Bebar Bilim · Merak, evrenin en iyi başlangıç noktasıdır.
Bilim Tarihi

Satoshi Nakamoto Hakkındaki Son İddialar ve Tüm Gerçekler

▶ YouTube’da izle ↗

Oynatınca YouTube’a bağlanılır. YouTube’da aç ↗

Bu yazı, 20 Ekim 2024 tarihinde yayımlanan Bebar Bilim videosunun metninden uyarlanmıştır. Güncel gelişmeler içeren değerlendirmeler özgün yayın tarihinin bağlamındadır.

30 Ekim 2008. Bir makale yayımlandı o gün. Ve o gün dünya yepyeni bir para ile tanıştı. Dijital para, dijital altın, merkeziyetsiz para terimleri girdi hayatımıza. Bilgisayarın en küçük veri birimi, bir anlamda atomu diyebileceğimiz “bit” terimi ile para anlamına gelen “coin” kelimesi birleşti ve “Bitcoin” doğdu bu makale ile. Ama hepsinden öte o gün, o makale ile internet tarihinin en büyük gizemi de hayatımıza girdi. İsimsiz bir kahraman. Tabi kimine göre kahraman. Kimine göre dünya finans sistemini yok etmek isteyen bir korsan.

Yarattığı bu dijital para biriminin neredeyse %10’unu hala cüzdanlarında taşıyan, bugünkü değerleme ile 60 milyar dolardan fazla tutan bu servetinin bir kuruşuna bile dokunmayan biri. Ya da birileri. Biz onu “Satoshi” olarak biliyoruz. Satoshi Nakamoto… Ama bu isim elbette bir mahlas. Biri veya bir grup tarafından kullanılan bir maske. Tam da bu yaratılan merkeziyetsiz dijital para biriminin felsefesine uygun bir şekilde, isimsiz bir yaratıcı. Kendi tabiri ile yıllardır sömürülen, finansal krizlerle beli bükülen kitleleri özgürleştirmeye ant içmiş bir oluşum.

Peki bu maske düşerse ne olur? Satoshi Nakamoto’nun sadece etten kemikten bir insan olduğu, bir gecede cüzdanlarını boşaltıp o özgürleştirme vaadinin altına dinamiti koyup ortadan kaybolabileceği ve bir gecede milyonlarca insanı beş parasız bırakıp gidebileceği ortaya çıksa? Kimine göre bu yine insanlık tarihinin en büyük insani krizlerinden birinin fitilini ateşleyebilir. Ve görünüşe göre bir adam bu fitili ateşlemenin peşinde.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan ve çok büyük iddialarda bulunan HBO imzalı Money Electric: The Bitcoin Mystery belgeselinin yönetmeni Cullen Hoback bu belgeselde Satoshi Nakamoto’yu bulduğunu iddia ediyor. Bitcoin topluluğundan, uzmanlardan oluşan bir grup ile yaptığı röportajlar ve bu röportajlardan edindiği bilgiler üzerine iz süren Hoback’e göre Satoshi Nakamoto’yu açıklayacağını söylemişti belgeselin ilk fragmanında. Ve bunu öyle iddialı bir şekilde yapmıştı ki dünya bunu öğrendikten sonra bambaşka bir yer olacak, ABD seçimleri bile etkilenecek söylentileri dolaşmıştı.

Şimdi. Ben tabi sizin için hem belgeseli, hem belgeselde anlatılanları, bu iddiaların ne denli güçlü olduğunu ve Satoshi Nakamoto’nun açıklanıp açıklanmadığını araştırdım tabi ki. Ve birazdan en basit haliyle bu belgeselin nasıl bir fiyasko olduğunu anlayacaksınız ama daha da önemlisi Satoshi’nin kimliğini elbette kimse bilmiyor olsa da çok daha geçerli argümanlarla sizin için bir dosya bulacaksınız bu yazıda. Ama daha da önemlisi, satoshi’nin hikayesini biz kendi araştırmamız ile irdelerken, daha önce duymadığınız detayları, çok ilginç sembolleri, bu felsefenin çıkış ve varış noktasını konuşacağız ve bunları konuşurken de bazı kapılar açacağız.

Öncelikle. Belgeselin iddiasına gelelim hemen. Hoback’e göre Satoshi Nakamoto eski Bitcoin geliştiricilerinden Peter Todd’dan başkası olamaz. Evet. Belgesel boyunca kendince bazı kanıtları bir araya getirdiğinde ulaştığı sonuç bu. Şimdi dolaylı delillerle zaman kaybetmeyelim, Hoback’in elle tutulur iki iddiasından bahsedelim. Birincisi Peter Todd’un kendisinin Satoshi Nakamoto olduğunu açıklaması. Evet. Peter Todd bir sohbet sırasında kendisine “Sen Satoshi misin?” diye sorulduğunda. “Hee. Evet. Ben Satoshi’yim” diyor. Bu. İkincisi ise biraz daha üzerine düşünülebilir bir kanıt.

Satoshi Nakamoto’nun Bitcoin Talk forumunda 2010 yılında yazdığı bir posta Peter Todd’un verdiği cevap Hoback’e göre bir işaretti. Çünkü Satoshi’nin yazdığı şey ile Peter Todd’un yazdıkları sanki birbirinin devamı gibiydi ve Hoback’in buradan çıkarımı Peter Todd hesapları karıştırıp kendi yazdığını devam ettiriyordu. Bu. Ve satoshi bu posttan 2 gün sonra 12 Aralık 2010’da son postunu yazıp ortadan kayboluyor. Peter Todd da o dönemlerde forumda yazmayı bırakıyor. Bu da ayrı bir işaret. Ama özünde elle tutulur bir şey… Gördüğünüz üzere. Yok. Zaten belgeselle şu anda bayağı dalga geçiliyor ve dağ fare doğurdu yorumlarına yol açıyor.

Şimdi biz kendi araştırmalarımıza gelelim. Öncelikle şunu söylemekte fayda var. Bitcoin topluluğu Satoshi’nin kimliğini hiç merak etmiyor. Üstüne. Kimliğinin gizli kalmasını tercih ediyorlar. Hatta satoshi’ye ait 1.1 milyon bitcoin’lik cüzdanları da sonsuza dek kilitlenmiş var sayıyorlar. Satoshi’nin bu cüzdanlara hiçbir şekilde dokunmayacağına güveniyorlar. Aksi halde zaten başta da söylediğimiz gibi bitcoin’in çıkış felsefesi tamamen çöker.

Çünkü burada bir neslin arkasında durduğu bir hikaye var diyor kimileri. Anonim bir geliştiricinin devrimsel bir para birimi icat edebilmiş olması finansal krizlerle boğuşan, hükümetlere güvenini kaybetmiş ve ekonomik bağımsızlık isteyen bir nesil için çok büyük bir umut olmuştur diye de ekliyorlar. 2009’da yine satoshi’nin yazdığı bir post da bunu destekliyor: “Geleneksel para birimleri ile ilgili asıl problem bu para sistemi tamamen güven üzerine kurulmuş durumda. Güvendiğimiz kurumlar ise baştan aşağı yozlaşmış ve herhangi bir krizde önce onlara güvenenleri harcamayacaklarını kimse bilemez.”

Ve 2008’de bir anlamda bitcoin’i icat ettikten sonra ortadan kaybolması, büyümesi için onu topluluğa emanet etmesi, herhangi bir müdahalede bulunmaması ve onu veya onları dünyanın en zengin insanları listesinde ilk 50’ye sokacak bir paraya da 15 yıldır dokunmaması bu felsefesini de destekliyor aslında.

Şimdi. Satoshi’yle ilgili bildiklerimize gelelim. Kendisinin postlarından öğrendiğimiz kadarıyla bitcoin’i geliştirme süreci 2007’nin ikinci çeyreğinde başlıyor. 18 Ağustos 2008’de ise bitcoin.org alan adını kaydediyor. Bu alanda da bir web sayfası açıyor. 31 Ekim’de ise metzdowd.com isimli bir web sayfasına ait bir kriptografi e-posta listesinde bir makale yayımlıyor. Bu makalenin başlığı da “Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System” “Bitcoin: Eşler Arası Elektronik Nakit Sistemi”… Her şeyin başlangıcı da bu makale zaten. Gelecekte tarihin en önemli makalelerinden biri olarak gösterilecektir büyük ihtimalle.

Buraya bir dipnot düşeyim devam etmeden. Bitcoin ile ilgili özellikle yatırım aracı olarak kullanımı ile ilgili herhangi bir olumlu veya olumsuz bir yorumda bulunmuyorum ve bulunmayacağım da. Bu video bitcoin’den ziyade Satoshi Nakamoto ile ilgili bir tür araştırma videosu olarak görülmelidir. Burada bahsettiklerim kendi görüşlerim değildir. Neyse. Devam edelim.

9 Ocak 2009’a geldiğimizde Nakamoto bitcoin yazılımının 0.1 versiyonunu yazılımcıların projelerini paylaştığı SourceForge’da paylaşıyor ve bitcoin’in ilk bloğunu tanımlayarak bitcoin ağının startını veriyor. Bu ilk blok “Genesis” blok olarak biliniyor ve bu bloğun kaynak koduna baktığımızda burada bir yorum gözümüze çarpıyor. Satoshi’nin amacı ve milliyeti ile ilgili ipucu da burada ortaya çıkıyor. Burada “The Times: 03.January.2009 Chancellor on the brink of second bailout for banks”.

Görünüşe göre bu ağın devreye alınmasından 6 gün önce Times dergisinde yayınlanan bir haberin başlığı. “Başbakan bankalar için ikinci kurtarma paketini onaylamak üzere”… Burada geleneksel para sistemine yapılan gönderme açık. Bankaların sürekli batma aşamasına gelmesi ve devletlerin kurtarma paketi adı altında bu bankaları sürekli batmaktan kurtarmasının bir eleştirisi. Genel olarak mevcut finans sisteminin en nihayetinde her durumda vatandaşın aleyhine çalıştığı vurgusu söz konusu.

Burada bankacılık sisteminde temel olarak eleştirilen ve bitcoin’in hedef aldığı temel konsepti de kısaca açıklayalım isterseniz. Satoshi’ye göre asıl problem “kısmi rezerv bankacılığı” olarak bilinen sistem. Kısmi rezerv bankacılığı, bankaların mevduatlarının yalnızca bir kısmını rezerv olarak tutup geri kalanını kredi olarak vermesi esasına dayanan bir sistemdir. Kısmi rezerv bankacılığı, bankaların topladıkları mevduatların sadece küçük bir kısmını elinde tutup geri kalanını kredi olarak vermelerine izin verir. Bu sistemde bankalar, rezervde tuttukları parayı genellikle merkez bankasından veya müşteri mevduatlarından elde ederler.

Sorun şu olabilir: Bankalar ellerinde sınırlı bir rezerv tutarken verdikleri kredilerle yeni para yaratırlar. Bu da, eğer çok fazla insan aynı anda bankalardan paralarını çekmek isterse (örneğin bir ekonomik kriz sırasında), bankaların ellerindeki rezervler yetersiz kalabilir ve bu durum bankaların iflas etmesine veya büyük bir finansal krize yol açabilir. Bu nedenle, ekonomik istikrar açısından riskli olarak görülür. Satoshi’ye dönersek. Genesis bloğundaki haberin İngiltere merkezli olması ilk ipucumuz.

Ağı devreye alan Satoshi bundan sonra 2 yıl kadar, 2010’ların ortalarına kadar diğer geliştiriciler ile birlikte bitcoin yazılımını geliştirmeye devam etti. Daha sonra kaynak kod deposunu ve ağ bildirim anahtarını Gavin Andersen isimli bir geliştiriciye ve bazı alan adlarını topluluğun önde gelen üyelerine dağıtıyor. Sonra ortadan kayboluyor zaten. Burada zihninizde bazı şüpheler canlanmıştır diye tahmin ediyorum. Kaynak kodları, ağ bildirim anahtarlarını filan birilerine veriyorsa. Nasıl iş bu? Diye düşünebilirsiniz. Ben de aynı şekilde düşündüm.

O yüzden burada benim gibi bitcoin’in merkeziyetsizliği konusunda kafası karışık olanlar için bir parantez açmak lazım. Yani kaynak kod deposuna biri veya birilerinin erişimi varsa o zaman nasıl güvenli oluyor ki bitcoin? Yani Gavin Andersen veya bugün itibariyle kaynak koda erişimi olanlar sistemi çökertemezler mi? Bunu da merak edip araştırdım tabi ki: şimdi Kısa cevap: bu mümkün değil.

Bitcoin’in kaynak kod deposuna erişimi olan biri yazılımda değişiklik yapabilir, ancak bu Bitcoin ağı için tek başına bir tehlike oluşturmaz. Çünkü Bitcoin merkeziyetsizdir, bu da şu anlama geliyor: Bitcoin ilk yayınlandığında, kodu indirip kullanan herkes o yazılımın bir kopyasına sahip oldu. Herkes kendi bilgisayarında bu yazılımı çalıştırdığı için, sistem merkeziyetsiz hale geliyor. Yani ağın kontrolü tek bir kişide değil, yazılımı çalıştıran herkesin elinde. Bu da, herhangi bir kişinin ya da grubun Bitcoin ağını tek başına kontrol etmesini engelliyor. Herkesin bu kodu çalıştırabilmesi ve kendi kararlarını verebilmesi sayesinde Bitcoin merkeziyetsiz kalıyor. Ve her kullanıcı hangi yazılım sürümünü kullanacağına kendisi karar verir. Eğer bu kişi kötü bir değişiklik yaparsa, topluluk o sürümü kabul etmeyip eski sürümü kullanmaya devam edebilir. İsteyenler tabi yeni sürümleri de kullanabiliyor. Buna da forking deniyor zaten. Bitcoin Cash gibi yeni sürümler bu kaynak kodda yapılan değişiklikler ve bunun belirli bir kesim tarafından kabul edilmesi sonucu ortaya çıkıyor. Burada eksik olduğunu düşünen ve bu konuda benden daha uzman olan arkadaşlar ekleme veya daha detaylı açıklama yapacaktır yorumlarda. Peki bir soru daha. O zaman bu kodları Gavin Andersen’e vermesinin mantığı ney? Bunun da açıklaması şu: Satoshi, Bitcoin’i başlatan ve ilk geliştiren kişiydi, ancak projenin sürdürülebilir olması için başkalarına devredilmesi ve Bitcoin’in sürekli gelişmesi ve güvenlik açıklarının düzeltilmesi için kaynak kodun güncellenmesi gerekiyordu. Bu güncellemeleri ve geliştirmeleri koordine edecek biri gerekiyordu. Satoshi, bu rolü Gavin Andresen’e devretti, böylece Bitcoin yazılımı zamanla geliştirilmeye devam edebilecekti. Herkesin elindeki sürümü değiştirme zorunluluğu yok, ama geliştirmeler ve iyileştirmeler gerektiğinde topluluğun güvenini kazanan birinin bu süreci yönetmesi önemliydi.

Biz şimdi Satoshi’ye dönelim tekrar. Gavin Andersen’e kaynak kod ve ağ bildirim anahtarını verdi demiştik. Sizin de aklınıza gelmiştir, Satoshi’nin kaynak kodu ve ağ bildirim anahtarlarını devredeceği kadar güvendiği bir kişi olmalı Gavin Andersen. O zaman soru şu: ya Gavin, Satoshi’yi tanıyor olmalı ya da Satoshi Nakamoto Gavin olmalı…

Kaldı ki geçmişte Gavin Andersen’in Satoshi olduğu iddiaları sık sık tartışıldı. Fakat bununla alakalı şöyle bir durum var. Kendisi kesinlikle reddediyor bunu. Ama tabi bu yeterli değil elbette, reddedebilir. İkincisi Gavin ile Satoshi arasında sayısız e-mail alışverişi görüyoruz. Bunların birçoğunu da yayınladı Gavin. Hatta Gavin’e gönderdiği son mail de şu şekildeydi: Benden gizemli biriymiş gibi bahsetmeyi bırak. Herkes kötü niyetli bir korsan olduğumu düşünecek. Gibi bir sitem de var burada.

Yani forumda yazan, Gavin ve diğerleri ile yazışan kişi bu iletişimi sürekli satoshi mahlası ile yürütmüş ve bu topluluk ile teknik meseleler dışında hiçbir şey paylaşmamıştı. Kim peki bu Satoshi? Nasıl bir ipucu bulabiliriz başka? Elbette forumlarda kullandığı profillerine uğramamız lazım ilk olarak. Ve en fazla bilgiyi P2P Foundation web sayfasındaki profilinde buluyoruz. Bu profile göre Satoshi 2012 yılında, Japonya’da yaşayan 37 Yaşında bir erkek. Doğum tarihi ise 5 Nisan 1975. Ee. Bayağı daralttık o zaman. Çoktan bulunmuş olması lazımdı bu bilgilerle. Ama işin aslı öyle değil tabi. Zeki bir insan veya insan grubu olduğunu söyleyebiliriz.

Zira 5 Nisan 1975 tarihi de yine bir sembol. Evet. Finans sistemine bir gönderme. 5 Nisan özellikle tek başına çok önemli.

Çünkü 5 Nisan 1933 yılında dönemin ABD başkanı Franklin Roosevelt bir kararname yayınlamıştı, bayağı ünlü bir kararnamedir bu. 6102 sayılı kararname olarak bilinir. 6102 numaralı kararname bireylerin altın bulundurmalarını yasaklıyordu. Bu kararnamenin amacı, Büyük Buhran döneminde ABD ekonomisini stabilize etmek için halkın elindeki altının devlete teslim edilmesini sağlamak ve doların altın karşılığını gevşetmekti. Yani, insanlar sahip oldukları altınları devlete satmak zorundaydılar ve karşılığında kağıt para alıyorlardı. Bu yasa, bireysel özgürlükleri kısıtladığı ve devletin ekonomik krizle mücadelede aşırı bir güç kullanmasına olanak sağladığı için tartışmalıydı.

Kararnamenin kaldırılması ise, 1970’lerde ABD’nin altın standardını tamamen terk etmesiyle mümkün oldu. 6102 numaralı kararın kaldırılması, bireylerin tekrar özgürce altın sahibi olabilmesinin önünü açtı ve piyasanın serbestçe işleyebilmesine katkı sağladı. Bu durum, altın ticaretinin normalleşmesine ve bireylerin servetlerini koruma konusunda daha fazla seçenek elde etmesine yardımcı oldu. Satoshi’nin doğum tarihim dediği 5 Nisan 1975 ise bu kararnamenin yürürlükten kaldırıldığı tarihti. Satoshi doğum tarihi ile bile bir mesaj veriyordu aslında. Ama ne kadar daha yaklaşabiliriz Satoshi’ye biz ona devam edelim.

İlk olarak dikkat çeken noktalardan biri kullandığı dilin ana-dili seviyesinde İngilizce olması. O yüzden birçok kişiye göre Japon olma ihtimali düşüktü. Bu iddiayı destekleyen diğer unsurlar da yine kullandığı kelimelerde gizliydi. Örneğin “çok zor” için “bloody hard” deyimini kullanıyordu. Ayrıca gri yazarken “Gray” değil de “Grey” olarak, renk yazarken “Color” değil de “Colour” olarak yazıyordu. Bilenler bilir. İngiliz ve Amerikan ingilizcesi arasındaki temel farklardan biridir bu kelime yazımlarındaki küçük nüanslar. Satoshi İngiliz ingilizcesi kullanıyordu. Bloody Hard tabiri de bayağı bayağı İngiliz kullanımıdır zaten.

Bir de şu var. Bazı insanlar Satoshi’nin forumlarda yaptığı paylaşımların zamanlarının bir listesini çıkardıklarında Satoshi Nakamoto’nun Greenwich Mean Time’a (GMT) göre sabah 5 ile 11 arasında aktif olmadığını, bu zaman diliminde uyuduğu ortaya çıkıyor. Bu zaman dilimi, Japonya saatiyle öğleden sonra 2 ile akşam 8 arasına denk geliyor, bu da Japonya’da yaşayan biri için alışılmadık bir uyku saati olurdu. Yani büyük ihtimalle İngiltere’de veya ABD’nin doğu bölgesinde yaşıyordu Satoshi.

Genesis bloğunda da Londra’nın Times gazetesinden alıntı yapması yine bir gösterge olarak kabul edildiğinde Satoshi’nin İngiltere’de yaşayan bir İngiliz olduğu çıkarımı çok yanlış olmayacaktır. Belgeselde iddia edilen Peter Todd’un Kanadalı olduğunu da belirtelim burada. Peki. Satoshi ile ilgili daha fazla ne bulabiliyoruz derseniz aslında pek bir şey yok elimizde.

İyi programcıların Bitcoin kaynak kodu ile alakalı söyledikleri kimliği ile ilgili fikir vermese de yine bir şeyler anlatabilir bize. Uzmanlar koda baktıklarında “karşımızda ya bir grup var ya da müthiş bir dahi” diyorlar. Bu kodu tek bir insanın tasarlamış olması çok düşük bir ihtimal diye de ekliyorlar. Peki. Elimizde ne var derseniz? Adaylar, iddialar, şüpheler var. Sayısız aday çıktı. Kimi belgeselin yönetmeni gibi araştırarak birilerinin Satoshi olduğunu iddia etti, kimileri “Hayır benim Satoshi” diyerek kendini öne attı. Hepsine değinmeyeceğim ama bahsetmeye değer bir iki isimden bahsedelim isterseniz.

Önce misal Satoshi Nakamoto isminde biri olamaz mı değil mi? Bu araştırıldı mı mesela? Evet. Elbette. Ve buradan ilginç bir hikaye de çıktı. Burada yorumu size bırakıyorum. 1956 doğumlu bir kriptografi uzmanı olan Hal Finney çok ilginç bir karakter bu hikayede. Öncelikle kendisi Satoshi’den sonra bitcoin yazılımını kullanan ilk insandır. Bu pek bir şey anlatmasa da çok önemli bir detay var Hal Finney’in hayatında. Kendisinin yaşadığı California’da evinden sadece birkaç blok ötede yaşayan bir adamın ismi: Dorian Satoshi Nakamoto… İlginç değil mi? Bitcoin’i ilk kullananlardan biri, yakınlarında Dorian Satoshi Nakamoto adında biri yaşıyor.

Bunu ortaya çıkaran Forbes dergisinden gazeteci Andy Greenberg’ti bu araa. Greenberg burada da kalmamış Hal Finney’nin yazıları ile Satoshi’nin forum postları arasında dilbilimsel bir analiz yapılması için bir analiz şirketi ile de anlaşmıştı. Şirketin analiz sonucuna göre de yazı tarzları, dil kullanımı açısından Hal Finney ile Satoshi çok büyük ihtimalle aynı kişiler olmalıydı. O zaman? Hal ya Satoshi için bir hayalet yazar durumundaydı ya da bildiğimiz komşusunun ismi ilginç gelmiş ve bunu mahlas olarak kullanmıştı. Satoshi Nakamoto kendisiydi.

Fakat Hal Finney ile buluşan gazeteci Satoshi ile aralarındaki e-mail’leri görüyor, Hal’ın bitcoin adresi de biliniyor ve buradaki işlemler de gayet açık, hatta Satoshi ilk işlemlerde Hal Finney’e bitcoin de göndermiş ve Hal geri ödemediği için kötü hissettiğini de söylemiş, Hal’ın diğer kanıtlarını da gördükten sonra Hal’ın Satoshi olmadığına ikna olduğunu açıklıyor.

Burada dediğim gibi yorumu size bırakıyorum. Ama diyelim ki Hal değil. O zaman Dorian Satoshi Nakamoto çok iyi bir aday olmalı? Japon asıllı ABD’li bir adam. Bir fizikçi özünde. Ama gizli savunma projelerinde sistem mühendisliği ve başka şirketlerde teknoloji ve finans alanlarında uzmanlaşmış bir bilgisayar mühendisi olarak da çalışmışlığı var. Devletle de arası pek iyi değil. Birkaç kez işten çıkarılmış hatta. Ve bir gazeteci kendisiyle konuştuğunda bitcoin ile ilgili bir soru soruyor ve “Ben artık o işlerle ilgilenmiyorum, başka insanlara devrettim, onlar ilgileniyor.” Diye cevap veriyor.

Ve haliyle bayağı olay oluyor. Gazeteciler kapısında sabahlamaya başlıyor, peşini bırakmıyorlar. Adam yanlış anlaşıldığını, başka bir soruya cevap verdiğini, bitcoin’i ilk defa duyduğunu vs. söylese de pek peşini bırakmıyorlar. Bunun üzerine Satoshi uzun süre sonra ilk defa bitcoin forumundaki hesabına girip “Dorian Nakamoto” değilim yazıp çıkıyor. Başka bir kanıt da bulunamadığı için Dorian’ın da peşi bırakılıyor bir süre sonra. Başka isimler de öne çıkıyor ancak elle tutulur adaylar şu an için bunlar. Genel kanıya gelirsek.

Bazı isimler burada bahsettiğimiz Hal Finney, Dorian Nakamoto ve Andersen ile birlikte bahsetmediğimiz diğer geliştiricilerin aslında ortak bir şekilde Satoshi olduğuna inanıyor. Bir grup ve bu grup içerisinde her birini bir miktar satoshi’ye bağlayabilseniz de hepsi ağız birliği yaparak reddediyor ki mantıklı olan da bu gibi görünüyor. Ama kaldı ki, yine başta bahsettiğimiz gibi bu bilgiyi kim istiyor derseniz? Aslında kimse istemiyor, kimse ilgilenmiyor. Özellikle bu konuya ait topluluklar Bitcoin’in ortaya çıkış felsefesine gölge düşmesini hiç istemiyor.

Biz de bugün zaten Satoshi’nin kimliğinin peşinde yaptığımız bu yolculukta bir hikayeye tanık oluyoruz. Yeni bir “şeyin” doğuşu. Henüz etkilerine tanık olmadığımız, yarın ne denli büyük bir etki yaratacağından emin olamadığımız bir şey var karşımızda. Çıkış felsefesi, savunduğu değerler açısından halkın ihtiyaçlarına cevap vermesi beklenen, insanı yozlaşmaya müsait kurumlara karşı koruması amaçlanan bir şey. Ancak bugünkü haliyle spekülatörlerin elinde yine sıradan vatandaşa satılan bir hayal ve onların ceplerini boşaltmak için kullanılan bir araca dönüştüğüne de tanık oluyoruz. Kripto paralardan hiç bahsetmedim farkındaysanız. Zaten anlayacağınız üzere en başından mevzu hiç bu değildi. Bilemiyorum. Belki de yine iyi niyetle ortaya çıkarılan bir teknolojinin kötüye kullanımı hikayesine dönüşmesi de muhtemel. Ama bunun bir geçiş dönemi olması da muhtemel. Zira asıl önemli olandan hiç bahsetmedik burada. Konumuz da bu değildi ancak asıl önemli olan bu dijital para biriminin arkasındaki blockchain teknolojisidir. Ve dijitalleşen dünyada yarın hayatımızın merkezinde olacak tüm araç, gereç ve hizmetlerin bel kemiği olabilecek bir şey de duruyor bir taraftan.

Ama buraya bir virgül koyarak satoshi meselesini bu virgülle kapatalım dilerseniz. Dokunduğumuz ama derinine inmediğimiz bu mevzulara da başka sayfalar açarız dilerseniz.

Kaynaklar ve ilgili okumalar

  1. Özgün Bebar Bilim videosu
  2. İlgili okuma (Wikipedia, İngilizce): Satoshi Nakamoto