Bebar Bilim · Merak, evrenin en iyi başlangıç noktasıdır.
Bilim Tarihi

VATİKAN ARŞİVLERİNDEKİ ŞİFRELER NASIL ÇÖZÜLÜYOR?

▶ YouTube’da izle ↗

Oynatınca YouTube’a bağlanılır. YouTube’da aç ↗

Bu yazı, 15 Ekim 2023 tarihinde yayımlanan Bebar Bilim videosunun metninden uyarlanmıştır. Güncel gelişmeler içeren değerlendirmeler özgün yayın tarihinin bağlamındadır.

Vatikan Gizli Arşivleri!

Şimdi o kadar da gizli değil. Vatikan Apostolic Arşivi olarak ismi değiştirildi. Doğrudan görevdeki papanın şahsi arşivleri olarak bilinen ve papa öldükten sonra sıradakine miras kalan bu arşivler 19. Yüzyılın sonlarına kadar dışarıdan girişlere de tamamen kapalıydı. Zaman içerisinde yavaş yavaş erişime açılsa ve hatta belirli arşivler dijitalleştirilerek halka da açılsa da hala daha kimsenin görmediği, erişemediği bazı belgeler, yazılar, kitaplar var bu arşivde. Arşivin derinliğini şöyle ifade edeyim. Bu arşivde bulunan en eski belge 809 yılına ait. Venedikte kiliseye yapılan bir bağışın belgesi. Kralların özel yazışmalarından savaş antlaşmalarına sayısız suç ve idam dosyasından yasalara kadar birçok tarihi belge de burada. Ama asıl dikkat çeken belgeler bunlar değil.

Bu arşivde bazı belgeler… Okunmuyor. Yani. Bilinen hiçbir dilde yazılmamış kitaplar, şifreli yazışmalar, kimsenin ne olduğunu, neden yazıldığını anlamadığı belgeler mevcut. Birçoğu da bilinçli bir şekilde şifreli olarak yazılmış bu yazıları çözebilmek de… Hem de yüzyıllar önce yazılmış şeyler bunlar. Hiç kolay değil elbette. Ama galiba artık bir gün ışığı doğmuş olabilir. Evet. Elle, tek tek bunları tüm literatürü tarayarak çözebilmek çok zor olsa da artık dilbilimciler ile yapay zeka ve bilgisayar uzmanları birlikte çalışarak bazı çok çarpıcı gelişmeler elde ettiler. Sonuçlar ise garip… Şimdi.

Bilgisayarlı dilbilim alanında uzman Beata Megyesi isimli bir profesör bu imkansız görev için kolları sıvıyor. Bahsettiğimiz gizli arşivlerin bir kısmına erişimi olan nadir insanlardan birisi. Arşivlere ilk ziyaretini de 2012 yılında gerçekleştiriyor. Ve gidiş o gidiş. Bir dilbilimci olarak kendinden geçiyor desek yeridir. Çünkü bu arşivde bahsettiğimiz gibi yaşayan herhangi bir insanın, papanın bile ne anlama geldiğini bilmediği çok gizli metinlerle karşılaşıyor.

Megyesi nasıl bu arşivlere erişim sağladı peki? Kendisi bir şifre kırma ustası desek yeridir. 260 yıl boyunca kırılamamış Copiale Şifresi olarak bilinen bir metnin şifresini kıran ekipteydi Megyesi. Gizli bir örgütün örgüte kabul edilme ritüellerinin detaylı bir şekilde anlatıldığı anlaşılan bu şifreli belgeyi çözümledikten sonra vatikan da kendisine şifreli belgelerine erişim sağlamıştı. Bu şifrenin detaylarına da geleceğiz birazdan.

Vatikan’da ise Megyesi işleri bir adım daha öteye taşıyıp bir proje başlatıyor. Ömrün yetmeyeceği binlerce gizli, şifreli mektup veya yazışmanın çözümlenmesi işlemini otomatikleştirmek istiyor. Bir kamerayı tuttuğunuz zaman şifreli metnin anında çevrilmesi gibi bir süreç var hayalinde. “Yüzlerce yıl öncesinden bu şifreli metinlerin yazarları ile sohbet etmek gibi” diye de tanımlıyor.

Son 10 yıllık süreçte de Megyesi ve ekibi işte tam da bu amaçla bir yazılım geliştirmeye uğraşıyorlar ve ilk sonuçlar inanılmaz başarılı. İlk olarak bir Fransız asilin 17. Yüzyıla ait vahşi bir notu çözümleniyor ve ardından İskoçya Kraliçesi 1. Mary, 1. Elizabeth tarafından tahttan indirilip esir alındığında yazılmış şifreli mesajlar da çözümleniyor.

Çözme işi ise tabi çok zor. Sayısız şifreleme yöntemi var. Kiminden haberimiz bile yok artık. Ama ekibe göre en güvenli başlangıç noktası “yer değiştirme” yöntemine bakmak. Basitçe A harfi yerine b, b harfi yerine c kullanılmasından bahsediyoruz. Bu sıralama her zaman bu kadar basit olmuyor tabi. Her harften sonra gelen 16. Harf, ondan sonra 13. Harf gibi şifreleme de yapılabilir bu şekilde. Ve bu şifreyi bilmeyen için bu mantığı çözmek imkansız hale gelebilir. Tabi bir de tarihi şifrelerde “isimlendirmeler” de çok kullanılıyordu. Bilinen kelimeler, isimler veya terimlere karşılık gelen çok alakasız kelimeler. Kral yerine AVİZE denmesi mesela çok basit bir örnek olarak. Bu durumda mesajı kimin yazdığını, konunun ne olduğunu vs. bilmediğinizde işiniz çok zor olabiliyor. Ya da zaman içerisinde gittikçe ustalaşan şifreleme uzmanları işleri daha da ileri götürüp şifrelenen mesajı da şifreledikten sonra onu da şifreleme gibi taktikler de kullandılar. Başta bahsettiğimiz Megyesi’nin çözdüğü Copiale şifresi mesela. 105 sayfalık bu metinde çalışmaya başlayan Megyesi ve bir bilgisayar bilimcisi Kevin Knight önce sembollere rasgele atamalar yaparak işe başlıyor. Bunu bilgisayar ortamında yapıyorlar ki süreci daha da kolaylaştırabilsinler. Önce sıklık analizi yapıyorlar. Hangi sembol hangi sıklıkta geçiyor gibi. İstatistiksel bir düzen arıyorlar bu sayede. Örneğin ingilizce’de şu anda en çok kullanılan e, a, r ve i olması gibi burada da benzer kullanım sıklıklarına bakıyorlar. Elbette başta sayısız duvara tosluyorlar ama sonunda iki temel hipotez geliştiriyorlar. İlk olarak bu metnin yazarının Alman olduğu sonucuna varıyolar. İkincisi kullanılan her bir Roma rakamının yeni bir kelimeyi işaret ettiğini anlıyorlar. Bu temel bilgileri edindiklerinde bazı bilgisayar algoritmalarını kullanarak sonunda şifreyi kırıyorlar.

Bu metin şu anda Almanya olarak bilinen bölgede 1730’larda gizli bir örgüte aitti. Ve garip bir örgüte kabul ritüelinin detaylarını içeriyordu. Merak edenler için temel başlıklar şöyleydi: – Üyelik kabul ritüelinde, önce adaydan kendisine verilen boş bir kağıdı okuması isteniyor. Okuyamazsa, bir gözlük takması istenerek kaşından bir tüy koparılıyor. – Üye adayına, göğsünün sol tarafı ve sağ dizi açıkta kalacak şekilde gözleri bağlandıktan sonra infazı gerçekleştirilecekmiş gibi son teselli sözleri okunuyor. Sonunda adaya hiçbir zarar verilmeyen bu ritüel, yalnızca korkutma amacı taşıyor.

– Üyelerin dışarda birbirini tanıyabilmesi için de farklı bir teknik geliştirilmiş. “Hans nasıl?” diye sorulan bir üye, örgütten olduğunu kanıtlamak için, Hans isminin ikinci harfiyle başlayan bir ismi kullanarak cevap vermek zorunda. – Kitapta, mertebeye göre ayrılan adayların örgüte ait sırlardan bilmesi gereken bölümler de hazır bulunuyor. Megyesi ve Vatikan arşivlerine gelirsek tekrar. Megyesi işte bu çabalarını resmileştirmek adına ekibi ile birlikte 2015 yılında DECRYPT projesi adını verdiği girişimini kuruyor. Türlü zorlukları aştıktan sonra da geliştirdikleri yazılım ilk meyvelerini vermeye başlıyor.

Her yıl onlarca şifreli metni çözmeye başlayan ekibin ilk çabaları elbette çok da sansasyonel sonuçlar doğurmadı. Şifresini çözdükleri metinlerin birçoğu 15 ila 17. Yüzyıl arasından türlü dedikodular ve ödeme talepleri ile ilgili metinlerdi. Ama tabi arada sansasyonel şeyler de çıkıyordu. Ve Fransa’dan gelen bir haberle tam da bu olacaktı.

Bu şifre çözme işi ile ilgili çok ciddi amatör topluluklar da var bu arada. Hobi olarak kendini bu işe adayanlar, bundan inanılmaz zevk alanlar. Bu topluluklar kimi zaman eline çok ilginç metinler geçirebiliyor. CİPHERBRAİN ve Cryptiana forumlar da bunlardan bazıları. Birbirlerine eski metinleri ya da kendi oluşturdukları şifreleri kırma konusunda meydan okuyan bu topluluklarda bir de “çözülmemiş metinler” isimli bir kısım var. İsrail’li bir bilgisayar bilimcisi George Lasry’de bu konuya ilgi duyanlardan ve Japon bilim insanı Satoshi Tomokiyo’nun sahibi olduğu Cryptiana’da çözülmemiş metinler kısmını dolaşırken bir metin görüyor. Tomokiyo dünyayı dolaşıp şifreli metin avlayan biri aynı zamanda. Ve bu çözülmemiş metinler bölümüne Fransa ulusal kütüphanesinde bulduğu bir metni koyuyor. Lasry’de bunu görüyor ve ilk başta çok önemsemiyor.

Ama daha da derine indikçe metnin fransızca olduğunu anlıyor. Şifresini çözmeye başladıkça da ortaçağ Fransızcası bilen bir arkadaşı ile birlikte garip bilgiler edinmeye başlıyorlar. Bir kere metnin İngiltere’de oğlu ile birlikte hapiste olan bir kadın tarafından yazıldığı anlaşılıyor. Diğer büyük bir ipucu da metinde Francis Walsingham’ın ismi geçiyor. Bu kişi 1. Elizabeth’in istihbarat şefi. Ve tüm bilgileri birleştirince henüz geçtiğimiz aylarda şu çıkarımı yapıyorlar: Bu mektubun yazarı Mary Stuart’dı. Biz onu “İskoçya Kraliçesi 1. Mary” olarak tanıyoruz. Ve Tomokiyo’nun ele geçirdiği belgeler 1578 ,şa 1584 arasında yazılmış 57 tane mektuptan oluşuyordu. Tümünü deşifre eden ekip büyük bir mutluluk yaşıyor tabi. Dünyada da bayağı ses getiriyor. İskoçya kraliçesi Mary İngiltere tahtında hak iddia ediyordu. Aslında bir anlamda veliahtıydı. Ama tabi bu İngiltere kraliçesi için hoş bir bilgi değildi. Elizabeth’in kurduğu siyasi bir kumpas sonucunda hapsedilen mary tahttan indirilerek çok uzun yıllarını esir olarak geçirmişti. Mary bu mektupların büyük bir bölümünde kendisi ve özellikle oğlu ile ilgili pazarlıklar yapıyor, anlaşmaya çalışıyordu.

Bu tarihi metinlerin deşifresi yarışında son yılların en önemli gelişmelerinden biriydi. Bu şifreyi çözen George Lasly de DECRYPT projesinin bir parçasıydı elbette. Ve ekip daha sonra Roma İmparatoru V. Charles’ın da bir mektubunu deşifre ediyor. 16. Yüzyılda tahtta olan Charles bir elçisi ile bu mektupta kendisine düzenleneceğini düşündüğü bir suikastten bahsediyor. Charles’ın yavaş yavaş paranoyaklaştığı da net bir şekilde okunabiliyor.

Ekibin deşifre ettiği başka bir mektup da Armand de Bourbon isimli Fransız bir asilzadeye aitti. Bourbon 17. Yüzyılda Fronde olarak bilinen iç savaşın liderlerinden biriydi. Bourbon dönemin en gelişmiş şifreleme yöntemlerini kullandığı mektuplarında iç savaşı organize ediyordu genel anlamda.

Vatikan arşivlerinden bunların dışında daha çarpıcı bir bilgi çıkmadı henüz. Tabi proje daha yeni hız kazanıyor desek yeridir. Yapay zekadaki gelişmeler de elbette inanılmaz katkı yapıyor bu sürece. Yakın zamanda bu şifre çözme olayı da otomatikleşebilir. Hatta ilgili olanlar için bir bilgi. DECRYPT projesi ile ekip sonunda herkese açık bir mobil uygulama da çıkarmayı düşünüyor. Yani siz de telefonunuz ile tarihi metinlerin şifrelerini çözebilirsiniz. Bir de şundan da bahsetmek gerekiyor.

Vatikan Gizli Arşivlerinin bir bölümü hala top secret durumunda. Eski papaların, papazların veya bazı kralların ve liderlerin bazı metinleri asla kimsenin erişemeyeceği bölümlerde saklanmış durumda. Kimine göre bu metinlerde hem bazı ülkeler hem de kilise için dünyanın bilinmesini istemeyecekleri bilgiler bulunuyor. Ama tabi spekülasyon bunlar. Kimbilir. Belki ileride bu metinler de erişime açılabilir. İşte böyle. Keyifli bir konu bu. Bir dilbilimci olarak benim de yakinen takip ettiğim bir alan. Bu alanda daha derinlere indiğimiz daha fazla içerik hazırlamayı düşünüyorum. Ne dersiniz?

Kaynaklar ve ilgili okumalar

  1. Özgün Bebar Bilim videosu
  2. İlgili okuma (Wikipedia, İngilizce): Vatican Apostolic Archive