Bebar Bilim · Merak, evrenin en iyi başlangıç noktasıdır.
Bilim Tarihi

Demikhov’un Çift Başlı Köpek Deneyi

▶ YouTube’da izle ↗

Oynatınca YouTube’a bağlanılır. YouTube’da aç ↗

Bu yazı, 25 Şubat 2024 tarihinde yayımlanan Bebar Bilim videosunun metninden uyarlanmıştır. Güncel gelişmeler içeren değerlendirmeler özgün yayın tarihinin bağlamındadır.

Baştan uyarayım. Bu video büyük ihtimalle sinir uçlarınız ile bayağı bir oynayacak. Benim hazırlarken çok zorlandığım konulardan biri oldu. Fakat bilim tarihinde açılması çok zor bazı sayfalar vardır. Pek gönlünüz elvermez, görmek, bilmek istemezsiniz. Öjeni bunlardan birisiydi biliyorsunuz. Konuşmuştuk bayağı bir süre önce. Bugün de böyle bir sayfa açacağız. Açmak ne kadar zor olsa da bazı konuları konuşmak bazı evrensel sorumluluklarımızı tekrar tekrar hatırlamamızı sağlayabilir.

Genelde bilim kurgu hikayelerinde karşımıza çıkan ve “kurgu” olduğunu bildiğimiz için kötü bir karakter olsa bile kimimizin sempati bile duyduğu “çılgın ya da amiyane tabirle deli bilim insanları” vardır. Bunlardan en ünlüsü Victor Frankenstein’dır misal. Tanrıcılık oynayarak cansız bir varlığa can vermiş ve bunun sonuçları elbette bir trajediye davetiye çıkarmıştır.

Ama bu herhangi bir etik, ahlaki veya yasal sınır tanımayan bilim insanları gerçek hayatta karşımıza çıktığında tabi sonuçlar işte kimi zaman milyonlarca insanın hayatına dahi mal olabiliyor. Ya da bu yazıda bahsedeceğimiz bilim insanının hikayesinde olduğu gibi çok rahatsız edici sonuçlar doğurabiliyor. Evet. Bugün Sovyet bilim insanı Vladimir Petrovich Demikhov’dan bahsedeceğiz. Ve onun akıllara durgunluk verecek deneylerinden, özellikle bir tanesinden… Sırf deney amacıyla bir köpeğe başka bir köpeğin başını naklederek iki başlı bir köpek ortaya çıkarması ve bu köpeğin iki başlı olarak yaşamasından.

Neden yapar bir insan bunu? Nasıl yapar? Ve bu olayın yankıları neler? Görsellerin mümkün olduğunca rahatsız edici olmamasına ve yine detayları yumuşatmaya dikkat etmeye çalışacağım. Ama yine de bu konuda çok hassassanız uyarmış olayım. Vladimir Demikhov. Tüm sınırları zorlayan “deli” bilim insanlarında da gördüğümüz gibi aslında inanılmaz zeki bir insandı… Tıp alanına sayısız katkıda bulunmuş, bugün kullandığımız bazı terimlerin ve uygulamaların da fikir babasıydı. Fakat işte gerek dönemin şartları gerekse kendi karakteri nedeniyle kullandığı ve uyguladığı yöntemler akla sığmayacak cinstendi.

Evet. İngilizcede Transplant olarak kullanılan, bizim organ nakli dediğimiz terimi literatüre kazandıran kendisiydi. Ki zaten asıl uzmanlık alanı da bir anlamda buydu. Bu alanda sayısız deneye imza atmış, genellikle deneme-yanılma yöntemi ile birçok yöntem geliştirmiş ve bu alandaki araştırmalara o dönem için çok önemli katkıda bulunmuştu. Fakat işte bu tip uygulamalarda laboratuvar deneylerinde en sık kullandığı hayvan da köpeklerdi.

Köpekler arasında birçok başarılı organ nakli gerçekleştirdikten sonra Demikhov’un pek durmaya niyeti yoktu. Bir noktadan sonra olayı daha ne kadar ileri götürebilirim diye düşünmeye başlamıştı. Ve en nihayetinde belli başlı organlardan ziyade en zoruna gözünü dikmişti. Kafa nakli… Evet. Bir köpeğin kafasını başka bir köpeğe nakletmek. Bu yeterince zorlayıcı gelmemiş olacak ki işleri bir adım daha zorlaştırarak halihazırda bir kafası olan sağlıklı bir köpeğe başka bir köpeğin başını ekleyip bu iki kafayı da tek bir vücutta yaşatıp yaşatamayacağını düşünmeye başladı.

Keşke düşünmekle kalsaydı diye düşünebilirsiniz fakat herhangi bir yasa, yönetmelik, regülasyon vs. ile karşılaşmayan Demikhov çalışmalara da başlayacaktı. Bu detay önemli. Zira 1950’lerden bahsediyoruz. Çok tartışmalı bir dönem bu. Hem psikolojide hem de doğa bilimlerinde aklınıza gelebilecek tüm tartışmalı, etik olmayan, ahlaki açıdan bizi rahatsız eden birçok deney tam da bu dönemlerde gerçekleşiyordu. Bilimsel devrim yeni yeni etkilerini gösterirken henüz dünyada çok az ülke bu gelişmenin “regüle” edilmesi gerekliliğini fark etmişti. Hiçbir yasa veya yönetmelikle sınırlanmayan bu tip bilim insanları da işte bu açıkları değerlendirerek bu deneyleri yapabiliyordu.

İşte 1954 yılında Vladimir Petrovich Demikhov da meslektaşları ve asistanları ile birlikte çalışmalara başlamıştı. Ve bu tarih itibariyle tam 23 farklı deneme yapmıştı. Bu 23 denemenin bazılarında da kendince çok başarılı olmuştu. Fakat kimsenin haberi yoktu Demikhov’un laboratuvarında neler yaptığından. Ta ki 24. Denemeye kadar. 1959 yılına geldiğimizde Demikhov 24. Kafa nakli denemesini gerçekleştirmeye hazırlanırken o günlerde dünyanın en önemli dergilerinden Life dergisinin fotoğrafçısı Howard Sochurek Demikhov’un Moskova’daki laboratuvarını ziyaret edecekti. Köpek havlamaları ile dolu laboratuvarda gayet kendinden emin tavırları ile Vladimir Demikhov karşılamıştı onu. Ve yardımcısı Vladimir Mikhailovich Goriainov ve cerrahi hemşiresi de yanındaydı. Demikhov, Sochurek’e küçük bir köpeği göstererek “başını kullanacağımız köpek bu, ismi Shavka” demişti. Nakli yapacağımız köpek de orada. Bir Alman Kurdu. Adı da Brodyaga. Bir sokak köpeğiydi Brodyaga. O yüzden bu ismi vermişti Demikhov ona. Rusça’da berduş anlamına gelen gelime.

Üzerine Demikhov tüm karakterini ortaya koyan şu cümleyi kurmuştu: “Aslında şanslı bir köpek. Biliyorsun. İki kafa bir kafadan iyidir…” Evet. Bu duygular içerisinde gelelim Shavka ve Brodyaga’nın operasyonuna. Önce Shavka’nın kalbi ve akciğerleri gibi organlarını koruyarak operasyonu gerçekleştiriyor Demikhov. Ardından Brodyaga’nın vücudunda Shavka’nın başının koyulacağı yer de hazırlanıyor. Ve sadece 3 buçuk saat süren bir operasyonda Shavka’nın ana arterleri Brodyaga’nınkine bağlanıyor. Ardından Shavka’nın kalbi ve akciğeri gibi organları alınıyor ve operasyon sonlandırılıyor.

Hızlıca geçtiğim bu bölümde elbette oldukça detay var fakat temel olarak sadece nakledilen köpeğin beynine kan dolaşımı sağlayacak şekilde yapılıyor tüm operasyon. Ve operasyonun sonunda hem Shavka hem de Brodyaga’nın gözleri hareket ediyor. Demikhov bu operasyonu da izleyen fotoğrafçı Sochurek’e dönüp “Her şey yolunda görünüyor” diyor. Zaten hem Demikhov hem de asistanları çok rahatlar. İlk ameliyatlar 12 saatin üzerinde sürerken 20 küsür ve belki de çok daha fazla denemeden sonra bu konuda bayağı uzmanlaşmışlar.

Operasyon sonrasında kendine gelen köpekler, daha doğrusu bu iki başlı köpeğin iki kafası da duyabilir, koku alabilir, görebilir ve yemek yiyebilir durumda. Ve bu halde bu köpekler 4 gün yaşıyorlar. 4. Günde Demikhov’un tabiri ile bir damar “kazara” ölüyorlar. Zira önceki deneylerde çok daha yüksek bir başarı oranına sahipmiş. Bu şekilde kafa nakli yaptığı bir köpek 29 gün yaşamış mesela… Peki. Gelelim asıl soruya. Neden? Yani. Bugünden bakınca akıl sır ermeyecek bir olay bu.

Yani. Bakınca. Bir köpeğin kafasını başka bir köpeğe nakletmenin gerçek hayatta hiçbir karşılığı yok. Hiçbir uygulama alanı yok. Yani. Akıl sağlığı yerinde olmayan bir insanın yapabileceği bir şey bu. Ama öyle de değil. Gayet sağlıklı, başarılı, zeki bir bilim insanı var karşımızda. Ve uygulamaları konusunda da gayet kendinden emin. Bir gayesi var kendince. Kendisi söyleyecek bize birazdan. Ama durduğumuz yerden bakınca neden bu kadar zalimce geliyor bize bu?

Çünkü durum şu. Bugün durduğumuz yere gelmemiz, bugünkü hassasiyetlerimizi inşa etmemiz hiç de kolay olmadı. Havacılık tarihi kanla yazılır derler ya… Modern dünyanın tarihi de bu tip hikayelerle dolu maalesef. Zaten tek bu örnek olsa adamın akıl sağlığı yerinde değil diye düşünürdük. Fakat ta 1908’de bile Charles Guthrie isimli bir amerikalı hekim de aynı Demikhov’un deneyini gerçekleştirmişti. Ve birçoğu kayıtlara bile geçmemiş sayısız, binlerce deney. Ki bunların bazıları esir kamplarında insanlar üzerinde bile uygulanan deneyler.

Dönemi iyi anlamak lazım o yüzden. Başta söylediğimiz gibi. Bilimsel gelişmelerin başıboş olduğu dönemler bunlar. Bazı olağanüstü durumlar için olağanüstü çözümlerin çok sıradanlaştığı dönemler. Atom bombası bile tek başına bir örnek olabilir. Yüzbinlerce insanın canıyla ödenen bir bedel sonrası gelen anlaşmalar, düzenlemeler.

Bunun ötesinde bugün organ nakli birçok organ için hepimizin gayet sıradanlaşmış bir olgu. Sadece 2022 yılında dünyada 157.000 organ nakli gerçekleşmiş. Böbrek başta olmak üzere birçok organ nakli ile yüzbinlerce insan ikinci bir şansı elde etmiş durumda. Ama buraya nasıl geldik? 1950’lerde organ nakli diye bir şey çok ama çok sınırlıydı. Çok temel bazı nakiller dışında örneğin böbrekleriniz iflas ettiğinde yaşama şansınız yoktu. İşte bu da bizi tüm nefretimizi topladığını düşündüğüm Demikhov’un asıl amacına getiriyor.

Demikhov kendince bu deneyler ile milyonlarca hayat kurtarılabileceğine inanıyordu. Bu deneylerle öğrendiklerini ilk fırsatta insanlarda denemek için de sabırsızlanıyordu hatta. Life dergisinin muhabirine de operasyondan sonra bunu anlatmıştı. Zira o da bunu sormuştu “Bir köpeğe kafa nakli yaparak neyi amaçlıyorsunuz? Bunun pratikte ne faydası var?”

Demikhov bunun üzerine “Sana haberlerim var. Yakında buradaki çalışmalarımızı, projemizi Sklifosovsky Enstitüsüne taşıyacağız.” Bu enstitü Moskova’nın en büyük hastanelerinden birine bağlıydı. Zira artık insanlar üzerinde deney yapmaya hazır olduklarını düşünüyordu. Bunun üzerine bu enstitüde bir doku ve organ bankası kurmayı ve bu bankadan ihtiyacı olan insanlara organ ve doku nakli yapmayı düşündüklerini de söylemişti. Çok da rahattı bu konuda. “Normalde ölümcül olabilecek bir organ hasarı ile birisi bize geldiğinde ona bankamızdan organ nakledeceğiz. Yani. Zaten ölecek. Kaybedecek bir şeyi yok. Başarılı olursak yaşar. Olamazsak bir dahaki sefere deriz.”

Nasıl rahat değil mi? Ama durun. Muhabir “peki doku ve organları nereden bulacaksınız” diye sorduğunda da şöyle diyor. “Yani Moskova’da her gün türlü sebeplerle bir sürü insan ölüyor zaten. Bu insanların birçok organı hala çok sağlıklı oluyor. Bu organları alıp ihtiyacı olanlara vereceğiz. Bu kadar basit.”

Ve hatta ilk insan deneğini de bulmuştu Demikhov o zamanlarda. Çocukluğunda araba çarpan ve bir bacağını kaybeden 35 yaşında bir kadın. Demikhov’un peşini bırakmıyor. “Kimse benimle evlenmek istemiyor. Bana bir bacak bul” diyor. Demikhov tam da bunu söylüyor “Başımın etini yiyor yıllardır” diyor. “Doğru uzunlukta ve şekilde doğru bir bacak bulduğumda ona bir bacak nakledeceğim.” Yani damarlar sorun değil, onları bağladıktan sonra kemiği de hallederiz bir şekilde ama sinirler konusunda emin değilim. Orada sorun yaşayabiliriz. Uymazsa yeniden keseriz zaten. Ama bence olacak…”

Bu arada tam konuşurlarken yanlarına Palma isimli bir köpek de geliyor. Demikhov ne derse yapan uyumlu bir köpek. Onun hikayesini de anlatıyor Demikhov. Ona da fazladan bir kalp nakletmiş ve o anda gayet sağlıklı bir şekilde yaşıyormuş. “Ona fazladan bir kalp verdiğim için bana kızgın değil görüyorsun” diyor. Ve ekliyor “Görüyorsunuz. Organ nakli tamamen uygulanabilir bir işlem. Bana kalırsa tıbbın gelecekteki en önemli çalışması bu olacak. İnanılmaz olasılıklar sunuyor…” Offf. Zordu değil mi… Tam bu noktada duygularınızı merak ediyorum. Nereden nereye evrildi video boyunca? Yoksa tamamen sabit mi kaldı? Biliyorum.

Kolay değil fakat zihnimizi kimi zaman bulunduğumuz zamanın dışına da çıkararak düşünmek gerekebiliyor. Bazı şeyleri anlamak, anlamlandırmak için kodlarımıza işlemiş bazı değerleri de kenara bırakmak gerekebiliyor. O nedenle ben bir yargıda bulunmadan kapatmak istiyorum bu konuyu. Burada şahsi görüşlerin ötesinde kolektif bilincin daha değerli olduğuna inanıyorum. Top sizde…

Kaynaklar ve ilgili okumalar

  1. Özgün Bebar Bilim videosu
  2. İlgili okuma (Wikipedia, İngilizce): Vladimir Demikhov