bu bilgilerin çoğu da bu belgelerden alınmıştır. Diğer belgeler ise kimine göre kaybolmuş kimine göre ise Kilise hala bunları saklıyor. Zira garip bir şey söyleyeyim. Kilise 2000’lerin başında bile Giordano’yu zamanında sorgulayan engizisyonun İncil’e göre hareket ettiğini, doğru yaptığını söylüyordu. Arada bazı makamlarda “biraz ileri gitmiş olabilirler” benzeri açıklamalar yapılsa da 400 küsür yıllık mesele bile hala çözüme kavuşturulabilmiş değil. Neyse.

Tüm sorgulamalar sonunda Giordano bir “zındıklıktan”, “dine ve tanrıya küfürden” ve “sapkınlıktan” suçlu bulunmuş ve 8 Şubat 1600 yılında sivil mahkemelere teslim edilmişti. Bunun ne anlama geldiğini Giordano çok iyi biliyordu. Bu idam demekti. Kilise ise asla bu idamları kendisi gerçekleştirmiyordu. Tanrının hizmetkarları insan öldüremezdi onlara göre… Son sorgusunda ise son kez pişman olup olmadığı soruldu ve o yine reddetti ve idam kararı okundu. “Bruno kâfirdir. Yakılarak günahlarından arındırılacaktır!” Kararı dinlerken dizlerinin üzerinde olan Giordano kararı dinledikten sonra ayağa kalktı ve tarihe geçen şu sözleri söyledi:

“Siz, beni yargılayanlar… Siz ölümümü bana bildirirken belli ki benden daha çok korkuyorsunuz…” Bir hafta kadar sonra ise Giordano, bugün hala bir meydan olarak bulunan, Roma’daki Campo de’ Fiori yani Çiçek Pazarı olarak bilinen meydanda… Bir direğe çıplak halde bağlanarak, diri diri yakılarak idam edildi… Bugün işte bu meydana gittiğinizde ne göreceksiniz biliyor musunuz? Giordano Bruno’nun heykelini… Onu yargılayanlar, onu yakanlar değil… Sonsuzluğa meydan okuyan Giordano tüm heybeti ile geçmişten bize “doğrudan, gerçekten şaşmayın” diyor o meydanda…

1899’da yapıldı bu heykel oraya. 1940’lara gelindiğinde ise Giovanni Mercati isimli bir Kardinal Bruno’nun davaları ile ilgili bir dizi belgeye ulaşmıştı. Belgeleri inceledikten sonra da Kilisenin kesinlikle haklı olduğunu savunmuştu. Yine daha önce bahsettiğim gibi. Bruno’nun ölümünün 400. Yıldönümünde ise Kardinal Angelo Sodano Giordano’nun ölümünün “üzücü bir olay” olduğunu ancak buna rağmen yine Kilisenin haklı olduğunu söylemişti. Yine aynı yıl içinde Papa 2. John Paul bu konu ile ilgili olarak genel bir özür yayınlamış ve “gerçeğin peşinde giderken şiddete başvurmalarının” yanlış olduğunu söylemişti.

Giordano ile ilgili bazı tartışmalar ise şöyledir. Kimilerine göre Giordano’nun yargılanması ve yakılması kozmoloji ile ilgili açıklamaları ile ilgili değil, sadece din ile ilgili görüşleri ile ilgiliydi. Bunun ötesinde aynı dönemde yaşadığı Galileo ile karşılaştırıldığında Bruno saf bilim insanı değil, bir düşünürdü ve bazı düşünceleri de çok tartışmaya açıktı. Galileo özellikle bilimsel yöntemi benimsemiş daha saf bir bilim insanıydı. Bunun ötesinde Giordano’nun biraz dik kafalı ve ukala olduğunu, ve herhangi bir eleştiriyi kabul edemediğini söyleyenler de vardı.

Ama tartışmalar elbette bu çerçeveden çok öteye gidemiyor ve şu gerçeği değiştirmiyor… O dönemin karanlığının içinde Giordano Bruno bir ışık yakmaya çalışmıştı. Gökyüzüne baktığında dünyanın merkezinde olduğu bir evren değil, asıl evreni görebilmişti… Dogmalarla dikte edilen korkunun insanlığı ne denli bir karanlığa gömdüğünü anlamış ve bunu anlatmaya çalışmıştı. Giordano Bruno bir kıvılcım yakmıştı ve bu kıvılcım… Sonrasında sadece ve sadece gerçeğin peşinde olanların katkıları ile dev bir ateşe dönüştü. Ve her zaman olduğu gibi. Tekrar görüşene dek. İyi ki varsınız. Sevgiler..

Kaynaklar ve ilgili okumalar

  1. Özgün Bebar Bilim videosu
  2. İlgili okuma (Wikipedia, İngilizce): Giordano Bruno